<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106</id><updated>2012-01-25T20:32:40.053+02:00</updated><title type='text'>Bizden haberler</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>181</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1588527518813375640</id><published>2012-01-25T16:09:00.000+02:00</published><updated>2012-01-25T16:09:08.130+02:00</updated><title type='text'>Anne dediğinin idealisti makbul</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben eskiden eskiden çok idealist bir anaydım :) Efendim erkek çocuk da olsa silahı kılıcı olamaz. Savaşmayı dövüşmeyi vurmayı öğrenmesin. Kavgadan kime fayda var derdim de derdim. Annelik bildiğin dediklerini yutma sanatıymış. Zavallı evladım, kreşe başladı başlayalı anne o bana vurdu bu benim saçımı çekti diye şikayetle geliyordu eve. Hele ilk haftalar her gün yüzünün ayrı yerinde ayrı çiziklerle. Baktık olacak gibi değil, bu konuyu kreş görüşmemizde açtım. Ben ona vur demem diyemem dedim orada da. Pedagog ise vurmasın tabi ama kendini korumasını öğrensin. Arkadaşı vurmaya kalktığında durdurabilsin dedi. Bu sefer öyle tavsiye ettik kuzuya. Geçen haftalarda bir ay anneanne dede saadeti yaşadığı için ara vermişti kreşe. Dönüşünde yine söyledik. Durdurabilirsin arkadaşını. Güzelim, o gün sevinçle geldi okuldan. Anne kimse saçımı çekemedi diye :) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben ne kadar vurduya kırdıya karşıysam da baba genlerinden gelenlerle buna karşıydı. Herşeyi öğrenmesi kanaatinde. Bizde silahla oynardık, adam mı öldürüyoruz şimdi yaklaşımındaydı. Eh hak vermek zorunda kaldım. Bir çocuğu şiddete itenin mutsuzluk olduğuna, böyle oyunların onu saldırgan yapmayacağına ikna oldum ya da ikna olmak durumunda kaldım. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir de daha Ahmed doğmadan görüp bir korsan kitabı almıştım. Bizimki daha onunla paylaşmaya karar vermeden buldu getirdi bir gün kitabı. O gün bugündür. Hayatımız korsan. Oğlan kaptan korsan, ben anne korsan, baba genelde Peter Pan :) Kaşla göz arasında Peter Pani de anlatmış babası. Bir iş seyahati sonrası babaya sipariş verildi. Gelirken korsan kıyafeti getir baba. Baba da ayrılık durumuna dayanamamış. Nur topu gibi bir korsanımız oldu evde. Şimdilerde evde böyle dolaşıp anne korsanla, kaptan korsan Peter Pani yakalayıp denize atıyoruz. Bazen de askerler korsanları yakalıyorlar. İşin ucu kaçtı anlayacağınız..&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-F_-hcSCPnn8/TyAMctQWQPI/AAAAAAAABXw/472J6dvt-Xc/s1600/IMG_0616.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" gda="true" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-F_-hcSCPnn8/TyAMctQWQPI/AAAAAAAABXw/472J6dvt-Xc/s320/IMG_0616.JPG" width="239" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-TMg4PNQ-7Nc/TyAMY_aDcNI/AAAAAAAABXo/h2xLodBobCA/s1600/IMG_0613.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" gda="true" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-TMg4PNQ-7Nc/TyAMY_aDcNI/AAAAAAAABXo/h2xLodBobCA/s320/IMG_0613.JPG" width="239" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-St-0jfu4-Bk/TyAMTwoRYnI/AAAAAAAABXg/bS1ts_9kmU4/s1600/IMG_0612.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" gda="true" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-St-0jfu4-Bk/TyAMTwoRYnI/AAAAAAAABXg/bS1ts_9kmU4/s320/IMG_0612.JPG" width="239" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1588527518813375640?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1588527518813375640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1588527518813375640' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1588527518813375640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1588527518813375640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2012/01/anne-dediginin-idealisti-makbul.html' title='Anne dediğinin idealisti makbul'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-F_-hcSCPnn8/TyAMctQWQPI/AAAAAAAABXw/472J6dvt-Xc/s72-c/IMG_0616.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8906274368041889044</id><published>2011-12-07T19:30:00.000+02:00</published><updated>2011-12-07T19:30:01.785+02:00</updated><title type='text'>Fransa Aktivitesi - Thoiry Safari Park</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu aslında çok önceden paylaşmak istediğim ama karambole giden yazılardan biri. Paris yazılarına devam eder miyim bilmiyorum ama bu diğerlerinden daha değişik ve belki de az bilinen bir şey olduğu için yazmak istiyorum. Parise 3 günlüğüne gidiyorsan yapılabilecek bir aktivite değil her şeyden önce ama&amp;nbsp;daha uzun bir tatilin bir gününü kesinlikle buraya ayırmalısınız. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Biliyorum, birçok arkadaşım hayvanat bahçesi konseptine karşı. Hayvanların doğal ortamlarından alınarak, küçük ortamlarda dengeleri bozulmuş olarak insanlara teşhir edilmesini doğru bulmuyorlar. Katılmamak elde değil bu görüşe fakat benim kusurum da bu. Ben bir Hayvanat Bahçesi hastasıyım. Gittiğim her yerde vakit müsaitse,&amp;nbsp;imkan varsa muhakkak görmeye çalışırım. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kardeş de bana benziyor, daha gelmeden ne olur bir günü bir hayvanat bahçesi gezmeye ayıralım dedi. Araştırmaya başladım fakat Parisin orta yerindeki bahçe yeniden yapılandırılmak üzere kapatılmış ve 2014e kadar açılmayacakmış diye okuyunca çok üzüldüm. bu sefer civar illeri araştırmaya başladım ve Thoiry ile işte o zaman karşılaştım. Bazı bilgileri eksik verebilirim. Detaylı bilgi için &lt;a href="http://www.thoiry.net/parc_animalier.php?lang=en"&gt;Thoiry Safari Park&lt;/a&gt; sayfasına bakabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Burası için bir tam gün ayırmak gerekiyor. Aracınız varsa kendi başınıza gitmeyi deneyebilirsiniz ama Agence Paris Vision (Rue de Rivoli -&amp;nbsp;Louve Müzesinin hemen yanındaki caddede) düzenlediği turlar var. Biz bu turlarla gittik. Turla giderseniz aracta 1-2-3-4 numaralı koltuklara oturmaya gayret edin mutlaka :) Biraz sonra anlatacağım şeylerden dolayı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Thoiry bir aile soyismi. Araziler bu aileye aitmiş. Alan içerisinde bu aileye ait ve ziyarete açılmış bir de ev bulunuyor.Park üç bölümden oluşuyor. Safari diye adlandırdıkları konukların araçlar içerisinde hayvanların ise özgürce ortalarda dolaştığı bölüm. Bildiğimiz hayvanat bahçesi olarak düzenlenmiş bir bölüm ve şato.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Araçta işte sırf bu sebepten en önde oturmak olabildiğince görüş açısı olduğundan önemli. 1.5 saatlik süren bir gezi esnasında etrafta rahatça dolaşan antiloplar, filler, zürafalar, zebralar, ayılar, aslanlar görüyorsunuz. Kimi işi kapmış arabalara gelip onlardan yiyecek almaya bayılıyorlar. Sadece aslanların olduğu bölümde çok ciddi uyarılar ile bütün camların muhakkak kapatılması gerektiği anonsları yapılıyor. Aslanların olduğu alanda ayrıca acil bir durumda müdahale edebilecek bir ekip de var.&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-n_y7_jpVSXs/TsQwBZCn14I/AAAAAAAABWI/tYzmNjUpmDM/s1600/100_5815.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-n_y7_jpVSXs/TsQwBZCn14I/AAAAAAAABWI/tYzmNjUpmDM/s320/100_5815.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-kDjG4TbNwrU/TsQwN47mC7I/AAAAAAAABWQ/2bapwulCboo/s1600/100_5818.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-kDjG4TbNwrU/TsQwN47mC7I/AAAAAAAABWQ/2bapwulCboo/s320/100_5818.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-HP3r9mGzYRw/TsQwS2J_fII/AAAAAAAABWY/pSVNyaax-rs/s1600/100_5830.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-HP3r9mGzYRw/TsQwS2J_fII/AAAAAAAABWY/pSVNyaax-rs/s320/100_5830.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-U1ROfELJ34c/TsQwbfRSRxI/AAAAAAAABWg/Wurqv7r8Iu0/s1600/100_5852.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-U1ROfELJ34c/TsQwbfRSRxI/AAAAAAAABWg/Wurqv7r8Iu0/s320/100_5852.JPG" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-eJ0LlPqwSFk/TsQwmF12tRI/AAAAAAAABWo/mm-krxnhFxM/s1600/100_5884.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-eJ0LlPqwSFk/TsQwmF12tRI/AAAAAAAABWo/mm-krxnhFxM/s320/100_5884.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İkinci kısım gerçekten şimdiye kadar gördüğüm en büyük bir hayvanat bahçesi. Burada da Türkiyede hiç görmediğim güzellikler gördüm. Ufak bir alanda keçiler, koyunlar, kuzular insanların yaklaşıp onları sevebileceği şekilde yaşıyorlar. Küçük çocukların bu hayvanlara olabildiğince yaklaşması kaynaşması için düzenlenmiş.&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-glDI_6-f9Kw/TsQwto0vF7I/AAAAAAAABWw/6N8RMSlpyEc/s1600/100_5941.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-glDI_6-f9Kw/TsQwto0vF7I/AAAAAAAABWw/6N8RMSlpyEc/s320/100_5941.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu kısımda en etkilendiğim şu oldu. Bir çok hayvanat bahçesinde olduğu gibi hayvanların beslenmeleri ziyaretçilere açık ve bir nevi gösteriye dönüştürülmüş. Elinizdeki listeden hangi saatte hangi hayvanın besleneceğine dair bilgiyle o alana gidiyorsunuz. Biz bir tek aslanları görebildik ama çok etkilendik. Birincisi ben bu kadar çok aslanı hiç bir arada görmedim. Ayrıca bu kadar bakımlısını hiç görmedim.&amp;nbsp; Bizim hayvanat bahçelerimizdeki aslanlar bunların yanında kedi yavrusu gibi duruyor. Aslanların yaşam alanının ortasına camdan bir tünel yapmışlar. İnsanlar bu tünelin içinde bu beslenme saatini izliyorlar. İnanılmaz bir izdiham vardı haftaiçi gitmemize rağmen.Bakıcıları etlerin bir kısmını bu tünelin üstüne atıyor ve bir anda devasa bir aslan tavana zıplıyor. O arada şu cam bir kırılsa ne halt ederiz diye geçirmedim değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-N2bE5Dtfd9I/TsQw8ULA62I/AAAAAAAABW4/W_Q7f3DE9Ug/s1600/100_5964.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-N2bE5Dtfd9I/TsQw8ULA62I/AAAAAAAABW4/W_Q7f3DE9Ug/s320/100_5964.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-EMorxcEtv2M/TsQxBwZlnRI/AAAAAAAABXA/TQH-577quL4/s1600/100_5949.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-EMorxcEtv2M/TsQxBwZlnRI/AAAAAAAABXA/TQH-577quL4/s320/100_5949.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Benzer bir tünel kaplanların olduğu alanda da var ama oradaki beslenme saatini kaçırmıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-CgV4QcY1cVU/TsQxJ4GAzNI/AAAAAAAABXI/p0dmrMEuoAM/s1600/100_5985.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-CgV4QcY1cVU/TsQxJ4GAzNI/AAAAAAAABXI/p0dmrMEuoAM/s320/100_5985.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;En son şatoyu ziyaret ettik. Filmlerden fırlamış gibi bir evdi. Sadece belirli bölümleri açık olduğundan çok kısa zamanda gezebildik burasını.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-6aWflL5GQUI/TsQxUXhQhlI/AAAAAAAABXQ/07kiT4OCWec/s1600/100_5999.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-6aWflL5GQUI/TsQxUXhQhlI/AAAAAAAABXQ/07kiT4OCWec/s320/100_5999.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-SrMbHKsDbmM/TsQxbJPzlyI/AAAAAAAABXY/nHNQtNLI34k/s1600/100_6011.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-SrMbHKsDbmM/TsQxbJPzlyI/AAAAAAAABXY/nHNQtNLI34k/s320/100_6011.JPG" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8906274368041889044?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8906274368041889044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8906274368041889044' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8906274368041889044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8906274368041889044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/12/fransa-aktivitesi-thoiry-safari-park.html' title='Fransa Aktivitesi - Thoiry Safari Park'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-n_y7_jpVSXs/TsQwBZCn14I/AAAAAAAABWI/tYzmNjUpmDM/s72-c/100_5815.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-584356962233374849</id><published>2011-11-16T23:10:00.001+02:00</published><updated>2011-11-16T23:32:33.433+02:00</updated><title type='text'>Tık tık tık !!! Orda kimse var mı?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;5 ay olmuş dile kolay. Satır yazamamışım. Vakit yetmiyor diyeceğim ama koskoca cumhurbaşkanının bile twitter hesabı var ve orada yazışıbiliyorsa diyorum benim de vaktim yetmeli. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hepi topu tek çocuğum var.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşim haftanın beş günü ama&amp;nbsp;mesaim 8-5. Cumartesileri çalışmıyorum.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Evimiz işe servis ile 30 dakika uzaklıkta.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Oğlan işyerinin kreşinde olduğundan onu ekstra getirip götürme derdi yok.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sabah erken kalkıp kahvaltı hazırlama&amp;nbsp;telaşem yok. Oğlan kreşte, biz işte yapıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Öğlen yemeği sağlam yediğimizden akşam kahvaltılık tarzı aperatif şeyler yiyiyoruz, yemek hazırlama derdi haftasonundan haftasonuna.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;Koca Allah razı olsun, her işe yardım eder. Oğlan desen eteğime yapışmaz.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hiçbir Türk dizisini seyretmiyorum, uzunlukları yüzünden. (Geçen hafta bir Behzat Çyi izledim baştan sonra.) Seyrettiğim yabancı dizi sayısı hepi topu üç.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;AVMlere nadir giderim. Haftada bir iki markete belki.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;twitter hesabım yok, facebooka ayda yılda bir bakıp çıkıyorum.&amp;nbsp;Sadece nurturia hesabım var kullandığım. Onda da ne doğru&amp;nbsp;düzgün güncelleme yazabiliyorum, ne başkalarına yorum. Okuyup okuyup çıkıyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Film en son dün gece&amp;nbsp;aralarda bir sürü uyuyarak seyrettim. Ondan önce seyrettiğim son filmi hatırlamıyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;E peki ben bu vakti nerede tüketiyorum? Neden&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bloga anı yazmayı bırak, hiö kimsenin blogunu doğru düzgün okuyamıyorum bile.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ayaklarımı uzatıp adam akıllı bir filmi baştan sonra seyredemiyorum. Sinema!! Pardon o ne ki?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son 5 aydır&amp;nbsp;tek bir kitabı okumayı bile bitiremedim.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her şey bir tarafa, e hayat böyle mi akıp gidecek.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Keşke yapmadıklarım, yapamadıklarım bunlarla sınırlı kalsa. Daha neler neler var da bunlar bugünlerde en tavan yapmışları. Hele de son şık!!! Ben nerde hata yapıyorum ?&amp;nbsp;Haftasonundan haftasonuna temizlik ve ütü. Arkadaşlarla bir kaç saat görüşme. 3 yaşında bir böcük, insanın bu kadar vaktini alır mı? Bu gidişe bir dur demem lazım.&amp;nbsp; Bebekler rutini sever diye diye kendimizi de bir rutine bağlamışız ama mayası rutinle tutulmamış bünyelere alerji yapıyor bu rutin hayat akışı. Aman yanlış anlaşılmasın hayatımdan şikayetim yok. Derdim kendimle. Bir şekilde ben zamanı yiyiyorum ama nerede olduğunu bulamıyorum. Yoksa yukarıdaki maddelere bakıp isyan ediyormuşum gibi anlaşılmasın. Hepsinden gayet memnunum da işte biraz daha fazlasını istiyorum&amp;nbsp;:)&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-584356962233374849?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/584356962233374849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=584356962233374849' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/584356962233374849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/584356962233374849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/11/tk-tk-tk-orda-kimse-var-m.html' title='Tık tık tık !!! Orda kimse var mı?'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-823492749251945732</id><published>2011-05-26T10:15:00.000+03:00</published><updated>2011-05-26T10:15:39.797+03:00</updated><title type='text'>Meslek erbabı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Daha önce de bahsetmiştim galiba. Ahmedin bu ara gözlem ve taklit olayı tavan yaptı. Bizim işe gidiyoruz dememizden mi bilmiyorum ne zaman ne yapıyorsun diye sorsak iş diye cevap veriyor. Etrafta insanları gözlemleyip her işi yapanın yerine koyuyor kendini. İlk evimize süt getiren amca ile başladı. Ahmed sürekli süt satar oldu. Sonra karpuz satarken birden derece yükseltti doktor oldu :) (Son doktor muayenesindeki doktor hanımın sıcak ilgisi ve alakasıdır sebep) Doktor Ahmed diye çağırılmaktan çok keyif alıyordu. Geçen günlerin birinde pideciye gittik. Fırını epey bir inceledi. Eve gelince büyük bir tahta spatulayı kaptı fırıncı küreği yaptı kendine, bize bol bol pide lahmacun yedirdi derken dün akşam salona gittiğimde aşağıdaki manzarayla karşılaştım. Karı koca birbirimize bakakaldık. Kendi kendine akıl etmiş bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/24235829?title=0&amp;amp;byline=0&amp;amp;portrait=0" frameborder="0" width="400" height="300"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/24235829"&gt;Untitled&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user5704885"&gt;ilknur durgar&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-823492749251945732?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/823492749251945732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=823492749251945732' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/823492749251945732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/823492749251945732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/05/meslek-erbab.html' title='Meslek erbabı'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5283662047660363345</id><published>2011-05-11T22:43:00.000+03:00</published><updated>2011-05-11T22:43:32.225+03:00</updated><title type='text'>Haftasonu gezginleri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bahar geldi mi gelecek mi diye beklemekten yorulduk ailecek. Kışın tek alternatifi neferet etsem de alışveriş merkezleriydi derken sonunda dayanamadık. Yağmursuz rüzgarsız bulduğumuz ilk haftasonunu Ahmedi eğlendirmeye adadık. Denk geldi babası havacılıkla ilgili bir fuara davetliydi. Uçak delisi bir oğlanı götürmeden olmaz diyip takıldık peşine. Kısmetimize fuar havalimanın içinde bir aprondaydı. (Hayır deve yoktu :P). Uçakların kalkış pisti neredeyse dibimizdeydi. Oğlan çoştu çoştu. Gözünün önünde havalanan uçakları görünce zapt etmek biraz zor oldu ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;"Amed uçak binn" &lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;"Olmaz annecim şimdi binemeyiz"&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;"Anne accık binnnn"&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;(Uçak pistine doğru hamle yapma çabaları son gaz sürerken durumun azla çokla ilgisi olmadığını nasıl anlatırsın)&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();}  catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-6imf3gduzpI/TcrlqzOOpmI/AAAAAAAABVw/gtiixXtctL4/s1600/IMG_0014.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 299px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-6imf3gduzpI/TcrlqzOOpmI/AAAAAAAABVw/gtiixXtctL4/s400/IMG_0014.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605545209683158626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Annem bir gün uçağa bineceğiz. Ama önce bilet almamız lazım. Valizlerimizi toplamamız lazım. Şimdi binmeye çalışırsak pilot bize kızabilir" (Dilimi eşek arıları sokaydı da kızabilir demeseydim)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Amed uçak bin. Piyot kıjabiyi" &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;(Aşağı yukarı onbin defa &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;tekrarladı bunu gün içinde)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Yok annecim biletimiz alırsak neden kızsın. Şimdi binmeye çalışırsak diye dedim"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;(Ahmedi kesti mi bu söylediklerim hayır elbette. Takt&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;ı kafaya piyot&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; kıjabiyi)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonrası daha iyiydi. İçeride bir sürü uçak parçası gördü. Uçakların acil inişinde kullanılan kaydırağa benzer aletten kaymak istemesi, uçak motorunun pervanelerine elini sokması haricinde. THY sağolsun. Küçüğüme koca bir çanta hediye verdiler. Hediye delisi oğlan hepsini sahiplendi. Kaleme bile el sürdürmedi. Hepsi Ahmedin hediyesiymiş. İçinden minik bir uçak ve uçak resmi olan çerçeve çıktı. O gün bütün günü o uçağı uçurarak gece de resim çerçevesine sarılarak yattı. Öncesinde de TAIden bir şapka kaptı :) Şapkayı da tüm gün kafadan çıkarmadı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();}  catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-NHeukKrrRv4/TcrlrVEjifI/AAAAAAAABV4/3BJv6Q1aytg/s1600/IMG_0015.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 299px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-NHeukKrrRv4/TcrlrVEjifI/AAAAAAAABV4/3BJv6Q1aytg/s400/IMG_0015.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605545218769390066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fuar çıkışı oraya mı gitsek buraya mı gitsek derken babanın aklına hastası olduğu eminönü geldi. Ahmedin ilk gidişi değil ama her gittiğinde daha bir farkında oluyor. Daha keyifli oluyor. Karaköyde arabayı bırakıp yürüdük. Beyzade arabada uyumayı retettiği için pusetinde sızdı kaldı. Ben köprüdeki balıkçıları göremedi diye yandım ama boşunaymış. Dönüş yolunda hepsini tek tek teftiş etti kendileri. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mısır bizim oğlanın takriben 9 aylıktan beri favori yiyeceği. (Öyle bir videosu var. Babasının elinde koçanı kapıp boş koçanın suyunu emmişti o haliyle) Bir yerde mısırcı görmeye görsün. Allem eder kallem eder yiyeceği yemeği yemez, mısır yesin diye. Dayanamam alırım her seferinde. Bu sefer gıdacı teyze uyardı GDOlu mısır mı yediriyorsunuz çocuğa diye. Öyle ama nasıl başa çıkmalı bilmiyorum. GDOsuz mısır var mı acaba?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();}  catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-l8xCKKP1CPI/Tcrlpwyko5I/AAAAAAAABVg/tJV5JnmZP0c/s1600/IMG_1766.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-l8xCKKP1CPI/Tcrlpwyko5I/AAAAAAAABVg/tJV5JnmZP0c/s400/IMG_1766.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605545191850419090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Mısır çarşısı ayrı bir alem geçti. Tatlı seven çocuğun mısır çarşısındaki hali darı ambarına düşen tavuktan az hallice tabi. Tatlıları Ahmedten ayırmak havuz problemine döndü.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dönüş yolu en keyiflisiydi. Balık tutanların yanında geçti. Bütün kovaları tek tek teftiş etti. Bir bey tam o sırada üç balık yakalamış. Birini Ahmede verdi kovaya atsın diye. Ben hemen korkacak diye atladım ama bir şey olmaz diye geri püskürttüler beni. Ve beni şaşkına çevirir şekilde balığı hiç korkmadan kovaya attı kuzu. Oradakilerin dediğine göre balık kokusunu içine çekmiş bir kere. Sağlam balıkçı olacakmış oğlan. Ne diyeyim kısmet. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();}  catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Yk9ibDdKxkQ/Tcrlqd3B6MI/AAAAAAAABVo/CKWy2XSsdrI/s1600/IMG_0033.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 299px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Yk9ibDdKxkQ/Tcrlqd3B6MI/AAAAAAAABVo/CKWy2XSsdrI/s400/IMG_0033.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605545203948710082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bahar gelsin İstanbulun tarihi yerlerine çıkartmalarımız devam etsin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5283662047660363345?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5283662047660363345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5283662047660363345' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5283662047660363345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5283662047660363345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/05/haftasonu-gezginleri.html' title='Haftasonu gezginleri'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-6imf3gduzpI/TcrlqzOOpmI/AAAAAAAABVw/gtiixXtctL4/s72-c/IMG_0014.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1608228111537598218</id><published>2011-04-21T22:41:00.002+03:00</published><updated>2011-04-21T22:48:47.425+03:00</updated><title type='text'>Onun bisikleti var güzel mi güzel :P</title><content type='html'>&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/21132459?title=0&amp;amp;byline=0&amp;amp;portrait=0" width="400" frameborder="0" height="300"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/21132459"&gt;Untitled&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user5704885"&gt;ilknur durgar&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Havalar düzelsin. Tekrar bisiklete binebilsin diye sayıklıyor. Bugün dedesi dayanamamış sayıklamalara. 10-15 dakika da olsa binebilmiş. Video ilk dışarı denememizden. Biraz acemice kullanıyordu o gün ama artık ayaklarını yerden kaldırıp geziyor sıpa. &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1608228111537598218?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1608228111537598218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1608228111537598218' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1608228111537598218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1608228111537598218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/04/onun-bisikleti-var-guzel-mi-guzel-p.html' title='Onun bisikleti var güzel mi güzel :P'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-4086568284323880315</id><published>2011-04-18T11:22:00.000+03:00</published><updated>2011-04-18T11:22:22.397+03:00</updated><title type='text'>Günler günlerin ardından</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;seni unutmak mecburiyetindeyim diyor Mazhar Alanson... Ben de blogumu unuttum gitti. Unutmak değil ya vakitsizlik diyelim. Günler hızla ama öyle bir hızla akmaya başladı ki artık. Hafta içi Ahmede ayrılabilen vakit 3 bilemedin 4 saat. Haftasonları tam zaman ama boştaki bütün zamanlar Ahmedin. Onun için saniyesini bile çalasım yok ondan. Zaten bilgisayarı açıp başına oturup yazı yazabilmeyi geçtim iki dakika maillerime bile bakmaya müsade etmiyor evin yeni teftiş memuru. Ondan açmaya yeltenmiyorum bile. Televizyon desen aynı. Eskaza ailece ucundan kenarından seyredilecek bir şey bulmaya görelim. Çat diye düğmesine basıp kapatıyor sayın teftiş memuru. İlgi ondan asla başka bir yere odaklanmayacak. Ondan televizyonu da çıkarttık hayatımızdan. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Yine de tek bir fırsat (bkz. İşyerinde kocayı beklerken) da hemen elim bloga gitti. Biraz not tutmalı yine. Yoksa uçup gidiyorlar aklımdan. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ahmed hergün yeni bir şey öğrendiğinden hepsini yazmak mümkün değil. Aklımda kalan belli başlılarını yazayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;* Tuvalet eğitimi alıyor. Yaklaşık iki aydır :) Bol kazalı, gece hala bezli olarak devam ediyoruz. Bazen bir iki gün süper gidiyor her şey. Tamam diyorum oldu. Sonra hoop yine başa sarıyoruz. Geceye hala cesaret edemiyorum. Gündüzü halledemedik ki. (Kıymetli uykumu bölmeye cesaret edemiyorum desem daha doğru olacak ya.) Hiç bir kaynağa bakmadım bu sefer annemin geleneksel yöntemiyle gittik. Üstüne kendimden doğaçlama yaptım. Velakin eğittik mi eğitmedik mi bilmiyorum. Tek bildiğim bez masraflarımızda ciddi düşüş, elektrik, su, deterjan masraflarımızda biraz artış var :P (Bir başarısızlık hikayesi olarak tez elden yazılmalı.)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;* Çılgın bir bisiklet sürücüsü oldu. Denge bisikleti konusunda kafam çok karışıktı. Alalım mı almayalım mı derken Fransaya son gidişimde Türkiyedeki fiyatından bile ucuza görünce almıştım. Tüm kış evin içinde gezdi onunla. Bahar geldiğinde artık yollara çıkmaya hazırdı :) Bir de pedalsız olduğundan düşme olayı daha çok olur diye kask almıştık. Forsuna fors kattı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hiç düşmedi şimdiye kadar gayet kontrollü ve başarılı gidiyor. Etrafta bisikletin ne güzelmiş diyen biri olursa ann ann diye sesler çıkartarak daha da hızla gitmeye çalışıyor. Bir notu düşmeden olmaz. Baba nefret etmişti bisikletten. İlk fırsatta pedallı bir bisiklet alacaktı. Dışarı denemelerimizde bizimkinin kendi başına oraya buraya gidişini ve hepsinden önemlisi gayet hızlı gidişini gördükçe bisikleti sevdi çok şükür. Ailecek kaplumbağa yürüş hızından kurtulduk. Artık biz karı-koca el ele kol kola gezerken Ahmed beyler rüzgara kafa tutuyor :P &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;* Tam bak şu konuşana moduna girdi. Ailecek hastasıyız. Konuşma çabaları düz mantık yaklaşımları. Bazen bu dönem hiç bitmese diye garip istekler geçiyor içimden. Bizi ara ara güldüren diyalogları var. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="COLOR: rgb(51,51,51);font-size:12;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Anne: Yaz gelecek yakında.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Ahmed: Nerden ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;------------------------&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;(Doktorculuk oynarken)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Anne: Doktor Ahmed&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Ahmed: naem (efendimin arapçası)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Anne: Ah doktor bey robotum hastalandı ne verelim&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Ahmed: kukute (çikolata)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;-----------------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Anne: Ahmed bak ahtopot, bak uyuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Ahmed: Uyaaaann&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Anne: Olur mu annecim. Uyusun dinlensin.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Ahmed: Süttt&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Anne: Evet annecim sutunu icmis de uyumus&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;----------------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Parktaki kadın: Bezliyor musun hala?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Zeynep Abla(bakıcımız): Evet bezliyorum. (Kendince nazar deymesin diye yalan söylemiş.)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Ahmed:(Kumda oynarken muhabbete kulak kesilen şahıs) Bez yok teyze, bez yok, bez sık. Kulot var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Zeynep abla renkten renge girmiş sayesinde:)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="COLOR: rgb(51,51,51);font-size:12;" &gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="COLOR: rgb(51,51,51);font-size:12;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-4086568284323880315?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/4086568284323880315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=4086568284323880315' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/4086568284323880315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/4086568284323880315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/04/gunler-gunlerin-ardndan.html' title='Günler günlerin ardından'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-423527906574631566</id><published>2011-03-01T21:47:00.002+02:00</published><updated>2011-03-01T21:52:15.012+02:00</updated><title type='text'>Yedeklendik...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir kıyamettir kopuyor(muş). Blogger engelleniyor diye. Ben olayı ancak yeni duydum. Ne olduğunu kimse çözmüş değil ama yine de tedbirli davranayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinize afiyet çalışmaya başladım. Dağıldım. Toplanamıyorum. Hayatı bu aralar sadece nurturiadan takip ediyorum :) O da günde 5 bilemedin 10  dakika :) Yazacak anlatacak şey dolu ama nedense sıra gelmiyor. Ama iyi niyetliyim, bir gün eski günlerime döneceğimin umudunu taşıyorum. Ondan sebep duyar duymaz blogu hemen wordpresse yedekledim. Tüm blog arkadaşlarımın yaptığı gibi. Bendeki tek değişiklik isim oldu. Vakti zamanında aldığım bir adrese yedekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;https://akliminucundakiler.wordpress.com/&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-423527906574631566?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/423527906574631566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=423527906574631566' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/423527906574631566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/423527906574631566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/03/yedeklendik.html' title='Yedeklendik...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-752279990664103263</id><published>2011-01-19T10:14:00.001+02:00</published><updated>2011-01-19T10:14:44.674+02:00</updated><title type='text'>Ahmedin Altın Bilezikleri</title><content type='html'>Ahmed kuzusu büyüyor büyüdükçe daha çok ilgi alaka istiyor. Ben nedense onunla ilgili not tutmayı erteliyorum hep. Oysa hergün malzeme o kadar çok ki. Erteleme huyum çok kötü. Sonra yazarım diyorum. Sonra aklımdan çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Hergün bir meslek değiştiriyor benimki. Bir gün sütçü, bize bol bol süt satıyor. Sütün kilosu 2 lira ilgilenenlere duyurulur. Cuma günleri gelen sütçü amcamız (Ahmetçesi Şüt amca) var. Onu göre göre süt ticaretine girdi bizimki.  Benim ikea eleğim sütçü amcanın ölçeği yerine. Tepsilere de sütleri dökmek için kullanıyor. Yaptığı işe saygısı büyük, müşterisinin önüne asla kravatsız çıkmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TTaHE9Cmn8I/AAAAAAAABU4/cBu7LFR_178/s1600/P1145747.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TTaHE9Cmn8I/AAAAAAAABU4/cBu7LFR_178/s400/P1145747.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563782908837535682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün manav, son derece organik sebze meyveler satıyor. Antrenin halısından özenle kendi elleriyle topluyor. Bu mevsimde olur mu demeyin karpuz ve kavun bile satıyor.  Bunlarında geneleri 2 lira :) Arada şaşırırsa en sevdiği sayı altıyı da söyleyebilir.  Ha ödemeleri peşin alıyor. Pos makinesi yok daha. Alıcıdan aldığı paraları itinayla yemek odası takımının büfesinde saklıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer gün &lt;a style="font-style: italic; font-weight: bold;" href="http://vimeo.com/18778827"&gt;kuaför&lt;/a&gt; oluyor. Babasının saçına şekil vermeye çalışıyor. Baba biraz cahil usta kuaförün ona oluşturmaya çalıştığı saç sitilini anlamakta zorlanıyor. (Video aynı zamanda klasik bir 2 yaş çocuğunun güzide sinir anlarını da göstermektedir. Eğitici yani :P)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir başkasında çizme aşkıyla yanıp tutuşan bir &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://vimeo.com/18779979"&gt;ressam&lt;/a&gt; oluyor. Yataktan kalkıyor daha gözünü açmadan çiz çiz diye boya arıyor, her gördüğü kaleme atlayıp neresi olduğuna bakmadan eserlerini yaratıyor. Çalışmaları şimdilik kısıtlı. Ağaç çiziyor bol bol videoda da görüldüğü üzere :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı günler ailemizin tamircisi oluveriyor. Bütün masaların altına girip canla başla masaları monteliyor. Sayesinde sapasağlam bütün masalarımız. Arada çekiç istenmeyen yerlere gelebiliyor tabi. El de maşallah osmanlı tokadı şeklinde, aniden kafanıza bir çekiç darbesi almak mümkün. Bazen bir bakmışım pense etimi kıstırmış. Aman meslek meslektir deyip çok elleşmiyorum. Bedavaya usta nereden bulacağım başka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TTac5XUMZ0I/AAAAAAAABVA/3UNX2UrGJMI/s1600/P1035723.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TTac5XUMZ0I/AAAAAAAABVA/3UNX2UrGJMI/s400/P1035723.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563806898988017474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-752279990664103263?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/752279990664103263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=752279990664103263' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/752279990664103263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/752279990664103263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/01/ahmedin-altn-bilezikleri.html' title='Ahmedin Altın Bilezikleri'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TTaHE9Cmn8I/AAAAAAAABU4/cBu7LFR_178/s72-c/P1145747.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-7273627878723739795</id><published>2011-01-14T13:40:00.000+02:00</published><updated>2011-01-14T13:40:31.086+02:00</updated><title type='text'>Lohusalık üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="color: blue;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;a href="ozguranne.blogspot.com"&gt;Özgüranne&lt;/a&gt; güzel kadın lohusalık konusunda beni mimlemiş. Biraz düşünüp geçmişi deşmek gerekti. Ciddi ciddi kafa yordum hatırlamak için. Günler ne çabuk akıp geçiyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Lohusalık denen hadise sizce tam olarak  nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Doğum yapan kadının doğumdan sonra bedensel ve ruhsal dengeye oturması için gereken süre diye düşüniyorum.  Ben lohusalığıma ne zaman başladım çok net hatırlıyorum. Doğumdan çıktım ve odama götürdüler ve bebeğimi daha getirmemişlerdi. İlk iş karnımı açıp baktığımı gördüğüm manzara sonrası dünyamın başıma yıkıldığı an başlamıştı. Hemen ardından bebeğim gelip de onu görmem ve hıçkırıklara boğularak dakikalarca ağlamam ise ikinci evresini başlatmıştı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: blue;"&gt;2- Lohusalık içinde hormon  dengesizliğini de barındıran bir şeyse neden 40 gün sürer gibi bir algı  var toplumda sizce? Regl olamadığın, emzirme ile birlikte hormonların  dağınık kaldığı süre boyunca sürmesi makul değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Bu kırk gün ya da 6 hafta algısı sadece toplumda değil tıbbın da kabul ettiği bir şey sanıyorum ama neden 40 gündür hiçbir fikrim yok. Benim şahsi tecrübemse lohusalık psikolojisinin 40ı 50si olmaz şeklinde :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: blue;"&gt;3- Sizin lohusalığınız (Hormonal dengesizlikler ve  depresif olma halini kastediyorum hep lohusa derken) ne kadar sürdü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Güzel soru :) Hormonal kısmını pek bilemeyeeğim ama benim psikolojik lohusalığım biraz geç başladı geç bitti. İlk ayın sonunda başlayıp bir iki üç ay sürdü.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: blue;"&gt;&lt;br /&gt;4- Nasıl geçti, hep aynı şiddette miydi? Normale  yavaş yavaş mı, birden mi döndünüz? Herp depresif, sinirli olacak  şekilde mi etkiledi sizi, manik, aşırı enerjik anlarınız da oldu mu? &lt;/div&gt;&lt;div style="color: blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Benimki enteresan bir lohusalık dönemiydi. İlk bir ay annem ve babam bizimleydi. İkisi de geceli gündüzlü bize baktılar. Hem bana hem kocama hem de yenidoğana. Bazen görüyorum sezeryan oldum ertesi günü kalktım misafirlerimi ağırladım diyen arkadaşlar oluyor. Ben normal doğum yaptım ve neredeyse bir ay yattım. Hiçbir işe elimi sürmediğim gibi ben dinleneyim diye bebeğin emzirilmesi hariç her işini annem yaptı. Yanımdaki bebeğin ağlamasını benden önce duyup babam koştu.  Ben kocamla, kardeşimle çıkıp yürüyüşler yaptım. O zaman bu yürüyüşler temiz hava o kadar iyi geliyordu ki benden önce doğum yapan bir komşumun adetleri gereği 40 gün evden adım atmadan nasıl yaşadığını ciddi ciddi merak etmiştim. Bu durumda bana sadece hormonal dengesizliklerle başa çıkmak kaldı. İlk ayın sonunda onlar hem yorulup hem de evlerini özleyince işte o zaman lohusalığın çirkin yüzü ile tanıştım. Evin işi, yemek, bebek bakımı ve dinlenmek. Bunların dördünü maalesef bir arada götürmek imkansız. Hele de yenidoğanla. O sürekli memede durmak ister. Yarı gün kucağında bebek oturup durursun. Onun uyuduğu (ki benimki gündüz uyumayı sevmezdi o ara 45 dakika uyusun diye bir saat onu uyutmaya çalıştığımı hatırlarım) zaman da gözünü kapatıp dinleneceksin ki iyi olasın ama ne mümkün. E yemek ne olacak. Kocam yemek yapmayı sever ama yemek listesi çok kısıtlı olduğundan yardımı da sınırlı kalmıştı.  Bu gidişat sebebiyle benim sütüm azaldı ve üçüncü ayda çok az kilo aldığı için Ahmed ben depresyona girmiştim.  Kendimi yemeğe verip kilo alıp kendimden nefret etme noktasına gelmiştim. Benim için lohusalık dönemi o dönemdir işte.  Bahar aylarının gelmesiyle biraz park bahçeye çıkmaya başlayınca hem de o altı aylık dönemi tamalayıp ek gıdalara geçince bana bağımlığı bir nebze de olsa azaldı ve ben kendimi azar azar toparladım. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;5- O dönem yanınızda, sizi gerçekten anlayan,  destek olan eş, dost, arkadaşınız var mıydı? Yalnız mı geçirdiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eş dost çok limitli yanımda olabilmişti. Yakın olduğum iki üç arkadaşımda benimle beraber ufak bebek büyütmeye çalıştığından destekleri daha ziyade telefonlarda sürdü. Bu dönem de arada çatışsak da (bebek çok örtülür yok az örtülür meselesi yüzünden az kırmadım kalbini) annemden başkasını diyemem. Canını dişine taktı beni ve Ahmedi iyi bakabilmek için. Zaten onun kitabında hiçbir işi kötü yapmak yazmadığından en iyisini yaptı. O gitti evine baktık olmuyor biz gittik yanına. Kaçamadı bizden :)  Annemden sonra ikinci sıraya babamı koyarım.  O da konuşmaları ile çok destek oldu bana. Her müsait vakti dinlenerek geçirmemi öğütledi durdu hep. Ben onlarda kalırken sabah sesi duyduğu gibi Ahmedi alıp oyalayıp benim biraz daha uyumama yardımcı oldu. Üçüncülük sırası kocamda. Gündüzleri çalışsa da her gece Ahmedle o ilgilendi. Daha evvel yazmışlığım vardır. Yatak odamız soğuk diye ben Ahmedle salonda yatıyordum. O yatak odasına kalabilecekken benimle karşılıklı koltuklarda uyudu bütün kış. Her rica ettiğimde dışarı çıktık. Bazen süt sağıp bıraktım ve çarşıya çıktım, o sırada o baktı Ahmede.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: blue;"&gt;6- Eşinizle nasıl geçirdiniz bu süreci?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eşimle çoğunlukla iyi ama arada ufak tefek kırgınlıklarla geçirdik bu dönemi. O elinden geleni yapsa da bende nedense (kedidir kedi) beni anlamıyor ühüüü psikolojisi hakimdi o ara. Ara ara ben onu zorladım o zorlamalara bazen dayandı bazen isyan etti. Duygusal olarak dalgalanmaları olan insanlarla başa çıkmak zor hele bir de bu insan bir kadınsa :) Böylece bir lohusalık macerasını tamamladık.  Artık önümüzdeki lohusalıkları bekliyoruz :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ben de bu mimi Tunanın Hülyasına, Yelize ve İlknura pasladım gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-7273627878723739795?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/7273627878723739795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=7273627878723739795' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7273627878723739795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7273627878723739795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2011/01/lohusalk-uzerine.html' title='Lohusalık üzerine'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-7403215835858413402</id><published>2010-12-28T01:40:00.001+02:00</published><updated>2010-12-28T01:40:00.636+02:00</updated><title type='text'>Yeni dönem: Konuşmayı söken Ahmed</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ah ah neler yazasım var. Bir türlü kafamı toplayacak kadar kalamıyorum  bilgisayar başında. Oysa son aylar öyle keyifli ki. Anlat anlat bitmez  türünden. Hepsini beynime kocaman harflerle kazıyayım istiyorum ama uçup  gidiyorlar. Ahmed artık 26 aylık kocaman bir oğlan. Boylandı iyice.  Arka arkaya birkaç kez o hastalandı biz hastalandık derken, bu ay biraz  daha sütliman herşey. Bu ay gelişimi inanılmaz hızlı. Yakalamıyorum  desem yeridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık dili çözülmek üzere kuzumun. Kelime hazinesi  acayip arttı. Ben Türkçe, baba Arapça konuştuğu için iki dilde birden  kelimeler çıkıyor artık ağzından. Bu iki dili aynı anda öğretme işi  başlı başına bir konu. Baştan biraz düşündük aslında. Ne yapmalı diye. Sonunda  eğer şimdi babasından öğrenmezse ileride öğrenmesinin zor olacağına  kanaat getirdik. Açıkçası çocukların çoklu dil öğrenimine açık oldukları fikrini benimseyenlerdenim. Bunun bir çok başarılı örneğini de yakın çevremizdeki bizim durumumuzda olan arkadaşlarımızdan gördük. Yine de anadil olmasa öğretmeyi düşünmezdim. Yani hadi ingilizce konuşalım kulak dolgunluğu olsun diye uğraşmazdık. Benim için İngilizce öğrenmesi elzem değil ama Arapça anadil olmasa da babadil olduğu için önemli. Bunun bir dezavantajı var tabi. Hele de diller birbirine çok farklı ise, konuşmayı geciktiriyor (ya da ben Ahmedin geç konuşmasını yani hala doğru düzgün konuşmamasını buna bağlıyorum).  Ben Türkçe hikayeler okurken baba Arapça hikayeler okuyor.  Alfabeler çok farklı. O yazıları sağdan sola okuyor ben soldan sağa, bizde kitabın başı arapçada sonu gibi. Sayfalar başka yönlerden çevriliyor.  Benim ayı dediğime babası başka bir şey diyor. İkimizin farklı lisanlardan konuştuğumuzu anlamış elbet, herşeyi sorarken eğer ikimizde yanındayken bir bana bir babasına sorup ikimizden de duymak istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafası karışıyor mu bilmiyorum ama Ahmedim hem Türkçe hem Arapça konuşmaları anlıyor. İşine gelen dilde cevap veriyor. Hayır kelimesini öğretemedik örneğin. Arapça karşılığı olan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"le" (bu kelime 2 yaş depresyonunda olan evladım için pek kıymetli. Teyze le, anne le, baba le, nenni le, mama le, dada le diye bildiği bütün kelimelerin sonuna azimle ekliyor sağolsun.)&lt;/span&gt; tercihi ya da yeter demiyor &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"bes"&lt;/span&gt; diyor onun yerine. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt; "Al"&lt;/span&gt;ı Türkçe, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"ver"&lt;/span&gt;i Arapça söylüyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Kalk" &lt;/span&gt;Türkçe &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"otur"&lt;/span&gt;  Arapça mesela. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Gel"&lt;/span&gt; Türkçe &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"git ya da yürü"&lt;/span&gt; Arapça :) Eğleniyoruz biz. En kolayı saymak sanırım. İki dilde de en kolay öğrendiği şey sayılar oldu. Kafasına göre sayıyor o ayrı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"bir altı kokuşşş on"&lt;/span&gt; şeklinde.  Bazen dokuzdan sonra kaç gelir diye sorunca altı diyor. İkiden sonra hep altı. Susam sokağı izleyip de hatırlayan var mı? En sevdiğim sayı altıdır altı şarkısını. Bizimkinin en sevdiği sayı altı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işin bir avantajı da var tabi. Sayesinde dil öğrenme özürlü annesinde yeniden bir umut doğdu arapça öğrenebileceğine dair. Bakalım ya nasip diyorum babasını çok heveslendirmemek adına.  Kendimi geçtim, Ahmed sayesinde bakıcı teyzesinin bile azımsanmayacak bir sözcük dağarcığı var artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun haricinde enteresan bir lisanı var. O dilde konuşup konuşup duruyor ama anlayan yok. Teyzesi test etmiş, aynı soruya aynı anlamadığımız cevapları veriyormuş. Yani kendince manalı bir şeyler söylüyor ama hangi dil olduğunu sökemediğimizden fransız kalmaya devam ediyoruz biz duruma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJ0A7CzT3I/AAAAAAAABUs/w6NIghCTBgY/s1600/IMG_0569.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 299px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJ0A7CzT3I/AAAAAAAABUs/w6NIghCTBgY/s400/IMG_0569.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553628849699508082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Titiz annenin kokar evladı olurmuş sözünü çok kullanır annem. Bu da bu savın tersi. Kokar ananın temiz çocuğu. AVMlerde bile temizlik yapıyor hızını alamayıp.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzrQJe1WI/AAAAAAAABUk/eELFCitNwKI/s1600/IMG_0648.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 299px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzrQJe1WI/AAAAAAAABUk/eELFCitNwKI/s400/IMG_0648.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553628477407548770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eski tavlacılardan kim kaldı? Bir oğlum bir de anası :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzrLxaUnI/AAAAAAAABUc/wWTHt_3Qrh0/s1600/IMG_0641.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 299px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzrLxaUnI/AAAAAAAABUc/wWTHt_3Qrh0/s400/IMG_0641.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553628476232847986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ali babanın çiftliği Ali babadan hikaye (ehkaye) dinlerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzqlkwhAI/AAAAAAAABUU/M7weYP92F4w/s1600/IMG_0678.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 299px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzqlkwhAI/AAAAAAAABUU/M7weYP92F4w/s400/IMG_0678.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553628465979229186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oğlum diye demiyorum bir hamarat bir hamarat.&lt;br /&gt;Oklava bulamadık kurşun kalemle açtı yufkaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzqBtwaRI/AAAAAAAABUM/J82FbbV0uHY/s1600/IMG_0693.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 299px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzqBtwaRI/AAAAAAAABUM/J82FbbV0uHY/s400/IMG_0693.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553628456353294610" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Veee saçlar yine gitti. İlk defa babası değil gerçek bir berber kesti saçları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzp_rhImI/AAAAAAAABUE/wxzkgUcCG_I/s1600/IMG_0710.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 299px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJzp_rhImI/AAAAAAAABUE/wxzkgUcCG_I/s400/IMG_0710.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553628455807033954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu aralar yeni keyif bu. Mutfak eşyalarıma musallat oldğundan bu yana arıyorum düzgün bir set. Her girdiğim dükkanda pembe mutfak aletleri görmekten hevesim kırılmıştı ki bunu bulduk. Artık akşamları yemek sonrası o kahveleri pişiriyor. Tek kusuru şeker hastası. Hayali şekerlerden herkese beşer onar koyuyor :) Biz ailece içiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-7403215835858413402?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/7403215835858413402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=7403215835858413402' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7403215835858413402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7403215835858413402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/12/yeni-donem-konusmay-soken-ahmed.html' title='Yeni dönem: Konuşmayı söken Ahmed'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TRJ0A7CzT3I/AAAAAAAABUs/w6NIghCTBgY/s72-c/IMG_0569.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-9076214346239035679</id><published>2010-12-15T19:45:00.000+02:00</published><updated>2010-12-15T19:45:00.352+02:00</updated><title type='text'>Paris Aktivitesi - Center Georges Pompidou</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ne zamandır yazamaz oldum yine. Sebebi malum Ahmed beyler tüm dikkatleri her an üzerlerinde isterler. Sanıyorum benim gibi çocuk kurbanı çok blog var. Bebeler hareketlendi annelerin vakti azaldı :) Bari epey zaman önce yazdığım ama bir türlü koyamadığım bir yazıyı paylaşayım. Tam sayılmaz ama bilgi arayana kafi şey var gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Center Georges Pompidou aslında bir kültür merkeziymiş. Ben sadece modern sanat müzesi kısmını gezdim. Tam bilet fiyatlarını hatırlamamakla beraber, tüm geçici sergi ve müzeye giriş ve çatıya çıkma 12 euroydu. Ayın ilk pazarı ücretsiz olan müzeler kapsamında değil bu müze.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1977 yılında kullanıma açılan bu binanın tasarımı Renzo Piano ve Rıchard Rogers isimli iki mimara ait. Açılan yarışmada birinci olmalarının bir sebebi bina tasarımıysa diğer sebebi de kullanmaları gereken alanın yarısını kültür merkezi olarak kullanmaları ve diğer alanı boş olarak bırakmaları. Binayı yaparken bir çok boruyu içeriden değil de dışarıdan geçirerek binanın iç hacminden yememeleri. Alanın boş kalan diğer yarısında ise merkezin önünde insanların oturması, dinlenmesi, sokak sanatçılarının performanslarını görmelerine olanak sağlayacak bir kısım oluşturmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyi takdir etmeden geçemeyeceğim. Fransada devlet başkanlarının topluma kalıcı bir eser bırakması önemli bir gelenekmiş. Kültür merkezi de o dönemin devlet başkanının ismi o yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi modern sanat müzesini barındıracak olan binanın da modern yapılanması beklenir ama tasarım halk tarafından pek yadırganmış, beğenilmemiş ve çokça eleştirilmiş.  Parisin tarihi dokusuyla hiçbir şekilde örtüşmediği söylenmiş. Doğru mu doğru.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx3admYbI/AAAAAAAABMA/hw9ie9qc_Mo/s1600/100_5052.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx3admYbI/AAAAAAAABMA/hw9ie9qc_Mo/s320/100_5052.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470450631693459890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mavi borular hava, yeşil borular su, sarı borular elektirik ve kırmızı borular da asansör sistemi içinmiş. Mekanın içinden tasarruf sağlamak adına yürüyen merdivenler bile binanın dışında.  Düşünce olarak süper ama görüntü kötü bence.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx2-0ufTI/AAAAAAAABL4/KwKz1HqL1Hc/s1600/100_5054.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx2-0ufTI/AAAAAAAABL4/KwKz1HqL1Hc/s320/100_5054.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470450624274267442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Müze Avrupanın en büyük modern sanat müzesi. Binanın 4. ve 5. katlarında bulunuyor.  4. katta girer girmez bu afişlerle karşılaştım. Yazılanları okuyunca biraz şaşırdım, biraz üzüldüm. Kadının toplumdaki konumu üç aşşağı beş yukarı dünyanın her yerinde maalesef aynı. İster Avrupada ol, ister sanatçı ol yine de kendine yer edinebilmek için karşı cinsinden daha çok çabalamak zorundasın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx2v_-yeI/AAAAAAAABLw/u1qYZEkQN2w/s1600/100_5059.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx2v_-yeI/AAAAAAAABLw/u1qYZEkQN2w/s320/100_5059.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470450620294941154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;"Kadınlar modern sanat müzesine girebilmek için illa çıplak mı olmalılar?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Modern sanat bölümlerindeki sanatçıların  %3ten daha azı kadın fakat (eserlerdeki) nü çalışmaların %83 kadın."&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx1fjqBZI/AAAAAAAABLg/HliQmwHi_Vw/s1600/100_5061.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx1fjqBZI/AAAAAAAABLg/HliQmwHi_Vw/s320/100_5061.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470450598701303186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu afiş de Oscar kazananlarına bir eleştiri.  Oscar heykelciğinin beyaz ve erkek olması gerektiğini yazmışlar. Sebep; çok açık. Şimdiye kadar en iyi yönetmen ödülünü alabilmiş bir kadın yok(muş). Senaryo ödülleri %92.8 gibi bir oranla hep erkeklere gitmiş ve şimdiye kadar &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;(bu çalışma hazırlandığında diyeyim- son yıllarda siyahi sanatçıların daha çok ödül aldığını gözlemledim ben)&lt;/span&gt; beyaz tenli olmayan ödül alan sanatçıların oranı sadece  %5.5.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw6mdoNvI/AAAAAAAABLY/rOcrPexbPIo/s1600/100_5063.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw6mdoNvI/AAAAAAAABLY/rOcrPexbPIo/s320/100_5063.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470449586942785266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw6XtQIfI/AAAAAAAABLQ/gbMwCIh2hco/s1600/100_5069.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw6XtQIfI/AAAAAAAABLQ/gbMwCIh2hco/s320/100_5069.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470449582981784050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw5yw8pHI/AAAAAAAABLI/haXMpMQJHpE/s1600/100_5071.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw5yw8pHI/AAAAAAAABLI/haXMpMQJHpE/s320/100_5071.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470449573065172082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw5hf5m9I/AAAAAAAABLA/MdQlxe0OTFc/s1600/100_5075.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw5hf5m9I/AAAAAAAABLA/MdQlxe0OTFc/s320/100_5075.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470449568430267346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw5BH-v4I/AAAAAAAABK4/7pdmPXP6cLI/s1600/100_5080.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rw5BH-v4I/AAAAAAAABK4/7pdmPXP6cLI/s320/100_5080.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470449559740006274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Müze iki kat dört bölümden oluşuyordu. Modern Sanat Müzesinde kadınlar, modern tasarımcılardan biri için ayrılmış bir bölüm, 1950ler öncesi modern sanat ve iki de geçici serginin olduğu bir bölüm. 1950 öncesi bölümde Picasso ve Matissein bir çok eseri var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwL7eFAUI/AAAAAAAABKw/P8UwmPBcGz8/s1600/100_5096.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwL7eFAUI/AAAAAAAABKw/P8UwmPBcGz8/s320/100_5096.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470448785127964994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern tasarım örnekleri&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwLvBcOdI/AAAAAAAABKo/w7XLwfNF7Kw/s1600/100_5086.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwLvBcOdI/AAAAAAAABKo/w7XLwfNF7Kw/s320/100_5086.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470448781786626514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwLBLb_GI/AAAAAAAABKg/e7Zd_cK3Wuo/s1600/100_5090.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwLBLb_GI/AAAAAAAABKg/e7Zd_cK3Wuo/s320/100_5090.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470448769480522850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwKtsQR-I/AAAAAAAABKY/vjNSbBBrWAw/s1600/100_5112.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwKtsQR-I/AAAAAAAABKY/vjNSbBBrWAw/s320/100_5112.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470448764249458658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwKP-8lSI/AAAAAAAABKQ/Tw_XLrEVrNg/s1600/100_5098.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rwKP-8lSI/AAAAAAAABKQ/Tw_XLrEVrNg/s320/100_5098.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470448756274795810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-iRlQavrPI/AAAAAAAABKI/TFrFWr5upFo/s1600/100_5125.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-iRlQavrPI/AAAAAAAABKI/TFrFWr5upFo/s320/100_5125.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469781816689798386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-iRk8qXl4I/AAAAAAAABKA/GRcNOEn01H8/s1600/100_5129.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-iRk8qXl4I/AAAAAAAABKA/GRcNOEn01H8/s320/100_5129.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469781811386619778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-iRkoB1PUI/AAAAAAAABJ4/jFCUQmQAWd0/s1600/100_5130.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-iRkoB1PUI/AAAAAAAABJ4/jFCUQmQAWd0/s320/100_5130.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469781805847887170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzenin en üst katından aşağıya bakış&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-iRkS46OEI/AAAAAAAABJw/J7_WnYFpUuM/s1600/100_5137.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-iRkS46OEI/AAAAAAAABJw/J7_WnYFpUuM/s320/100_5137.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469781800173320258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-9076214346239035679?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/9076214346239035679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=9076214346239035679' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/9076214346239035679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/9076214346239035679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/12/paris-aktivitesi-center-georges.html' title='Paris Aktivitesi - Center Georges Pompidou'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S-rx3admYbI/AAAAAAAABMA/hw9ie9qc_Mo/s72-c/100_5052.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-3789255964351217462</id><published>2010-11-21T15:34:00.002+02:00</published><updated>2010-11-21T15:57:00.775+02:00</updated><title type='text'>Ben bugün bunu gördüm</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dün uzaklardan gelen misafirler tüm gün Eyüpte gezdirilmiş. Ahmed beyler de bundan nasibini almış. Günün yorgunluğu ile akşam sekizde sızmış. Annenin takdirini kazanmış. Hazır tatilken laf lafı da açmışken biraz geç yatılmış. (Geç dediysem hepi topu bir ama biz de yorulmuştuk.) Veee sabah olmuş....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah gözlerini yarı açabildiği için durumun vahimliğini farketmeyen canım kocamın  "İlknur kalk bir, Ahmed bir şeyler yapmış galiba" cümlesi ile gözlerimi araladım. Aralamamla gözlerimin yuvalarından çıkması üstüne bir de yerinden fırlamam bir oldu. Uykusunu tastamam alan Ahmed beyler sanıyorum sabah 7 gibi uyanmış. Biraz yatakta debelendikten ve anne-baba horul horul uyurken fırsat bu fırsat deyip yatak odasında keşfe çıkmış. Her zaman kendisinden özenle sakladığım makyaj çantamı bulmuş. Aslında bundan sonrasını anlatmama lüzum var mı bilmiyorum. Hikaye klasik. Eşşek yüküyle para dökülmüş makyaj malzemeleri anneden özellikle bayram sebebiyle bol bol görüldüğü şekliyle uygulanmış. Yerlerini pek tutturamamış yalnız. Rujlar alına sürülmüş. Daha doğrusu boca edilmiş. Araya biraz da siyah göz kalemi karıştırılmış. Diğer renkli göz kalemleri ağız bölgesine uygulanmış. Artanlar yatak çarşafının aşağı kısmına uygulanmış. (Eğer gözüm dönmemiş olaydı resmini de çekerdim de, neyse başka maceralara artık)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ne kötü makyaj, olmamış Ahmed bey diyerek 3 puan verdim kendisine. Yok aslında böyle de olmadı. Çığlığı bastım. Elimde ıslak mendili kaptığım gibi yüzünü temizledim, bir de sağlam azarladım. Bunların tamamını sanırım bir iki-üç dakika içinde yaptığımdan zavallı çocuğum hiç bir şey anlamadı. Boş boş bana ve yaptıklarıma bakakaldı.  Annesi aynılarını yapıp sokağa çıkabiliyor ama kendi yapınca neden beğeni toplamadığını sorgulamıştır muhakkak. Ben bunları düşünüp beyin süzgecimden geçiremeyecek kadar uykusuz ve sinirli olunca olan ona oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azarlamam o kadar işe yaramış ki bu olaydan aşağı yukarı bir iki saat sonra, ben kahvaltıyı hazırlarken, babası da biraz çalışırken, ben babasının yanında babası benim yanımda sanarken, teyyyy amerikalardan getirilmiş, bugüne kadar özenle saklanmış vücut kremi de çamaşır makinasının ön yıkama gözüne boca edilmiş. Bu sefer babası benim ilk olaya verdiğim tepkiden korktuğundan aldı eline kaşığı itina ile doldurdu kremleri yerine :) ardından da Ahmed yaramazlaşmaya başladı farkında mısın dedi. Farkındayım ama yaramazlığının değil büyüdüğünün farkındayım. Ne mutlu bize büyüyor diye özlü sözler ederek sabahki kötü annelik eksi puanlarını hem oğlan hem de babasının gözünde artıya çevirmeye uğraştım bir de :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-3789255964351217462?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/3789255964351217462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=3789255964351217462' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3789255964351217462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3789255964351217462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/11/ben-bugun-bunu-gordum.html' title='Ben bugün bunu gördüm'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5281209234550693930</id><published>2010-11-08T22:53:00.003+02:00</published><updated>2010-11-09T00:14:22.008+02:00</updated><title type='text'>Anne çocuk blogları mimi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sanırım bir yılı aşkın bir süre geçti bu blog bir mim yüzü görmeyeli :) Sağolsun &lt;a href="http://gununcorbasi.blogspot.com/"&gt;Yelizin&lt;/a&gt; aklına gelmişim ve benim de artık nur topu gibi bir mimim var. Hemen cevaplıyayım istedim ama araya bir şeyler girdi. Geçiştirmek de istemedim çünkü aslında vereceğim cevaplar bilimsel bir amaca hizmet edecek.  Bu yazı aynı zamanda annebabacocukbloglari@gmail.com adresine gönderilecek ki bizim de çorbada bir tuzumuz olsun. Çok geç cevapladığım için herkes cevaplamıştır diye kimseye paslamıyorum ama ola ki okuyupta ben de yazmak istiyorum diyen annelere selam olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1. Bir zamanlar “bebek günlükleri” vardı. Sizce bloglar onların yerini aldı mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tersten sorarsak, “eğer blog diye bir şey olmasaydı, ben bebeğim için günlük tutar mıydım?” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer blog diye bir şey olmasaydı ben günlük maalesef tutmazdım. Ömrüm boyunca günlük tutma özürlü oldum ben. Bloglar benim gibi kağıt kalemle yazıp çizme özürlüler için büyük nimet oldu sanıyorum. Günlük tutanlar için belki yerini almış olabilir bloglar ama benim gibi çocuğunun anılarını yazmayacak olanlar içinse ileriye yönelik şahane bir anı saklama yolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2. Blog yazarlığı ebeveynlik tarzınızı etkiliyor mu? Nasıl?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem evet hem hayır. Ebeveynlikle ilgili daha bloglarla tanışmadan evvel aklımda bazı düşünceler vardı. Etrafımdaki anne-babaların kendimce iyisini doğrusunu tartıp kafamda bir yol tutturmuştum aslında. Bunun yanında her daim akıl göstericilerim kitaplar vardı. Okuyup yolumu bulmaya çalışacağımı biliyordum. Bunlardan vazgeçmiyorum hala ama bazen öyle anlar oluyor ki kendimi çıkmazda hissediyorum. Yapmak isteyip beceremediklerim, kitapların söylediğine uymayan oğlumun halleri beni zora sokuyor. Kayboluyorum annelikte. İşte bu noktada bloglar ve blog anneleri imdada yetişiyor. Bazen paylaştıklarıma yazdıkları en ufak yorum, bazen de kendi tecrübelerini yazmaları yol gösteriyor bana. Yalnız olmadığımı hissettiriyorlar bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog annelerinin ürün tavsiyeleri kitap tavsiyelerini de dikkatle takip ediyorum. Beni sanki daha iyi biraz daha bilincli bir anne yapıyor gibi geliyor bloglar ve blog anneleri.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3. Anne-baba-çocuk blogları blog dünyasını etkiliyor mu? Nasıl?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog dünyasının başını sonunu çok bilmiyorum aslında. Ben genelde anne-baba-çocuk kısmı ile çok ilgiliyim.  Nasıl bir yüzde kaplıyor bizim bloglarımız ondan çok emin değilim ama anne-baba olmak beraberinde üretkenliği de getiriyor onu gördüm. Anne-çocuk bloglarından öyle üretken anneler çıktı ki amaçları blog dünyasını etkilemek değilse bile etkilediler diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4. Çocuk büyütmekle ilgili olarak, bloglar olmasaydı kesinlikle farklı davranırdım dediğiniz bir şey var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızda olan herşey bize iyi ya da kötü mutlaka birşeyler katıyor.  Kesinlikle farklı davranırdım ama ne olduğunu bilemeyeceğim. Ahmedin doğumundan önce bile bloglar, tarzını sevdiğim, ben de olsam aynen böyle yapardım dediğim anneler vardı. Bloglar birçok konuda gözümü açmamı sağladı. Etrafımdaki negatif yorumlara daha kolay kulaklarımı kapatabildim.  Yalnız olmadığımı hissettirdi bloglar bana. Bloglar olmasa etraftan gelen yorumlara bu kadar dayanabilir miydim? Sanki rüzgara kendimi daha kolay kaptırabilirdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5. Anne-Baba olmak meslek mi yoksa üstlendiğimiz toplumsal rollerden biri mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkisi de değil bana göre. Meslek olarak asla görmüyorum. Toplumsal rol olarakta düşünmüyorum. Ben anne olmaya karar verirken topluma sormadım ki :) ama bu ikisine alternatif bir şey de bulamadım. Bir ünvanım da anne artık. Annelik benim hayalimdi. Kendimi hazır hissettiğimde  anne olmak, bir bebeğin büyüyüp yetişmesine, tek başına hayata atılabileceği zamana gelene kadar ona yol göstermeye talip olmaktı. Fakat şimdi görüyorum ki ben ona hayatı öğrettiğimi sanırken o bana öyle dersler veriyor ki :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6. Anne-baba-çocuk blogları, babaları nasıl etkiliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Hmm. Zor soru. Benim kuzunun babası namı diğer eşimin pek bloglarla ilgilenecek vakti yok. Daha doğrusu ilgisini çekmiyor ama benim okuyup etkilendiklerimi onunla paylaştığım için o da etkileniyor bir şekilde. Sorsam şikayetçi olabileceği tek şey büyük ihtimalle benim "ya falanca blogta şunu gördüm, çok yararlanmışlar, hadi bizde alalım" diye başlayan bir cümlemin kredi kartına yapacağı etkidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7. Bloglar yoluyla gerçekleşen bilgi ve deneyim aktarımı büyükanne-büyükbabaların bilgi ve deneyimini değersizleştiriyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, yılların bilgi birikimini asla yadsıyamayız ama bloglardaki bilgi paylaşımı bazen hurafeye dayanan, tavsiye/uyarı aman olmazsa olmazlarının önünü kesiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;8. Anne-baba-çocuk blogları sözkonusu olduğunda, blog yazmayı daha ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönlümden geçen, yıllar sonra Ahmed beylerin ilkokul maceralarını da paylaşabilmek ama nedense blogger o zamanlara kadar dayanamazmış gibi geliyor. O yüzden gittiği yere kadar diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;9. Yazdığınız blog kapansa ya da kapatılsa bloglar yoluyla kurduğunuz sosyal ilişkiler devam eder mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında çok sosyal sayılmam ben blog aleminde. Genelde tüm arkadaşlarımla "seviyeli" bir birlikteliğimiz var :) Bunda ilk zamanlar lojistik olarak zor bir yerde oturmamız sebep olmuştur sanırım. Sonra ardından benim yurtdışı maceram derken yeni yeni arkadaşlar edinebilecek gibi duruyorum. Bir iki buluşma denemesi şimdilik sonuçsuz kalsa da.  Bunun yanında bloglardan önce sanal yolla tanıştığım ve ikimizin de blogu olduktan sonra da devam eden, dostum diyebileceğim ender insanlar da var ve bloglar kapansa görüşeceğimizden (en azından ısrarla telefon arkadaşlığı yapacağımızdan eminim.) Çok severek takip ettiğim ama hiçbir iletişim bilgisi bende olmayan anneleri belki kaybedebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglar kapansa da nurturia var artık diyerek bitireyim :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5281209234550693930?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5281209234550693930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5281209234550693930' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5281209234550693930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5281209234550693930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/11/anne-cocuk-bloglar-mimi.html' title='Anne çocuk blogları mimi'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5637899476726832581</id><published>2010-11-03T22:52:00.003+02:00</published><updated>2010-11-03T22:57:30.454+02:00</updated><title type='text'>Döndüm</title><content type='html'>Annelerin Dünyasına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çok istemiştim yazmaya devam etmeyi ama kuzuyla zorunlu ayrılığımız, konuların annelikle ilgili olması beni yazamaz hale getirmişti. Sonunda kafa izni almakta bulmuştum çareyi. Artık hasret bitti. Annelik hallerini anlatmaya devam... Bu hafta annelerin seçtiği filmler var &lt;a href="http://annelerindunyasi.blogspot.com/2010/11/bebekler.html"&gt;annelerin dünyasında&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5637899476726832581?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5637899476726832581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5637899476726832581' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5637899476726832581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5637899476726832581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/11/dondum.html' title='Döndüm'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8938050784664687492</id><published>2010-11-01T00:14:00.003+02:00</published><updated>2010-11-01T00:32:49.990+02:00</updated><title type='text'>Kitap okuyoruz...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hazır bloglarda kitap mimleri dolaşırken, bu da bizden manzaralar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum bizde dil iki olunca kitaplarda iki dilde. Ben kitap konusuna biraz temkinli yaklaşıyorum. Okuduğum bazı şeyler beni nedense uzak tutuyor çok yoğun kitap okumaktan, anlatmaktan.  İki boyut kavramı daha tam gelişmediğinden,  kitapla göstereceğim şeyleri önce gerçek hayatta göstermek istediğimden çok yıldızımız barışmadı desem yeri.  Ara ara okuyoruz ama günümüzün bir rutini değildi kitap okuma. Öyle çok büyük bir arşivimiz de yok aslında. Ahmedin de öyle çok bir ilgisi yok açıkçası. Kitaplarını el altında yerlerde bırakamıyorum mesela. Okunmak yerine yırtılıyor kitaplar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat son bir haftadır olanlardan sonra sanıyorum benim beceriksizliğimmiş kitap okumak diye düşünmeye başladım. Doğumgünü için babası ona arapça bir kitap almış. Kitap 15 tane masaldan oluşuyor.  Resimleri güzel güzel olmasına da sanırım anlatıcı da benden daha başarılı ki Ahmed beyler kitapla epey ilgileniyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKmotjFI/AAAAAAAABTY/_3ja0eGHoBc/s1600/PA285667.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKmotjFI/AAAAAAAABTY/_3ja0eGHoBc/s320/PA285667.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534338084510731346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ahmed harikalar diyarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKlOABjI/AAAAAAAABTQ/vAp4aU-y_F0/s1600/PA285666.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKlOABjI/AAAAAAAABTQ/vAp4aU-y_F0/s320/PA285666.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534338084130260530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Önce baba anlatıyor ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKeZkB2I/AAAAAAAABTI/kHuXfz_EIr4/s1600/PA285669.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKeZkB2I/AAAAAAAABTI/kHuXfz_EIr4/s320/PA285669.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534338082299709282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sonra Ahmed ama pek heyecanla ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKD4jQnI/AAAAAAAABTA/-feEZ1tFOgI/s1600/PA285670.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKD4jQnI/AAAAAAAABTA/-feEZ1tFOgI/s320/PA285670.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534338075181924978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmm kırmızı kraliçe ne yapıyor acaba?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="file:///F:/DCIM/129OLYMP/PA305679.JPG" alt="" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8938050784664687492?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8938050784664687492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8938050784664687492' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8938050784664687492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8938050784664687492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/11/kitap-okuyoruz.html' title='Kitap okuyoruz...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TM3rKmotjFI/AAAAAAAABTY/_3ja0eGHoBc/s72-c/PA285667.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-7411517295646760943</id><published>2010-10-27T15:53:00.007+03:00</published><updated>2010-10-27T16:23:34.857+03:00</updated><title type='text'>İki</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgmEYuN5CI/AAAAAAAABSw/rYgY_UEU-Wk/s1600/100_6835.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgmEYuN5CI/AAAAAAAABSw/rYgY_UEU-Wk/s320/100_6835.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532713999022285858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;25 Ekim itibarıyla iki yaşında bir bücür annesi oldum. İlk doğumgünü maalesef hatırlamak bile istemediğimiz bir sürü olayla geçen kuzuma bu sefer gönlümce bir doğumgünü yapmak kısmet oldu. Küçücük, aile içi çok güzel bir parti yaptık. Çok hoşuna giden balonlarla süsledik bütün evi.  Çok sevdiği mum üfleme işini iki defa yaptık. Bol bol şaşırdı, çok çok eğlendi. Onun keyfini gördükçe biz de çok eğlendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMglAA5NcMI/AAAAAAAABSo/_NgrZ_TWD3Q/s1600/100_6857.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMglAA5NcMI/AAAAAAAABSo/_NgrZ_TWD3Q/s320/100_6857.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532712824394838210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgk_9XBuLI/AAAAAAAABSg/J8MNPOViQok/s1600/100_6869.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgk_9XBuLI/AAAAAAAABSg/J8MNPOViQok/s320/100_6869.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532712823446157490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İki koca yıl, tam 24 aydır (bir kısmına maalesef şahit olamadığım) bana annelik sıfatını veren güzel kuzum. İyi ki doğdun. İyi ki senin annen ben oldum. Hayatımı, hayata bakışımı tümden değiştirdin.  Yolun kaderin kısmetin hep açık olsun. O gülen gözlerin hiç ama hiç solmasın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgkOW63vcI/AAAAAAAABSY/FFUIV_2ZrcE/s1600/100_6881.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgkOW63vcI/AAAAAAAABSY/FFUIV_2ZrcE/s320/100_6881.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532711971313925570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuğa çatal bıçak eğitimi mi vermek istiyorsunuz? Koyun önüne bir dilim pasta bakın nasıl birden eğitiliveriyor kendi kendine :P Mercimeklerle harcadığım zamana yazık :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgnJg3i55I/AAAAAAAABS4/BFVMGWY7uxA/s1600/100_6823.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgnJg3i55I/AAAAAAAABS4/BFVMGWY7uxA/s320/100_6823.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532715186619869074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da bir gün öncesinden teyzesiyle doğumgünü - pasta provasından :P&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-7411517295646760943?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/7411517295646760943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=7411517295646760943' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7411517295646760943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7411517295646760943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/10/iki.html' title='İki'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TMgmEYuN5CI/AAAAAAAABSw/rYgY_UEU-Wk/s72-c/100_6835.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-9081342051502791614</id><published>2010-10-07T19:32:00.004+03:00</published><updated>2010-10-07T19:52:54.670+03:00</updated><title type='text'>Biz  bu aralar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34PKFWjnI/AAAAAAAABSI/3OezozbYlRw/s1600/P8255387.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34PKFWjnI/AAAAAAAABSI/3OezozbYlRw/s320/P8255387.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525345257141997170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;pek bir gurmeyiz, ellerimizi yemeğin içine soksak da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34Ojz15pI/AAAAAAAABSA/oy_4ZyevPQY/s1600/P9175431.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34Ojz15pI/AAAAAAAABSA/oy_4ZyevPQY/s320/P9175431.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525345246868006546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;pek aktivistiz :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34N2rDqdI/AAAAAAAABR4/VoJT6JG-HAk/s1600/P9175437.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34N2rDqdI/AAAAAAAABR4/VoJT6JG-HAk/s320/P9175437.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525345234751564242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sonunda hamurları yemeğe çalışsak da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34NhTA2iI/AAAAAAAABRw/yevEaSHAcv8/s1600/P9175440.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34NhTA2iI/AAAAAAAABRw/yevEaSHAcv8/s320/P9175440.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525345229013572130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;pek bir şiriniz, arada ağlama krizlerine girsek de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK344tpQ3RI/AAAAAAAABSQ/47JZxw1EOWQ/s1600/P9175423.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK344tpQ3RI/AAAAAAAABSQ/47JZxw1EOWQ/s320/P9175423.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525345971062496530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;pek bir temiziz, heryeri su yapsak da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32vHFhj7I/AAAAAAAABRo/89v9nA4lthg/s1600/P9225469.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32vHFhj7I/AAAAAAAABRo/89v9nA4lthg/s320/P9225469.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525343607069970354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;pek bir hassasız çevreye,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32uzFoEaI/AAAAAAAABRg/uhhFXHbzKJc/s1600/P9225471.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32uzFoEaI/AAAAAAAABRg/uhhFXHbzKJc/s320/P9225471.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525343601701687714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;etrafta nasıl elliyor o pis şeyleri diye bakanlar olsa da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32uYCLXMI/AAAAAAAABRQ/IHcK7th8gyY/s1600/P9235478.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32uYCLXMI/AAAAAAAABRQ/IHcK7th8gyY/s320/P9235478.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525343594439466178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;pek bir düzenliyiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32uu2zPII/AAAAAAAABRY/lo3bRp5Onhk/s1600/P9235481.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32uu2zPII/AAAAAAAABRY/lo3bRp5Onhk/s320/P9235481.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525343600565763202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;herşeyi yerli yerine koyamasak da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32t2JnJnI/AAAAAAAABRI/HavpzJwrR6s/s1600/P9285484.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK32t2JnJnI/AAAAAAAABRI/HavpzJwrR6s/s320/P9285484.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525343585343841906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;pek bir yağmura hazırız, evin içinde olsak da&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-9081342051502791614?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/9081342051502791614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=9081342051502791614' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/9081342051502791614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/9081342051502791614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/10/biz-bu-aralar.html' title='Biz  bu aralar'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TK34PKFWjnI/AAAAAAAABSI/3OezozbYlRw/s72-c/P8255387.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5354934076130556145</id><published>2010-10-04T03:12:00.000+03:00</published><updated>2010-10-04T15:12:26.099+03:00</updated><title type='text'>Hayvan sevgisi ama nereye kadar?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bende günlük yaşantımı ciddi anlamda etkileyen bir hayvan fobisi var. Çok ama çok korkuyorum hayvanlardan. Hem de hepsinden. Ne zaman köpek görsem yolumu değiştiririm. Yanından geçmek zorunda kalıyorsam ecel terleri dökerim o kadar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan hayvan sever miyim? Sonuna kadar. Şimdiye kadar zarar verdiğim hayvanlar sadece sivrisineklerdir sanırım. Hayvan belgeselleri delisiyimdir falan ama teorideki sevgi, pratikte bir işe yaramıyor vesselam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak bizim kuzu benim gibi olmasındı tüm istediğim. Becerebildiğim kadar hayvanlarla haşır neşir olsun diye uğraşırım. O da hayvanları pek sever. Sitemizin ufak havuzunda üç ördek var. Her akşam onları besleriz. Kendilerine her market alışverişinde hususi kraker alınır. Çünkü bizim ördekler ekmeği sevmezler. Kuzusu onlara "bıhbıh" der. Bir bıhlara kraker atar, bir kendi yer. Hatta bir keresinde çok yakına gelmişler, oğlanın elinden almaya çalışırken göstermesine bakılırsa parmağını kapmışlar :) Sevgi ilgi tüm hayvanlar için geçerli aslında ama geçen hafta başımıza öyle bir iş geldi ki sanırım bir daha Ahmed beyler hayvanlara çok yaklaşamayacaklar benim yüzümden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TKnDzwrsh_I/AAAAAAAABQw/Ob-aJH7ZKTI/s1600/P9225447.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TKnDzwrsh_I/AAAAAAAABQw/Ob-aJH7ZKTI/s320/P9225447.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524161711955544050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sultanahmete götürdük onu.  Daha meydana yeni adım atmıştık ki bir büfenin yanında kediler. Ben acayip iştahla "Ahmed bak miyam var burada" dedim. Kuzum sevindi. Yaklaştı yanına bakmaya başladı. Kedi Ahmede Ahmed kediye derken, hiç bir şeyde yokken,  aniden kedi olduğu yerden sıçrayıp Ahmedi tırmaladı. Evladımın çığlığı hala kulaklarımda. Eline baktık hemen. Çok ince bir çizik var. Biri kolonyalı mendil verdi, ben çiziği sıktım. Biraz kan çıktı. Temizledik ettik ama benim dünyam yıkıldı. Hemen kuduz aşısı yapılacak diye düşündüm. Çocuk doktoru diye hemen kayınpederi aradık. Kedi ısırmadıysa sadece tırmaladıysa temizleyin aşıya gerek yok dedi. İçim biraz rahatladı ama   yine de kurt kemiriyor içimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TKnD0IuRBDI/AAAAAAAABQ4/OBCRlJkGDTY/s1600/P9225450.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TKnD0IuRBDI/AAAAAAAABQ4/OBCRlJkGDTY/s320/P9225450.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524161718408774706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İki gün sonra dayanamadım sağlık ocağına götürdüm. Götürürken apartmandan bir amca bizi bıraktı. Kedi tırmığı deyince önce bir güldü sonra başladı azarlamaya. "Bunun için doktora gidilir mi? Başkasının sırasını gasp edeceksin, doktorun vaktini çalacaksın. Bizim zamanımızda götürenle dalga geçerlerdi" diye. Üstüne de nasihat etti. Biraz mikroplara açık yetiştirmeliymişim oğlanı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittik doktora. Dedim üç gün önce ısırdı. Bu sefer doktordan işittim azarı (O gün benim ayar günümmüş sanırım). "E pek erken gelmişsiniz" dedi doktor da. Durun dedim anlatayım neden gelmedim. Kayınpederin anlattıklarını duyunca bu sefer yumuşadı doktor. Kendinden detaylı bilgi alabildik. Kedi tırmalamasında (büyük ihtimalle köpek için de geçerlidir) iki risk varmış. Biri tetanoz, diğeri kuduz (düşman başına).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TKnD0fiFpCI/AAAAAAAABRA/vjsXli1-8-E/s1600/P9225458.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TKnD0fiFpCI/AAAAAAAABRA/vjsXli1-8-E/s320/P9225458.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524161724531713058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yaşı gereği Ahmed bütün aşıları olduğu için tetanoza gerek yokmuş. Koruyuculuğu devam ediyormuş. Kuduz içinse yaraya baktı. Çok yüzeysel dedi. Kedilerde kuduz çok nadirdir ve ısırma ile risk artar dedi. Yine de yara derin olsa, tırmalamadan önce patisini yalamış olması riskini gözden kaçırmayacaktık. Sonuç olarak iki doktor görüşü, türlü internet makalesi okuması sonucu biraz içim rahat etti (İçim rahat etti dediğime bakmayın, okurken kedi tırmığı hastalığı diye bir hastalık bile buldum, oğlanda belirtilerini aradım bir süre).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorumuz ayrıca kuduz aşısının sağlık ocaklarında yapılmadığını, sadece belirli merkezlerde yapıldığını söyledi. Bize yakın olarak önerdiği yer Hasekiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaydan bir hafta sonra Ahmedim grip oldu. Dannn.. Bu adını bile anmak istemediğim o hastalığın ilk belirtisi üst solunum yolları rahatsızlıkları.  Benim içimin rahatlığı kayboldu gitti. Koştuk hemen doktora. Dayanamadım yine sordum. Elinde yaranın izi zar zor görünüyordu. o sırada. Doktor yine aynı şeyi söyledi. Bu kadar yüzeysel sıyrık yapmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimiz tamamen rahatlasın diye bir de gittik kediyi bulduk. On gün sonra. Çok şükür yaşıyor. Sapasağlam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmed beyler için hayvan sevgisi bir süre anne engeline takılacak maalesef. Ne zamanki tüm hayvanların aşılı olduğunu bileceğim o zaman haşır neşir olmak serbest.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5354934076130556145?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5354934076130556145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5354934076130556145' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5354934076130556145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5354934076130556145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/10/hayvan-sevgisi-ama-nereye-kadar.html' title='Hayvan sevgisi ama nereye kadar?'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TKnDzwrsh_I/AAAAAAAABQw/Ob-aJH7ZKTI/s72-c/P9225447.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-771148560460851510</id><published>2010-09-16T23:35:00.000+03:00</published><updated>2010-09-16T23:35:27.864+03:00</updated><title type='text'>Aktivite Maduru bir Annenin Hazin Öyküsü</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;8 aydır ben kavun karpuz niyetine yatıyorum ya çocuksuz çocuksuz. Sandım ki oldum. Olmak bir yana iyice hamlamışım bunu çok acı şekilde öğretiyor Ahmed beyler.  Türkiyeye dönmeme yakın bende bir heyecan vardı. Ahmed beylerin kendi kendine yemek yemeyi öğrenmesi, tuvalet eğitiminin verilmesinin başı çektiği onlarca proce ile geldim. Nasıl azimliyim nasıl idealistim kendim bile inanamıyorum :) Oğlan iki yaşına geldi ya, söz anlıyor artık ya. Ben söyleyeceğim o yapacak ben de süper anne olarak gezeceğim ortalıkta. "Valla şekerim bir haftada tuvalet eğitimini hallettik". "Yok yok çorbasını damla dökmeden kendi içer bizimki" diye cümleler kuracağım diye hayaller kuruyorum bir taraftan da.  Ne diyeyim Allah insana önce akıl fikir versin. Cahil cesarati dedikleri şey gelmiş bana. El kadar bebekten neler beklemişim haberim yok.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Sonuç, tuvalet eğitimi fos. Daha doğrusu ben her yerde okur dururdum. Çiş eğitimi kolay oluyor da kaka daha zor. Onu kendinden parça sandıkları için yapmazlar falan diye. Külli yalanmış. Oğlan gayet güzel yapıyor kakasını ama çiş diyerek. Gelgelelim çişini lazımlığa denk getirdiğimiz sayılı. Ya kontrol edemiyor ya da etmek istemiyor. Pek anlamadım. Tamam dedim razı oldum. Canı sadece kakasını yapmak istiyorsa eyvallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E hadi yemek yeme meselesini çözelim dedim bu sefer. Çatal kullanımı süper. Onda problem yok ama iş kaşığa geldi mi ortalık karışıyor. Kaşığı da çatal gibi dikine ağzına sokmaya çalışınca vermeye çalıştığım sıvı doğruca üst başa. Hadi vazgeçeyim erken diyeyim desem, girmişiz bir yola dönüşü yok. Ben kaşığı bir iki eline verdim ya, velet artık benim hiçbir şekilde yedirmeme izin vermiyor. Hemen tepkisini koyuyor. El Tarzan misali gögsüne vurularak "Ame, Ame" diye bağırılıyor. Meali "Ahmed yapacak". Ne yapsak ne etsek derken, sanırım Nurturiada okudum. Mercimek-fasulye  aktivitesi kaşık tutmalarına yardımcı oluyor. Egzersiz oluyor diye. Koştum aldım bir kilo mercimek. Plan şu; iki kap alacağız. Ben birine mercimekleri koyacağım. Doldur çocuğum diyeceğim o da diğerine dolduracak. Alkiş yapacağız. Ben evladımın muhteşemliği ile gurur duyacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç mu ne oldu? Ben sustum resimler konuşsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7xhr5D8I/AAAAAAAABQo/8I96vviXp40/s1600/P8255370.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7xhr5D8I/AAAAAAAABQo/8I96vviXp40/s320/P8255370.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517608584268550082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7xKLyLLI/AAAAAAAABQg/KsiIIbVddw8/s1600/P8255375.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7xKLyLLI/AAAAAAAABQg/KsiIIbVddw8/s320/P8255375.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517608577959865522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7w03xvJI/AAAAAAAABQY/TOuHmYHep-Y/s1600/P8255377.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7w03xvJI/AAAAAAAABQY/TOuHmYHep-Y/s320/P8255377.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517608572238806162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7wZl4cqI/AAAAAAAABQQ/mwC2LAL06eM/s1600/P8255380.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7wZl4cqI/AAAAAAAABQQ/mwC2LAL06eM/s320/P8255380.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517608564915991202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7v-nFolI/AAAAAAAABQI/gSIj87DqjR0/s1600/P8255384.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7v-nFolI/AAAAAAAABQI/gSIj87DqjR0/s320/P8255384.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517608557673292370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra daha da çozuttu ki onların resmini çekemedim konu mankeni olduğum için.  Mavi kap en son benim kafama geçirilmiş, mercimekler avuç avuç kafamdan aşağı dökülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dip Not: Nehir güzel melek, Elveda. Senin için iki satır yazı yazmak istedim. Yazmadım elim gitmedi. Sana veda için gelmek istedim. Kendi dünyevi meselelerim yüzünden gelemedim. Senin şu anda dünyada olduğundan kat kat iyi bir yerde olduğundan zerrece şüphem olmadığından, bütün dualarım annene-babana, Allah onlara sonsuz dayanma gücü versin, sana tekrar kavuşacakları güne kadar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-771148560460851510?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/771148560460851510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=771148560460851510' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/771148560460851510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/771148560460851510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/09/aktivite-maduru-bir-annenin-hazin.html' title='Aktivite Maduru bir Annenin Hazin Öyküsü'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TJJ7xhr5D8I/AAAAAAAABQo/8I96vviXp40/s72-c/P8255370.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5821579075694622628</id><published>2010-08-17T00:39:00.003+03:00</published><updated>2010-08-17T01:04:40.783+03:00</updated><title type='text'>Kısa kısa</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TGm0tEkUyjI/AAAAAAAABPs/3Rn-FKLBhNo/s1600/100_6141.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TGm0tEkUyjI/AAAAAAAABPs/3Rn-FKLBhNo/s320/100_6141.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506130705850354226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Döndüm stop.&lt;br /&gt;Maceralı bir dönüş oldu yine stop.&lt;br /&gt;Böcüğümle aşk yaşıyoruz stop.&lt;br /&gt;Yazacak çok şey var belki ama çok önemsiz görünüyor kuzucukla vakit geçirmek dururken stop.&lt;br /&gt;Havalar sıcak ondan da bilgisayar başına oturasım yok bi daha stop.&lt;br /&gt;Allah bozmasın çok mutluyuz (masallah) son stop :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geyik bir yana, geldim geleli, oğlumu gördüm göreli, deliler gibi pişmanım ayrı geçirdiğimiz her güne. Hala o günler aklıma geldikçe içim eziliyor. O zaman ne kadar doğru görünmüştü kararım ama buradan öyle durmuyor işte. Psikopat anneye bağladım. Babasına bile oğlumu emanet etmeye korkuyorum. Nasıl tekrar çalışmaya başlarım hiçbir fikrim yok. Bu aralar çok umrumda da değil. Biraz kopan bağları tamir etme zamanı şimdi.  Kuzucuğum bir yandan şaşkın diğer yandan korkak. Yine onu bırakıp gideceğiz sanıyor sanırım. Kısa günde onbin defa anne-baba diyor. Beni ya da babasını asla gözden kaybetmek istemiyor.  Onun haricinde hiçbir davranışında bir sorun yok. Tek tük konuşmaya çalışması var ki yemelikten öte olmuş. İlk günler anneanne diye sayıkladı sürekli. Üçüncü günün sonunda anneanneyi sattı (çok üzgünüm anne :P ), şimdi sadece benden yüz bulamazsa söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse artık bılogumuza döneriz sanıyorum. Böcük beyin maceraları çok çok olmasına ama onu gözlerimle seyretmek dururken ne resim çekmek geliyor aklıma ne de videoya kaydetmek. Biraz da vakitsizlik var, babanne ve dedesi Ahmed ile tanışmaya geldiler. Günler harala gürele geçip gidiyor şimdilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayrılık meselesi ile ilgili son sözüm: Allah hiç kimseyi evladıyla, ayrılığıyla, hastalığıyla, derdiyle sınamasın. Bu konuyu bir daha ne düşünmek ne de yazmak istiyorum. Başına benzer bir şey gelen birilerine destek vermek maksadı haricinde. İnşallah ta böyle biri çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık cıvıl cıvıl yazılar yazarım inşallah. Benim bile içim karardı yazdıklarımla, okuyanlar epeydir bayılmıştı zaten.  Açılışı kardeş eğlendirme procesinin bir ayağından kara dul resmim ile yaptım gitti :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TGm0s7rQQvI/AAAAAAAABPk/u4Kl0cHWLBQ/s1600/100_6237.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TGm0s7rQQvI/AAAAAAAABPk/u4Kl0cHWLBQ/s320/100_6237.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506130703463498482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5821579075694622628?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5821579075694622628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5821579075694622628' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5821579075694622628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5821579075694622628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/08/ksa-ksa.html' title='Kısa kısa'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TGm0tEkUyjI/AAAAAAAABPs/3Rn-FKLBhNo/s72-c/100_6141.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1689798366614614815</id><published>2010-07-09T23:37:00.003+03:00</published><updated>2010-07-10T00:36:16.409+03:00</updated><title type='text'>Veda</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ve bir maceranın daha sonuna geldim. İşimden ve Fransadan ayrılmama sadece üç hafta kaldı. İçim biraz buruk ama çokça mutlu. Yaşadığım onlarca bürokratik aksiliği bir yana bırakırsam çok ama çok güzel bir işim vardı. Kafamda hayallerini kurduğum iş ortamının tüm öğeleri vardı burada. Profesyonellik,  akademik imkanlar, çalışma konularında sağlanan esneklik herşey çok iyiydi (Yılda altı hafta izin kullanma kısmına girmeyeceğim hiç).  Bununla beraber çokta eğlenceli bir iş ortamıydı.  Tek şikayetim dil konusuydu. Çoğunlukla muhabbetlere yabancı kalmak zordu. Her gülün de bir dikeni var elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gruptan ayrılan herkese yapıldığı gibi bana da (beni hem mutlu eden hem de hüzünlendiren) bir veda partisi düzenlediler. Ben şeklen parti sahibi olarak yapmayı becerebildiğim klasik kekim, bayıldıklarını daha önceden test ettiğim Edirne lokumlarım ve aşurem(Dr Oetker sağolsun) ile katıldım olaya :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partinin ortasına doğru ise gerçekten beni utandırlar desem yeri. Genelde sembolik bir hediye alınıyor diye biliyordum. Kursumla çakıştığı için hiç katılmamıştım veda partisine. Çoşmuşlar. Bilmeden ne kadar çok arkadaş edinmişim, sevilmişim inanamadım.  Samimi olduğum dört kız arkadaşım bir hafta kafa patlatmışlar, neler yapabiliriz diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TDeJNRG-pLI/AAAAAAAABPE/zOqPZQYz4tk/s1600/100_5315.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TDeJNRG-pLI/AAAAAAAABPE/zOqPZQYz4tk/s320/100_5315.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492009131625587890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Tatlıya düşkünlüğümü bildiklerinden Fransız tatlıları almışlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TDeJMzGdbjI/AAAAAAAABO8/wzbvA0chBSk/s1600/100_5313.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TDeJMzGdbjI/AAAAAAAABO8/wzbvA0chBSk/s320/100_5313.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492009123570347570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir Fransız yemek kitabı (arayıp ingilizcesini bulmuşlar), güzel bir mutfak önlüğü ve şahane bir duş seti almışlar. Buraya kadar ben sadece bana aldıklara hediyelere utanırken sıradaki hediye ile beraber koptum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TDeJN_8OWcI/AAAAAAAABPM/8RcENVODOQw/s1600/100_5319.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TDeJN_8OWcI/AAAAAAAABPM/8RcENVODOQw/s320/100_5319.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492009144196946370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarımdan biri ki hemen yanda hediyeleri takdim eden güzel insan(en kısa zamanda onun da güzel bir bebeği olacağını umuyoruz hep birlikte) , oğlumu düşünmüş ve ona da hediye almışlar. Görünce inanamadım. Bana hediye neyse bu nasıl bir inceliktir ki Ahmede varana kadar düşünmüşler. Ben daha kutuyu açarken ellerim ve sesim titremeye başladı, gözlerim doldu. Arkasından arkadaşımla sarılışıp ağladık bir güzel zaten. Bunlar yetmemiş bir de elime içinde bir miktar para olan bir zarf tutuşturdular, kendi istediğim bir hediyeyi almak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son verdikleri hediye ise en duygusalıydı. Herkesin düşüncelerini yazdığı bir kitapçık verdiler. Patronumun yazdığını okuyunca bir kere daha ağlayasım geldi. Diyorum ya inanamadım bu kadarına. Çok çok mutlu ettiler beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öbür yandan yüreğim pır pır. Heyecanlıyım hem de korkuyorum.  Annelik hissi, oğluma sevgim elbette içimde hiç eksilmedi ama pratiğimi kaybettim galiba, ilk anda beceremeyecekmişim gibi geliyor  ya da sadece aptal bir his içimdeki. Gidince artık iki yaşına yaklaşan dünya güzelinin huyunu suyunu sökmeye, onunla kaynaşmaya çalışacağım. Birlikte, kaybettiğimiz bütün zamanı telafi edeceğiz inşallah.  Ayrıca bu aralar herşey için oğluma ı-ııı dedirten itirazlar,  terrible twonun ayak sesleri ile başa çıkmaya çalışacağız. Bundan sonra Ahmed beylerin fendi İlknuru yendi yazıları okuyabilirsiniz bol bol :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1689798366614614815?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1689798366614614815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1689798366614614815' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1689798366614614815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1689798366614614815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/07/veda.html' title='Veda'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TDeJNRG-pLI/AAAAAAAABPE/zOqPZQYz4tk/s72-c/100_5315.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1324038479169087542</id><published>2010-07-05T20:37:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T21:36:25.887+03:00</updated><title type='text'>Negatif konuşma benlen buz gibi soğurum senden - Bölüm 2</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Artık çiçeği burnunda bir hamilesin. Tebrikler ama vücudunuzun  hormonal olarak yaptığı hazırlıkların yanında bir de etrafın yaptığı psikolojik  hazırlık(!)lara hazır mısınız? bakalım dönemine hoş geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni hamile ile nasıl konuşulmaz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  dönemde başa çıkılması gereken sorular, yorumlar, eleştiriler evlilik  döneminden biraz daha karmaşık ve zorlayıcıydı benim için.    Hamileliğim biraz ilerlemeden etrafta çok insanla paylaşmadığım için ilk  haftalar "mahalle baskısı" yaşamadım ama doktorlardan bol bol çektim desem yalan olmaz. Bu dönemde beş farklı doktorum oldu. Son ikisi hariç hepsinden bir nevi negatif yaklaşımları yüzünden ayrıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk doktorumuz hakkını asla yemem işini çok çok iyi yapan bir hanımdı fakat müşteri ilişkileri sıfır. İnsan hamilelik, doğum gibi konular olunca nezle şikayetiyle gelmiş muamelesi görmek istemiyor tabi.  Hamileliğin başında kan değerlerimde düşük başlama arkasından yavaş artma gibi bir sorun oldu.  Doktor sağolsun yüzyüze görüşmemizi bile  beklemeden dan diye telefonda bebeğin gelişimi için çokta ümitli  olmadığını ima etti bana. Tamam doktorumdu en nihayetinde, beni gereksiz  ümitlendirmesi gerekmiyordu, bir arkadaş gibi moral vermesini falan da  beklemiyordum ama telefonda söylemeye ne gerek vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bebeğe sevinme ile onu kaybetme korkusu arasında  döneşirken  14. haftada bir kanamayla yüzyüze geldik. Doktorumuz tatilde  diye başka bir doktora gittik. Çok şükür kalbi atıyordu ama doktor bombayı patlattı. "Verdiğim ilaçlar seni biraz rahatlatır ama bebek  gidecekse gidecek durdurmak için hiçbir şey yapamayız" deyiverdi.  "Bebekler kendi kararlarını kendileri veriyorlar" dedi.  Bir süre dinlen, gerekirse serkalaj olmazsa doğuma kadar hastanede yatış.  Eve  dönüp dua  etmekten ve ağlamaktan başka bir şey yapmadım iki hafta.  Bir kaç gün içerisinde  telefon çaldı. Yattığımı söylediğimde hoop şahane bir cevapla  karşılaştım. "Sakın çok yatma, yatınca kordon yağlanıyormuş, bebeğe  yeterli kan taşınmadığı için bebek riske giriyormuş." Buyur buradan yak,  İlknur. Daha doğrusu nereden istersen oradan yak. Kem küm ama doktor..  yat dedi.. dememe kalmadan hemde. Bebek gidecek diye yatıyorum.  Yatıyorum diye bebeği kaybedebileceğimi söyleyen bir ses. (Kendisi de  sonradan söylediğine üzülmüş, bu konuşmadan beş dakika sonra geri arayıp  sen doktorunun sözünü dinle dedi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanama sadece bir gün oldu ve bir daha tekrarlanmadı. Son görüşmemizde doktorum 4. ayın sonunda aldığım üç kiloya kafayı takınca taşan bardak doldu ve ayrıldık. Biz biraz pozitif doktor arıyoruz hala. Hem de farklı bir görüş olsun. 19. haftada tanındık bildik bir doktora gittik. Televizyonda konuştukları mantıklı geliyor çünkü. Normal doğum istiyorum dedim. Bekliyorum ki televizyonda söylediklerini söylesin. Evet tabiki aksi düşünülemez desin. Doktorun yüz ifadesini unutmam mümkün değil. Sanki doktora ben doğumu Marsta yapmayı düşünüyorum gelir misiniz diye sormuşum gibi baktı ve hayretle "Neden?" diye sordu. (Bir kısa devre daha) Ben sezeryanı tercih ediyorum diye başladı ve nutuğuna devam etti. Beni ikna edemeyince doğum yaklaşınca konuşuruz bunları dedi. Muayenede bir önceki doktorumun abarttığı gibi bir şey olmadığını, plesantanın ilk aylarda aşağıda olması yüzünden hamilelerin çoğunun ufak kanamalar geçirebileceğini, artık plesantanın yukarı çıktığını bir risk olmadığını söyleyerek bizi rahatlatsa da, onunla da ilk ve son muayene hikayemiz böyle bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah halime acımış olacak ki bundan sonraki doktorum dünya tatlısı çıktı. Normal doğum istiyorum. Hay hay. Biraz kaçırdım kiloyu bu ay. Mesele değil. Oruç tutabilir miyim? Tutabilirsin  diyemem tutamazsın da diyemem. Bir gün dene ve kendin karar ver (Tutamadım tabi :) ). Sonunda kavuştuk hayellerimizde doktora ve mutlu mesut bir hamileliği tamamladık. Gereksiz yere bize yaşatılan streslerden sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor kısmı sadece bir yönü bu işin. En nihayetinde bu işin yıllarca eğitimini almış insanlar hoşunuza gitse de gitmese de kendi görüşlerini ifade ediyorlar size. Katılıp katılmamak size kalmış ama saygı duymak gerek. İnanamadıkları bir şeyi söyleyecek halleri yok.  Gelgelelim bu dönemin en belalıları yine eş-doşt-akraba-tanıdık tanımadık herkes oluyor. Bir hamilelik geçiren iki doğum yapan bu işin kitabını yazmış sayıldığından fikir veren, eleştiren gırla. (Bizde bir de bu var, hasta olarak gittiğin hastaneden doktor olarak çıkar, etrafına engin bilgilerini saçar, ilaç bile tavsiye edersin)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde aşağı yukarı yine her hamilenin başa çıkması gerekenlerle uğraştım.  Konu genel olarak üç noktada yoğunlaşıyor. Göbek-Kilo-Doğum. Sormadan, iznini beklemeden karnını elleyenlerle doluyor etraf. Kim görmezse bebek seviyorlar. Sabır et, doğsun öyle seversin. Hayır. Rahatsız olup olmaman hiç önemli değil, bir hamile olarak kamu malısın artık sen. O göbek senin değil içi çocuk sevgisiyle dolup taşan herkesin göbeği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gayet kilolu hamile kalmıştım ve iç karın denen ne olduğunu bilmediğim meret bende olmayınca 4. ayda gayet sağlam bir göbek vardı. Bu sefer daha önce doğum yapmışlardan yorumlar geldi. Önce annem benim taaaa 6. ayda göbeğim çıkmıştı hayret dedi. Sonra bir arkadaşım ben 7 aylık hamileyken bu kadardı göbeğim ancak dedi. Sanki o göbeği çekeleye çekeleye ben çıkartıyorum.  İkeada tuvaletten tam çıkmışken  karşımda bir kız gözlerini patlatıp hayretle bana baktı. Ne oluyor anlamadım, tam ellerimi yıkamaya gidiyorum annesi yanaştı yanıma. Kaç aylık hamilesin diye sordu. 7 dedim. Bu cevabı alan kadın, kendisi yeni hamile kızını gidip teskin etti onun doğumuna az kalmış diye. Son ay artık hastanede ikizlere mi hamilesiniz sorusu ile hayata küstüm eve kapandım zaten. Soranlara bir nebze hak vermeye çalışsam da (gerçekten haşmetli bir göbeğim vardı Allah için) aynı soruları duymak, bu soruları tek ilişkimiz hastanede aynı doktorun randevu sırasını beklemek olan insanlardan, orada burada karşılaştığım insanlardan duymak yordu beni. Evlat 4 kilo doğunca göbeğin kerameti de çıktı ortaya ama iş işten geçmişti çoktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yazıya yazdığımın aynısını yazacağım, ne işine yarayacak aldığın bu bilgi. Sen bu soruyu bana ilk soruyor olabilirsin ama ben aynı soruyu senin gibi meraklı birçok kişiden duydum. Nasıl gidiyor hamileliğin diye sorsan ben iyi desem ve havadan sudan konuşsak kime zarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilo konusunda genel olarak çok laf işitmedim desem yalan olmaz. Çok sağlıklı beslenmeye gayret ettiğim için, içinden bu iştahla 30 kiloyu alır diye tasalananları haksız çıkartacak şekilde 14 kilo ile tamamladım. İlk doktoruma göre bu bile fazlaydı aslında.  Kilolu hamile kalmış biri olarak 8-9 kilo civarında kalmam beklenirdi (ben zaten hamileliğinde o kadar az kilo almayı başaracak biri olsam hamileliğime 34 beden başlardım bkz. Epru abla) ama kaç defa hamile kalacağım ki diyerek çokta üstünde durmadım. Yine de "vallahi lıkır lıkır süt içiyorum. Günde bazen yarım litreyi geçiyor "cümleme birisinden "ayyy içme kansızlık yapar o kadar süt" cevabını aldığımı hatırlıyorum. (Hayatımda ve de hamileliğimde hiç kansızlık gibi bir derdim olmamasına rağmen)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son ayların favori iki konusu vardı. Sefamın bitmek üzere olduğu sıkça hatırlatıldı. "Tadını çıkar bu günlerin çoook arayacaksın" ve "uyu bol bol bebek doğunca uykuyu unut" cümlelerini kaç defa duydum bilmiyorum.  O koca göbek, onun mesaneye yaptığı baskı sonucu iki saatte bir tuvalet ziyaretleri, doğum sonrasına hazırlık uykusuzlukları yaşayan birine bu lafların ne kadar tesir etmesini bekliyor ki bu cümleleri kuranlar. Uyku biriktirilebilen bir şeydi de benim mi haberim yoktu ayrıca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de benim hamilelik döneminde tek geçeceğim konu doğum konusu. Herkes kendi doğumunu pazarlamaya çalışır ve kendi yaptığı dogum değil de diğeriyle ilgili  kötü doğum hikayeleri anlatır durur. Falancanın bebeği oksijensiz kalmıştır normal doğumda, bir başkasında sezeryanda bebeği alırken neşter gelmiştir bebeğe.  Çok şükür artık normal doğum yapmak istiyorum deyince insanlar uzaydan gelmiş muamelesi yapmıyor. Annelerde de doktorlarda da bir normal doğuma yöneliş var ama bundan iki sene önce bile normal doğum (ya da en azından benim olduğum ortamda) öyle çokça saygı gören bir şey değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hamileliğimden iki yıl önce açık karın ameliyatı geçirmiş ve zor toparlanmış bir bünye olarak (ki rahim kesilmemişti) çok korkuyordum sezeryandan. Elbette ben de ertesi gün ayağa kalkmış yürümüştüm ama dikiş yerlerimin acısı ancak iki ayda geçmişti. Kararımı en başından vermiştim. Normal doğum yapacaktım ama bu işler elbet benim karar vermemle bitmiyor. Bebeğin durumu, benim durumum çok önemliydi ama beş doktor değiştirip sonunda normal doğumu destekleyen doktoru bulmuştum ve her kontrolde beni bu yönde destekledi ve yüreklendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girdiğim ortamlarda fikrime saygı gösterilmemesine, ilk doğumuna hazırlanan bir kadın olarak kötü doğum hikayeleri anlatılmasına ise üzüldüm ve sinirlendim bol bol. Artık doğuma az bir vakit kaldı diye eve temizliğe gelen hanım, yengesinin evde doğum yaptığını, nasıl doğurduğunu anlamadığını, kucakta bebek kordonu kesmek için hastaneye nasıl yetiştiklerini anlattı bana. Doğuma iki gün kala poaça almaya gittiğim kızcağız ablasının sezeryandan pek memnun kaldığını, "hangi devirde yaşıyoruz Allah aşkına, rahatı varken ne diye normal doğum" şeklinde moral (!) verdi bana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben son yarım saatini saymazsak o kadar kolay bir doğum yaptım ki (maşallah ve darısı ikincinin başına :) ). Denemeseydim. korksaydım asla kendi sınırlarımı bilmemiş olacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceğim şudur ki, doğum şekline karar vermiş bir kadına odur budur diye düşündüğünün tam tersi şeyler anlatmayın. Gerçekten kötü etkiliyor hamileleri. Karnı burnunda kadının beynini ne diye bulandırırlar anlamıyorum. Hamile insana kötü doğum hikayesi anlatmak kadar yapılacak daha aptalca bir eylem var mıdır bilmiyorum. Neden? Sizin  ya da falancanın doğumu kötü geçtiyse başkasının da başına aynı şey gelmek zorunda mı?  Pozitif, moral verici konuşmak bu kadar mı zor. Şimdiye kadar annesinin karnında kalan bebek var mı? Vakti gelince hepsi bir şekilde doğuyor işte. Ben bloglarla, forumlarla tanıştıktan sonra öğrendim doğumun kolay bir şey olduğunu. Doğumdan annelerin ne kadar güzellikle bahsettiğini gördükten sonra içimdeki korku bir nebze de olsa azaldı. Kötü doğum hikayelerinin ne kadar az olduğunu o zaman farkettim.  Bebeğinizi kucağınıza aldıktan sonra acıların çarcabuk unutulduğunu, geriye sadece onunla buluşma resimlerinin hafızada kaldığını gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında insan başına gelmedikçe böyle şeylere dikkat etmiyor. Belki ben de bazı hamile arkadaşlarıma onları rahatsız edecek şeyler söylemişimdir eskiden insan bilemiyor tabi ama doğumdan bu yana  yukarıdakilerden bol bol rahatsız olmuş bir bünye olarak asla hiçbir hamilenin karnını ellemem, kilosunu ağzıma almam. Hamile kadının güzelleştiğinden bahsetmek ve gönlüne göre bir doğum yapmasını dilemek yegane mottom oldu bu yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1324038479169087542?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1324038479169087542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1324038479169087542' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1324038479169087542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1324038479169087542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/07/negatif-konusma-benlen-buz-gibi-sogurum_05.html' title='Negatif konuşma benlen buz gibi soğurum senden - Bölüm 2'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-3330606901357032144</id><published>2010-07-03T22:45:00.000+03:00</published><updated>2010-07-03T23:43:46.735+03:00</updated><title type='text'>Negatif konuşma benlen buz gibi soğurum senden</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Dünki teknik arıza için özür diler, bir anlık gafletle yayınla tuşana basmamın kurbanı olduğumu arz ederim :) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu bir yeni evli/hamile/anne ile konuşma kılavuzu. Hadi çok iddialı olmasın. İlk kısmını saymazsak bir daha hamile kalırsam eş dost akrabaya el kitapçığı olarak dağıtmayı planladığım benimle konuşma kılavuzu diyelim adına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni evli ile nasıl konuşulmaz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim memlekete kafamın en basmadığı şeyi evlendikten sonra öğrendim ben. Birincisi bizim toplumun genelinde bazı konular hassastır. Bu konular özeldir, mahremdir falandır filandır. Velakin evlenince ne oluyorsa hele bir de yeni evliyseniz birden sizin mahreminiz olan konu birden orta malı haline geliyor. Geldiği yetmiyor bir de alalen dillendiriliyor. Bu dillendirmenin en naif yolu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"torun istiyoruz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; biz"&lt;/span&gt; ile başlıyor &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"hmm çocuk yapmayı düşünmüyor musunuz?"&lt;/span&gt;a kadar gidiyor.  Evlendim evleneli cevap vermekten en nefret ettiğim soru bu oldu. Hayır size ne benim özelimden. Benim kocamla oturup düşünüp karar vereceğim bir konunun on-yirmi kadın arasında konuşulması gerekli mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evliliğinin ilk yıllarını benim gibi biraz da kapalı bir yerde geçirdiyseniz bu soruyu duyma sıklığınız ortalama iki günde bir. Abartmıyorum. Hele bir de eşinizle konuşup doktoralarımız bitene kadar düşünmeyelim dediğiniz ve kapattığınız bir konunun her yeni tanıştığınız insanla tekrar tekrar açılması beni acayip germişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son yaşadığım bir olayda artık yuh dediğimi hatırlıyorum ama içimden tabi :) Bir komşu oturmasına davet edilmiş ve abuk bir hata yaparak kabul etmişim. Komşunun bilmem nereden hayatımda ilk defa gördüğüm bir daha da göreceğimi sanmadığım bir arkadaşının yanına düşmüşüm. Sorular tam sırasıyla şu sıra ile soruldu. Adınız ne? İlknur Evli misiniz? Evet. Çocuk var mı? Yok. Kaç yıllık evlisiniz? Üç. Aaaa istemiyor musunuz yoksa olmuyor mu? &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;(İlknur kısa devre) &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Hayır böyle aptal bir soruyu sorarken aklından ne geçiyordu merak ediyorum. Benim çocuğum olmadığını bilip bilmemek senin neyine yarayacak. Onu da geçtim. Ben bakalım bu konuyu seninle paylaşmak istiyor muyum? Milletin karşısına geçip kaç para maaş alıyorsun diye  soramazken bu konuyu sorma cesaretini nereden alıyorsun? De ki çocuğum olmuyor ve sen bu soruyu sorarak beni yaralıyorsun, üstüne böyle bir şey varsa bile yeni tanıştığım bir kadınla paylaşacağımı nereden çıkardın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda çok şükür hamilelik haberini verince konu komşu bir sürelik rahatladı. Şimdi dönünce biliyorum "ikinciyi düşünüyor musunuz? Aa bir kardeş şart" mafyası beni bekliyor.  Ki en son tatilimde bile atağa geçtiler.  Ne de olsa bizimki bir yaşını geçti ya.  Kilo almışsın diyemeyen hamile misin? diye soruyor.  Birini baktım ikinci kusur kaldı demek istiyorum çoğuna. Son Türkiye ziyaretimde sırf bu yüzden bir teyzeyi terslemek zorunda kaldım. Bundan sonra soracaklara da direk soracağım. "Gelip sen mi bakacaksın?" ya da "bebek olursa kapıdan bir kap yemek mi uzatacaksın?" diye. Geçen seferden tecrübe ettim. Bu soruyu en çok soranlar evine en uğramazlar oluyorlar. Bu soruyu asla sormayan zavallı anneannelere çıkıyor piyango genelde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç, çocuk sahibi olma konusu iki insanın karar vereceği gayet özel bir konu. Parkta, bahçede tanıştığınız insanlara pat diye sormayın. Her evlinin illa çocuğu olmalıymış gibi evli misin sorusunun arkasına çocuk sorularını eklemeyin.  Bırakın insanlar böyle güzel bir haber aldıklarında sizinle paylaşsınlar. Bu bilgiyi önceden öğrenmenin size zerre kadar faydası yok nasılsa.  Çocuk düşünmüyoruz diyene, ama çocuk sahibi olmak öyle süper, böyle şahane diye tencere pazarlar gibi çocuğu pazarlamayın. Millet sizin lafınızla çocuk sahibi olacak değil ya. Boşuna nefesinizi tüketip bir de kendinizden nefret ettirmeyin. En azından bana. Ha dayanamam illa soracağım diyorsanız da şu salak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"çocuk yapma"&lt;/span&gt; fiilini kullanmayın iyice germeyin beni.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-3330606901357032144?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/3330606901357032144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=3330606901357032144' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3330606901357032144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3330606901357032144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/07/negatif-konusma-benlen-buz-gibi-sogurum_03.html' title='Negatif konuşma benlen buz gibi soğurum senden'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-7215016550721057230</id><published>2010-06-10T01:16:00.003+03:00</published><updated>2010-06-10T01:35:07.465+03:00</updated><title type='text'>Geçen sene bu zamanlar ..</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATqFiUjfI/AAAAAAAABOg/1Bn0dNFU9X0/s1600/DSC00578.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATqFiUjfI/AAAAAAAABOg/1Bn0dNFU9X0/s320/DSC00578.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480902360271457778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca kafalı, emeklemeyi bile bilmeyen dişsiz bir tosuncukmuş.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATpQfKCAI/AAAAAAAABOY/_nwTuyVa1Y8/s1600/DSC00577.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATpQfKCAI/AAAAAAAABOY/_nwTuyVa1Y8/s320/DSC00577.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480902346031106050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben doğduğu gün güzelliğine hayran kalmış, eş-dostun kafası yamuk,  kırmızı-mor arası enteresan renkli oluşuna çaktırmadan ettikleri laflara  bozulmuştum bir de.&lt;br /&gt;Bu zamanlar doğumdaki resimlerine tekrar bakmıştım. Ay gerçekten doğum yüzünden enteresan bir kafası, kulakları kıllarla ve yağ bezeleri ile dolu, alnının ortası ağladıkça iyi belli olan kırmızı bir leke ile kaplı olduğu için o hallerini nasıl güzel bulduğuma şaşmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATpGBdyII/AAAAAAAABOQ/-8RI5IWcgcs/s1600/100_5225.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATpGBdyII/AAAAAAAABOQ/-8RI5IWcgcs/s320/100_5225.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480902343222216834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yine bakıyorum eski resimlere. Yok yok şimdi daha güzel diyorum kendime.  Bana sarılıyor. Anneyi sev deyince pıt pıt sırtıma vuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATon82lhI/AAAAAAAABOI/nHYjLokByhc/s1600/100_5178.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATon82lhI/AAAAAAAABOI/nHYjLokByhc/s320/100_5178.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480902335149807122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık değil emeklemek, kaydıraklara kendi tırmanıp, kendi kayıyor.  Dişler inci gibi. Derdini kendince pek güzel anlatıyor. Herşeyi anlıyor. Mutluluğunu, sevgisini belli ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBAToeq__PI/AAAAAAAABOA/LkzCt9pWLFQ/s1600/100_5182.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBAToeq__PI/AAAAAAAABOA/LkzCt9pWLFQ/s320/100_5182.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480902332659006706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneye çılgın pozlar veriyor. Yok yok bu halleri daha güzel. Koca bir delikanlı olduğunda da yine eski resimlere bakıp yeni halini daha bir seveceğim değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her halin güzel be böcüğüm.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-7215016550721057230?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/7215016550721057230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=7215016550721057230' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7215016550721057230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7215016550721057230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/06/gecen-sene-bu-zamanlar.html' title='Geçen sene bu zamanlar ..'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TBATqFiUjfI/AAAAAAAABOg/1Bn0dNFU9X0/s72-c/DSC00578.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-4821104222725926360</id><published>2010-06-07T22:27:00.004+03:00</published><updated>2010-06-08T00:43:47.852+03:00</updated><title type='text'>Haftasonu Aktivitesi - Rodin Müzesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Döndüm geldim. Müze ziyeretlerine devam ediyorum. Şunun şurasında yuppii 8 haftacık kaldı. Böcüğüme, evime, kocama kavuşmama. Su gibi aksın zaman. Bu haftasonu iki müze birden gezdim. İlki Rodin müzesi ki buraya geldim geleli açıkçası en beğendiğim müze oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi yarı-açıkhava müzesi. Hotel Biron isimli bir bina var , Rodin son yıllarının bir kısmını burada geçirmiş. Bir çok eseri burada sergileniyor fakat en bilindik eserlerinin neredeyse tamamı büyük bir bahçede sergileniyor. Müze ücreti 6, bahçe 1 euro.  Buradaki çoğu müzede olduğu gibi 18 yaş altı ücretsiz. Eğer avrupa birliği vatandaşı iseniz 26 yaşın altı ücretsiz. Engelliler ve onlara refakat edenlere yine ücretsiz, her ayın ilk pazarı yine ücretsiz. Yani adamlar kralından müze yaptık sömürelim milleti demek yerine, gelin yeter ki görün diye uğraşıyorlar.  Bu zihniyete hayran kalmamak elde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rodin ya da tam adıyla August Rodin 12 Kasım 1840 Paris doğumluymuş. Bazı şeylerin okulla, eğitimle çok ilgisi olmadığının en büyük örneklerinden biri. Çok istekli bir öğrenci olmasına rağmen Güzel Sanatlar okulu giriş sınavlarını üç defa girmesine rağmen kazanamamış.  Yaşadığı bir çok olay sonrasında bir heykeltraş olarak kabul görmesi kırklı yaşlarını bulmuş. 1976 yılında İtalyaya yaptığı seyahat sonrası Donatello ve Michelangelonun çalışmalarından etkilenmiş. Maalesef her ünü başını alıp gitmiş sanatçı gibi  ciddi kişilik bozuklukları olan birisi.  Öğrencisi/sevgilisi/modeli Camille Claudel ile yaşadığı ilişki (ya da eziyeti desem) filmlere bile konu olmuş. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LbEXbJgI/AAAAAAAABN4/U-3aqrjQLAU/s1600/100_5232.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LbEXbJgI/AAAAAAAABN4/U-3aqrjQLAU/s320/100_5232.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480119249980302850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Meşhur Düşünen adam ya da namı diğer La Penseur. Rodinin belki de en ünlü eseri. Türkiyede bile bir koypası var. Bakırköy Akıl ve Ruh hastalıkları hastanesinde. İlginç bir tercih orası kesin.  Rodin bu heykeli ilk defa 1888de bir alttaki resimde görülen Cehennem kapılarında çalışmış. Daha sonra 1902de bizim bildiğimiz yani günümüzde sergilenen boyutları ile tekrar yapılmış. 1906da Fransada yaşanan politik ve sosyal kriz sebebiyle sosyalizmin sembolü haline gelmiş. 1923te şu anda gördüğümüz yerine taşınmış.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1Laf029SI/AAAAAAAABNw/wRBzw7PuX5s/s1600/100_5236.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1Laf029SI/AAAAAAAABNw/wRBzw7PuX5s/s320/100_5236.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480119240171648290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fransız hükümeti Rodin ile çeşitli heykeller yapması üzerine anlaşmış. Bu kapsamda Dekoratif Sanatlar müzesi için bir kapı yapması istenmiş. İşte bunun sonucu, Cehennem Kapıları ortaya çıkmış. Rodinin Dantenin İlahi Komedyasına ve Baudelairein şiirlerine (ekşi sözlük sayesinde öğrendiğim yeni deyimle) selam çakmış :) bu çalışması ile. Kapının en üstünde görünen üç adam heykeli aynı Düşünen adam gibi Üç Gölge ismi ile büyük boyutlarda tekrar çalışılmış ve yine müze bahçesinde sergileniyor. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LaLEu1MI/AAAAAAAABNo/n6afqIBnnjU/s1600/100_5256.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LaLEu1MI/AAAAAAAABNo/n6afqIBnnjU/s320/100_5256.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480119234601080002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir heykelin yapım aşamaları. Çok zahmetli bir iş olduğu kesin. Hele o dönem imkanlarını düşününce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LZ0hiS5I/AAAAAAAABNg/kYhr6xtX94k/s1600/100_5250.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LZ0hiS5I/AAAAAAAABNg/kYhr6xtX94k/s320/100_5250.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480119228547877778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eller&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Camille Claudelin bir çalışması. İnanılmaz derecede etkileyici. Yazdım ya, bu Camille ile Rodinin hastalıklı bir ilişkisi varmış. Rodinden çok daha yetenekli olmasına rağmen ona olan aşkından hep onun gölgesinde kalmış. Hatta Rodinin onun bu kadar yetenekli oluşundan rahatsızlık duyduğu ve bu yüzden şiddet gösterdiğini de okudum. (&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Bu ara yazdıklarımı müzeden aldığım küçük bir kitapçıktan yazıyorum. Rodin-Claudel ilişkisini ise daha çok internetten.&lt;/span&gt;) Bu salon tamamen Claudel eserlerine ayrılmıştı ve gerçekten hepsi birbirinden güzeldi. Özellikle The Gossip ve The Age of Maturity gerçekten görülmeye değer eserlerdi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LZUCkWwI/AAAAAAAABNY/LRouS9tVVVM/s1600/100_5240.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LZUCkWwI/AAAAAAAABNY/LRouS9tVVVM/s320/100_5240.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480119219828054786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diane&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1KLt_B7gI/AAAAAAAABNQ/lvckKNxMIL8/s1600/100_5262.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1KLt_B7gI/AAAAAAAABNQ/lvckKNxMIL8/s320/100_5262.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480117886762741250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Victor Hugo&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1KK7kcLdI/AAAAAAAABNA/SVNVBgMCpyg/s1600/100_5270.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1KK7kcLdI/AAAAAAAABNA/SVNVBgMCpyg/s320/100_5270.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480117873229442514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kibele&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1KKatQ23I/AAAAAAAABM4/HLJy8UPrJQw/s1600/100_5273.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1KKatQ23I/AAAAAAAABM4/HLJy8UPrJQw/s320/100_5273.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480117864408079218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ugolino&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1KJg5QKEI/AAAAAAAABMw/NEzATEdeSt8/s1600/100_5274.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1KJg5QKEI/AAAAAAAABMw/NEzATEdeSt8/s320/100_5274.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480117848889108546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balzacın bir heykeli.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ertesi gün rota Museum D'Orsaydı. O da kesinlikle ve kesinlikle tavsiye edeceğim müzelerden.  Gezerken  (bin defa yazmışımdır herhalde ben sanattan anlayan bir insan olmadığım halde- ama sanırım geze geze biraz ilerleme kaydettim) çok keyif aldım. Müze yine büyük bir müze. Bir kaç defa turlamak gerekiyor çünkü içiçe odalar, bölümler derken bir kerede  bitmiyor. Birincisi müzenin mimarisi inanılmaz. Zamanında tren garı olarak kullanılırken, artan talebe cevap verememesi sonucunda müzeye dönüştürülmüş ama orjinalliği bozulmamış. Van Goghun (ki kendisi resimlerini anladığımı sandığım ender  sanatçılardandır) her yerde gördüğümüz ne kadar ünlü eseri varsa bu  müzede.  Sadece o da değil. Cezanne, Monet, Degas, Gauguin, Sisley, Cross, Manet, Renoir (ki son dört tanesi ile ilk defa burada tanıştım)  en meşhur resimleri ile dolu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmini not etmeyi unuttuğum birkaç ressam vardı ki, değme fotoğrafçı yanında halt etmiş. Tabloların dibine kadar sokulmak zorunda kaldım fotoğraf mıdır resim midir anlayabilmek için. Gerçekten bazı insanlara nasıl inanılmaz yetenekler bahşedilmiş. Şimdi sallamayayım ama ya Monet ya Manetti ikisinden birinin bir porte çalışması var ki Mona Lisa ne ki dedim. Tamam onun perspektifidir, göndermeleridir mühim olan diye bahsediyorlar ama estetik derseniz benim gördüğüm kesinlikle çok daha iyiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kat ise daha çok heykeller ve sanatın gündelik hayata uygulanışı vardı. Mesela Rodinin Ugolino ve Cehennem Kapılarının taslak heykelleri de burada sergileniyordu. Bir çok design ürünü ev eşyası ve mobilyalar da üst katta görülmeye değerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzede maalesef resim çekmek yasak.  Bir taraftan da iyi oldu. Bol bol ben resimlere baktım. Fotoğraf derdine düşmeden keyifli keyifli gezdim. Bu yüzden ben gördüklerimle kaldım. Sadece tavsiye etmek düştü bana. Gelmişken müzenin hediyelik eşya bölümüne de uğramayı ihmal etmeyin. Çok güzel şeyler vardı. Yeni evime cici cici çervelemek üzere bir sürü reprodüksyonlar , eşe dosta göndermek için kartpostallar aldım. Vakti olmayana Lourve tavsiye etmem ama bunu mutlaka görün derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha taslakta duran üç-beş müze yazısı var. İlknurun keyfini bekler. Hele bir Modern Sanat Müzesi maceram var ki elim gitmiyor yazmaya :) çarpıldım çıktım içinden.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-4821104222725926360?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/4821104222725926360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=4821104222725926360' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/4821104222725926360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/4821104222725926360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/06/haftasonu-aktivitesi-rodin-muzesi.html' title='Haftasonu Aktivitesi - Rodin Müzesi'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TA1LbEXbJgI/AAAAAAAABN4/U-3aqrjQLAU/s72-c/100_5232.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-2436004476642770185</id><published>2010-06-05T00:02:00.003+03:00</published><updated>2010-06-05T00:34:13.746+03:00</updated><title type='text'>Fotoroman - Tuna öper de ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://hulyanintunasi.blogspot.com/2010/05/tulin-su-evren-ve-ilk-opucuk.html"&gt;Tuna Tülin Su'yu öper&lt;/a&gt; de benim paşazadem geri kalır mı? Kalmaz. Geçen hafta bahar aylarının sonuncusunda Ahmed beyler de ilk aşkını yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq6fpDFQI/AAAAAAAABMo/DyPLHW-WiZI/s1600/100_5155.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq6fpDFQI/AAAAAAAABMo/DyPLHW-WiZI/s320/100_5155.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479027974831543554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlk tanışma. Top renklerine azami dikkat :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq6KGeq9I/AAAAAAAABMg/SunsVUfJqr0/s1600/100_5154.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq6KGeq9I/AAAAAAAABMg/SunsVUfJqr0/s320/100_5154.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479027969049406418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk flört :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq5sPz6mI/AAAAAAAABMY/BPaKC7oYJVc/s1600/100_5158.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq5sPz6mI/AAAAAAAABMY/BPaKC7oYJVc/s320/100_5158.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479027961035483746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlk öpücük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq5fT2lXI/AAAAAAAABMQ/y0pgD3klM-8/s1600/100_5160.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq5fT2lXI/AAAAAAAABMQ/y0pgD3klM-8/s320/100_5160.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479027957562774898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlk çekişme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq45DgSAI/AAAAAAAABMI/EiE_H0YTzUo/s1600/100_5163.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq45DgSAI/AAAAAAAABMI/EiE_H0YTzUo/s320/100_5163.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479027947293657090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hanım hanım bu ayakkabı yeni mi? (Aşkın evlilik hali)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bakmayın böyle laylaylom resimler koyduğuma, içim öfke dolu günlerdir. Türkiye'ye gittim. Kuzumu gördüm neşelendim. Kavuşmamıza az kaldı diye daha az içim acıyarak geri döndüm.  Neşeli neşeli neler paylaşacaktım. Döndüğüm gün haberleri okurken midem bulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülke insanına bu kadar mı sahip çıkmaz çıkamaz anlamıyorum. Olaylar herkesin takip ettiği olaylar. Aynı gecede Türk bayrağı çekilmiş, uluslararası sularda seyreden bir gemiye teröristin önde gideni saldırıyor. Hükümetin yaptırımlarına gülüp geçmek bir yana, haberlerde öyle yorumlar okuyorum ki aynı ülkenin vatandaşı yeri geldiğinde açık açık oh olsun demeye getiriyor. Kaşındılar, gitmeselerdi. Kendi içimizdeki fikirler yetmezmiş gibi bir de taaa Pensilvalyalardan görüş geliyor bu yönde. Bu Filistin meselesi bizim ailenin doğal olarak yumuşak karnı. Çok yazmak, bu blogu bunun tartışma platformu olarak kullanmak istemiyorum. Yazsam aslında, işin içini dışını biraz daha bilen biri olarak ama bu olayda sinirlendiğim, takıldığım kısım zaten Filistin meselesi değil onun için başka zaman yazarım belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer olayda yine o gece olan beni sonunda isyan ettiren İskenderunda saldırıya uğrayan birliğimiz. Yeter gerçekten yeter. Yıllardır bu adamları kaale almadık ama belli ki bizim düşündüğümüzden daha güçlüler, bahar aylarının gelmesi ile birlikte yine saldırılarını arttırdılar. Yirmi yılda bu Allahın belaları ile başa çıkılmadıysa artık tedbir almanın zamanı gelmedi mi? Orada ölenler ana-baba evladı. Neden bu kadar tehlikeli insanların karşısına sadece askerliğini yapmaya gitmiş, gidenlerin söylediklerine göre acemi birliklerinde sadece üç kurşun atarak oralara gönderilmiş gencecik cocukları sürüyoruz? Ordumuzun yıllarca eğitimini almış, savaşmayı bilen, silah tutmayı bilen az mı mensubu var? Neden o bölgede sadece eğitimli, deneyimli askerleri tutmuyoruz? Yazıktır, gerçekten yazık. Günah. Çocuk kolay mı yetişiyor? Ahmedle yaşıt blog annelerini hep okuyorum. Bir yıllık anneliklerimizde bile yıldığımız, gücümüzün tükendiği günler oldu. Bu kadar zamanda ne emekler verdik, yirmi yaşında çocuğa verilen emeği düşünemiyorum bile. Hiç kimsenin canı acımaz mı bu çocukların annelerini, babalarını, eşlerini ya da çocuklarını televizyonda feryat ederken görünce?  Yeter gerçekten yeter. Paraysa para, techizatsa techizat, silahsa silah, askerse asker var. Ne eksikte yıllardır savaştaymışcasına verilen bu kayıplar, giden bu canlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya çok öfkeleyim. Aslında bu konularda yazılacak daha çoook şey var da tutayım kendimi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-2436004476642770185?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/2436004476642770185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=2436004476642770185' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2436004476642770185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2436004476642770185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/06/fotoroman-tuna-oper-de.html' title='Fotoroman - Tuna öper de ...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/TAlq6fpDFQI/AAAAAAAABMo/DyPLHW-WiZI/s72-c/100_5155.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1292150634761793684</id><published>2010-05-17T04:01:00.003+03:00</published><updated>2010-05-17T04:09:44.581+03:00</updated><title type='text'>Oğlan çocuklarında araba sevdası kaç yaşında başlar ?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-cfa174b03d4d8d97" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v8.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dcfa174b03d4d8d97%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330206088%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DB745F68F4DD87CCB7472DCC8A2DB9C800C9B155.3365A26156E12FBF9B589521CB85D1900CE2265%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dcfa174b03d4d8d97%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D4u1c004CbOLPw3zzJXhEbM0w-JU&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v8.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dcfa174b03d4d8d97%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330206088%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DB745F68F4DD87CCB7472DCC8A2DB9C800C9B155.3365A26156E12FBF9B589521CB85D1900CE2265%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dcfa174b03d4d8d97%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D4u1c004CbOLPw3zzJXhEbM0w-JU&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1292150634761793684?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1292150634761793684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1292150634761793684' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1292150634761793684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1292150634761793684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/05/oglan-cocuklarnda-araba-sevdas-kac.html' title='Oğlan çocuklarında araba sevdası kaç yaşında başlar ?'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-6463570188651577263</id><published>2010-05-09T00:35:00.003+03:00</published><updated>2010-05-09T01:00:36.999+03:00</updated><title type='text'>Ahmed beylerden son inciler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Anneanne, teyze ya da dede -Senin adın ne?&lt;br /&gt;Ahmed: Ameee&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A, T, D: Nereye gittik biz bugün?&lt;br /&gt;Ahmed: Dada&lt;br /&gt;A, T, D: Ne yaptık orada?&lt;br /&gt;Ahmed: Haydaaaaa (salıncakta sallanma efekti :) )&lt;br /&gt;A, T, D: Ne vardı parkta?&lt;br /&gt;Ahmed: hov(köpek)&lt;br /&gt;A, T, D: Başka?&lt;br /&gt;Ahmed: miam (kedi)&lt;br /&gt;A, T, D:  Ne yapmaya gitti kedi arabanın altına?&lt;br /&gt;Ahmed: nennii&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bisiklet almaya gitmeden önce;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A, T, D: Bugün ne alacağız Ahmed?&lt;br /&gt;Ahmed: Bıba&lt;br /&gt;A, T, D: Nereden alacağız bisikleti ?&lt;br /&gt;Ahmed: Bıbacı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisiklet alındıktan sonra;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A, T, D: Ne aldık biz bugün?&lt;br /&gt;Ahmed: Bıba&lt;br /&gt;A, T, D: Ne var bisikletin önünde?&lt;br /&gt;Ahmed: Dıga (at)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A: Nereye gitmiş dede?&lt;br /&gt;Ahmed: Amin&lt;br /&gt;A: Nasıl amin yapıyor dede?&lt;br /&gt;Ahmed: (Eller önde avuç içleri kendine bakacak şekilde birleştirilir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar favori kelimlerden biri bu? Ezan okunur, amin. Cami önünden geçerler amin. Anneanne gezmeye gitmek için başörtüsünü takar, ona da amin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de gözümle görmesem asla inanmayacağım bir düzenbazlık huyu çıkmış. Anneanne rahatla mutfakta iş yapsın diye paşamzade dedesine emanet edilir. Bir odada kapı kapalı olarak orada kalmaları gerekmektedir ki kendisinin mutfak uzak tutulması icap edilir. Kendisi eskaza mutfağa girdiğinde ilk iş anneannenin daha geçen sene özene bezene değiştirdiği bulaşık makinasının kapağını yakalayıp pat diye vurmaktadır. Yetmez derin dondurucusu altta bulunan buzdolabının kapağını açar ve anneannenin azarından kaçabilmek için açık olarak bırakıp kaçar. Eğer anneanne hoşgörüp tekrar mutfağa girmesine izin verirse bu sefer fırına musallat olur. Onun kapağını indirir hoyratça. Ocakta yemek varken birşey olacak diye anneanne korktuğu için   dede ile odada kalması gerekmektedir yani. Velakin kiminle dans ettiğini bilmeyen saf dedeye önce bbbbuu bbbuu denilerek su isteği belirtilir. Dedenin suyu almaya çıkmasıyla ışık hızıyla mutfağa koşulur. Dede toparlayıp getirir. Yine su ister, suyu yanında olduğu için dede verir ama içmez. Bu sefer el başa vurularak dedenin şapkasının istediğini belirtir. Dede yine aynı saf duygularla odadan çıkıp şapkayı getirmeye çıktığında yine mutfağa kaçar. Bu iş bir kaç defa tekrarlandığında dedede jeton ancak düşer. Ahmed bey bildiği iki numarayla dedesinin o kapıyı açması için bunları yapmaktadır. Hadi gel de çocukların masum olduğuna inan :) Daha 1.5 yaşında bunları akıl edebiliyorlarsa ileride ne olacak meraktayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-6463570188651577263?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/6463570188651577263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=6463570188651577263' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6463570188651577263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6463570188651577263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/05/ahmed-beylerden-son-inciler.html' title='Ahmed beylerden son inciler'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-7337840362774942105</id><published>2010-05-08T00:58:00.002+03:00</published><updated>2010-05-08T01:03:15.319+03:00</updated><title type='text'>Bebekler :)</title><content type='html'>Dört farklı ülke, dört farklı kültür, dört bebek ve bir yıl. Ve bir belgesel. Tanıtımına bayıldım. Ben burada aramaya başlayacağım. Bulamazsam da bulan biri insanlık namına bana haber versin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.youtube.com/watch?v=1vupEpNjCuY&amp;amp;feature=related&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.youtube.com/watch?v=FVzTJX-VWZs&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-7337840362774942105?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/7337840362774942105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=7337840362774942105' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7337840362774942105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7337840362774942105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/05/bebekler.html' title='Bebekler :)'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-3845933578572624094</id><published>2010-05-06T00:26:00.004+03:00</published><updated>2010-05-06T00:46:47.150+03:00</updated><title type='text'>Bu anneler gününde...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Özgür, Acalya, kuzunun annesi, pratik anne ve en son sarıçizmeli yazdı. Belki benim bilmediğim bir çok blogda da yazıldı ama ben de bahsetmek istiyorum. Çoğumuz &lt;a href="http://nehir-im.blogspot.com/"&gt;Nehiri&lt;/a&gt; ve verdiği inanılmaz mücadeleyi biliyorduk. Nehirimiz tekrar bir mücadeleye başladı ve Allahın izni ile bunu da başaracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-baba manevi bir yükün altındalar. Onlar blogların da çokça yazmasalar da bu işin bir de ağır bir maddi tarafı var. O yüzden bu anneler gününde annelerinize belki de ihtiyaçları olmayan bir hediye vereceğinize deyin ki "Anne bu yıl sana,  bir annenin omuzlarındaki ağır yükü bir nebze de olsa hafifletme çabası" hediye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir yine sağlıklı ve mutlu olsun diye, anne-baba ve ablasıyla upuzun bir ömür geçirsin diye, o çok sevdiği sütlacı ağız tadıyla doya doya yesin diye. Bu yıl ki hediyeniz &lt;a href="http://nehir-im.blogspot.com/p/paypal.html"&gt;Nehire&lt;/a&gt; olsun.  Kendi küçük, mücadelesi büyük bu güzelden dualarınızı da esirgemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-3845933578572624094?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/3845933578572624094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=3845933578572624094' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3845933578572624094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3845933578572624094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/05/bu-anneler-gununde.html' title='Bu anneler gününde...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8345912180416666138</id><published>2010-05-03T23:11:00.003+03:00</published><updated>2010-05-04T00:56:35.554+03:00</updated><title type='text'>Haftasonu Aktivitesi - Cineaqua</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında buraya gideli bir aydan uzun süre oldu ama bir türlü yazamadım. Eyfel kulesinin çaprazındaTrocadero denilen yerde Cineaqua. Sanırım bizim Turkuazoonun büyükbabalarından biri. Kaç yılında yapıldığını bulamadım ama epey bir ömrü olsa gerek o kadar merkezi yerde olduğuna göre. Giriş ücreti tam esnaf işi 19.50 euro. 20 değil yani gözünüz korkmasın :) Üç yaşının altındaki çocuklara ücretsiz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESnZGvMuI/AAAAAAAABEQ/rQbsYL4yRbw/s1600/100_4482.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESnZGvMuI/AAAAAAAABEQ/rQbsYL4yRbw/s320/100_4482.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454161091685724898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Genel izlenimim açıkçası hayal kırıklığı. Birincisi çok küçük bir yer ve eğer kısa süreli turistseniz hiç ama hiç gerek yok. Çok aheste gezmeme rağmen bir buçuk saatte kendimi dışarıda buldum  Ama Pariste yaşayıpta çoluğu çocuğu olana farklı bir haftasonu eğlencesi olabilir. Birincisi içerdeki deniz canlılarının türleri çok çok az. Koca akvaryumda bir tek tane ahtapot, bir yengeç olmaz mı? Yoktu. Sadece bir tür deniz anası görebildim. Aşağıdaki manzaraya bayıldım fakat, görüntü muhteşemdi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESmyBlRxI/AAAAAAAABEI/tE-jswmdu6E/s1600/100_4513.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESmyBlRxI/AAAAAAAABEI/tE-jswmdu6E/s320/100_4513.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454161081195120402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu balıkları hayatımda ilk defa görüyorum. Çok güzeldiler. Hayatımın ilk deniz atını da böylelikle görmüş oldum. Biraz utangaç çıktılar. Yeşilliklerin arkasına saklanıp duruyorlardı. Öne çıktığında zor yakalayıp resmini çekebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESmb4-zFI/AAAAAAAABEA/U23b8hoXiE4/s1600/100_4538.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESmb4-zFI/AAAAAAAABEA/U23b8hoXiE4/s320/100_4538.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454161075253464146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında ben buraya niye geldim. Vahşi köpek balığı göreceğim diye. Çıka çıka levrek irisi üç beş balık gördüm. Onlarda pır pır döneştikleri için doğru düzgün resimlerini bile çekemedim. Buradaki gariplik akvaryuma değil gayet şahsıma ait. Ne bekliyordum ki büyük köpek balığının rahatça hareket edebileceği bir akvaryumu kurmak mümkün mü? Velakin reklamlarında koca koca köpek balıklarını görünce ben farklı kurmuşum kafamda.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESl6rp2_I/AAAAAAAABD4/ozRJMDNhwHs/s1600/100_4546.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESl6rp2_I/AAAAAAAABD4/ozRJMDNhwHs/s320/100_4546.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454161066339195890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESltF1cHI/AAAAAAAABDw/4R_TJfJ6g0k/s1600/100_4550.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESltF1cHI/AAAAAAAABDw/4R_TJfJ6g0k/s320/100_4550.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454161062690910322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlarda da küçük larvalar vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EM4Kz2N9I/AAAAAAAABDo/rZQQxqIiVi0/s1600/100_4551.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EM4Kz2N9I/AAAAAAAABDo/rZQQxqIiVi0/s320/100_4551.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454154782836406226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EM3kbeQ-I/AAAAAAAABDg/WULlTiCSKhk/s1600/100_4555.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EM3kbeQ-I/AAAAAAAABDg/WULlTiCSKhk/s320/100_4555.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454154772533625826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akvaryumun vazgeçilmezleri kayıp balık Nemolar :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EM3GONCSI/AAAAAAAABDY/DV7kLk3d9Xs/s1600/100_4559.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EM3GONCSI/AAAAAAAABDY/DV7kLk3d9Xs/s320/100_4559.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454154764424907042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Adındaki "cine" kelimesinin hakkını vermek için sanırım içeride bir deli kızın çeyizi havası vardı. Ne ararsan var ama azar azar. Denizler altına 20000 fersah konulu bir görüntü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EM2nUwvlI/AAAAAAAABDQ/wWdFX8t1mO0/s1600/100_4584.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EM2nUwvlI/AAAAAAAABDQ/wWdFX8t1mO0/s320/100_4584.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454154756130913874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası Touch Pool diye bir alan. Çocukların suyla oynamasına ve balıkları ellemelerine izin veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ELiGUmoHI/AAAAAAAABC4/LZIFBVkD5pc/s1600/100_4586.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ELiGUmoHI/AAAAAAAABC4/LZIFBVkD5pc/s320/100_4586.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454153304162869362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada çocuklar belirli kalıpları kullanarak beyaz bir duvar üzerine balık resimleri yapıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ELhkaFyWI/AAAAAAAABCw/FSPWByS0aY8/s1600/100_4600.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ELhkaFyWI/AAAAAAAABCw/FSPWByS0aY8/s320/100_4600.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454153295059077474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Burasını anladıysam ne olayım bilmiyorum. Tamam çocuk eğlendirmek için süper de akvaryumda işi ne? Arkada bir dinazor kovalıyor önde çocuklar eğlene eğlene kaçışıyorlar.  İçeride ayrıca üç sinema salonu vardı. Bunlardan birinde köpek balıkları ile ilgili bir film, diğer ikisinde normal sinema filmleri vardı. Ben oradayken Asterix Kleopatraya karşı filmi gösteriliyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ELhPyX_TI/AAAAAAAABCo/OPEcrjr-poQ/s1600/100_4601.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ELhPyX_TI/AAAAAAAABCo/OPEcrjr-poQ/s320/100_4601.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454153289523789106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ELgi_g_uI/AAAAAAAABCg/NIJ13uhbUfg/s1600/100_4602.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ELgi_g_uI/AAAAAAAABCg/NIJ13uhbUfg/s320/100_4602.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454153277499309794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası yine "cine" adının hakkını vermek için yapılmış. Filmlerde kullanılan aksesuar, kostüm tarzı üç beş bir şey vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EKh80AoBI/AAAAAAAABCQ/wll6i0xul4k/s1600/100_4569.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EKh80AoBI/AAAAAAAABCQ/wll6i0xul4k/s320/100_4569.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454152202098614290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gladyatör filminde kullanılan kostümlerden biriymiş. Doğan görünümlü şahin misali, metal görünümlü sert plastikten yapılmaymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EKhSWgo3I/AAAAAAAABCI/7yc20gJ5t7Q/s1600/100_4573.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7EKhSWgo3I/AAAAAAAABCI/7yc20gJ5t7Q/s320/100_4573.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454152190700594034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yani sonuç olarak, Pariste çok vakit öldürülecek bir yer değil. Bir buçuk saat oradan buradan bağlantısız üç beş bir şey görüyorsunuz.  Gitmedim ama benim resimlerinden gördüğüm Turkuazoo biraz da yeni yapılmasının etkisi ile buradan çok daha güzel olmuş. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8345912180416666138?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8345912180416666138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8345912180416666138' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8345912180416666138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8345912180416666138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/05/haftasonu-aktivitesi-cineaqua.html' title='Haftasonu Aktivitesi - Cineaqua'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7ESnZGvMuI/AAAAAAAABEQ/rQbsYL4yRbw/s72-c/100_4482.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1721844659175771115</id><published>2010-05-01T00:41:00.002+03:00</published><updated>2010-05-01T01:58:39.876+03:00</updated><title type='text'>Buyur buradan yak...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yalnız ve diline yabancı olduğum bir ülkede vakit geçirmenin bana bir faydası olduysa o da yıllardır kitap okumaya ayıramadığım vakti bulmam. Mutlu muyum bu duruma? Hayır, hiç değilim hem de; ama faydalı mı? Evet. Yine de Türkiyeye dönünce vakitsizlikten kitap okuyamadığım zamanlarda, eskiden kurduğum "Allahım şöyle gönlümce bir kitabı okuyamayacak mıyım ben?" cümlesini "Allahım sana şükürler olsun ki kitap okumaya ayıracak vakit bulamıyorum" olarak değiştireceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse kitapları kesintisiz okumayı becerince bir kitabın iyi mi kötü mü olduğunu daha ayırmaya başladım galiba. Mesela Kayıp Sembolden sonra Dan Brown benim için bitmiştir. Bir daha bir kitabını almadan evvel kırk defa düşürüm. Hatta düşünmem büyük ihtmalle almam.  200 sayfada anlatılacak hikayeyi Masonluk reklamı yapacağım diye 500 sayfaya yaymayı başarmış, okuyanı nasıl bayarım acep diye çok uğraşmış ve başarmışta. Kitabın sonuna doğru Robert Langdonın kapalı bir yerde kaldığı ve öleceğini düşündüğü yerde ne olur ölsün de bitsin bu çile diye dualar ettim ama elbette esas oğlanlar romanlarda asla ölmezler di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar yazarların çoğunda buna benzer bir yaklaşım görüyorum. Bir kitap yazayım bir sürü satsın paraya para demeyeyim ama bununla da kalmasın. Öyle bir kurgulayayım ki bir de sinema filmi çekilsin oradan da parayı götüreyim. Kayıp sembolün bende yarattığı etki budur işte. Bir şey çok popülerleşti mi kaçacakmışım ondan.  Benzer sebeblerle Grange da Kolonideki performansı ile benden vetoyu yemiştir. Bir sonraki kitabı için hala umut vaadetmektedir ama yine de temkinli davranırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse son okuduklarımdan hikayesini fena bulmadığım Ölümcül (Michael Palmer) beni başka yönü ile çekti.  Kitaptan kısa kısa alıntılayacak olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gittikçe küçülen bir dünyada, hızla yayılan salgın hastalıklara karşı yine aynı hızla geliştirilen ilaçlara ne kadar güvenebiliriz? Birbirleriyle etkileşimleri uzun vadede denenmemiş karma aşılar hakkında bildiklerimiz yeterli mi? Aşıların çok az çocukta yan etki yaratıyor olmaları ilaç sanayine ve doktorlara güvenmemizi haklı kılıyor mu?" (Arka kapak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Okuduğum bazı makalelerde, çocuklarımıza yaptırdığımız aşıların sayısı arttıkça diyabet, astım, multipl skleroz gibi bağışıklık sistemiyle ilintili hastalıklarda görülen artışın ne kadar korkutucu boyuta geldiğini görüyorum" (sf 119)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ancak tıp biliminde tedavinin temeli her zaman risk/getiri oranına dayandırılır. Aşıların bazı çocuklarda şiddetli yan etkiler yarattığı gerçeğini kimse inkar edemez" (sf 194)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilimsel bir süreçte böyle kestirme bir yolu seçmek şu ana kadar bize bir zarar vermiş midir? Aşılanma oranları tırmanışa geçtiğinden beri astım, alejiler ve doğuştan şeker gibi bağışıklık sistemi hastalıklarında ve otizm öğrenme bozuklukları gibi henüz bağışıklık sistemiyle bağlantısının tam anlamıyla tespit edilemediği diğer bazı hastalıklarda ciddi artışlar gözlenmektedir. Arada bir bağlantı var mıdır? Aşılar bazı hallerde vücudun bağışıklık sisteminin gelişmesine engel olabiliyor mu? Bu aşılar üzerinde uzun süreli, çifte körlemesine testler yapılmadığı sürece bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz belki de." (sf 223)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki ya bu aşılar yüzünden civaya maruz kalan milyarlarca çocuğa ne olacak? Peki ya otizm? Felçler, beynin kalıcı hasar alması ve zamansız ölümler? Astım, öğrenme bozuklukları ve hiperaktiviteye ne olacak?" (sf 372)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitap bir polisiye macera romanı. Yani içinde yazılanları bilimsel referans alacak halim yok ama yukarıda alıntıladığım şeyler gerçekten var olan sorunlar ve kaygılar. Aşıların bir çok hastalığı önlediği bir gerçek fakat bunlarla igili detaylı ve uzun çalışmalar, bağımsız olarak yapılamıyorsa kaybedilen her çocukta büyük bir kayıp değil midir? Hele de bir çok yerde ilaç sanayinin bilimsel araştırmalara kaynak sağladığı düşünülünce ne kadar bağımsız ve tarafsız araştırmalar yapılıyor merak ediyor insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışın başında domuz gribi aşısı için çok ama çok düşünmüştüm. Daha doğrusu hepimiz düşündük. Bazılarımız yaptırmaya karar verdi, bazılarımız yaptırmamaya. O zaman bu konuda hakkında yazmak istememiştim. Çünkü benim bilgim çok kısıtlı ve yaptığım şey ile başkalarını etkilemek istemiyordum. Aslında bu kararı vermemde ilk sebep aşıya olan güvensizliğimden ziyade Ahmedin bağışıklık sistemine çok müdahale etmemekti. Edirnede olacaktı. Yani kıyasla küçük bir şehirde kısıtlı bir ortamda vaktini geçirecekti. Çok çocuk görmeyecekti. Bünyesinin kuvvetli değilse de yeterli olduğuna inandım hep. Her gıda grubundan dengeli beslendiği için Allah korusun böyle bir hastalığa yakalansa bile başa çıkabileceğini düşündüm. Ondan yaptırmadık. Çok şükür grip bile olmadı ama baharda fena çarpıldı o ayrı :) Nefret etsem de antibiyotik kullanmak zorunda kaldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşıyı yaptırıp yaptırmama konusunda genel kaygılar civa yönündeydi fakat şimdi düşünüyorum da sanki civa işin en küçük kısmıymış galiba. İçindeki bileşenlerinin uzun süreli olarak deneklerde test edilip sonuçlarının görülmesi daha önemliymiş diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan da özel olduğu için rotavirüs aşısını ihmal eden bir kaç tanıdığımın bebeğinin rota virüsünü kaptıklarını ve çok azaplı bir hafta on gün geçirdiklerini de duyup iyi ki ihmal etmemişiz diye geçirmiştim içimden. Kafa karıştırıcı bir durum, bilgiler yetersiz. Bir yanda çocukken geçirip onu çok hırpalayacak belki kalıcı hasar bırakabilecek hastalıklar riski diğer yanda belirli bir yaştan sonra ortaya çıkacak ömrü billah onunla kalma ihtimali olan astım diyabet gibi hastalıklar riski. Ne zor bazı şeylere karar vermek aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünüyorum Ahmed doğar doğmaz Hepatit B aşısı yapılmıştı. Bir günlük bebeğin eti ne budu ne.  Ya o aşı onda bir yan etki yapsaydı? Bugün Nurturiada okudum, geçen gün de başka bir forumda okumuştum. Yurtdışında doktorlar verem aşısına karşıymışlar. Zararının yararından çok olduğuna inandıkları için yapılmıyormuş. Bizde standart, istemiyorum deme şansınız yok. Devlet peşinize düşüyor neden yaptırmadınız diye? Bilmiyorum gerçekten çocuklarımızın bağışıklık sistemine bu kadar müdahele etmeye gerek var mı? Ahmedte çokta farkında değildim araştırmamıştım. Şimdi biraz okumaya çalışıyorum ve ikinci bir bebeğim olursa Ahmed gibi onu da hevesle hastaneye aşı için götürebilecek miyim merak ediyorum. Paranoyak annenin stres listesine bir de bu eklendi tam oldu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1721844659175771115?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1721844659175771115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1721844659175771115' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1721844659175771115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1721844659175771115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/05/buyur-buradan-yak.html' title='Buyur buradan yak...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-6004261380209014454</id><published>2010-04-26T20:32:00.002+03:00</published><updated>2010-04-26T20:49:51.529+03:00</updated><title type='text'>Bunlar nasıl çocuk? Bu çocukları kimler yetiştiriyor?</title><content type='html'>Türkiyede olan arkadaşlar benden daha iyi takip ediyorlardır olayları. İyi ki de bir televizyonum yok ve bu olayların bütün dehşetini yaşamıyorum.  Yine de dayanamayıp yazacağım. Herşey üstüste geldi çünkü. Ne güzel toz pembe bir dünya kurmuştum oysa. Bütün çocuklar melek, bütün çocuklar masum. Yok değiller işte. Neden, niçin ve nasıl bu hale geliyorlar aklım almıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kitapları anne olmadan önce okuyup rafa kaldırmam ve unutmam gerekirmiş. Son zamanlarda üst üste okuduğum kitaplar, Küçük Arı, Sineklerin Tanrısı ve Uçurtma Avcısı. Okumasaydım dediğim, üçü de canımı yakan kitaplar derken bu haberleri okudum internette.  Baştan sona çocuklarla dolu bir haber. Öldürülen bir çocuk, katil başka bir çocuk, tecavüz edilen çocuk, tecavüzü eden başka bir çocuk. Kötü bir şaka ya da rüya gibi. İçim acıyor. O masum çocuklar nasıl böyle canileşebiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin kendimizce "iyi-hayırlı"evlat yetiştirmek için uğraşıyoruz ama bu iyi kavramı herkese göre değişiyor(muş). Hırsıza göre en iyi hırsızlık yapan çocuk hayırlı evlat belkide. Çocuğunu pazarlayan için küçük yaşına rağmen en iyi para getiren çocuk iyi bilmiyorum ki. Empati yapam mümkün değil. Kiminin içinde anne-babalık yok. İstese de yapamıyor, kimi de yapmak o sorumluluğu almak istemiyor belki. Belki de kimi anne-baba aslında gerçekten çok iyi niyetlerle  çocuk yetiştirmek isterken çocuklar onların iradesi dışında böyle oluyor belki de. Bilmiyorum gerçekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazsam ne söylesem boş. Ağız dolusu küfür etsem kime ne fayda. Dünya nereye gidiyor, insanlar insanlıktan çıkmış bu iş nereye kadar gidecek bilmiyorum. Korkuyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-6004261380209014454?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/6004261380209014454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=6004261380209014454' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6004261380209014454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6004261380209014454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/04/bunlar-nasl-cocuk-bu-cocuklar-ki.html' title='Bunlar nasıl çocuk? Bu çocukları kimler yetiştiriyor?'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-6009939122788164519</id><published>2010-04-19T02:45:00.002+03:00</published><updated>2010-04-19T03:01:55.799+03:00</updated><title type='text'>Ahmed bugün</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Olur da Ahmed ileride buraya yazdıklarımı okuma şansı bulursa bu yazıyı okuyunca hoşlanmayacak garanti edebilirim ama atlamam lazım :) Çocuğum bugün ilk defa hem büyük hem küçük tuvaletini kendi oturağına yapmış. Kahvaltı sonrası babası ile gitmişler, babasının bilgisayarına resimler çiziktirirken sesi çıkmamış. Daha evvelki bir iki denemede oturmayı reddettiği için bir süre rafa kaldırmışlardı. Bu aralar tuvaletini yapıp sonra bezini tutup gösteriyormuş. Tekrar başlamışlar. Artık her sabah kahvaltıdan sonra dedesi ile gideceklermiş. Bakalım başladı(k)lar. Devamı gelecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamdaki resim de babasının hoşuna gitmeyecek ama bunu da atlamam lazım :) Efenim Trakyayı bilir misiniz bilmem. Derler ki kapı gıcırtısına oynarmışlar. Ben bu gruba girmemekle beraber genelimiz pek oynaktır gerçekten. Eh Ahmed beyler de doğduğundan bu yana Edirnenin ekmeğini yedi suyunu içti... İlla illa bir yerden geçti. Bizimkisi tam şopar olmuş. Sürekli bir oynama isteği. Nereden öğrenmiş mechul. İçten geliyor.  Ama belirli kurallarımız var.  Bir: Öyle şarkısız türküsüz oynamıyoruz.  İlla çalacak bir şeyler. İki: İlla istediğimiz şarkı olacak. Dedesi söylerken eskaza o şarkıyı değiştirsin ya da artık kapatalım müziği densin kıyamet kopuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim bugün Sarayiçine maaile (bir eksikle) yapılan gezide davul zurna sesi duyulması ile yaşanmış. Babası da ona ayak uydursun diye mi yoksa onun da kanına karıştı ondan mı duramadı bilmem  karşılıklı kısır düğünü yapmışlar :)  Yaza niyet ettim düğün düğün gezip çocuğumuzun yeteneğini pekiştirmesine yardımcı olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8uZxXihitI/AAAAAAAABJY/TdaWGs7tw34/s1600/DSC02850.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8uZxXihitI/AAAAAAAABJY/TdaWGs7tw34/s320/DSC02850.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461628046528318162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Eve dönüş yolu. Ayakkabı çorap düşmanın artık şaşırtmayan vukuatı. Bu sefer şaşırtan o çorabı arabada nereye atmayı başarmışsa çorap kayıp. Cam açıktı da oradan mı attı acep?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8uZxtwbQvI/AAAAAAAABJg/Fp0gEOVsk-4/s1600/DSC02862.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8uZxtwbQvI/AAAAAAAABJg/Fp0gEOVsk-4/s320/DSC02862.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461628052492206834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-6009939122788164519?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/6009939122788164519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=6009939122788164519' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6009939122788164519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6009939122788164519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/04/ahmed-bugun.html' title='Ahmed bugün'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8uZxXihitI/AAAAAAAABJY/TdaWGs7tw34/s72-c/DSC02850.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-4183649936773717794</id><published>2010-04-17T07:04:00.000+03:00</published><updated>2010-04-17T07:04:00.312+03:00</updated><title type='text'>Gezi bloguma hoşgeldiniz sefa geldiniz :)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Rennes'de geçen  üç günün yorgunluğunun sonunda ev sahibi şirket bizi öyle bir yere götürdü ki herşeye değdi. Yol inanılmaz güzeldi. Atlar, inekler, koyunlar yemyeşil çimlerde. Çok güzel çiftlikler gördük. Bak bak içim açıldı. Birden hayvancılık yapasım geldi.  Yol boyunca gördüğüm evlere bakıp bakıp Besteyi düşündüm. Bu evlerden birinde mi yaşar acaba diye içimden geçirdim :) Sonradan öğrendim ki biz Britany bölgesindeymişiz. İnanılmaz güzel ve bir o kadar da etkileyici bir yere vardık bir saatlik yolculuğun sonunda.  Manş Denizinde piramit şeklindeki bir  yarımadanın üzerine kurulmuş bir manastır ve etrafındaki şirin yerleşim. Mont Saint Michel. Sonradan öğrendim ki burası Normandiya ve Britany arasında yıllarca çekişmeye sebep olmuş. Yok sizindi yok bizimdi diye. Şu anda masrafları iki bölge tarafından da karşılanıyormuş ve tam Mont Saint Michelin önünden giden nehir iki bölge arasındaki sınırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahillik parayla değil ya ben Mont Saint Michelin adını ilk defa duyuyorum.  Kime ben bilmiyorum orasını dediysem gözlerini patlatarak bana baktığından utandım gerçekten. Oysa Fransa'da Ile-de-France(Parisin olduğu bölge) bölgesinden sonra en çok turist alan yeriymiş. Yılda 3.5 milyonun üzerinde turist ziyaret ediyormuş. Hristiyanlar için önemli bir ziyaret mekanı. Bu turistlerin çoğunluğu Temmuz-Ağustos aylarında geliyormuş.  Yerleşik halkının nüfusu 32. Bunların 12 si; 5i rahibe,  7si rahip olmak üzere din adamı.  Aslında manastır bizim için özel olarak açıldığı için, normal ziyaret saatinin dışında olduğu için biz ferah ferah gezdik ama  o kalabalıkta özellikle daracık sokaklarında iki kişi yürümek bile zorken ne kadar keyif verir bilemiyorum. Her tarihi mekanın başına geldiği gibi burası da tam turist mekanı. Her yer hediyelik eşya, otel ve restorant gibi yerlerle dolu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmBs__f1I/AAAAAAAABJQ/dwfNSMjgP5Q/s1600/100_4879.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmBs__f1I/AAAAAAAABJQ/dwfNSMjgP5Q/s320/100_4879.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460867465120546642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu bölgenin en enteresan özelliği ile başlıyayım. Gel-gitin en hızlı ve gözle görülür şekilde yaşandığı bir yer burası. Sular yükseldiğinde bir ada alçaldığında yarımada haline dönüyor. Mont Saint Michelin resmi internet sitesinde suyun en yüksek seviyeye ulaştığı saatlerin çizelgesi var. Eğer buna dikkat edilmeden etraf gezisine çıkarsanız büyük tehlike ile karşılaşabilirmişsiniz. Ölümle sonuçlanan olaylar olmuş. Su inanılmaz bir hızla yükselmeye başlıyor ki  tam gel-git olan günlerde 15 metre yükseliyormuş. Sular çekildiğinde ise 15 kmye kadar geri çekiliyormuş. Bizim gittiğimiz gün dolunay olmadığı için o kadar yükselmedi. Alttaki iki resim birer saat ara ile çekildi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmBbbOPQI/AAAAAAAABJI/1AlEIKX1z7A/s1600/100_4895.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmBbbOPQI/AAAAAAAABJI/1AlEIKX1z7A/s320/100_4895.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460867460402920706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmAzHAIuI/AAAAAAAABJA/n0umOtlgw-0/s1600/100_4901.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmAzHAIuI/AAAAAAAABJA/n0umOtlgw-0/s320/100_4901.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460867449580692194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Daha içeri girer girmez ortaçağa geri dönmüş gibi hissettim. Dönem filmlerinin delisi olan bir insan olarak tek başıma o yollarda daha sakin sessiz gezmeyi çok arzu ederdim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmAgikkuI/AAAAAAAABI4/pRPm9j5uRqQ/s1600/IMG_0907.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmAgikkuI/AAAAAAAABI4/pRPm9j5uRqQ/s320/IMG_0907.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460867444596052706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmAIFj9LI/AAAAAAAABIw/aql1Xa-LV1A/s1600/IMG_0902.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmAIFj9LI/AAAAAAAABIw/aql1Xa-LV1A/s320/IMG_0902.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460867438031926450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Piramit şekline benzer bir kaya parçasının üzerine yapıldığından manastırın bir bölümünde duvar sandığınız yer aslında kayanın kendisiymiş.  Burasının yapılışının bir hikayesini de anlattı rehber. Efsane olduğunu da belirtti tabi. Bir piskopos gece rüyasında başmelek Michaeli görür ve kendisine bu kayanın tepesine bir kilise yapmasını söyler. Rüyadan hemen emin olamayan piskopos ancak üç defa aynı rüyayı görünce ikna olur ve burada bir kilisenin yapımına başlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkqwiMzQI/AAAAAAAABIo/TeCPs9uQxQ4/s1600/IMG_0910.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkqwiMzQI/AAAAAAAABIo/TeCPs9uQxQ4/s320/IMG_0910.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460865971420712194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tam altında durduğum taştan bir bağlantı noktası var. Bir nevi iki binayı birbirine bağlıyor. O bağlantı taştan ve askerlerin koruması için yapılmış. Resimde görülen bir savaş anında rahiplerin koruması gereken kısım ve ahşaptan yapılma. Rehber hiçbir zaman savunmaya rahipler katılmadı çünkü düşman hiçbir zaman buraya kadar yaklaşamadı dedi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkqUqqUUI/AAAAAAAABIg/Pt_Yn_eOVBo/s1600/IMG_0925.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkqUqqUUI/AAAAAAAABIg/Pt_Yn_eOVBo/s320/IMG_0925.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460865963940008258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;O dönemin asansörü. Tahta bir mekanizma var yukarıda. Onunla yukarıya gerekli şeyler taşınıyormuş. Asansör nasıl taşınıyor diye sorarsanız insan gücü ile :) En tepede bu mekanizmayı çalıştırmak için çok büyük bir değirmen gibi bir şey vardı. Altı mezarlıkmış. Rahipler sadece yaşarken değil ölüncede burada kalmak isterlermiş. Buradan çıktık. Hemen önümüzdeki yer için cenaze şapeli dedi rehber. Bu şapele bakan bir kapı var orası da hastane. Beni bir gülmedir aldı.  Sıraya dizmişler resmen. Hastane, cenaze şapeli ve mezarlık. Hristiyan arkadaşlarıma ayıp olmasın diye kendimi saklamak zorunda kaldım ama hastane kapısı önüne cenaze şapeli yapmak ne kadar moral veriyordur oradaki insanlara diye düşündüm durdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkp4MOOnI/AAAAAAAABIY/eYdK8cGACSA/s1600/IMG_0916.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkp4MOOnI/AAAAAAAABIY/eYdK8cGACSA/s320/IMG_0916.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460865956296145522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kilise 170 metrelik yükseklikte duruyor. Kayanın en üst noktasında yani. Zamanında rahipler hemen yandaki binada kalıyorlarmış. Günde 7 kez ibadet ettikleri için yakında yaşıyorlarmış. Kilisenin önündeki taşların bir kısmında bazı semboller gösterdi rehber. Herbir taşta farklı sembol vardı. Bunlar taş ustalarının sembolleriymiş. Her ustanın kendine has bir sembolü olmalıymış. Buna göre kestikleri taş başına para alıyorlarmış. Aslında adap bu imzaların saklanmasıymış ama restorasyon sırasında gelen giden turiste göstermek için ters çevrilip yerleştirilmişler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manastırın bu rahiplerin kaldığı yerine bitişik olan duvarı bir keresinde birden yıkılmış. O gün tam da easter için rahipler kilisenin içinde olduklarından hiçbirine bir şey olmamış.  Fransız devriminde bütün rahipler buradan gönderilmiş ve bir süre hapishane olarak kullanılmış. Bu olaylar olmadan önce rahipler ibadet haricindeki zamanlarını kitapları kopyalıyarak geçirirmişler. Bütün manastırın sadece bu çalışma odasında ısıtma varmış. E tabi titreye titreye yazı yazmak mümkün mü? Ben rahiplerin oradan kış boyunca hiç çıkmadıklarını tahmin ediyorum. Tam aklımda değil ama ya 150bin ya da 15bin (ki bu sayı daha manalı değil mi) kitap yazılmış burada. Şu anda sadece 600 tanesi korunabilmiş. Çeşitli ülkelerin müzelerinde bazı örnekler varmış.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkpok5wKI/AAAAAAAABIQ/IcAIENSEmJs/s1600/IMG_0932.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkpok5wKI/AAAAAAAABIQ/IcAIENSEmJs/s320/IMG_0932.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460865952104693922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sanırım burası yemekhane bölümüydü. Hatırlamıyorum tam. Yemekhane de ayrı bir ilginçti. Üç kattan oluşmakta. En alt kat işçilerin, ikinci kat savaşçıların(ki krallar bile buna dahilmiş. Sadece bir tek kral iki defa rahipler katında yemek yiyebilmiş. Adını hatırlayamadım.) , en üst kat ise rahiplerin yemekhanesiymiş. Rahiplerin katında ısıtma bulunmazmış. (Bedensel konfora girdiği için herhalde. Yalnız Nisan ayında yarım saatte içim buz tuttu soğuktan o insanlar nasıl dayanıyorlarmış diye düşünmeden edemedim. ) Rahiplerin et yemesi, yemekte konuşması ve su içmesi yasakmış. Sadece şarap ve bira içiyorlarmış. Su içmemenin sebebi ise suyun o zamanlar mikroptan arındırılamadığı için hastalığa sebep olmasıymış.  Britanyalı rehberimiz kendi şaraplarını yapıyorlardı rahipler ama kötü şaraplar çünkü Normandiya şarabıydı diye şaka yaptı:) Hala çekişiyorlar galiba.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkpasznqI/AAAAAAAABII/lZ_t9vqe2AE/s1600/IMG_0939.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jkpasznqI/AAAAAAAABII/lZ_t9vqe2AE/s320/IMG_0939.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460865948379750050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kilise çeşitli yıllarda çok sayıda restorasyon görmüş. Farklı zamanlarda farklı yerlerin restorasyonu yapıldığı için bir tarafında barok bir tarafında gotik mimari görmek mümkün.  Rehber bizi oturtuğu için konuştu da konuştu. Bir süre sonra bayıldım ben. Takip edememeye başladım. Dahası rehber hepimizin az çok hristiyanlık tarihi bildiğimizi düşünerek biraz detaylı gitti ben bir kaç "saint"ten sonrasını toparlayamadım :) Kim kimdi kim kime ne yaptı karıştı gitti.&lt;br /&gt;Kilise adından da anlaşılacağı üzere Saint Michele adanmış. Saint Michel ışığı sembolize ettiği için kilisenin camları en yüksek oranda ışık alabilecek şekilde yapılmış.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jjWqkk-XI/AAAAAAAABIA/WbUdVcRwk1Q/s1600/IMG_0961.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jjWqkk-XI/AAAAAAAABIA/WbUdVcRwk1Q/s320/IMG_0961.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460864526711060850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu bahçe sonradan yapılmış. En çok kırk yıllık bir geçmişi var dedi rehberimiz. Özellikle Benedikt rahipleri bu tarz bahçe işlerine sıcak bakmıyorlarmış. Dünyevi bir şey olduğu için. Onlar için bu mekan sakinlik sessizlik mekanıymış. Sütun sayısı 137ymiş. Hristiyanlık inancına göre 1 Tanrının birliğini, 3 üçlemeyi, 7 ise evrenin altı günde yaratılıp ve bir gün dinlenme olarak düşündükleri içinmiş.  Üst mermerler orjinal. Restorasyon görmemiş. Sadece bazı yerleri haç ve İsa tasvirleri olan bölümleri Fransız devriminde din ile ilgili herşey talan edildiği için yok.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jjWpEP9sI/AAAAAAAABH4/fGwwH7BkbiM/s1600/IMG_0974.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jjWpEP9sI/AAAAAAAABH4/fGwwH7BkbiM/s320/IMG_0974.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460864526307030722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mont Saint Michel 1979 yılından bu yana Dünya kültür mirası kapsamında koruma altında. Kimilerine göre dünyanın 8. harikası.  Bence o kadar değil de(buraya gelene kadar neler var   yine de görülebilecek bir yer.  Yolu yakına düşüne mutlaka tavsiye ederim.  Sakın Temmuz Agustosta denemeyin yanlız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jjV8ubvSI/AAAAAAAABHo/xFqZ0y0Ddpw/s1600/IMG_1054.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 231px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jjV8ubvSI/AAAAAAAABHo/xFqZ0y0Ddpw/s320/IMG_1054.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460864514404367650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jjVUHnluI/AAAAAAAABHg/y1k314TS_FY/s1600/IMG_1077.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 230px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jjVUHnluI/AAAAAAAABHg/y1k314TS_FY/s320/IMG_1077.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460864503504148194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Akıllara zarar uzunlukta bir yazı oldu ama böleyim bir kısmını, sonra yazayım desem yine sözümü tutamayacağım. Yazmışken de ne duyup ettiysem koymaya çalıştım. Sıkılan resimlere bakıp geçmiştir zaten :) Amatör resim bu kadar oluyor. Daha güzel resimleri için internete bakınız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki yazımızda Rennes'ten  bahsedeceğim ama biraz farklı açıdan. Yapabilirsem tabi :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-4183649936773717794?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/4183649936773717794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=4183649936773717794' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/4183649936773717794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/4183649936773717794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/04/gezi-bloguma-hosgeldiniz-sefa-geldiniz.html' title='Gezi bloguma hoşgeldiniz sefa geldiniz :)'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S8jmBs__f1I/AAAAAAAABJQ/dwfNSMjgP5Q/s72-c/100_4879.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-7243428060572518806</id><published>2010-04-16T20:47:00.004+03:00</published><updated>2010-04-16T21:09:09.313+03:00</updated><title type='text'>Ne olacak bu grevin sonu...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Efendim vaziyetler kötü. Tam iki haftadır otobüsler grevde. Grevi gayet destekler bir insan olarak nefret ettirdiler yemin ediyorum. Oturduğum yer metro-tren hattına iki kilometre uzaklıkta. İş yerime 15 km. Buraya çalışan 5 hat otobüsün tamamı çalışmamaya karar vermiş birden. Yap grev lafım sözüm yok ama bari bir hat çalıştır onu da aralıklarla çalıştır. Geç gidelim işe ama gidelim. Üçüncü gün artık kendi kendime konuşmaya başlayınca iş yerinden bana yakın oturan var mıdır diye araştırdım çok şükür birini buldum. Neyse bir kere onunla gidip geldim işe. Hafta başında da Fransanın batısında Rennes diye bir şehirde toplantılarımız vardı oraya gittik. Dönünce kesin biter grev dedim. Yok bitmemiş üstüne trenler iş yavaşlatmış onlar da grevde. Hatta hızlı tren TGVde biz Parise dönerken bizden sonraki trenleri iptal etti. İki gündür yine geçen haftaki arkaşımla gidip geliyordum. O da önümüzdeki hafta için izin almış :(  Kaldım yine evde. Hep beraber olsak kesin sevinçten havalara uçardım velakin ceza gibi şimdi evde yalnız kalmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeyim şuradan bir yakamı kurtarayım büyük konuşmak gibi olmasın ama bir daha Fransaya adım atacağımı sanmıyorum. Ne hayaller kuruyordum. Nisan havalar güzel bu ay artık bol bol gezerim diye. Kışın kar yağar otobüs çalışmaz bahar gelir greve girerler.  Bir de gezeceğim diye bu ay yolcu kartımı ta Parise kadar gidip gelebilecek şekilde doldurtmuştum tam iki katı para vererek ona mı yanayım bu havalarda eve tıkıldığıma mı bilemiyorum. Ne diyim Allah bildiği gibi yapsın. Fransızlar pek kafaya takmıyorlar bu grev işlerine alışmışlar artık. Bir arkadaşıma sordum. Grev mi hehe ulusal sporumuz o bizim dedi. Siz anlayın ne kadar sıklıkta olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam aklımdan geçiyordu yav madem işe gidemiyorum  izin alıp Türkiyeye  gideyim bari evaldımı göreyim diye. Canım volkan patladı hadi bu sefer  uçaklar da iptal. Ben kısmeti sopayla kovalan bir bünye olduğumdan şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse neler yazacaktım neler yazdım. Ben aslında Rennes ve bizi orada götürdükleri Mont Saint Michel denen dünya güzeli bir yeri anlatacaktım. Bunu bitirip onu yeni yazıya saklayayım en iyisi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-7243428060572518806?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/7243428060572518806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=7243428060572518806' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7243428060572518806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7243428060572518806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/04/ne-olacak-grevin-sonu.html' title='Ne olacak bu grevin sonu...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-2610593759631669650</id><published>2010-04-06T19:48:00.006+03:00</published><updated>2010-04-07T00:04:19.800+03:00</updated><title type='text'>Disneylandtan bir Ilknur gecti :)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu haftasonu  tatilinin de bahanesiyle Özlem taa İrlandalardan gezmeye geldi. Aslında bu ikinci gelişi ama ilk sefer maceralarımızı yazmaya fırsat olmadı. Aslında ben İrlandaya gidecektim, vize engeline takıldım. Sonra başka bir yerlere gidelim derken gözümüz kesmedi. En son plan, tekrar Pariste buluşup çocukluk hayalimiz Disneylandı görmek oldu. İlk alırken biletler pahalı geliyor ama içeride herşeyden yararlanırım derseniz bu fiyat az bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trpsfnG6I/AAAAAAAABHA/OIbiDEAea3k/s1600/100_4622.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trpsfnG6I/AAAAAAAABHA/OIbiDEAea3k/s320/100_4622.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457073737552042914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Paris Disneyland iki ana parktan oluşuyor. Biri stüdyolar diğeri bildiğimiz oyunlar-oyuncaklar kısmı sanıyordum ki biraz sonra detaylı anlatacağım üzere stüdyolar kısmı şahsıma tokat gibi çarptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trpd5t7rI/AAAAAAAABG4/PQCiH6Mfb_o/s1600/100_4641.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trpd5t7rI/AAAAAAAABG4/PQCiH6Mfb_o/s320/100_4641.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457073733635010226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hava soğuk bir de yağmurluydu. Üşüdük ettik ama elden geldiğince de eğlendik. Her yerini dolaşmak kısmet olmadı. Hele çoluk çocukla geleceğim diyene tavsiye, şöyle güzel ve yakın bir otel buluverin ve en az üç gün kalın yoksa o kadar yolu teptiğinize yazık. Havanın soğuk olmasının tek iyi tarafı park çok çok kalabalık değildi. Bu yüzden yaz zamanı bir şeyin sırasında iki saat kuyruk beklemek icap ederken biz en çok beklediğimizde sadece yarım saat bekledik. Bazılarında Fast Pass denen bir uygulama var. Bu bileti alıp size verilen saatte gidince hiç sıra beklemeye gerek kalmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 yaşında gidince tabi bana hitap etmesi gerekenler büyük oyuncaları olan roller coasterlardı. Amma velakin ben eskiden böyle şeylere bayılırken hayatımın bir kısmında bana bir korku geldi ve binemez oldum. İnsan arkadaşını tatilde tanırmış derler. Biz Özlemle dört-beş yıllık arkadaşlığın üzerine bir kere daha tanışmış olduk. Ben onun adrenalin sevdalısı olduğunu o da benim ödleğin en önde koşanı olduğumu bu sayede öğrendi.  Zavallı arkadaşım iki kuruş eğlenecekse bile İlknurun kalbine indi mi acep diye tasalanmaktan başaramamıştır. Onun verdiği gaz da olmasa ben hiçbir adam akıllı şeye binmeden geri dönerdim kesin. En son bu kadar duayı doğumumda ettim sanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trongGqII/AAAAAAAABGw/r7hW3pekoiI/s1600/100_4643.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trongGqII/AAAAAAAABGw/r7hW3pekoiI/s320/100_4643.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457073719032064130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Disneyland dört farklı temadan oluşuyormuş. Toplamda ikisini hakkıyla gezebildik. Diğer ikisinde bir sürü şeyi erkenden kapattıkları için göremedik. Genelde bütün atraksyonlar da sizi tren gibi bir şeye bindirip kah raylarda kah sularda kah havada gezdiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7troPskowI/AAAAAAAABGo/HvCFNLlV2kw/s1600/100_4694.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7troPskowI/AAAAAAAABGo/HvCFNLlV2kw/s320/100_4694.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457073712641909506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Parka girişte yapılacak aktivitelerin programının olduğu broşürler vardı. Geçit töreni ne zaman yapılacak, hangi karakter nerede olacak gibi.  Bu da yeni nesil oyuncakların tanıtım gösterisiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trngIMozI/AAAAAAAABGg/XW-cJhRymfs/s1600/100_4682.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trngIMozI/AAAAAAAABGg/XW-cJhRymfs/s320/100_4682.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457073699872875314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Saat 17.00de geçit töreni vardı. Tamamı diyemeyeceğim ama bir çok Disney karakterini gördüm. Mutlu mesut oldum. Şahsıma en hitap eden olay buydu galiba :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpEjIcVaI/AAAAAAAABGY/jHpVn894q0c/s1600/100_4704.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpEjIcVaI/AAAAAAAABGY/jHpVn894q0c/s320/100_4704.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457070900360533410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpEa36pYI/AAAAAAAABGQ/Nbz2E-BRc7w/s1600/100_4712.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpEa36pYI/AAAAAAAABGQ/Nbz2E-BRc7w/s320/100_4712.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457070898143733122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpDxeaO4I/AAAAAAAABGI/6NhvP6o78pg/s1600/100_4729.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpDxeaO4I/AAAAAAAABGI/6NhvP6o78pg/s320/100_4729.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457070887030897538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bunu seyredip erken kapanacağı için stüdyo kısmına geçtik. Orada Tower of Horror denen bir meret var. Biz bir gece öncesi internetten bakıp kurcalamıştık. Youtubedan vıdeosunu seyretmiştim. Ben artık neyime güvenmişsem bu merete binerim dedim. Özlemin garip bakışlarını hiçe sayarak yok canım nesi var. En nihayetinde oturuyoruz. Çok tehlike bir şey olsa bi tek kemerle neden güvenlik sağlasınlar ki dedim. Ona o gün bir sürü tekrarladığım üzere cehalet mutlulukmuş bilememişim.  Bu korku kulesi 13 kattan oluşuyor. Önce sizi alıp abuk subuk videolar izletiyorlar. Her taraf bu iş için özel eğitim almış manyak bakışlı belboylar ile dolu. En son asansörlere gönderirken bizi bu abilerden biri "Enjoy your stay in our hotel" dedi arkasına da "If you cannn" şeklinde de devam etti. Ben biraz gerginlikten biraz böyle abukluklardan korkmamaktan grup içindeki en sırıtkan insandım. Kikiri kiriri takıldım durdum.  Hatta aşağıdaki abi benim gülmemle dalga bile geçti derken... Bizi bindirdiler bir asansöre ilk iki katı insan gibi çıkıp yine kendi çapında korkutma manalı şeyler yaptılar ve olay ondan sonra başladı. Ani bir hızla 13ç kata çıkartıldık. Hop önümüzdeki kapılar açıldı. Şahane Disneyland manzarası ani spotların gözümüze patlaması ve bende filmin kopması. O noktadan hızla aşağıya düşmeye başladık. Ben Allaha bir an önce bu rezillik bitsin diye dua ederken diğer yandan da kafamı montumun içine gömdüm. Bir ara Özlemden İlknur iyimisin diye bir soru geldi. Beni o halde görünce korkmuş ama cevap verecek mecalim yoktu. Çok şükür ki bunların hepsi 2-3 dakikada bitti. İndiğimde midem kafam gözüm kalbim nerede bi kontrol etmek zorunda kaldım. Bi daha mı asla demek istiyorum ama yanımızdaki Hintli olduğunu tahmin ettiğim bir çiftin bir metrelik (büyük ihtimal üç yaşından büyük değildi) kızlarını bile bindirdiklerini görünce acaba ilerde fikrim değişir mi diye de düşünmüyor değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpDH0l8zI/AAAAAAAABGA/TyEz9wWGugk/s1600/100_4753.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpDH0l8zI/AAAAAAAABGA/TyEz9wWGugk/s320/100_4753.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457070875849650994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpChBAeyI/AAAAAAAABF4/cv5qAEtMIX4/s1600/100_4754.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tpChBAeyI/AAAAAAAABF4/cv5qAEtMIX4/s320/100_4754.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457070865432738594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonrası fındık fıstık tabi. Filmlerden görüpte iç geçirdiğim fincanlara bindik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tm1JzxYqI/AAAAAAAABFw/u26e4Zf6h2w/s1600/100_4758.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tm1JzxYqI/AAAAAAAABFw/u26e4Zf6h2w/s320/100_4758.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457068436841652898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk odaklı bir gezintiye katıldım. Özlem bu sırada Space Mountain roller coasterındaydı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tm0yuUvDI/AAAAAAAABFo/pVM684cPEes/s1600/100_4763.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tm0yuUvDI/AAAAAAAABFo/pVM684cPEes/s320/100_4763.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457068430644788274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlı karıncaya da bindik ve günü haşatımız çıkmış olarak tamamladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tm0rWmdLI/AAAAAAAABFg/-hkPeIFYmp4/s1600/100_4806.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tm0rWmdLI/AAAAAAAABFg/-hkPeIFYmp4/s320/100_4806.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457068428666238130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tm0WJs36I/AAAAAAAABFY/EgHP9v1Nack/s1600/100_4802.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tm0WJs36I/AAAAAAAABFY/EgHP9v1Nack/s320/100_4802.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457068422974988194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kule macerası beni nasıl bir germişse Peter Panın uçuşu isimli yine çoluk çocuğa hitap eden şu olayda bile gerim gerim gerildim ben. Bende karanlık korkusu da var kanatimce karanlık ortamda bilmediğim bir yerlerde tepeden asılı bir mekanizmada gezmeyi de bünyem kaldırmadı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tmz2BQZGI/AAAAAAAABFQ/tWYBvQGPu-M/s1600/100_4799.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7tmz2BQZGI/AAAAAAAABFQ/tWYBvQGPu-M/s320/100_4799.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457068414349632610" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonuç olarak güzel maceralı bol yağmurlu soğuk bir gün geçirdik. Buraya geleceksen çocukken geleceksin diye içimden geçirdim bol bol. Çocukların yüzlerindeki o mutluluk heyecan inanılmazdı.  Ahmed beyleri bir ara getirmeye niyetliyiz velakin kısmet ne zamana...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-2610593759631669650?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/2610593759631669650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=2610593759631669650' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2610593759631669650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2610593759631669650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/04/disneylandtan-bir-ilknur-gecti.html' title='Disneylandtan bir Ilknur gecti :)'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S7trpsfnG6I/AAAAAAAABHA/OIbiDEAea3k/s72-c/100_4622.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8145704080123198459</id><published>2010-03-24T22:26:00.002+02:00</published><updated>2010-03-24T22:38:12.317+02:00</updated><title type='text'>Ahmed Beylerle telefon görüşmesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Teyze:&lt;/span&gt; Ahmed gel konuş sen de. Anne telefonda. Bak kim telefonda. Kim gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahmed:&lt;/span&gt; Baba&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Anne:&lt;/span&gt; Ahmed ne yapıyorsun oğlum?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Teyze:&lt;/span&gt; Bak anne konuşuyor. Kim gelmiş Ahmed?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahmed: &lt;/span&gt;Baba&lt;br /&gt;(Bu iki üç defa tekrar eder.)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Teyze:&lt;/span&gt; Anne de Ahmed.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahmed:&lt;/span&gt; Annnne (arada kaç tane n diyorsa)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Anne:&lt;/span&gt; Ah ben senin anne diyen dudaklarını yerim. Ahmed ne yapıyorsun? Ne yedin sen bugün?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahmed:&lt;/span&gt; Mama&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Anne:&lt;/span&gt; Anneanne nereye gitmiş bugün?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahmed:&lt;/span&gt; Dada&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Teyze:&lt;/span&gt; Öp anneyi hadi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahmed: &lt;/span&gt;(Ahizenin dinlediği tarafına) Muaaa.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Anne:&lt;/span&gt; Ben de seni öpeyim. Muaaaa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda bilgisayar ekranından da olsa telefondan da olsa oğlumun anne dediğini duydum ya. Yine de kulaklarımla aracısız göreceğim günleri beklemekteyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8145704080123198459?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8145704080123198459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8145704080123198459' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8145704080123198459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8145704080123198459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/03/ahmed-beylerle-telefon-gorusmesi.html' title='Ahmed Beylerle telefon görüşmesi'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-2251553681889956867</id><published>2010-03-16T23:08:00.004+02:00</published><updated>2010-03-16T23:41:57.616+02:00</updated><title type='text'>Bugün</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün bizim  nasıl adlandıracağımı bilemediğim günümüz. İlk çıktığımız gün desem bu çıkma lafını sevmem. İlişkimizin başladığı gün desem yok ilişkimiz daha evvel başlamıştı. Aşk ilişkimiz başladı desem ben onu gördüğüm gün aşık olmuştum o da değil. Neyse adının ne önemi var. Dört ay karın ağrıları çekmiştim. Yok o da benden hoşlanıyor yok arkadaşca yakın davranıyor diye gidip gidip gelmiştim. Tam bir hafta öncesi Taksime gidelim demişti. Arabayı Beşiktaşta bırakıp yürümüştük Taksime kadar. Tamam demiştim konuşacak, birşeyler söyleyecek. Susmuştu hep susmuştu. Bunun için mi buraya kadar beni demiştim içimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksime vardığımızda Beşiktaş maçı yeni bitmiş galibiyet alınmış, hıncahınç doluydu İstiklal caddesi. Yürümüş yürümüş sonra geri dönmüştük sonunda. Yolda bana İstanbulu sevmediğini ilk fırsatta Ankaraya geri dönmek istediğini söylemişti. Yıkılmıştım. Ve kendi adıma bu platonik ilişkiyi bitirme kararı vermiştim. Onun yoktu işte hiçbir hissi. Bu şehirde kalmak bile istemiyordu daha ne olsundu. Kardeşim ısrarla bir şey yoksa neyim demesine rağmen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam sekiz yıl önce bugün saat tam 18:30da söylemişti bana sonunda bana. Sarılıp ağlamıştık sonunda. Rahatlamıştık ikimizde. Sonradan söylemişti o kalabalıkta bir hafta önce konuşamadığını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi, kötü, mutlu, hüzünlü, kah gece gündüz beraber kah günlerce aylarca ayrı tam sekiz yıl bitmiş. Yine ayrı, yine kutlayamadan. Oysa eskiden her hafta Cumartesi günü küçük bir pasta alıp tam o saatte keserdik. Kutlayamadığımız için en üzüldüğüm gün bugün benim çünkü özel günlerimiz içinde en önemsediğim bugün benim. Ne doğum günüm umrumdadır, ne evlilik yıldönünümüzü, ne nikah tarihimizi bu kadar severim. Olsun sağlık olsun, mutluluk olsun, huzur olsun, kalpler bir arada olsun gene kutlarız di mi? Kutlarız kutlarız...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şimdi düşünüyorum da Allahın ne şanslı kuluymuşum ki karşıma onu çıkarmış. İyi ki kader bizi bir araya getirmiş, iyi ki bu ilişki ilerlemiş güzelleşmiş, bi de küçük bir böcükle şenlenmiş. Beni dengeleyebileyecek başka kaç insan vardır ki dünyada bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kutlu olsun adını koyamadığım günümüz. Hadi ben gidip pastamı yiyeyim. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-2251553681889956867?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/2251553681889956867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=2251553681889956867' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2251553681889956867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2251553681889956867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/03/bugun.html' title='Bugün'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-4993683274202768611</id><published>2010-03-15T21:50:00.004+02:00</published><updated>2010-03-15T23:32:26.974+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Yazmayalı bir ayı geçmiş. Yazmaya yazmaya canım daha da istemez olmuş. Ne kadar çok şeyi kayıt altına almayı ihmal etmişim. Aslında ihmal de değil de kendi çocuğunun gelişimini mişli geçmiş zaman kullanarak yazmayı kendime yediremediğimden yazmadım. Ne kadar çok değişiklik oldu oysa şu son üç ayda.  Geçen haftayı kısa da olsa mutlu ve en önemlisi beraber geçirdik. Biraz da onun verdiği mutlulukla yazasım var şimdi.  Çok ama çok yogun bir haftanın sonunda patronumun da defalarca tekrarlaması üzerine sonuna kadar hakettiğim bir haftalık tatilimi alıp kuşlar gibi uçtum evime, aileme. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son hafta neredeyse doğru düzgün uyku uyumadım, yola çıkacağım cumartesi günü bile çalıştım. Hatta en son işlerimi son dakikaya kadar yapıp bilgisayarımı kapatacak kadar bile vakit bulamayıp öyle yetiştim uçağa. Babası kuzumu anneanne evinden alıp havalimanına gelmişti. Görünce inanamadım. Kendi evladımın yüzünü unutmuşum. Yok ne resimlerde göründüğü gibi ne de Skypedan gördüğüm gibi değildi. Kocaman kocaman bir oğlan çocuğu oluvermiş benim küçük bebeğim. Sarıldım, ağladım ağladım. Haftalardır gözümün içinde biriken bütün yaşları döktüm herhalde. Kocam durdurmasa daha da devam ederdim ama Ahmed korkacak diye toparladım kendimi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bana çok seviyeli davrandı sürekli. Baba delisi olmuş onu daha sık gördüğü için. Bir aralar benim yaşadığım tuvalete bile gidememe durumu şimdi babasında. Gözünün önünden ayrılmasını istemiyor. Bana yabancı gibi davranmadıysa da anne anne diye peşimden de koşmadı açıkcası. Eh onu kim suçlayabilir ki. Belki ileride onu bırakmamak adına çabaladığımı ama başaramadığımı anlatırsam belki onunla bir daha ayrılmamacasına uzun bir süre geçirirsem belki tekrar eski günlerimize döneriz. Döneceğiz inşallah...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Hasta oldu kuzucuğum. Daha doğrusu ben gelmeden az az öksürmeye başlamış. Doktora götürmüşler. Ben gelince daha da arttı. Tekrar doktora götürdük. Azıların hepsi birden gelmeye kalkınca bağışıklığı düşmüş tabi. Boğazlarda kötü olmuş deyince antibiyotik başladık. İki gece çok ateşlendi. Uyuyamadı kuzucuk. Hastalanmasına üzülsem de annesi olarak ilacını ben verdim, anne-baba beraberce olması gerektiği gibi baktık ona diye, işe yaradığım, anneliğimi hissettiğim için sevindim bir taraftan da. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Ahmed beyler ben bıraktığımda emeklerdi. Yürür koşar olmuş. Atom karınca derdim kendisine lafımı geri alıyorum. Süperman olmuş. Durdurabilene aşk olsun. Tam bir tehlike mıknatısı olmuş. Bir odada on tane zararsız şey olsun, o gidip bir tane zararlısını bulup çıkarıyor maşallah.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56Tg14CIII/AAAAAAAABBo/IOVswRzPUgo/s1600-h/alo.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448954791592075394" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56Tg14CIII/AAAAAAAABBo/IOVswRzPUgo/s320/alo.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt; - Konuşmayı bilmez ama telefon kullanmasına engel olamamış. En sevdiği telefonun hoparlör sesine basıp sesi duymak.  Çok seviyor diye oyuncak bir telefon almışlar. Suratına bakmamış. Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz siz dercesine :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Konuşma demişken,  gelişiminden aklımda kalanları da yazayım hatırlamak için. Beş-on kelimemiz var sözlükte genellikle tekrar hecelerinden oluşan şeyler "baba (kısa günde onbin defa), dede, nene (anneanne), mama, bu(yazdığım kelimeler haricindeki herşey için), bebi (kendi küçüklük resimlerine-çok büyüdü ya), giy, bbbbu(su- diğerinden farklı olarak bler fazla çıkıyor), dada, dıgı(at), hov(köpek), anne(ben hiç duymadım ara ara söydiğini söylüyorlar)" &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;- İki dilde de bütün organlarını gösteriyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Anneyi ne kadar seviyorsun sorusuna ellerini havaya kaldırarak çokluk gösteriyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Anneanne nasıl yemek yapmış sorusuna güzel anlamında parmaklarını birleştirip  elini sallıyor.  &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Babanın sevgilisi kim sorusuna tek el havaya kalkıyor. Bunun türkçesini söyleyince anlamıyor tabi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;- İnsan hiç yabancılamıyor. İyi mi kötü mü bilmiyorum. Bir taraftan hani insanlardan korkmuyor iyi ama kim elinden tutarsa onunla gidiyor kısmı biraz beni ürkütüyor. Her kime merhaba de dersek hemen elini uzatıp tokalaşmaya çalışıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;- En son masa sandalye kelimelerini öğrendi. Babası arapça sorunca kısa devre yapıyor herşeye kafasını göstermeye başlıyor. Öyle anlarda o kadar sevimli oluyor ki.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Dadaya çok meraklı. Babasının beresini eline tutuşturup kapıyı gösterip evden dışarı çıkmaya çalışıyor. Sökmezse ayakkabılıktan ayakkabıları salona taşımaya çalışıyor. &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SzhzLasI/AAAAAAAABBQ/DYE032m-U8k/s1600-h/P3085193.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448954013108890306" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SzhzLasI/AAAAAAAABBQ/DYE032m-U8k/s320/P3085193.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Süpürgelerden acayip korkardı. O yüzden babası onu evden çıkarmadan ya da uzak bir odaya götürmeden asla ev süpüremezdim. Maşallah yokluğumda işi ilerletmiş. Dip köşe temizliğe başlamış. Annemler şimdi süpürge sopasını nereye saklayalım diye düşünüyorlar :) Hele doğumdan sonra yaşadığım bel ağrıları yüzünden ben pek sevindim. İyi bir eğitimle seneye süpürge işinden yırtarım gibi duruyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SzFotZZI/AAAAAAAABBI/9YgLcCN71sw/s1600-h/P3075160.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448954005548787090" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SzFotZZI/AAAAAAAABBI/9YgLcCN71sw/s320/P3075160.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;- Artık lunaparkı 50 metre öteden tanıyor. Eğlence mekanı kafaya kazınmış. Sabah kahvaltı için çıktık evden ne mümkün dükkana sokmak. Arkada lunaparkı gördü diye dakikalarca mızırdandı. Eliyle göremediği lunaparkı işaret etti etti durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SyovbiKI/AAAAAAAABBA/e20NvvIZAbg/s1600-h/P3075148.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448953997792348322" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SyovbiKI/AAAAAAAABBA/e20NvvIZAbg/s320/P3075148.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt; - Bir büfeden su almaya girdik. Satışı yapan ablası bunu sevdi diye şeker hediye etti. Şimdiye kadar hiç böyle bir yemişliği yok dedik ama olsun ben vereyim dedi. Hadi onun kısmetidir diye hem de ne yapacak diye meraktan biraz verelim dedik. Yalamak nedir bilmediğinden ilk birkaç ısırma denemesinde başarısız olunca yalayarak tat alabildiğini fark etti pek mutlu oldu. Hepsini yalatmaya ne çocuk beslenme kuralları ne bizdeki sabır yetmediğinden bir süre sonra aldık elinden. Çok çok beğenmemiş olacak ki hiç ses çıkartmadı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SyHpwbfI/AAAAAAAABA4/nMW_45DCenM/s1600-h/P3075166.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448953988910181874" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SyHpwbfI/AAAAAAAABA4/nMW_45DCenM/s320/P3075166.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Babanın tablet bilgisayarı Ahmed beylere ayak dinlendirme yeri oldu. Hatta üstüne bile basmaya çalıştı. Baba sayesinde refleks geliştirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SxuTpbOI/AAAAAAAABAw/W1oLyh_GeVA/s1600-h/P3105199.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448953982106561762" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56SxuTpbOI/AAAAAAAABAw/W1oLyh_GeVA/s320/P3105199.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56QYS86DMI/AAAAAAAABAY/-06mt7YLjEg/s1600-h/P3115207.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448951346243439810" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56QYS86DMI/AAAAAAAABAY/-06mt7YLjEg/s320/P3115207.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt; - En fecisini sona sakladım. Çok terliyor diye saçlarını kısaltmışlardı. Yine çare olmamış. Annemle kocam konuşmuş. Ben istemiyorum kesilmesini diye ben gidince keseceklermiş. Madem illa keseceksin ben göreyim bari dedim. Sıfıra vurmaya kalktı. Sıkı pazarlıklarla üç numarada anlaştık. Sonradan öğrendim ki annem şimdi değil yaza doğru keseriz demiş. Kocamın oyununa geldim sonuç olarak :( Gitti canım cocuğumun saçları... Kendisi kuzgunun yavrusu olduğundan böyle de pek bi yakışıklı ama ben o saçlarını pek seviyordum. Neyse kökü onda değil mi çıkar yine diye kendimi avutuyorum. Ben yokken uzasın bari...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56QZPiEhEI/AAAAAAAABAo/U03BRwCFy5o/s1600-h/P3125225.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448951362505442370" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56QZPiEhEI/AAAAAAAABAo/U03BRwCFy5o/s320/P3125225.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Gözümüzün kenarı da nazarlık oldu. O kadar harekete az bile yarası var. Nasıl becermişse sandalyeye çarpmış babası gözetimindeyken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56TgXbhipI/AAAAAAAABBY/oP2sS7PPT-8/s1600-h/P3125228.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448954783419435666" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56TgXbhipI/AAAAAAAABBY/oP2sS7PPT-8/s320/P3125228.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Oyuncakla arası yoktu bu gidişle hiç olmayacak galiba. Bunu Fransadan alıp götürdüm pek bi sevdi. Ikeada da aynısından var sanıyorum. Fakat bizim kuzu sökme takma meraklısı olduğundan çekici attı bir kenara canını dişine takıp onları elleriyle yerinden söküp takmayı vazife etti kendine. Neyse oyuncakla oynasın da nasıl oynarsa oynasın demek düşüyor bana :) Aynı şey legoların başına da geldi. Babasının binbir emekle yaptığı robotları elinin bir hamlesiyle yıkıp herşeyi sökmek legodan anladığımız şey şimdilik.&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56QX30goUI/AAAAAAAABAQ/biX8dpLN4_A/s1600-h/P3125222.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448951338960462146" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56QX30goUI/AAAAAAAABAQ/biX8dpLN4_A/s320/P3125222.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Gelmeme iki gün kala toplandık yine evimizden anneanne evine geri döndük. Kendi mama sandalyesini kendi topladı. Babasına yardım olsun diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56QXdPukNI/AAAAAAAABAI/FIArDk2CyI0/s1600-h/P3135234.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448951331826864338" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56QXdPukNI/AAAAAAAABAI/FIArDk2CyI0/s320/P3135234.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Sonuç olarak sayılı gün bitti. Döndüm geldim yine sefil hayatıma. Onu buraya getirme konusunu tamamen kapattık. Babası gelemediği için, önümüzdeki aylarda birkaç seyahatim olduğundan gece onu bırakacağım kimseyi tanımadığım için düzenini bozup burada tekrar kurmamak için düşünüp taşındık ve vazgeçtik. Verilebilecek en kötü karardı ama çaresizliğimi anlatacak kelime yok. Ayrılış çok hüzünlü oldu. O uyuyordu ben evden çıkarken, sevdim sevdim öptüm ayrılmadan. O hallerime evde kimsecikler dayanamamış. Kendimi ne kadar gizlemeye çalışsam da olmadı. Bir kere daha gitmeye çalışacağım sonrası zaten Temmuz sonu inşallah tamamen kavuşacağız. Bu olaydan büyük dersler çıkartarak kapatacağız bu konuyu. Belki yazarım belki yine gücüm tükenir yazamam. Bir tarafım içini hüznünü dök diyor diğer yanım yazma izi kalmasın hiçbir yerde. Bakalım neler getirecek zaman.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-4993683274202768611?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/4993683274202768611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=4993683274202768611' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/4993683274202768611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/4993683274202768611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/03/yazmayal-bir-ay-gecmis.html' title=''/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S56Tg14CIII/AAAAAAAABBo/IOVswRzPUgo/s72-c/alo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-3308139538553427434</id><published>2010-02-11T22:29:00.004+02:00</published><updated>2010-02-12T00:14:06.134+02:00</updated><title type='text'>Bir garip oldum bugün</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çocukluğumun yegane eğlencesiydi &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1rkp%C4%B1nar"&gt;Kırkpınar &lt;/a&gt;Yağlı Güreşleri. Edirne şenlenirdi bir haftalığına. Her yer insan kaynar. Bir hareket gelirdi küçük şehrimize. Gündüzleri güreşler olur. Akşamları standlar kurulurdu. Özellikle son üç gecesi konserler. Bizim oraya sadece Kırkpınarda gelirdi Lunapark o zamanlar. Şimdilerde öldürseler binemeyeceğim, binmeyi geçtim bakmaya korktuğum Gondol ve Balerina denilen şeylere binmem için izin versinler diye ne yalvarırdım. Bana arkadaş olsun diye illa çağırdığım, ama gelmek istemeyen kardeşime ne kadar sinir olurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü başpehlivanlık güreşleri yapıldıktan sonra, galibiyet alan pehlivanlar illa Sarayiçinden Selimiye Camiinin önündeki hamama kadar yürüyerek gelirdi. Temizlenip, paklanıp geri çıkarlardı.  Birçok insan caminin dış duvarındaki bahçeye yiyeceğini içeceğini alır, hem pikniğini yapar, çekirdeğini çitler hem de pehlivanların gelişini beklerdi. Tabi erken gidip önden yer kapmak marifetti. Çocuklara bol bol açık hava eğlencesi çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk babannem götürmüştü beni güreşleri seyretmeye. Ne kadardım hatırlamıyorum. Yemyeşil çimler. Çalan davullar ve zurnalar, &lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=61570791816"&gt;çazgırların duası&lt;/a&gt;, kıspetleri içinde pehlivanlar, o sıcakta illa ceketinin önün ilikli bütün konuşmalarını "arz ediyorum" diye bitiren  sunucular. Trakyalı olmaktan mıdır bilmem, davul sesini nerede duysam bir hoş olurum hala, içime işlemiş. Neden bas bas bağıran, çenesi kuvvetli insanlara cazgır dendiğini de oralarda öğrendim ben. İnsan hiç mi teklemez  o koca metni söylerken. Erken yatar, erken kalkar babamın onun deyimiyle öğlene kadar uyumamıza içerlediğinden o cazgır duasının bir bölümü ezbere aklımdadır hala :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahmetli dedem "İnsanın aptalı pehlivan olur" diye bir atasözünden bahsederdi. Şu yaşa geldim hala neden öyle bir atasözü var bilmiyorum. Benim gözümde yaptıkları iş çok çok önemli. Kolay mı 1356dan bu yana bir geleneği yaşatmaya çalışmak. Usta çırak ilişkisi içinde eğitim almak. İzleyicisi kısıtlı, imkanı kısıtlı bir sporu devam ettirmek. Antalyalardan Mersinlerden kilometrelerce yol katedip  şehir şehir gezmek. İyi bir sponsoru yoksa çimenliklerde araba içlerinde, battaniyelerden yapılmış çadırlarda bir hafta yatıp kalkmak. Allahın o sıcağında Er Meydanında güneşin kendi sıcaklığı yetmezmiş gibi o deri kıspetin içinde durup, zeytinyağı sürmek ve güreşmek. Hepsi özveri isteyen şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bir haber okudum. Cengiz El.be.ye vefat etmiş. İşte böyle çocukluğuma gittim. Bir sene babama yalvara yakara takılmıştım peşine. Zorla girmiştik içeri. Çok az kalmıştı başpehlivanlık güreşlerine. Orada görmüştüm onu ilk defa. O zamana kadar kızlar arasında yapılan şakalaşmadan öteye geçmeyen, kendisini sadece geometri dersinden tanadığım üçgenin bir insan vücudunda nasıl olabileceğini ilk kez o gün gördüğümü hiç unutmam. Bir insanın omuz genişliğinin bel genişliğinin neredeyse iki katı olabileceğine kim inanırdı. Gözümle görmüştüm o gün. Yaşlandığını düşündüğüm için, güreşi bırakması gerektiğine kendimce kanaat ettiğim için, kocaman göbeğiyle artık iyi bir güreşçi olmadığına inandığım için Ahmet Taş.çıyı yendi diye pek sevinmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden yıl içinde belli olurdu Güreşlerin ne yıl yapılacağı. Sonradan  Haziranın son haftasında sabit tarihte yapılmasına karar verdiler.  Yıllarca okuldu finaldi not girişiydi derken gidemedim. Her gidemediğim  yıl o eğlenceden uzak kaldığım için üzüldüm. En son beş aylık hamileyken  gitmiştim. Kocamın Kırkpınarla tanışması da o güne denk gelir. Çok ama  çok eğlenmiştik o gece. Bu sene de kaçıracağım yine. Belki seneye Ahmed  beyleri götürebilirim. Görsün etsin diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolu düşene hayatta bir kere tecrübe etmesini tavsiye ederim ama yok biz  atasporu olarak tenisi golfu biliriz, zeytinyağlanmış adam görmeyi  içimiz kaldırmaz diyorsanız boşverin gitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün işte onun ölüm haberiyle geçmişten bir hatıra daha toprağın altına karıştı. Bu seneye kadar hiç hissetmemiştim çocukluğumdan gençliğimden yavaş yavaş uzaklaştığımı. Şarkılarını ezberleyeceğim diye televiyzondan ilkel koşullarda kayıtlar yaptığım, ileri geri almaktan teybin iflahını kesmeme sebep olan Micheal Jackson da gitti zaten. Yaprak yaprak dökülüyor çocukluğum hatta ilk gençliğim. Kimileri buna olgunlaşmak dese de basbariz yaşlanıyorum. Geçenlerde de otobüste kimseye aldırmadan deliler gibi gülen bir grup öğrenciye takıldı gözüm, onlar gibi gülebildiğim günleri hatırladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-3308139538553427434?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/3308139538553427434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=3308139538553427434' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3308139538553427434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3308139538553427434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/02/bir-garip-oldum-bugun.html' title='Bir garip oldum bugün'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1910689961611957009</id><published>2010-02-03T23:24:00.006+02:00</published><updated>2010-02-04T00:24:10.809+02:00</updated><title type='text'>Bu ülkede iyi şeyler de olmuyor değil...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Başlıktan yanlış anlaşılma olmasın. Bu ülke diye kasttettiğim yer Türkiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski maceraları takip edenler biliyor zaten de. Kısa bir özet geçeyim. Annemle babam Fransaya gelirken yeşil pasaportları olduğu için vize almalarına gerek yoktu. Annemin de ara ara sağlık sorunları olduğu için ne olur ne olmaz seyahat sigortası yaptırmalarını söylemiştim. Vize başvurularında normalde seyahat sigortası zorunlu ve kalacağınız gün kadar yaptırabildiğiniz , seyahatinizde ortaya çıkabilecek acil kaza, yaralanma ve hastalıkları kapsayan bir sigorta. Babam ben az kalacağım zaten diye yaptırmayı düşünmezken son anda kendine de yaptırmaya karar vermiş. Sigorta şirketi bu sigortayı yaparken babama hiç bir soru sormamış. Bir hastalığı olup olmadığına dair bir kayıt yok yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse kaderin çilvesi bu ya annemden korkarken hastalık babamı buldu ve kalp krizi geçirdi. Hem de Türkiyeye gelmesine üç gün kala. Olay olur olmaz hemen iletişime geçip durumu anlattım. Haklarını yemeyeyim nazik davrandılar. Hastanede yatış durumunda sigortanın süresi dolsa bile bir haftaya kadar tüm teminatların geçerli olduğunu söylediler. Tüm belgeler hazırlandıktan sonra ise kabalaşmakta bir sıkıntı görmediler. Son konuşmamızda kusura bakmayın ödeme yapamıyoruz dediler. Sebep, babamda şeker hastalığı varmış. Evet bunu zaten herkese ilk önce ben söyledim ki müdahale ederken göz önüne alınsın diye. Doktorları karar vermişmiş. Zaten kolestrol ilacı kullanıyormuş. Şeker hastalığı kalp krizine yol açabilirmiş.  Ben ya da telefonda görüştüğüm bayan neden kolestrol ilacı kullanmıyormuş. Çünkü sağlıklı insanların kullanmasına gerek yokmuş. Bana böyle söyledi.  Anlatmaya çalıştım. Bunların hepsini biz de biliyoruz. Kolestrol ilacını tedbiren kullandırıyorlar. Fakat babamın yıllardır yapılan kalp kontrollerinde herşey sağlıklıydı. Hiçbir problemi yoktu. EKGleri, efor testleri temiz.  Bir kalp rahatsızlığı olsa sizinle iletişime bile geçmezdim dedim. Yapabileceğim bir şey yok dedi. Kan beynime sıçradı. Sokakta yürürken araba çarpsa, e sizde yolda yürüyormuşsunuz araba çarpma riski var diyecekti herhalde. Telefonu bu durumu şikayet edeceğimizi bilmenizi istiyorum diyerek kapattım. Tabi dedi. Tüketici olarak hakkınızı arayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkelerde sağlık hizmetlerinin ne kadar pahalı olabileceğini de bildiğimden faturayı görene kadar Allah biliyor ya öldüm öldüm dirildim. Bu sürede sağolsun duyan arkadaşlarımız hemen yardım teklif ettiler. Bir derdimiz olduğunda bu kadar desteğimizin olduğunu bilmek o ara o kadar huzur vermişti ki bana. Neyse sonuç olarak ödeme yapıldı. Hastane açısından iş kapandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem hiç duyanınız oldu mu? &lt;a href="http://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/Bimer/pBimerMain.aspx"&gt;Bimer&lt;/a&gt; diye bir yapılanma var Türkiyede. Alo 150 hattıyla, internet sitesi yoluyla ya da direkt dilekçenizi yazarak şikayetinizi bildirebildiğiniz ve mutlaka ama mutlaka cevap alabildiğiniz bir yer. Siz dilekçenizi yazdıktan sonra dilekçeniz başbakanlık tarafından gerekli bakanlığa yönlendiriliyor ve sorununuz halledilmeye çalışılıyor. Sonuç olarak babamın dilekçeyi göndermesinden bir hafta geçmeden arayıp detaylı bilgi almışlar. Sağlık bakanlığına yönlendirmişler. Sigorta şirketi ile görüşme yapmışlar. Sigorta şirketi nedense onları babamın kalp krizi geçirdiğinde Türkiyede olduğunu ikna etmeye çalışmış. Belgeli, kayıtlı şeyde nasıl bir şans denemeyse. Sonuç olarak, geçen hafta sigorta şirketi tek muhattapları olan beni aradı. Efendim babanızın Türkiye iletişim bilgilerini alabilir miyiz diye. Özellikle de bana tıp dersi vermeye çalışan hanımla görüşemedim. Görüşsem iki çift laf edecektim şeker hastalığı kalp krizi bağlantısı ile ilgili. Dedim hayırdır, babanıza ödeme yapacağız da dedi telefondaki başka kibar bir hanım. Ödemiyoruz demiştiniz şimdi ne oldu ki dedim dilekçenin sonucu bilmediğimden, baştan öyle karar verilmiş ama tekrar gözden geçirdik dedi. Sonuçta bu konuşmadan iki gün sonra babam parasını alabilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamın Bimere başvurup olumlu cevap aldığı ilk olay bu değil. Bunun için aslında güvenilirliklerine ikna oldum. Daha önce de Almanyadan emekli olmuş, Türkiyeden de emekli olmak için uğraşan, ne hikmetse bir yılda Edirneden Ankaraya gitmeyi beceremeyen bir kağıt parçası bu sayede kısa zamanda Ankara gitmekle kalmayıp babamın arkadaşının emekli olabilmesine de sebep oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer şekilde bankadaki küçük bir mevduatının kendi bilgisi dışında farklı fonlara yatırılması sonucunda anaparadan uğradığı zararıda almayı başardı. Dikkatimi çekense ne zaman Bimere başvursa, daha önce arıza çıkaran, konuşmalarında kabalaşmakta hiçbir sakınca görmeyenlerin  birden nezaket abideleri kesilmeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse yazıdan iki sonuç:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yurtdışına giderken iki güne üç güne gidiyorum bana bir şey olmaz deyip seyahat sigortanızı yaptırmayı ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çok şükür bu ülkede de artık hakkını aramana yardım eden, ve bence düzgün çalışan bir merci var. Onun için size yapılan haksızlığı sineye çekmeden hakkınızı arayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1910689961611957009?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1910689961611957009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1910689961611957009' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1910689961611957009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1910689961611957009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/02/bu-ulkede-iyi-seyler-de-olmuyor-degil.html' title='Bu ülkede iyi şeyler de olmuyor değil...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-6366093608782101972</id><published>2010-01-22T00:40:00.001+02:00</published><updated>2010-01-22T01:49:23.937+02:00</updated><title type='text'>İşte geldim buradayım...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Anneyazar dön demiş döndüm :) Hemen yazayım son zamanlar neler oldu neler bitti. Louvre un laneti bırakmadı peşimi son kısmın resimleri tamam yazıları duruyor. İlk fırsatta bitirmeliyim o işi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar ben de ne var ne yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Öncelikle ödülüm var. Hem &lt;a href="http://ecenindefteri.blogspot.com/"&gt;Anneyazar&lt;/a&gt;dan hem &lt;a href="http://icmdkiyolculuk.blogspot.com/"&gt;içimdeki yolculuk&lt;/a&gt;tan. İkisine de çok teşekkür ederim. Ne zamandır ödül yüzü görmemiş blogumu şenlendireyim. Belki baharı daha çabuk getirebiliriz bu güzel çiçekler sayesinde.. (Resmi yükleyemedim bir sorun çıktı :( Eğer problemi halletmeye çalışsam kesin bir üç hafta daha yazmayacaktım.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Günlerdir yazasım yok yine. Elim kolum kalkmıyor bu aralar. Ruhum bir geliyor bir gidiyor. Planladığım tarihte Türkiyeye gitme hayallerim suya düştü ondan mutsuzum. Yedi hafta olmuş geleli. Sanırsın ki yedi ay geçti. Kuzucan o kadar büyüdü ki bu yedi haftada inanamıyorum. Emekler bırakmıştım şimdi bırak yürümeyi koşuyor. Herşeyi anlar hale gelmiş. Köpeğini göster deyince gidip bir sürü hayvan arasından bulup çıkaracak gösterecek hale gelmiş. İnanamıyorum gelişimine. Anne nerede deyince bilgisayar ekranını gösteriyor canımın içi. Bazen öpmeye çalışıyor ki kuş olup uçasım yanına gidesim geliyor, yazmayı bırakmam da bunu ilk yaptığı güne denk geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bunun haricinde ne var yok derseniz, trajikomik hayat peşimi bırakmıyor. Buraya bir kar yağdı üzerinize afiyet hayat durdu. Avrupanın merkezinde duy da inanma. Bir karış kar yok yerde otobüsler çalışmıyor. Sabah çalışsa akşam çalışmıyor. Deli olacaktım. Kimi diyor hazırlıksız yakalanmışlar, yıllardır böyle kar yağmıyordu (sanki ekvator ülkesi nesine hazırlıksız yakalanmışlarsa) kimi diyor özellikle tuzlamıyorlar sonra bu tuzlu su nehirlere karışıp kirletiyormuş, kimi diyor otobüslere bahane olsun çalışmamak için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Bunun ceremesini de biz çekiyoruz. Neyse aşağı yukarı bir aya yakındır işe 2kmlik bir yolu çoğunlukla yürüyerek gittim ve ısrarla yolları temizlemediler. Yol da acayip bir yokuş evde internet yok diye bir de sırtımda bilgisayarım işe gidene kadar pestilim çıkıyordu.  Biz böyle sürüne duralım geçen hafta bir ödül bahanesiyle çalıştığım alana Sarkozy gelecek diye onun geçeceği tüm yolları tertemiz etmişler. Bizim binaların orası yine rezillik o gün bile yürümek zorunda kaldık işe.   Sayelerinde hayatımda şenlenmiyor değil. Hergün acaba bugün işe gidebilecek miyim? Gidebilirsem kaç saatimi alacak? İyi gittim de dönebilecek miyim bakalım? soruları ile maceradan maceraya koşuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İyi şeyler olmuyor mu olmaz mı? 6 Ocak itibari ile indirimler başladı. Tabiri caiz ise Gap ve H&amp;amp;M i talan ettim. Bedenen ısrarla hala mağaza standartlarına uymadığımdan evladımı ihya ettim. Tabi alışveriş sibobum sevgili kocamın benden kilometrelerce uzakta olması, eve geldiğimde poşetlerin hesabını vermeyecek olmam da ekmeğime yağ sürdü. Bir konuşmamızda ona gösterince mesafenin verdiği sevimlilikten yuh diyemese de bana sakın bir daha bu çocuğa bir şey almıyor deme, fırsat bırakmıyorsun diyebildi sadece... Buraya geleceğimiz kesinleşince, gideceğiz zaten yanımızda ne kadar eşya götüreceğiz diye kaç indirim kaçırtmıştı bana.. Yaşasın intikam..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Alışveriş çılgınlığımın bir kısmında getirdiğim kitaplar suyunu çekmek üzere olduğundan kitapçılara bakınmaya başladım. Tüm kitapçılarda Fransızcadan başka kitap satılmıyor vesselam. Birinde diğer diller başlığı altında kitapları görünce atladım resmen. Hemen arkasını önünü okuyup üç kitap alıverdim. İlki beyaz seri çıktı. Hayatımda hiç okumamışım beyaz seri kitabı. Aslında daha yazarın adından kıllanmalıydım ama soğuk beynimi uyuşturdu. Su katılmadık aşk romanı. Fakir, gururlu ama kör olmak üzere olan bir kız ile yakışıklı, serseri ama bir o kadar da gerektiğinde sorumluluk sahibi (ne ironi ama) bir oğlanın aşk hikayesini soluksuz okumuşum. Bir iki yerinde gözlerim bile doldu da kitabı göremem diye daha fazla ağlayamadım. Sonra baktım ki ablanın Türkçeye çevrilmiş hiç kitabı yok. Oysa abla maşallah beyaz seri olayını aşmış. Tonlarca kitabı varmış ve bu oğlanın ait olduğu ailenin her bireyine bir kitap yazmış. Aynı aile ile ilgili dokuz kitap dile kolay. Ne büyük kayıp demek istiyorum Türk gençliği adına:) Neyse diğer ikisi daha aklı selim kitaplar çıktılar. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Haftasonları Paris turlarına devam. Paris gezmekle bitirilecek bir şehir değil ama bazen sırf sokaklarında dolaşmak için bile gittiğim oluyor. Neresine aşık olayım, neresine vurulayım şaşırıyorum. Hayatımda gördüğüm en zarif şehir ve yaşadığım hiçbir aksaklık nedense soğutamıyor beni bu şehirden. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Ayrıca bugün itibari ile (kırk günlük uğraşın ardından) evime internet bağlatmanın haklı gururunu yaşayarak bundan sonra daha çok yazmaya çalışacağıma söz veriyorum(vermeye çalışayım ya da )&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-6366093608782101972?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/6366093608782101972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=6366093608782101972' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6366093608782101972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6366093608782101972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/01/iste-geldim-buradaym.html' title='İşte geldim buradayım...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-73445517490504754</id><published>2010-01-10T20:30:00.000+02:00</published><updated>2011-01-10T20:30:27.070+02:00</updated><title type='text'>Emzirme Reformu Gerekli</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hep yazmak isteyip atladığım konulardan biridir bu emzirme reformu. Elbette gerekli emzirme reformu. Hiç bir annenin elinden emzirme hakkı, hiçbir bebeğin elinden emme hakkı keyfen alınmamalı. Anne sütünün önemi herkese ama özellikle işyeri sahiplerine ve devletin gerekli kurumlarına anlatılmalı ki, çalışan anneler de bebeklerini özgürce emzirebilsinler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yeliz sağolsun (sen  de olmasan mim yüzü görmez bu blog :) ) emzirme reformu mimi için sobelemiş beni. İlk okuduğumda ilknuru neden üstüme alınmamışsam hatırlatması icap etti :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sorulara geçeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(1)  Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü  alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Büyük çoğunluk emziriyordur derdim açıkçası eğer sorunun kenarındaki yıldızı görüp yazının sonuna kadar takip etmesem. Çok ama çok üzücü bir oran ile karşılaştım. Bazı annelerin sütü gelmez, sağlık problemleri olur, sütü kesilir bunları anlarım ama 98.7 sayısını anlamam mümkün değil maalesef. Bu ülkedeki anneler emzirmeleri konusunda desteklenmiyorlar demektir bu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(2)  Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlk 5.5 ayı sadece anne sütü olmak kaydıyla 14 ay emzirdim.  14 ayın sonunda sütümün de azalmasını bahane edip ayrıca ayrı kalacağımız için kesmek zorunda kaldım. Hala da içimdeki en büyük yaralardan biri maalesef. 2-3 aylık arası kilo alımı düşünce (bakınız bir sonraki mim :) ) o kadar uğraşmış (aslında sorunun psikolojik olduğunu bulmam uzun vaktimi almıştı) öyle bir gayret göstermiştim ki sütümü tekrar arttırabilmek için kesmek çok koymuştu bana. Ayrılacağımız son güne kadar emzirmiş o gün aniden kesivermiştim. Çok şükür Ahmed ne memeye çok düşkün bir çocuktu ne de benim çok sütüm vardı. Ayrıldıktan sonra o süte kolay adapte olmuş, bende de hiçbir rahatsızlık olmadı.  Hemen inek sütüne geçtik. Mama sadece bir kere o da cahilliğimden vermiştim. İlk ve son olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(3)  Kaç ay doğum izni kullandınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hiç :) Ben Ahmed doğduğunda doktora yapıyordum. Hiçbir sözleşmemiz yoktu. Çünkü teknik olarak doktora öğrencisi olarak geçiyorduk. (Derin bir yazı konusu Türkiyede özel üniversitelerdeki doktora öğrencilerinin hali ) Doktora yaptığım üniversitede aynı zamanda araştırma/ders asistanıydım. Hamileliğim son seneme denk geldiğinden bu yüklerimden okula belirli bir miktar ödeyerek kurtuldum ve hamileliğimin son kısmını ve doğumdan sonraki kısmını evde böylelikle geçirebildim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(4)  Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yoktu ki kullanayım. Ülkemin yasaları eğer öğrenci görünüyorsan 30 yaşında da olsan yasal doğum iznin, süt iznin olmaz diyor ama yukarıda da yazdığım gibi benim emzirme ve izin konusunda bir problemim olmadı. Tek sorun bu sürecin bir kısmında çalışanlar ücret alabiliyorken ben cebimden para ödemek zorunda kaldım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(5) Emzirdiğiniz ya  da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi  bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(6)  Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı  yaşadınız mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hiçbir zaman.  2 yaşındaki çocuğuma karnı acıktığında gidip bir restoranda çorba/yemek alıp yedirmek ne kadar doğalsa emzirmek de o kadar hatta daha ötesi doğaldı benim için. Bir iki defa biraz tehlikeli bile olsa giden arabanın içinde dahi emzirdim.  Genelde AVMlerde emzirme odaları oluyordu ev oturmalarında ise çoğunlukla sakin bir oda rica ettim. Hem benim hem Ahmed için sakin ortam daha iyi oluyordu. Anne ile bebeğin başbaşa kaldığı, bağların kuvvetlendiği anlardan biriydi benim için emzirme saatleri.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu  mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince  destek bulabildiniz mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Desteğe her yeni anne gibi ben de ihtiyaç duydum. Yeni olduğunuz her konuda yardıma ihtiyaç duymazmıyız zaten. Anneliğin sadece içgüdüsel olduğuna inanmıyorum ben. Öğrenilebilir bir şey. Tecrübelerle, kitaplardan okuyarak anneliğinizi geliştirebilirsiniz. Emzirme konusu da istisna değil. Bebeği nasıl tutmam gerektiğini, memeye en az tahrişi yapacak şekilde emzirmeyi sadece kitaplardan öğrenebildim ben. Maalesef ne hastanede bebek hemşirelerinin bir yardımı oldu  (hatta o gün unutmuyorum çok fazla doğum olduğu için yardım için çağırdığımda on defa anlatamayız bile dediler bebek dostu hastanenin bebek düşmanı bebek hemşireleri) ne de lohusalık sürecinde yanımda olanlardan bu konuda bilgisi olan vardı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün  yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı  gördünüz mü?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;3. cümle hariç çoook duydum. Duymayan var mı meraktayım.  Doktorlara varana kadar bütün çocuklara mama verdirmeye baş koymuş bir grup insan var.  Ahmedi büyütürken annemlere gitmediğimiz sürece hep yalnızdım. O dönemde lohusalık harici çok gelen de olmadığından kendi evim de pek duymadım ama annemlere her gittiğimizde illa Ahmedi görmeye gelenler oluyordu ve sıkça ağlıyor emzir sütün mü yetmiyor yoksa sözünü duydum.  Bir dönem sütüm gerçekten azaldı ve bunu annem ve eşim hariç hiç kimse ile paylaşmadım. Biliyordum ki bir kişi de çıkıp sakın emzirmenin peşini bırakma asıl demeyecekti. Faydalarından çok zararı olacağı için gizli operasyonlarla süt arttırma çabalarına girdim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;(9)  Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden  gerekli?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Evet biliyorum. Duydum. Blogcu Anne Elifi de düzenli takip ediyorum. Yazının başına da yazdım. Hiçbir annenin elinden emzirme hiçbir bebeğin elinden emme hakkı alınmamalı. Her açıdan kıymetli hangi birini yazayım ki. Bir anne sütü büyük bir mucize.  İçeriğinin bebeğe faydası kimbilir kaç bilimsel makaleye konu oldu ki şu an bile kansere bile bir umut olur mu diye çalışmalar var. Diğer yandan düşünün bir canlı getiriyorsunu dünyaya veeee yiyeceği gıda daha başından hazır. Ne yedirsem içirsem derdi yok.  Falanca gıda sağlıklı mı hormonlu mu gaz yapar mı kabız yapar mı yeni doğana uygun mu derdi yok. Cokur cokur ver gitsin.  Annenin lohusalığı bir nebze kolay bile atlatmasına bile yarıyor olabilir çünkü lohusalığımda en mutlu olduğum anlar Ahmedle emzirme anlarıydı (ki yeni doğanda bu neredeyse günün yarısı demek :) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiyede hatta birçok ülkede anne-bebek ilişkisi, anne-bebek sağlığı maalesef hala hafife alınıyor. Oysa bugünün bebekleri yarının geleceği. Doktorlar bir yandan 6 ay sadece anne sütü derken devlet en çok 4 ay ücretsiz izin diyor. Tamam diyorsunuz. İş yerinize dönünce süt izninden bahsediyorsunuz atılmakla tehdit ediliyorsunuz. O bitince sütünüz var bebeğinizi gittiği yere kadar emzirmeye niyetlisiniz, sağayım da ertesi gün benim yokluğumda onu içirsinler diyorsunuz bütün gözler size dikiliyor. Yok az süre kaldı çok süre kaldı işten kaytarıyor diye. Kadınlar anne olmasalar bile iş yerlerinde çoğu zaman çifte standarda maruz kalıyorken annelikleri ile beraber iyice ayyuka çıkıyor. Çoğu zaman kötü tepkiyi hemcinsinden alıyorsunuz falan filan. Emzirme Reformu gerekli ve olabildiğince devlet tarafından desteklenmeli ve kanunlar çerçevesinde annelerin haklarını almaları sağlanmalı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(10)  Emzirme Reformu’nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için  www.emzirmereformu.com adresindeki formu doldurmanız yeterli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben tembelin önde gideni olduğumdan, gönülden desteklesem de sitesinden desteklememiştim. Yazımı yayınlamadan önce hemen formu doldurdum ve artık resmen ben de Emzirme reformunu destekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yelizcim bir kere daha teşekkürler.  Yazmak isteyip de ihmal ettiğim bir konuda yazmaya fırsat oldu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki soruları yanıtladıktan sonra, veri  takibi yapabilmek açısından yazınızın linkini bilgi@emzirmereformu.com  adresine gönderiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(*) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne  sütü alan bebeklerin oranı yüzde 1,3. (Kaynak UNICEF Türkiye). Annelerin  yüzde 98′i doğumdan sonra emzirmeye başlıyor, fakat ilk iki aydan sonra  genel emzirme sorunları veya işe başladıklarında yaşadıkları sıkıntılar  nedeniyle emzirmeyi ve anne sütüyle beslemeyi sonlandırabiliyorlar.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-73445517490504754?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/73445517490504754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=73445517490504754' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/73445517490504754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/73445517490504754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/01/emzirme-reformu-gerekli.html' title='Emzirme Reformu Gerekli'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-709720187731940359</id><published>2010-01-06T12:02:00.008+02:00</published><updated>2010-01-08T19:20:01.105+02:00</updated><title type='text'>Louvre Müzesi Çilesi - 2</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2VfzVCjI/AAAAAAAAA9U/qbx9_Htsobo/s1600-h/100_4145.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423660331691215410" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2VfzVCjI/AAAAAAAAA9U/qbx9_Htsobo/s320/100_4145.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Weddıng Feast at Cana(Kana düğünü) (Veronese) 1562-1563 arasında yapılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün koyamadığım, Mona Lisa nın tam karşı duvarını tamamen kaplayan bir resim. Ölçüleri 7 metreye 10 metreymiş. İnsan kalabalığından ve resmin büyüklüğünden düzgün bir resim çekemedim maalesef.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2V1_Y9jI/AAAAAAAAA9c/1xU_ZD6oaK4/s1600-h/100_4155.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423660337647384114" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2V1_Y9jI/AAAAAAAAA9c/1xU_ZD6oaK4/s320/100_4155.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2VOnDV2I/AAAAAAAAA9M/W0dP1SADzBQ/s1600-h/100_4177.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423660327076321122" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2VOnDV2I/AAAAAAAAA9M/W0dP1SADzBQ/s320/100_4177.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl Fransada Türk Mevsimi var(beni de bu sebeple mi işe aldılar acep?) . Temmuzda başlayan ve dokuz ay sürecek etkinliklerin parçası olarak bir sergi çıktı karşıma. Mis mis Türkçe açıklamalar. Zevkle okudum. Yukarıdaki kızcağız neden bu tabelanın altında poz veriyordu anlamadım ama bu bölümde ara ara kulağıma Türkçe konuşmalar da çalındı. Ayrı bir keyiflendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2UrruYxI/AAAAAAAAA9E/cdzO9kVp94I/s1600-h/100_4183.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423660317700678418" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2UrruYxI/AAAAAAAAA9E/cdzO9kVp94I/s320/100_4183.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;Izmir sahilinden bir görünüş yazıyordu da hangi yıl ona bakmayı unutmuşum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2UT_waII/AAAAAAAAA88/9O2N7XcnXsE/s1600-h/100_4185.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423660311342246018" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2UT_waII/AAAAAAAAA88/9O2N7XcnXsE/s320/100_4185.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu üç daha doğrusu dört heykelin hikayesi ilginç. Versay sarayı yapılırken heykel ihtiyacı duyulmuş. O dönem de Vatikanla araları iyi değilmiş Fransızların. Mecburen başka yerlerden araştırmışlar. İşte bu üç heykelde bu yüzden İzmirden buraya taşınmış. Aslında bir heykel daha olması gerekiyormuş bu kompozisyonda fakat sonuncunun akibeti hiç bilinmiyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0TZ8rNxI/AAAAAAAAA80/7RktKWDtiNw/s1600-h/100_4189.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423658096736810770" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0TZ8rNxI/AAAAAAAAA80/7RktKWDtiNw/s320/100_4189.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonrası için ne yazacağımı gerçekten bilmiyorum. Eski Mısır gizemli. Herkesi kendine çekiyor ama bu kadar da çekimine kapılıp bir memleketin tarihi eserleri soyup soğana çevrilmez ki. Gitmeden sözlükte okuduğum bir yazar insaf edip piramitleri bırakmışlar derken abartmamış.  Sullynin iki katına zor sığdırmışlar Eski Mısır eserlerini. Her eser aynı değil tabi bazıları hediye olarak Fransızlara gönderilmiş ama geri kalanları nasıl tedarik edildiği belli. Bir taraftan üzülsem de diğer taraftan seviniyorum. Mezopotamya toprakları malesef sürekli kana susayan topraklar. Iraktaki özgürleştirme(!) haraketinde ne çok eser talan edildi, yok edildi. Bunlar da kendi ülkelerinde kalsa ziyan olup gidecekti belki. İnsanın kaçırılanlara sevinesi geliyor bari bazıları kurtarılmış diye.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0TNYzNiI/AAAAAAAAA8s/o-9GfPwwR4g/s1600-h/100_4191.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423658093365114402" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0TNYzNiI/AAAAAAAAA8s/o-9GfPwwR4g/s320/100_4191.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0Sqtas-I/AAAAAAAAA8k/fYFSq1FtDV4/s1600-h/100_4198.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423658084056347618" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0Sqtas-I/AAAAAAAAA8k/fYFSq1FtDV4/s320/100_4198.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0SPA26HI/AAAAAAAAA8c/0OTnFwqaSx0/s1600-h/100_4203.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423658076621695090" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0SPA26HI/AAAAAAAAA8c/0OTnFwqaSx0/s320/100_4203.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;Takı tasarımlarını görünce kendi zamanımız için hüsrana uğradım. Tasarım konusunda çok ta ilerlediğimiz söylenemez. Bunları çıkar yerinden tak kimse milattan önce yapıldığını anlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0RsNyJeI/AAAAAAAAA8U/rcFlA32zazY/s1600-h/100_4212.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423658067280668130" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S0RsNyJeI/AAAAAAAAA8U/rcFlA32zazY/s320/100_4212.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0Sxn3B7MlI/AAAAAAAAA8M/CE9L4mumczI/s1600-h/100_4221.JPG"&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0SxniDk88I/AAAAAAAAA8E/0YHYg_-3VxQ/s1600-h/100_4223.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423655143975744450" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0SxniDk88I/AAAAAAAAA8E/0YHYg_-3VxQ/s320/100_4223.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0SxnI64MnI/AAAAAAAAA78/ttBmJ2YOVWw/s1600-h/100_4239.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423655137228370546" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0SxnI64MnI/AAAAAAAAA78/ttBmJ2YOVWw/s320/100_4239.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0SxmyR0z4I/AAAAAAAAA70/819mJ3blmcg/s1600-h/100_4247.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423655131150602114" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0SxmyR0z4I/AAAAAAAAA70/819mJ3blmcg/s320/100_4247.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0SxmusQs1I/AAAAAAAAA7s/cpwL5Us4Q5c/s1600-h/100_4252.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423655130187739986" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0SxmusQs1I/AAAAAAAAA7s/cpwL5Us4Q5c/s320/100_4252.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Vakit bulduğum ilk anda müze gezinin son ayağı olan Yunan heykellerini de koyacağım sonra bitecek :)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-709720187731940359?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/709720187731940359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=709720187731940359' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/709720187731940359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/709720187731940359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/01/louvre-muzesi-cilesi-2.html' title='Louvre Müzesi Çilesi - 2'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0S2VfzVCjI/AAAAAAAAA9U/qbx9_Htsobo/s72-c/100_4145.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5587183972778094704</id><published>2010-01-05T15:38:00.005+02:00</published><updated>2010-01-05T17:48:37.225+02:00</updated><title type='text'>Louvre Müzesi Çilesi - Bölüm 1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Pazar günü inanılmaz keyifsiz uyandım. Oysa bir haftadır bu Louvre müzesi çıkartması için hazırlanıyordum. Sitesini okudum ettim. Kat planlarını çıkarttım. Kendimce görülecekler listesi yaptım. Görülecek eserlerin ehemmiyetiyle ilgili yazılar okudum falan filan derken baktım keyfimin gelmesini beklersem bütün yıl geçecek, zorla da olsa kaldırdım kendimi ve Lourve müzesi kapılarına dayandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFGFgVdwI/AAAAAAAAA50/rp2bjM_VKhM/s1600-h/100_4097.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423254347143542530" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFGFgVdwI/AAAAAAAAA50/rp2bjM_VKhM/s320/100_4097.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Evdeki hesap çarşıya uymadı o ayrı. Birincisi her ayın ilk pazar günü bazı müzelere giriş ücretsiz buna Louvre da dahil. Bundan sebeb saat 11.00 de yukarıdaki kuyruğa girmek zorunda kaldım(ki Ocak turizm açısından ölü sayılabilecek bir mevsim, yazın düşünmek bile istemiyorum).&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFGYwXmAI/AAAAAAAAA58/aVpcS0l1pAU/s1600-h/100_4099.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423254352311064578" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFGYwXmAI/AAAAAAAAA58/aVpcS0l1pAU/s320/100_4099.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkincisi ki bunu maalesef müzeye girdikten sonra farkettim ki benim kat planları hesabım tutmadı. Müze dört kat ben kendimce her katı dolaşır bir alttakine geçerim diye hesap yaparken müzenin üç kanattan oluştuğunu gözardı etmişim. Oysa Müzenin içindeki organizsyon bu kanatlara göre oluşturulmuş. Üstteki sağ kanat Richeliu, ki bu kanadı hiç gezemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFG0zAztI/AAAAAAAAA6E/M5apjOxjrVc/s1600-h/100_4098.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423254359838346962" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFG0zAztI/AAAAAAAAA6E/M5apjOxjrVc/s320/100_4098.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sol kanat Denon ki namı ünlü Mona Lisa bu bölümün birinci katında ikamet etmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFHP_ndhI/AAAAAAAAA6M/rpeAReMdQUU/s1600-h/100_4107.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423254367138969106" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFHP_ndhI/AAAAAAAAA6M/rpeAReMdQUU/s320/100_4107.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu da orta kanat Sully ki böyle az cepheli olduğuna bakmayın tam bir dikdörtgen şeklinde arkada kocaman bir avlusu var falan. Şahsi kanaatim her bir kanat bir Dolmabahçe sarayı eder. Bu arada ben artık girmeye çok yaklaşmışken arkadaki sıraya dikkat..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFHpMM0cI/AAAAAAAAA6U/Vlo94fLHJTo/s1600-h/100_4108.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423254373902635458" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFHpMM0cI/AAAAAAAAA6U/Vlo94fLHJTo/s320/100_4108.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Vuslata beş kala. Şimdi burada yok o tavsiye yok bu tavsiye diye yazacağım ama bana sorarsanız bu müzeyi efektif gezmenin hiçbir yolu yok. Kaybolma ihtimali yüksek. Zaten girerim müzeyi bir günde gezerim her eserinde hakkını veririm diyene liyakat madalyası vermek gerek. Müze önündeki kuyruğu görünce yaw millet bir şey biliyor da geliyor demek ki dememe rağmen içeride gördüm ki insanlar koridorları hızlı hızlı geçerek eserlerin çoğuna doğru düzgün bakmadan popüler şeyleri görmenin peşinde. &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGnAj_rvI/AAAAAAAAA6c/TLuuLN1klZI/s1600-h/100_4106.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423256012264025842" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGnAj_rvI/AAAAAAAAA6c/TLuuLN1klZI/s320/100_4106.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yine de tavsiyesiz olur mu olmaz. Az çok keyif alarak bütün müzeyi gezmek için bence bir hafta gerek. Yani haftasonu Parise tura gidiyoruz bir de bu müzeyi görelim diye hayallere kapılıyorsanız ya müzeyi ya Parisi gezmeyi unutun. Tam dört saatte yarısını bile gezemedim ki ben çok tarihi eserden anlayan bir insan değilim biraz bilgilisi, vakit ayırmak isteyeninin halini düşünmek bile istemiyorum. Hele bir de aman gelmişken herşeyin resmini çekeyim derseniz geçmiş olsun. Klasik tavsiye ise pusetle gelmeyin. Asansör elbet var içeride de heryerde yok. Yani bazı bölümleri gezip bazılarını es geçmek zorunda kalmak var. Biraz büyümüş bir çocuğunuz varsa kaçırmayın yine 18 yaş altına müze her daim ücretsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGnu3o0WI/AAAAAAAAA6k/Pf01sF2waCI/s1600-h/100_4111.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423256024694444386" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGnu3o0WI/AAAAAAAAA6k/Pf01sF2waCI/s320/100_4111.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Meşhur Pi Piramidinin altı. Müze girişinden çok alışveriş merkezi gibi. (Müzenin bir de alışveriş merkezi vardı oraya da hiç bulaşmadım. En azından bu seferlik.) Buradan üç kanada bağlantılar var. İçerideki her eserde yazılar tabiki Fransızca ama bu bölümde bazı diller için kulaklıklar satılıyor. Böylece önüne vardığınızda daha detaylı bilgi alabiliyorsunuz. Pek tabi Türkçe yok bu dillerin arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGnyWHJiI/AAAAAAAAA6s/YEPe5wmgTcs/s1600-h/100_4119.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423256025627567650" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGnyWHJiI/AAAAAAAAA6s/YEPe5wmgTcs/s320/100_4119.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Virgin with a Child, surrounded by six Angels (Cimabue) 1280 de yapılmış.&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlk gezdiğim bölüm İtalyan ve Fransız ressamların resimlerinin olduğu bölümdü. Tabi böyle olunca hele bir dönem Avrupada din haricinde bir konuda resim yapmanın yasak olduğu düşünülürse tüm eserlerde mutlaka bir İsa ve/veya Meryem tasviri vardı. Bazı resimler belki de tarihi bazı olaylara atıfta bulunuyordu ama Hristiyanlık tarihi ile ilgili çok bir şey bilmediğimden çoğunu anlamadım. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGoZHTy_I/AAAAAAAAA60/9D4SLGlbukk/s1600-h/100_4121.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423256036034464754" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGoZHTy_I/AAAAAAAAA60/9D4SLGlbukk/s320/100_4121.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Aslında bazı konularda kafam daha da karışmış çıktım. (Yanılıyorsam ve bilgim yanlışsa düzeltebilirsiniz yorumlarda) O dönem ressamlarının çoğu zenginler, krallar tarafından himaye edilen insanlar ve talebe göre resim yapıyorlar. Biri bir konuda resim yapmanızı istiyor siz de yapıyorsunuz ve onun beğeneceği şekilde yapmak zorundasınız kendi yorumunuzu bile katma şansınız yok belki. Kendi istediğiniz konuda resim yapmak yasak. Ortaçağ Avrupası bana her zaman çok gizemli gelse de bunun çok acımasız olduğunu düşünmeden edemiyorum. Biz aslında çok büyük ressamların ket vurulmuş yeteneklerini görüyoruz sadece. Böyle olmasaydı daha güzel eserler görme şansımız olur muydu acaba? Dedim ya kafam karıştı.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGou22HNI/AAAAAAAAA68/pF1iyNqrRZI/s1600-h/100_4122.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423256041870990546" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NGou22HNI/AAAAAAAAA68/pF1iyNqrRZI/s320/100_4122.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Diğer turistlerden feyz alarak aman ben Mona Lisayı dünya gözüyle görmeden kıyamet kopar da kalakalırım öyle diye önce düştüm Mona Lisanın peşine. Zaten bütün müze Mona Lisanın olduğu yeri gösteren oklarla dolu. Kaybetmenin mümkünü yok. Gittim gitmesine ama bir taraftan da üzüldüm. Koskoca bir müze hatta müzelerin müzesi diyebileceğimiz bir yerin aslında bu kadar ziyaretçi çekmesinin aslında en büyük sebebi bu yarım metrelik tablo. Koca müzede önü bundan daha kalabalık hiçbir yer görmedim. Bence insanların çoğu neden orada olduklarını bilmiyorlar. Tek amaç gördüm diyebilmek.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFGFgVdwI/AAAAAAAAA50/rp2bjM_VKhM/s1600-h/100_4097.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFGFgVdwI/AAAAAAAAA50/rp2bjM_VKhM/s1600-h/100_4097.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NI4Z49gaI/AAAAAAAAA7E/KZrKbVT_icQ/s1600-h/100_4135.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423258510143881634" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NI4Z49gaI/AAAAAAAAA7E/KZrKbVT_icQ/s320/100_4135.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Mona Lisa(Da Vinci) 1503-1506 arasında yapılmış.&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tabi talep bu kadar çok olunca muamele de ona göre. Her esere on santime kadar yaklaşabilirken bu tabloyu iki metreden belki de daha uzaktan görmek zorundasınız. Her eser ortalıkta gayet rahat sergilenirken Mona Lisa camın arkasına hapsedilmiş. E tabi bir de insan kalabalığından önünde durup yaw Da Vinci şunu da niye böyle resmetmiş ki gibi düşünme şansı sıfır. E neden o kadar kalabalık o zaman gerçekten anlamadım. Popüler olmak başa bela ki orada sergilenen Mona Lisanın gerçek olup olmadığının bile bence garantisi yok.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NI41tL2tI/AAAAAAAAA7M/jK72XQw2hkY/s1600-h/100_4142.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423258517610683090" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NI41tL2tI/AAAAAAAAA7M/jK72XQw2hkY/s320/100_4142.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Müzeyi gezerken ara ara başınızı kaldırıp tavanları da incelemek icap ediyor ki. Bazı yerlede durup müzeyi mi seyretsem içindekileri mi bilemedim. Öyle güzellerdi ki..&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NI5qCs5pI/AAAAAAAAA7k/GcLYHyfHy1E/s1600-h/100_4151.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423258531659572882" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NI5qCs5pI/AAAAAAAAA7k/GcLYHyfHy1E/s320/100_4151.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NI5bZHpWI/AAAAAAAAA7c/d73LlpYDHeY/s1600-h/100_4148.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423258527727068514" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NI5bZHpWI/AAAAAAAAA7c/d73LlpYDHeY/s320/100_4148.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Mona Lisaya giderken yolumun üzerinde gördüğüm, hoşuma giden ama ne olduğunu bilmediğim bir heykel. Dönüş yolunda bakarım derken kaybolunca bir daha karşılaşamadım onunla.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bol resim isterim diyenler için bol bol resim çektim ama hepsini bir yazıya sığdırmak mümkün olmayacak.  Becerebilirsem yarın bir kısmını daha koyacağım. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5587183972778094704?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5587183972778094704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5587183972778094704' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5587183972778094704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5587183972778094704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2010/01/louvre-muzesi-cilesi-bolum-1.html' title='Louvre Müzesi Çilesi - Bölüm 1'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/S0NFGFgVdwI/AAAAAAAAA50/rp2bjM_VKhM/s72-c/100_4097.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5440126126010314781</id><published>2009-12-29T15:41:00.007+02:00</published><updated>2009-12-29T16:59:41.112+02:00</updated><title type='text'>Haftasonu Aktivitesi</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Geçen haftasonu sonunda oturma izni işlemlerini bitirmek için gelen kocacıkla ne yapalım diye düşündük taşındık. Hava soğuk, kar yağıyor. Hayatının yarısından çoğunu Arabistan çöllerinde geçirmiş kocam ben bir üşüyorsam on üşüyor derken kapalı alan aktivitesi seçtik. Ne yapalım ne edelim nereye gidelim derken benim aklıma &lt;a href="http://www.mnhn.fr/museum/foffice/transverse/transverse/accueil.xsp?cl=en"&gt;Muséum national d'Histoire naturelle &lt;/a&gt;geldi. Oldum olası öyle şeylere meraklı ben ile müze düşmanı koca düştük yollara. Az gittik uz gittik, telefona kontör almak için girdiğimiz bir dükkandaki aptal Çinli kızın pazar günü kapalı demesi yüzünden çöktük. Bir taraftan pazar günü müze dediğin kapalı olur diye söylenirken diğer yandan da Fransız bunlar herşey beklenir diye bir başkasına sorduk. Bize bir bina gösterdiler.Açık görünce sevinçten kendimizi nasıl attığımızı bilemedik. Sonradan öğrendik ki bu müze farklı farklı binalardan ve temalardan oluşmaktaymış. Biz aslında görmek istediğimize değil de bir başkasına girmişiz. Tabi bunu üç saat sonra fark ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bizim girdiğimiz the Galeries de Paléontologie et d'Anatomie Comparée yani Paleontoloji ve (Karşılaştırmalı? Böyle mi çevrilir acep) Anatomi müzesi çıktı. Müze acayip bakımsız sanki 1900lerde kurmuşlar bir daha da ellerini sürmemişler gibi duruyordu. İlk izlenim o yüzden iyi olmadı. İki katlı müzenin alt katında sınıflandırılmış hayvanlar kemikleri ve organları bulunuyordu. Kedigillerin bütün üyelerinin beyinleri bir grup falan şeklinde. Birbirlerine benzerliklerinin gözlemlenmesi için. Velakin sevgili Fransızlar dünyanın en çok turist alan şehirlerinden birinde müzedeki neredeyse hiçbir yere ingilizce açıklama koyma gereği duymadıklarından yarısına mal mal bakıp geçme ihtimaliniz yüksek. Fotoğraflar maalesef müzeye girdiğimiz an şarjının biteceği tutan makinamız yüzünden cep telefonuyla çekildi. Buna şükür.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJZZUwq5I/AAAAAAAAA4s/DTAjqp5Uwlo/s1600-h/DSC00689.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420655433393154962" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJZZUwq5I/AAAAAAAAA4s/DTAjqp5Uwlo/s320/DSC00689.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJZnxtpjI/AAAAAAAAA40/_YivkDmzGos/s1600-h/DSC00690.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420655437272688178" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJZnxtpjI/AAAAAAAAA40/_YivkDmzGos/s320/DSC00690.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJZ7s5BtI/AAAAAAAAA48/1s5GvkSSAlU/s1600-h/DSC00696.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420655442621171410" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJZ7s5BtI/AAAAAAAAA48/1s5GvkSSAlU/s320/DSC00696.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Orta alan tamamen hayvan iskeletlerine ayrılmıştı. Ben en çok deniz canlılarından etkilendim. O nasıl bir balina iskeletidir öyle. Bu kadar büyük olabilecekleri hiç aklıma gelmezdi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJaDTIucI/AAAAAAAAA5E/5abVEzV_K5w/s1600-h/DSC00702.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420655444660632002" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJaDTIucI/AAAAAAAAA5E/5abVEzV_K5w/s320/DSC00702.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoLMzWTDXI/AAAAAAAAA5s/fF7dZmNTO9k/s1600-h/DSC00725.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420657416063880562" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoLMzWTDXI/AAAAAAAAA5s/fF7dZmNTO9k/s320/DSC00725.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu da günün karikatürü oldu benim için. Bu bölüm için tam olarak “Various big monkeys” (Türkçe meali büyük maymunlar :) ) yazıyordu elimize tutuşturulan iki sayfalık İngilizce broşürde. Önünde durduk aaa bu iyice insan benziyor dememle altında yazan “human” yazısını görmem, yanındaki maymun iskeletlerine bakmam ve arkasından kocaman bir kahkaha basmam bir oldu. İnana saygım sonsuz ama bu Darwinin maymundan evrimleştik hikayesini kendi yazdığı da dahil olmak üzere bir kaç kitaptan okuduktan sonra benim karşısında olduğum bir görüş. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bunu görünce aklıma ilk gelen şey bir kaç yıl önce duyduğum bir fıkra oldu. Çocuk babasına gider baba insanlar nasıl dünyaya geldi der. Adam anlatır işte maymunlar vardı evrimleşe evrimleşe insan olduk diye. Tatmin olmayan çocuk bu sefer annesine gider aynı soruyu sorar. Anne başlar anlatmaya Adem vardı Havva vardı onların çocuklarından dünyadaki tüm insanlar oldu diye. Kız şaşkın annesine bakıp ama babam böyle böyle anlattı der. Annesi bunun üzerine kızım baban kendi ailesini anlatmış ben kendi ailemi anlattım der :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoLMv9K1jI/AAAAAAAAA5k/zaq-fcL4qU8/s1600-h/DSC00722.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420657415153178162" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoLMv9K1jI/AAAAAAAAA5k/zaq-fcL4qU8/s320/DSC00722.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoLMbqEsCI/AAAAAAAAA5c/Ck05UHK6YeU/s1600-h/DSC00712.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420657409704374306" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoLMbqEsCI/AAAAAAAAA5c/Ck05UHK6YeU/s320/DSC00712.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkinci ve üçüncü kat fosillere ayrılmıştı. Ömrü hayatımın ilk dinazor ve mamutunu gördüm çok mesudum. 600 milyon yıllık fosiller görmek gerçekten inanılmazdı. Kocacık içeride de çok üşüdüğü için üçüncü katı tam hakkıyla gezemedik ama yolu düşene kesinlikle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoLMPgWRDI/AAAAAAAAA5U/qvb6JlJ7sB8/s1600-h/DSC00706.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420657406442357810" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoLMPgWRDI/AAAAAAAAA5U/qvb6JlJ7sB8/s320/DSC00706.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çıktıktan sonra öğrendik ki bizim aslında gitmeye niyetlendiğimiz yer Grande Galerie de l’Evolution imiş. Girişi bizim girdiğimiz binanın tam tersi istikamette kalıyormuş. Aslında bu alanda çok güzel bir botanik bahçesi ve küçük bir hayvanat bahçesi de var ama kar yağıyor diye güvenlik sebebiyle kapalıydı. Bahar aylarında çok daha eğlenceli olacağını düşündüğüm için tekrar gitmeyi düşünüyorum. Kim bilir belki Ahmedimle beraber gezeriz hayvanat bahçesini. &lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki hafta bir problem olmaz keyfim denk olursa niyet ettim Louvre Müzesine gitmeye. Bu sefer biraz çalışmaya karar verdim. Güzelim sanat eserlerinin önünden mal mal geçmemek için. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5440126126010314781?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5440126126010314781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5440126126010314781' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5440126126010314781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5440126126010314781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/12/haftasonu-aktivitesi.html' title='Haftasonu Aktivitesi'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzoJZZUwq5I/AAAAAAAAA4s/DTAjqp5Uwlo/s72-c/DSC00689.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-2370506935095776045</id><published>2009-12-28T12:21:00.002+02:00</published><updated>2009-12-28T12:28:51.526+02:00</updated><title type='text'>Bebeğinizin göz muayenesi yapıldı mı?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Annem geçen gün televizyonda dinlerken bebeklere altı ile on iki ay arasında mutlaka göz muayenesi yapılması gerektiğini, erken bulgularla bir çok hastalığın tedavi edebileceğini duymuş. Ahmedi götürdünüz mü diye sordu, benden kocaman bir yoooo cevabı aldı. Ben ki yedi yaşına kadar tedavi edilebilen fakat bende 12 yaşında farkedildiği için hiçbir şey yapılamayan göz tembelliğinden muzdaripken bunu nasıl atlayıp doktorlara sormadım bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmed doğduğundan beri yaşına kadar her ay doktora götürdük bazen daha bile sık aralıklarla gittik. Tam dört farklı doktorumuz oldu bu dönemde. İşitme testi, kalça çıkığı testi gibi şeylere çok önem veren doktorlarımızın gözünde bu o kadar önemli değilmiş demek ki bir tek doktor da bu çocuğu göz doktoruna götürdünüz mü ya da götürmelisiniz demedi. Dün suçiçeği aşısı için gittiklerinde bu sefer sormuşlar. Aaa tabi götürün bakılması lazım demiş doktor, sağolsun. Blogları da sürekli takip etmeme rağmen hiçbirinde göz muayenesi ile ilgili bir şeye rastlamadığım için benim gibi bu konudan habersiz anneleri uyarayım istedim. Olaki sizin de doktorunuz bu konuda bir şey demediyse sorun soruşturun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmed Beyleri bu hafta içi kontrole götüreceklermiş annemler. Şimdi en büyük sorun değil doktor, beyaz önlüklü gördüğünde dünyayı etrafındakilere dar eden bir velede nasıl göz muayenesi yapılabileceği... Ah ah altı aylıkken bilsek ve götürsek hiç bu dertlerle uğraşmayacaklardı şimdi...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-2370506935095776045?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/2370506935095776045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=2370506935095776045' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2370506935095776045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2370506935095776045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/12/bebeginizin-goz-muayenesi-yapld-m.html' title='Bebeğinizin göz muayenesi yapıldı mı?'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8473835023676917893</id><published>2009-12-23T16:43:00.005+02:00</published><updated>2009-12-23T17:19:35.752+02:00</updated><title type='text'>Bayramdan kalanlar</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu29BcRUI/AAAAAAAAA4E/ksqnZAdalJA/s1600-h/PB294802.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418444823308551490" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu29BcRUI/AAAAAAAAA4E/ksqnZAdalJA/s320/PB294802.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;Anne her zamanki aceleciliği ile gitti Ahmed beylere boyundan büyük balon aldı. Diğerini sevdi ya bunu da sever diye. Canını çıkardı zavallı Sünger Bobun. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu2bZTSjI/AAAAAAAAA38/niLIdx7iDPM/s1600-h/PB264717.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418444814281820722" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu2bZTSjI/AAAAAAAAA38/niLIdx7iDPM/s320/PB264717.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;Her daim domates peynir yiyen oyluna güzellik yapıp krepten adam hazırladı. Peynirden saçlar, yumurtadan gözler, bal dudaklar ama ne oldu Ahmed beyler yüzüne bile bakmadı. Her gün kahvaltı yiyen çocuk bunu yemedi. Korktu mu ne?&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu1-qTM8I/AAAAAAAAA30/JK5xxC7Dcdc/s1600-h/PB294758.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418444806568489922" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu1-qTM8I/AAAAAAAAA30/JK5xxC7Dcdc/s320/PB294758.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;Bayramda bol bol şımardı. Eh beş kişi ağzının içine bakınca böyle oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu1WZTDUI/AAAAAAAAA3s/olneUzKMh8g/s1600-h/PB294753.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418444795759758658" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu1WZTDUI/AAAAAAAAA3s/olneUzKMh8g/s320/PB294753.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey sen adamım....&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu02O5CKI/AAAAAAAAA3k/FCo-op-zN64/s1600-h/PB294774.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418444787126175906" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu02O5CKI/AAAAAAAAA3k/FCo-op-zN64/s320/PB294774.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Çok çalıştık ve öğrettim bayrama kadar el öpmeyi ama gripsel durumlar yüzünden sadece aile bireylerini öptü :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzItPslOaYI/AAAAAAAAA3c/AsisSnlaA70/s1600-h/PB294735.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418443049368709506" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzItPslOaYI/AAAAAAAAA3c/AsisSnlaA70/s320/PB294735.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;İnsan bir kere kısmetsiz olmaya görsün. Adama üç defa doğum günü partisi yaparlar. Yok babası yoktu yok teyzesi yoktu diye.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzItPGzwMvI/AAAAAAAAA3U/twdCywOnaME/s1600-h/DSC00674.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418443039229096690" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzItPGzwMvI/AAAAAAAAA3U/twdCywOnaME/s320/DSC00674.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Annesinin hamaratlığı tuttu internetteki bebekbisküvilerine özendi. Yapalım dedik ama olmadı. Taş gibi oldu diyeceğim ama yok bize göre iyi Ahmede göre çok sert oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzItOgqtoWI/AAAAAAAAA3M/Lx2aMpIun10/s1600-h/DSC00670.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418443028990632290" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzItOgqtoWI/AAAAAAAAA3M/Lx2aMpIun10/s320/DSC00670.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmediğin çocuğu olmuş volüm-1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzItOJJ0l7I/AAAAAAAAA3E/BFubUP08EUw/s1600-h/DSC00664.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418443022678661042" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzItOJJ0l7I/AAAAAAAAA3E/BFubUP08EUw/s320/DSC00664.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt; Görmediğin çocuğu olmuş volüm-2 &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Gideceğim gurbet ellere yürüdüğünü göremeyeceğim bari atlı karıncaya binişini göreyim demedim tabi. Babası çok meraklı bunlara. Kendi binememiş çocukluğunda şimdi oğlanın yaşına başına bakmadan bindirmeye çalışıyor. Engel olmuyorum. Hep beraber eğlenelim diyorum fakat şu meretten Ahmedi ayırana kadar canımız çıktı onun için de atlıkarınca fazlı bizim için bir süreliğine kapandı. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zamandır  yazamıyorum. Aslında vaktim var ama elim gitmedi yazmaya. Yazmak zorunda kalacaklarım yüzünden yazamadım. Ayrıldık. Tam on sekiz gün oldu. Kimi zor, kimi daha kolay geçti. Ne zormuş insanın evladından ayrı kalması. Yüreğinin bir parçasını onunla bırakması.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemle onu ardımda bırakıp ta evden çıktıktan sonra camdan bakar hali gözümün önünden gitmiyor hiç. O ne hissediyor bilmem ama etkilendiyse bile çok fark ettirmiyor. Evde anneanne, dede ve teyzesi ona o kadar iyi bakıyorlar ki. Bakım derken asla yemesini içmesini giyimini kastetmiyorum. Benim burada tek başıma ona veremeyeceğim sevgiyi ilgiyi de veriyorlar. Ben burada ona yanlız baktığım kırk gün boyunca diğer işlerle de ilgilendiğim için onun benden beklediği ilgiyi verememiştim. Verememişim. Şimdi anlıyorum. Peki bunlar anne sevgisinin, şevkatinin yerini tutar mı? Sanmıyorum ama şu an içinde olduğumuz durumun en az hasarla atlatılmasının tek yolu bu gibi.  Hayatta herşeyin bir bedeli var ve bunu ödüyoruz sanırım. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi biraz daha sakin bakabiliyorum ama benim için hiç kolay olmuyor. Ağladım içim çıkana kadar. Fayda etmedi. Evlere sığamadım. Geçen haftasonu kendime iş uydurup dışarılara vurdum kendimi. Çok şükür ki şimdi biraz daha iyiyim. Bunda süpriz bir şekilde yanıma gelebilen eşimin de katkısı var tabi. Bir kaç gün kafamın dağılmasına sebep oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Perşembe günü başlayan kar ve onunla gelen soğukların ardından bir de  kar yüzünden otobüslerin doğru düzgün çalışmayışını görünce kendim için değilse bile Ahmed için en doğru kararı verdiğimi bir kere daha anladım. Bakıcıya bırakmak en kötü çözüm olacakmış. Dilini, kültürünü geçtim, burada işler bir garip. Hava soğuk diye çocukları dışarı çıkartmayalım diyen yok gibi bir şey. Bakıcılarının peşinde üç beş çocuk benim işe gidiş saatim 8.30 da sokaklardalar. Efenim böylece soğuğa alışıyorlar falan külli yalan çünkü bütün çocuklar kökür kökür öksürüyor. Hepsi değil elbet ama büyük çoğunluğu hasta. Elbet hastalanacaklar ama bu insanların yaptığı benim gözümde işgüzarlığın dik alası. Hele de etraf domuz gribiyle çalkanırken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bahara tekrar kavuşasağız inşallah. Belki ailece tekrar toparlanacağız. Ona da bir inşallah. Eh o zamana kadar blogumuz yanlız anne İlknurun Paris maceralarıyla devam edecek.&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8473835023676917893?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8473835023676917893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8473835023676917893' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8473835023676917893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8473835023676917893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/12/bayramdan-kalanlar.html' title='Bayramdan kalanlar'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SzIu29BcRUI/AAAAAAAAA4E/ksqnZAdalJA/s72-c/PB294802.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-6114294845170959612</id><published>2009-12-11T19:15:00.003+02:00</published><updated>2009-12-11T19:24:49.352+02:00</updated><title type='text'>Buyrun annelerin bloguna</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://boncuk-gozlum.blogspot.com/"&gt;Birben&lt;/a&gt; bizler için çok güzel bir blog açmış. &lt;a href="http://annelerindunyasi.blogspot.com/"&gt;Annelerin blogu&lt;/a&gt;. Anneler ne yer, ne içer, ne okur, ne düşünür, nereye gider, neleri sever, nelerden nefret eder. İşte bunları paylaşmayı niyet ettiği ve hepimizin katılımı ile şenlenecek bir blog. Her hafta bir konu ve bu konuda fikirleri olan bütün annelerin yazılarının bir araya toplanacağı bence çok hoş bir blog olacak. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlk haftanın konusu "Anne olunca anladım". Heyecanla yazmayı ve diğer annelerin yazılarını okumayı bekliyorum. Eğer benim de bu konuda yazacak şeylerim var diyorsanız. Buyrun siz de anneler blogunun yazarı olmaya. &lt;a href="http://boncuk-gozlum.blogspot.com/"&gt;Birben&lt;/a&gt;e bir mail atmanız yeterli bunun için. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-6114294845170959612?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/6114294845170959612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=6114294845170959612' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6114294845170959612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6114294845170959612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/12/buyrun-annelerin-bloguna.html' title='Buyrun annelerin bloguna'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-7327733723671061521</id><published>2009-12-10T18:33:00.004+02:00</published><updated>2009-12-10T18:56:19.437+02:00</updated><title type='text'>Ahmed şahane diş fırçalar</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-8a84beac43698c1e" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v11.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8a84beac43698c1e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330206089%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3A6AC0199E1EBA96A5C52BC3EA588AD0209CFE97.23320F332D04ED9F31EDE65F6F7D6D0B8FB14AE1%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8a84beac43698c1e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D_vlxS0664EvY0aMIHW3ufkU8tD4&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v11.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8a84beac43698c1e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330206089%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3A6AC0199E1EBA96A5C52BC3EA588AD0209CFE97.23320F332D04ED9F31EDE65F6F7D6D0B8FB14AE1%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8a84beac43698c1e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D_vlxS0664EvY0aMIHW3ufkU8tD4&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-7327733723671061521?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/7327733723671061521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=7327733723671061521' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7327733723671061521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7327733723671061521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/12/ahmed-sahane-dis-frcalar.html' title='Ahmed şahane diş fırçalar'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5375818291883669238</id><published>2009-11-23T12:34:00.010+02:00</published><updated>2009-11-23T14:06:46.971+02:00</updated><title type='text'>Bir Ahmed fotoromanı</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;Yazasım yok neden bilinmez. Oysa ne çok şey oluyor. Ahmed büyüyor. Her geçen gün güzelleşiyor. Kaybetmesem yaşadıklarımı ama yazasım yok. O yüzden bol bol resim var.&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swp0EhJ2gII/AAAAAAAAA20/XTUT7avspi8/s1600/PB224672.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407261923579691138" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swp0EhJ2gII/AAAAAAAAA20/XTUT7avspi8/s320/PB224672.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Veee küçük Edison ampülü keşfeder. Işığı kapar ama açmaz. Bunu annesinin yemek yaptığı vakte denk getirir ki annesi gayet romantik bir ortamda pişirsin yemekleri diye..&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy6O5-BjI/AAAAAAAAA2s/qUqXVCG4Htw/s1600/PB224702.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407260647370917426" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy6O5-BjI/AAAAAAAAA2s/qUqXVCG4Htw/s320/PB224702.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt; Domates yer hem de ısıra ısıra. Kesmeyi bekleyecek kadar sabrı yoktur velakin. Zaten böylesi nedense daha zevklidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy5_SunLI/AAAAAAAAA2k/f95Vwc0UhIQ/s1600/PB224698.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407260643179797682" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy5_SunLI/AAAAAAAAA2k/f95Vwc0UhIQ/s320/PB224698.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatının ilk düğününe katıldığı Işıl teyzesi (pardon annesinden küçük olduğu için Işıl Ablası)ne ilk ev oturmasını gerçekleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy5txsYpI/AAAAAAAAA2c/vBq1KVLwrSY/s1600/PB224691.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407260638477836946" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy5txsYpI/AAAAAAAAA2c/vBq1KVLwrSY/s320/PB224691.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teyzeleriyle büyük bir aşk yaşar. Linens kataloğuna göz diker. Kendi yatak örtüsünü seçmek için.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy5MATncI/AAAAAAAAA2U/xgRDtDvk13w/s1600/PB224680.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407260629412322754" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy5MATncI/AAAAAAAAA2U/xgRDtDvk13w/s320/PB224680.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ona şimdiye kadar hiç oyuncak almadı diye başının eti yenen babası Ikeada coşar. Her şeyi alası gelir ve engellemelere rağmen alır da. Orada gözlerine çok ufak gelen çadırı eve gelip te kurduklarında bir görürler ki çadır iki oda bir salonmuş. Salona zor sığdırırlar. Sallansın diye aldıkları enteresan şeyde ise sürekli dıgıdık dıgıdık diye diye sallanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy47Bi29I/AAAAAAAAA2M/Mk7x7y4RqQI/s1600/PB224677.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407260624854113234" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpy47Bi29I/AAAAAAAAA2M/Mk7x7y4RqQI/s320/PB224677.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişleri çıkmıştır artık meydane. Üstteki dört tane ise bir süre daha kendilerini gizleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxXhlFT3I/AAAAAAAAA2E/0PCRwnOKqNs/s1600/PB204669.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407258951576538994" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxXhlFT3I/AAAAAAAAA2E/0PCRwnOKqNs/s320/PB204669.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi ağzına atası vardır. Yerde gördüğü şeyleri ağzına atar. Meyveleri bırakır kabuklarını yer.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxXZRyMQI/AAAAAAAAA18/TPUoqliZtFw/s1600/PB204661.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407258949348110594" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxXZRyMQI/AAAAAAAAA18/TPUoqliZtFw/s320/PB204661.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yok yok meyveleri de bırakmaz. Annesinin bir ona bir kendine getirdiği elmaların ikisine de musallat olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxXHHl7OI/AAAAAAAAA10/4OiqgOE_dkY/s1600/PB154646.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407258944473525474" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxXHHl7OI/AAAAAAAAA10/4OiqgOE_dkY/s320/PB154646.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoraplarından ısrarla nefret eder ama çok şükür patikolarına aynısını yapmaz. El emeği göz nuruna saygılıdır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxW82mulI/AAAAAAAAA1s/E5E7xbMuHR8/s1600/PB174654.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407258941717920338" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxW82mulI/AAAAAAAAA1s/E5E7xbMuHR8/s320/PB174654.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyfi yerindeyse şımarır da şımarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxWvroFVI/AAAAAAAAA1k/MQnXYjwzQqI/s1600/PB174648.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407258938182210898" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpxWvroFVI/AAAAAAAAA1k/MQnXYjwzQqI/s320/PB174648.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Montunun içinde olmaktan nefret eder. Sıkıntı basar ağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpmuTR5dGI/AAAAAAAAA1c/uHF04TvXwIE/s1600/PB154642.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407247248247059554" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpmuTR5dGI/AAAAAAAAA1c/uHF04TvXwIE/s320/PB154642.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir lokantada huysuzlanması sonucu verilen balonuna bayılır. Annesinin balon patlayacak ta çok korkacak diye aklı alınır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpmuGxINcI/AAAAAAAAA1U/SYWtkh03fro/s1600/IMG_4380.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407247244888389058" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpmuGxINcI/AAAAAAAAA1U/SYWtkh03fro/s320/IMG_4380.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kahve içmeye gittikleri bir yerde küçüğe de bizden hediye diye verilen çikolatayı yalar yutar. Annesinin içine çok sinmez ama o bayılır devamı için ağlar bile ama hain annesi vermez.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpmt5Ti4PI/AAAAAAAAA1M/MPxfy1ngJ8g/s1600/IMG_4344.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407247241274646770" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swpmt5Ti4PI/AAAAAAAAA1M/MPxfy1ngJ8g/s320/IMG_4344.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpmeyi öğrendiğinden beri rahat bırakmazlar. Öpücük oğlum deyince ağzını kocaman açar nereye denk gelirse yapıştırır ve "avvvvvva" diye koca bir öpücük kondurur. Sonra da kendini alkışlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpmtVfw1kI/AAAAAAAAA1E/PueGiMWsiZA/s1600/DSC00658.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407247231662216770" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpmtVfw1kI/AAAAAAAAA1E/PueGiMWsiZA/s320/DSC00658.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece çoraplarından değil eldivenlerinden de nefret eder. Çıkarana kadar rahat bırakmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpmtNxPN5I/AAAAAAAAA08/CzUcrPfNEy8/s1600/DSC00645.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407247229588027282" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwpmtNxPN5I/AAAAAAAAA08/CzUcrPfNEy8/s320/DSC00645.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatının ilk atlıkarıncasına biner. Görmemişin çocuğu olmuş misali anne babası lunaparklara hep göz öldürürler. Dayanamaz bindirirler. Ahmed bey çok eğlenir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5375818291883669238?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5375818291883669238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5375818291883669238' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5375818291883669238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5375818291883669238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/11/bir-ahmed-fotoroman.html' title='Bir Ahmed fotoromanı'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Swp0EhJ2gII/AAAAAAAAA20/XTUT7avspi8/s72-c/PB224672.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-7850280149399475696</id><published>2009-11-20T11:35:00.001+02:00</published><updated>2009-11-20T11:35:00.629+02:00</updated><title type='text'>Patikolarımız geldiiiiii</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Daha Fransalardan göz öldürmüştüm o şahane &lt;a href="http://renklipatikler.blogspot.com/2009/11/lacivert-yatay-cizgiler.html"&gt;yan çizgililere&lt;/a&gt;. Birben e de yazmıştım isterim bunlardan diye. Bir taraftandan da oho ne zaman gideceksin de isteyeceksin diye düşünüp dertleniyordum ki... Geldik hemencecik siparişlerini verdik. Birbenciğim de sağolsun jet hızıyla paticiklerimizi dikti. Gönderdi. Gerçekten heyecanla yollarını gözledik kendilerinin. Bayramlık aldım kim görmezse ama dayanamadım hemen giydirdim. İlk iki giyişinde her zamanki gibi çıkarttı. Tamam dedim bunları da hatıra niyetine saklayacağız ama ondan sonra mucize gerçekleşti ve bir daha dokunmadı ayağındakilere. Ev ayakkabıları rahatsız mı ediyormuş ne. Şimdi çorapsız bile ayağına geçiriveriyoruz. O da onlarla bile uyuyor. Gerçi Birben Asım Alp çıkartmıyor demişti ama bizimkini bilmiyor ne cevval diye içimden geçirmiştim. Neyse çok laf ettim gene. Buyrun &lt;a href="http://renklipatikler.blogspot.com/"&gt;Patikol&lt;/a&gt;u Ahmed Beylerin resimlerine :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwZhJG6pgiI/AAAAAAAAA0s/2tuU4nt6CW4/s1600/PB174650.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406115211808178722" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwZhJG6pgiI/AAAAAAAAA0s/2tuU4nt6CW4/s320/PB174650.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwZhJcg2GOI/AAAAAAAAA00/DsPcS57EoR4/s1600/PB174651.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406115217605531874" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwZhJcg2GOI/AAAAAAAAA00/DsPcS57EoR4/s320/PB174651.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Vallahi biz Birbenin sıcak ilgisinden, ürünün kalitesinden pek memnun kaldık :) Bir kere daha ellerine sağlık... Hatta şimdi sayfasına yeni ürünler de eklemiş. Meraklısına duyurulur. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-7850280149399475696?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/7850280149399475696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=7850280149399475696' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7850280149399475696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/7850280149399475696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/11/patikolarmz-geldiiiiii.html' title='Patikolarımız geldiiiiii'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwZhJG6pgiI/AAAAAAAAA0s/2tuU4nt6CW4/s72-c/PB174650.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-224276057860181109</id><published>2009-11-18T12:03:00.002+02:00</published><updated>2009-11-18T12:47:47.270+02:00</updated><title type='text'>Karmaşık düşünceler</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Evde kalıp bütün gün Ahmedle ilgilenince onun ne kadar da büyüdüğünü fark ettim. Günaydınnn anne. Şimdiye kadar iyi annelik-ebeveynlik kriterlerim beslenmesi, uyuması, yıkanması gibi şeylerin düzene konması etrafında dönerken fark ettim ki artık çocuk terbiyesi kısmına gelmişiz. Ahmed çok hareketlenmiş te her yerleri kurcalamak istermiş. Kendi kendine çok tehlikeli bir çocuk haline gelmiş. Kafam karışık. Biraz sonra alıntılar yapacağım kitaba göre onun bir şeyleri kurcalamasına sürekli hayır diye müdahale etmemeliymişim ama aynı zamanda da onu kendine zarar vermesinden korumam lazım. Nasıl olacak diye aldı beni bir korku. Televizyona tırmanmak isteyen çocuğuma nasıl hem engel olmayacağım hem keşfetmesine yardımcı olacağım hem de tehlikeden uzak tutacağım hiç bilmiyorum. Evi ona göre düzenleyin diyor kitap. Dolapları nereye saklayayım ki ben?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çocuk büyütmek hiç kolay değil. Bunu herkes gibi ben de biliyorum. Her dönemin de kendince bir zorluğu var bunu da biliyorum ama şimdiki geçiş dönemi beni çok korkutuyor. Ne bizim nesilin yetiştiriliş tarzı aşırı disiplini ne de bizimkilerden bir önceki nesilin çocuktur her şeyi yapar aman engel olmayalım rahat olsun felsefesini benimsemiyorum. Ne çok katı kurallarla yetişsin ne de her istediği yapılan şımarık bir çocuk olsun istemiyorum. Ne çocuğu kendi haline bırakmaya ne de onu hayatın merkezi yapmaya, dünyanın sekizinci harikası yerine koymaya razı değilim. Büyük ihtimalle de benimle aynı nesil annelerin hepsinin benzer kaygıları var. "utangaç" çocukla "utanmaz" çocuk arasında bir yerde bir çocuk eğitimi felsefesi belirlemem lazım geliyor (&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bu terimleri aşağıda alıntı yaptığım kitapta kullanmışlar oradan aldım&lt;/span&gt;). Aslında orta yolu tutturmak sanırım diğer iki yoldan da daha zor. Davranışlarında tutarlı olmak icap ediyor ama ben daha hangi konuda nasıl davranacağımı bilmediğimden tutarlı bir yolum yok. Çok geçe kaldım belki de bunları düşünmek için. Daha bebek sahibi olmadan çok konuda fikrim olmalıydı. Bazı konularda elbet var ama elbet hepsinde yok. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu karmaşıklık içinde yeni bir kitaba başladım. Epey oluyor aldığım. Alkım kitapevinde gezinirken eskaza bulmuştum bu kitabı. Babam hastanedeyken vakit geçirsin diye ona götürmüştüm. Beğenmesi üzerine artık vampir kitaplarından kurtulup ben de başladım. Kitabı okuması kolay ama uygulaması zor. Daha doğrusu doğrunun ne olduğunu hepimiz biliyoruz da doğruyu hayata geçirmek o kadar kolay değil. Neyse kitabın adı "Ailede Ahlak Eğitimi" Timaş yayınlarından Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın tarafından yazılmış bir kitap.  İlk sayfalarında kaynak belirtilerek alıntılar yapılabilir dediği için bazı bölümlerini buraya da koyacağım. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Anne babalar, çocuklara karşı disiplini uygun şekilde kullanmalı, kişilik gelişimini engelleyecek katı uygulamalardan, onu şımartacak aşırı hoşgörüden uzak durmalıdır. Evde, ailenin tüm bireylerinin kişisel haklarını koruyan bir disiplin bulunmalıdır. Yanlış türden bir disiplin altında yetişen çocuklar hayatları boyunca bu yalanı yaşarlar. Hiçbir zaman kendileri olmayı göze alamazlar. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;.......................&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Anne babanın, onun özelliklerini ve isteklerini hiç dikkate almadan oluşturmak istedikleri ortam ve kuralları, çocuğun bozması çoğu zaman çocuk için bir disiplinsizlik sorunu değildir. Bir düzenden mahrum kısıtlamalar da disiplin olarak görülemez. Evden dışarı çıkmama uyarısı yapılan çocuğun, evdeki zamanı ve ev ortamı planlanmış ve düzenlenmiş değilse çocuk buna uymakta zorlanabilir. Evde ne yapacağını bilmeyen veya ona yapılacak iş sunulmayan çocuk için evden çıkmama bir disiplin kuralı değil bir yasaklamadır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;............................&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bebek yürümeyi öğrenir öğrenmez, yeni bir gelişim dönemine girer. Bu dönem, onun çevresini etkin bir biçimde tanıyacağı, kendi kendine keşifler yapacağı ve kendine güvenini geliştireceği bir dönemdir. Ne var ki, çevresini incelemek için yürüyüp durmasına kızdığınız, onu cezalandırdığınız, yaptığının kötü bir şey olduğu izlenimini uyandırdığınız takdirde, bu süreç kendine güven yerine güvensizlik oluşturur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;...........&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İşte, çevreyi keşfetmeye çalışan çocuk nereye gider, neye dokunursa, "Oraya gitme! Ona dokunma!" diyen anne babanın yaptığı da yanlıştır. Böyle bir anne baba çocuğa yavaş yavaş güvensizliği öğretmektedir. Bu çağda yapılacak şey, evi çocuğa göre düzenlemekten ibarettir. "&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Böyle böyle devam ediyor kitap. Daha 80 sayfasını okuyabildim. Okudukça beğendiğim yerleri paylaşmaya çalışırım. Bu dönemi aşmış annelerden de yardım bekliyorum aslında. Kitaba güvensizlik konusunda katılıyorum ve yapmak istediğim bu değil ama çocuğumun her gittiği yerde her şeyi elleyip durması karıştırmaya çalışması da hoş olmayacak. E peki ne olacak.... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-224276057860181109?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/224276057860181109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=224276057860181109' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/224276057860181109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/224276057860181109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/11/karmask-dusunceler.html' title='Karmaşık düşünceler'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1103588195489250547</id><published>2009-11-16T13:45:00.000+02:00</published><updated>2009-11-16T13:46:37.716+02:00</updated><title type='text'>Ahmed beylerden son notlar</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aslında hepimizden notlar. Biz yanındayız diye baba mutlu. Ahmed beyler annesi bütün gün zorla da olsa gözünün önünden hiç ayrılmadığı için mutlu (&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Saniye ortadan kaybolmak bana yarım saatlik bir ağlama, çığlık atma, böğürme şeklinde geri döndüğünden cesaretim yok gözünün önünden ayrılmaya. Çocuk muma çevirdi beni.&lt;/span&gt;). Eh kocası ve çocuğu mutlu ve tatilde bir kadın olarak ben de mutlu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Maşallah diyeyim dilimi ısrayım makus kaderime yeni trajik yer yer trajikomik olaylar eklenmedi son bir hafta içinde. (&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bugün dalgınlıkla marketten alışveriş sepeti ile çıkıp arabaya kadar gitmemi ve orada elimdeki turuncu sepeti fark edip geri koşmamı saymazsak.&lt;/span&gt;) Sindrella nın evli ve çocuklu versiyonunu yaşıyorum. Balkabağından evim, atom karıncadan bir çocuğum, babamdan emanet arabasıyla beni gezdirmeye talip kocamla beraber. Kötü kalpli cadı (&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Pamuk Prensesten ithal ettim kendilerini&lt;/span&gt;) domuz gribi kılığına girmiş kol gezmekte. Biz de mecburen balkabağında oturup durmaktayız. Bir iki haftaya kalmaz ne balkabağından eser kalacak ne de atom karıncadan. Düşünmemeye çalışıyorum. Oraya dönünce depresyona girmek için bol bol vaktim olacak nasıl olsa. Anın tadını çıkaralım bari. Bir de şu havalar bir düzelse.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Son haberler çok şükür iyi. Babam doktor kontrolüne gitti. Doktoru tüm gerekenlerin vakitlice çok doğru şekilde yapıldığını şu anda herşeyin iyi olduğunu söyleyince ailece rahatladık. Tabi bundan sonra çok çok dikkat edilerek. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ben tekrar durağan pozisyonuma geçtim. Pek rahatlıkmış özlemişim...Bütün gün saniye yerinde durmayan paşazade yüzünden hiç bir iş yapamama o uyuyunca da uyanmasın diye hiç ses çıkartmama derken bütün gün serserilik edip duruyoruz kendileri ile. Domuz gribi derdine (&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;ki kendisini ısrarla bu isimle çağıracağım. H1N1 diye grip ismimi olur canım... Bizim bir sürü kuşumuz telef edilirken neden ismini değiştirmedik te şimdi domuz üreticileri etkilenmesin diye abuk subuk bir isimle çağıralım gribi deel mi?&lt;/span&gt;) kendimi internet alışverişine verdim gitti. Oh oh mis gibi kokan kitaplar alıverdim kendime. Aslında kitapçıda koklaya koklaya elleye elleye almaya bayılıyorum ama devir ekonomi devri. İnternetten çok daha uyguna alabildiğimi farkettiğimden beri eve gelince kokluyorum kitaplarımı. Bir şeyler alırım korkusuyla kitapçıya giremez oldum bu aralar. Her kitabı alasım, yanımda götüresim var. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ahmed beyler için gittik yaşımızın aşılarını olduk. Kara kara düşünüyordum orada nasıl olacak diye. Her işte bir hayır varmış. Sağlık ocağında sıkı sıkı tembihlediler çok dikkatli olun diye. Gebzede grip olayı almış başını yürümüş. Yaşı için doktor kontrolüne götürmemiz gerek ama hastaneye giresim yok bu yüzden. Hastenede bol virüs vardır diye korkuyorum. Ne yapsak, nasıl yapsak beklemedeyim hala. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ahmed beyler ilk günlerdeki huysuzluğunu attı gibi üstünden. Beş günde iki ülke, üç şehir, dört ev görünce ben bile dağıldım da o ne yapsın. Her daim her şey yabancı. İnanılmaz bir uyku problemimiz var. Neden olduğunu kestiremiyorum. Bu kadar değişiklik mi yaptı? Üstten çıkmaya çalışan o hain iki diş mi? Yanlızlık korkusu mu? Alıştığı anneanne ve dedesinden ayrı kalması mı? Yoksa sadece edepsizliğinden mi ? Çözemedim ama babasıyla bizim sinirlerimiz çözüldü gitti. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Uyku gözlerinden şapur şupur aksa da uyumuyor ve zırıl zırıl ağlıyor. Babası ile ben telef olduk. Çok uykusu olan çocuğumuzu uyutmak için takriben 3 saat harcıyoruz her gece. Bir o bir ben gidiyoruz yanına. Sinirleri bozulan geri geliyor diğeri devir alıyor. Kucakta mışıl mışıl uyuyor. Yatağa koyunca basıyor yaygarayı. Elde, kolda, ayakta, amuda kalkarak sallama metotlarının hiçbiri yatağa yatışı kolaylaştırmadığı için en sonunda olaya bir dur diyesim geldi. Döndük tekrar Tracy nin kollarına. Velakin kitabı Fransa da unutmuşum. Yani bir yaş üstündeki çocuğu uykuya dalma konusunda nasıl ikna ederimin bilgisi yok. Oralara çalışmamıştım. Oğlan bilmediğim yerlerden soruyor. Ben de bildiklerimle idare etmeye çalışıyorum. Yatır kldır yapıyoruz ama olan belime oluyor. Başka da bir fayda ya da zararını görmedik henüz. Neyse bulunacak onun da bir çözümü elbet...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE22MdnQnI/AAAAAAAAA0E/kwkkI9VI1VY/s1600/PA254621.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404661332507574898" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE22MdnQnI/AAAAAAAAA0E/kwkkI9VI1VY/s320/PA254621.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;Uyku gözlerimden akabilir ama uyumuycam işteeee..... Israr etmeyin bir böğürürüm ki neye uğradığınızı şaşırırsınız pozu&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE23J93CGI/AAAAAAAAA0c/VSWVfT4ON_Q/s1600/PB084629.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404661349017389154" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE23J93CGI/AAAAAAAAA0c/VSWVfT4ON_Q/s320/PB084629.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Çorap düşmanı volume yüzbin bilmem kaç&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE22vxvcHI/AAAAAAAAA0M/OduIZgGo2Kw/s1600/PA254623.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404661341987238002" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE22vxvcHI/AAAAAAAAA0M/OduIZgGo2Kw/s320/PA254623.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;Çekme kardeşim alacam o makinanı. Geçen gün video kamerayı kapıp nasıl yere vurduysam bunu da vururum vallahi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE22-YM-cI/AAAAAAAAA0U/A4B-G_xLQFQ/s1600/PB084624.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404661345906653634" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE22-YM-cI/AAAAAAAAA0U/A4B-G_xLQFQ/s320/PB084624.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;Ehli keyf&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE23a6xisI/AAAAAAAAA0k/l2IUDaS5_eE/s1600/PB144634.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404661353567849154" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE23a6xisI/AAAAAAAAA0k/l2IUDaS5_eE/s320/PB144634.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Üst mana: Babamla pazara gidiyorum. Bir yakalarsam bütün domatesleri elmaları bir bir elimle olmadı ağzımla test edeceğim ama babam izin vermeyecek gibi duruyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Alt mana: Yerdeki mikro ölçüsündeki çöpleri bile alıp ağzıma götürdüğüm için annem babamla beni pazara sürdü. Gidin bir iki saat dönmeyin dedi. Bu çocuk beni zorla titiz edecek diye de söylendi söylendi durdu. &lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1103588195489250547?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1103588195489250547/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1103588195489250547' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1103588195489250547'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1103588195489250547'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/11/ahmed-beylerden-son-notlar.html' title='Ahmed beylerden son notlar'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SwE22MdnQnI/AAAAAAAAA0E/kwkkI9VI1VY/s72-c/PA254621.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8572179121420964090</id><published>2009-11-10T14:20:00.003+02:00</published><updated>2009-11-10T14:37:50.637+02:00</updated><title type='text'>Türkiyedeyizzzzz</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Geldik hem de öyle ani bir kararla ki ben bile inanamadım. Son durumumuz Pazar günü annemle babamı Türkiyeye göndermekti. Ben bakıcı bulamadığımdan bir iki hafta bakıcı arayıp o arada da evden çalışacaktım. Velakin Çarşamba günü yeni eve taşınınca ve internetimizin bir süre çalışmayacağını öğrenince bakıcı arama tarama çalışmalarını hızlandırdık. Kreş ihtimali zaten yok. Uzun mesele ve yazasım yok. Hayatımda çok saçmalık gördüm ama şu Fransadaki kreş problemi saçmalık sınırlarını zorlayan cinsten. Kreşler önümüzdeki bir yıl boyunca dolu. Madem bu kadar çok çocuk var neden fazlasını açmıyor sunuz be insanlar... Fransada yaşayanlar hamile kaldıklarında sıraya giriyorlarmış. Bebek doğunca doğdu diye gidip haber veriyorlarmış ve bundan sonra bile 6-7 ay bekliyorlarmış. Falan filan... Geriye daha önce yaptığımız gibi evde bakan bakıcılar kalıyor. Onlara da razıyım ama onlar da öyle bir fiyat söylüyorlar ki iş bırakıp bakıcı olmak için gerekli şartları sağlamaya uğraşasım geliyor. Hadi ona da razı oldum diyelim ama onların da çoğu dolu öyle istediğini seçme şansın da yok. Hiçbiri İngilizce bilmiyor. E ben nasıl anlaşacağım bu insanlarla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşyerimle konuştum, çalışamıyorum böyle dedim verim yok ben de... E git o zaman dediler...ve anlattım zaten yasal bir iznim varmış diye aldık kuzuyu da döndük memlekete. Herşeyini özlemişim. Hele de evimi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç kötü Ahmedi Türkiyede annemlere bırakmaya karar verdim. Çok irdelenecek tarafı var. Belki bunu okuyanlardan beni kınayan bile çıkar. Şu anda aklıma gelen maalesef en iyi çözüm bu. Onu bir kere daha anneanne dededen ayırıp dilini bilmediği birine bırakacağıma bunun Ahmed için daha iyi olacağına inanmak istiyorum. Ben onsuz ne yapacağım şimdilik çok düşünmemeye çalışıyorum. Beraber olduğumuz vakti en iyi geçirmeye çalışacağım şimdilik. Neredeyse bir aydır haftasonu bile onunla geçirememişim hesap ettim. Bu tatil bize çook iyi gelecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılığa da bir iki ay sabredeceğiz artık. Ben iyi bir bakıcı bulana kadar. &lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yazıyı yazdıktan sonra yorumlara cevap yazamadım. Arada evimi değiştirdim. Hastane ile ilgili işlemleri tamamladık derken çok koşturmacalı geçti. Derdimi paylaşan, gönülden temmennilerini yazan tüm arkadaşlarıma tek tek teşekkür ederim. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8572179121420964090?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8572179121420964090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8572179121420964090' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8572179121420964090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8572179121420964090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/11/turkiyedeyizzzzz.html' title='Türkiyedeyizzzzz'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-2808149675323468210</id><published>2009-11-01T17:30:00.003+02:00</published><updated>2009-11-01T18:17:14.926+02:00</updated><title type='text'>Zor günler</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;22 Ekim:&lt;/strong&gt; Mim bahane oluyor. Son yazımı yazıyorum bloga. Bir taraftan da heyecan. 25 Ekim kuzucuğun doğumgünü. O gün için kendimce çok duygusal bir yazı yazacağım diye düşünüyorum. Mutlaka yazacağım o yazıyı. Bir de bir hafta önce babası buradayken kendimizce yaptığımız doğumgünü resimlerini koyacağım. Mutlu gülümseyen yüzler ve bir yaşındaki oğlumla beraber. Oysa pişmiş tavuk kıs kıs gülermiş saklandığı yerde haberim yok. &lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;24 Ekim:&lt;/strong&gt; Bir gece önce babamda ağrılar oluyor. Şiddetli. Neyse o bu derken geçiyor. Bu sabah kahvaltı sonrası tekrar başlıyor ağrılar. Babam dayanamıyor. Hemen acil numarasını arıyoruz. Şiddetli gögüs ve sırt ağrısı sebebiyle. On dakika içinde 5 kişilik bir ekip evimize doluşuyor. İnsan hayatına verilen değere şok oluyoruz ailece. Elektro çekiyorlar. Başka şeyler yapıyorlar. Kalp ile ilgili bir sorun değil ama hastaneye gideceğiz diyorlar. Acilden giriş yapıyoruz. Kan testleri filmler derken bir kere daha tekrarlıyorlar. Çok şükür önemli hayati bir durum yok. Tam hastaneden bizi çıkartacakken babamın ağrıları tekrar başlıyor. Dayanılmaz bir şekilde. Morfin vuruyorlar bu sefer. MR çekilmeye gidiyor. Sonuçlar geliyor. Önemli bir şey yok. Ya hazımsızlık ya da kas ağrısı. Babamı bugüne kadar bir kere bile yatar görmemiş ben için kötü bir deneyim olsa da hastanede yedi saat kaldıktan sonra bize verilen mide ilaçlarını da alıp eve dönüyoruz. Biz hastanedeyken Ahmed ateşlenmiş. 39 küsurlarda gezmiş ateşi. Ateş düşürücü veriyoruz gelince eve. Biraz iniyor ama doğru düzgün düşmüyor. &lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;25 Ekim:&lt;/strong&gt; Ahmed beylerin doğum günü. Sabah kahvaltı sonrası yine küçük pastalar aldım. Onları yiyiyoruz güle eğlene. Doğa müzesine götürecektim hepsini ama ateş yine yüksek diye yine arıyorum acil numarasını. Bir doktor ismi veriyorlar. Babam dünden yorgun diye annemle gidiyoruz. Doktor bakıyor. Kulakta kırmızılık var. Orta kulak iltihabı diyor. Antibiyotik ve ateş düşürücü veriyor gönderiyor bizi eve. Geliyoruz. Akşam oluyor. Ahmedin ateşi düşmüş sonunda. Seviniyoruz. En son annem birer elma getiriyor hepimize. Onu yedikten sonra babam da tekrar şiddetli ağrılar başlıyor. Arıyorum yine acili. Kalp değil dün gittik deyince aldığımız ilaçlardan bir tane daha alsın düzelmezse bilmem nereyi arayın ama çok yoğunlar ambulans gönderemeyiz diyorlar. İlaç bir işe yaramayınca arıyorum ama numarayı açan yok. Taksi aramaya çıkıyorum. Tek tane taksi yok. Tren istasyonundaki kızlardan yardım istiyorum. Onlar arıyorlar. Bu sefer tamam göndereceğiz diyorlar. 15 dakkika içinde yine bir ambulans geliyor. Babam da hazırlanmış onları beklerken yürüyerek ambulansa gidiyor. Bir önceki gece gittiğimiz hastaneye gidiyoruz. Gece yarısı oluyor.&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;26 Ekim:&lt;/strong&gt; Babamın yine çok çok acılı ağrıları başlıyor. Yine gelip EKG çekiyorlar. Bir iki üç defa. Babam midesinden şüpheli. Aynen annenin de böyle başlamıştı diyor. Dayanamıyor ben bir şey yapamıyorum. Benden yardım istiyor. Morfin vursunlar söyle diyor. Çıkıyorum dışarı doktora söylemek için. Doktor biraz da sessizce kalp diyor. Dün diyorum buradaydık. Bir şey çıkmadı. Bu sefer diyor kalp..... Yanına dönüyorum babamın. Herşey iyi olacak geçecek diyorum. Diyemiyorum ki baba kalp krizi geçiriyorsun. Apar topar götürüyorlar babamı. Kalp konusuda uzman bir hastaneymiş. Doktor tamam bir sorun yok. Gerekli müdahale yapılacak. Evine git güzel bir uyku çek diyor. Dalga geçer gibi. Bir buçuk saat daha döneşiyorum orada. Ne yapacağımı bilemeden. Kocamı uyandırıyorum Türkiyeden gecenin bir yarısı. Bana akıl versin diye. Anneme ne söyleyeceğim nasıl gideceğim eve diyorum. Sakinleştirmeye çalışıyor beni. İlk uçakla geleceğim diyor. Sana ihtiyaçları var kendini salma diyor. Salmıyorum kendimi. Taksi çağırıyorum eve gidiyorum. Annem kim o diye seslenince ben dememle yanlış bir şeyler olduğunu anlıyor. Baban nerede diye sormaya başlıyor. Yalan söylemenin bir faydası yok. Herşeyi olduğu gibi anlatıyorum. İnanmıyor. Ağlıyor ağlıyor. Babana bir şey oldu da söylemiyor musun diyor. Anne dinlen sabaha gideceğiz bak yanına diyorum. Yatmıyor. Oturuyor ağlıyor. Neden babana söylemedin. Bilmeden mi gitti. Babanı niye oralarda yanlız bıraktın dil bilmiyor diyor başka bir şey demiyor. Taksi arıyorum yine hemen götüreyim de gözüyle görsün diye. Ben de bilmiyorum ne bulacağımızı ama umut ediyorum. Yok yok taksi yok şu lanet olası ülkede. Sabah 6 trenine biniyoruz. Ahmedi de yanımıza alarak mecburen. Gidiyoruz. Yoğun bakımdaymış babam ama görmemize izin veriyorlar. Sırayla giriyoruz yanına. Çocukları sokmadıkları için. Çok şükür iyi. Stent takmışlar damarına ama hala bilmiyor. İlknur bunlar hala kalbimden şüpheleniyorlar yok benim kalbimde bir sorun diyor. Doktoru saat ikide göreceğiz deyince. Desenize saat ikiye kadar buradayız daha diyor. Öğlenden sonra söylüyorum sonunda. Baba kalp krizi geçirdin deyince çok morali bozuluyor. Geceden beri biliyormuydun diye defalarca soruyor. Akşam üstü tekrar görüyorum bu sefer biraz kabullenmiş gibi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;27-28 Ekim:&lt;/strong&gt; Babamı görmeye gidiyoruz. Tren istasyonlarındaki merdivenlere küfür ede ede. Annem de ben de çok yorgun düşüyoruz o kadar şeyi indirip bindirmekten. Babma iyi çok şükür. Çok ciddi bir şey atlatmış diyor doktorlar. Türkiyeye gidince hemen bir kardiyoloji uzmanı görmesi gerek. Ahmedin ateşi düşmüş. Lekelenmeler var vücudunda. Anlıyoruz ki 6. hastalıkmış. Kesiyoruz antibiyotiği hemen. Yasser gelemiyor. Burada oturma izni başvurusu var diye. Acil vize vermiyorlar. Ne desek boş. Lanet etmekten kendimi geri alamasam da. Hiçbir şey bilmeyen kardeşimle babamı konuşturuyoruz. Bir şeyden şüphelenmesin diye. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;29-30 Ekim:&lt;/strong&gt; Yoğun bakımdan çıkartıyorlar babamı. Normal odaya alıyorlar ama hala salmak istemiyorlar. Hastaneden çıktıktan bir hafta sonra Türkiyeye dönebilir diyorlar. Alıyoruz hemen biletlerini. Annemle beraber dönecekler. Olayların başından beri. Yok midesi ağrıyor, yok markette, yok orada burada şurada dediğimiz babam için artık şüphelenmesin diye gerçeği söylüyoruz. Şok geçiriyor. Ekranın öbür tarafında. Sakinleştirene kadar canımız çıkıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Ekim:&lt;/strong&gt; Babamı çok şükür salıyorlar. Gider gitmez bir doktora görünmesi şartıyla. Yasser kardeşimin yanına gidiyor. Ne olur ne olmaz diye yanlız bırakmamak için. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ne zormuş ama çok şükür atlatmaya çalışıyoruz. Başkalarının başına gelince üzülüp te insan kendine uğramaz sanıyor böyle şeyleri. Oysa ne kadar yakın bize her türlü dert. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi şükür hepimiz iyiyiz yani inşallah. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-2808149675323468210?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/2808149675323468210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=2808149675323468210' title='23 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2808149675323468210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2808149675323468210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/11/zor-gunler.html' title='Zor günler'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>23</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-349487499025951544</id><published>2009-10-22T01:43:00.004+03:00</published><updated>2009-10-22T02:49:00.160+03:00</updated><title type='text'>Bloguma neden bu ismi verdim?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Tekircim ve Anneyazardan mim geldi. Ne zamandır elim deyip yazamıyordum bahane oldu bir iki satır birşeyler yazayım şimdi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu aralar biraz yoğundu yine günler. Cuma günü kocacım geldi (Oleyyyy). Pazar günü ilk defa Parisin keyfini çıkarttım. Sadece o ve ben çıktık dışarı. Oğlanı annemlere emanet ederek. Pıtır pıtır indik çıktık merdivenleri. Aylar sonra tekrar ikimizin de iki eli de boştu. El ele tutuşmayı unutmuşuz... Adapte olamadık ilk anda. Bisiklet kiraladık. Sürdük gönlümüzün istediği yere. Yürüdük bol bol. Keyifle bir yemek yedik. Şehri gece de gördük. Özlemişim bunları yapmayı. Arada sırada kendimize böyle molalar vermemiz gerektiğine kanat ettik sonunda. Keyifli dört gün geçirdikten sonra dün gitti (Ühü ühü ühü...). İnşallah daha kısa sürede dönüp gelecek temennisiyle gönderdik onu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının altına şimdi Ahmedle ilgili resim koysam yazdıklarımla zerre ilgisi olmayacak. Bol bol resmini çektiğim kocamın resmini koysam bir yaşındaki çocuğumun resmini görünce ay ne şirin diyebilen eş-dost-blog arkadaşları bu kazık kadar adamın burada ne işi var diyecek :) onun için orta yolu bularak süper sanatsal çalışmalar koyacağım :) Pariste adını daha tam öğrenemediğim Lourve müzesi önünde çok büyük bir bahçe var. Orada gördük bu şirin şeyleri ben bayıldım. Çok sanat meraklısı ve bilgilisi bir insan olmadığım için sadece şirinliklerine vuruldum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-TTeDSAPI/AAAAAAAAAz0/p2OjAim51Vo/s1600-h/CAM_0071.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395192841306767602" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-TTeDSAPI/AAAAAAAAAz0/p2OjAim51Vo/s320/CAM_0071.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Her yaklaşan önce bir elliyordu malzemesi nedir diye. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-TTYtdwEI/AAAAAAAAAzs/OtfKzibtkng/s1600-h/CAM_0070.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395192839873085506" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-TTYtdwEI/AAAAAAAAAzs/OtfKzibtkng/s320/CAM_0070.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Favorim olmamakla beraber fotoğraf çekilmek için şansıma bu çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-Su9Y0ZTI/AAAAAAAAAzk/VS7sSu7Vjlk/s1600-h/CAM_0069.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395192214063441202" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-Su9Y0ZTI/AAAAAAAAAzk/VS7sSu7Vjlk/s320/CAM_0069.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Soldaki kocam :P&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-TTlQ5l-I/AAAAAAAAAz8/PvTf11ePQN8/s1600-h/CAM_0072.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395192843242936290" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-TTlQ5l-I/AAAAAAAAAz8/PvTf11ePQN8/s320/CAM_0072.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir de mimimi yazıvereyim........&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;1-Bloguna neden bu ismi verdin?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aslında blogu ilk açma sebebim hamileliğime kendimi inandırmaktı. Elimdeki ultrason kağıdına bakıp bakıp anıları bir yerlerde biriktirmeli diye düşünüyordum.  Kendime kendimden haberler verecektim. Ayrıca olduğumuz yerde sadece çekirdek aile biz vardık. Anne-babalar başka şehir ve ülkelerde, arkadaşlar uzaklarda derken onlara hamilelik süreci ve ardından bebeğimle ilgili haberler verme, geçirdiğimiz günleri onlarla paylaşma, bizden uzak olsalar da yakınımızdaymışlar gibi hissettirme niyetiyle bizden haberler oldu blogun ismi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;2-Blog yazarken star tribiyle davrandığın, istediğin olmazsa olmaz şeyler var mı?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mimi cevaplayan bütün anneler ile aynı cevabı vereceğim. Ahmed mutlaka uyuyacak.  Bir de sessizlik olacak. İşte o zaman kafamdakileri zar zor da olsa toparlayıp yazıya dökebilirim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;3- En son satın aldığın garip şey?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yok. Bir kere ben garip şeylerden korkarım. Alacağım varsa da almam ne olduğuna tam ikna olmadan.  İkna olunca da garip olmaktan çıkıyor zati.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;4-Şeker gibi olduğun anlar?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Buraya gelince fark ettim diline yabancı olduğum ortamlarda şeker gibiyim. Herkese salak salak sırıtıp duruyorum. Ağır stres altında da şekerleşiyorum birden. Tez sunumumda bütün jürime ve gelen dinleyicilere sanki düğünüme gelmişler muamelesi yaptım. Bir ayağınıza sağlık demediğim kaldı. Bunların haricinde sağlam bir uyku uyumuşsam, Ahmed beyler mutlu mesut kahkahalarla benimle ya da babasıyla  oynuyorsa, açık hava bol güneş almışsam ve buna kocacık ve Ahmedcik eşlik etmişse, güzel bir kitabı bitirmişsem, bugün olduğu üzere uzun zamandır duymadığım bir şarkıyı duymuşsam (Levent Yüksel-Zalim).&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aslında damarıma basılmadığı sürece şeker gibi olmasam da tatlandırıcı kıvamındayım sanırım. Bir de bu soruyu benimle yaşayanlara sormak lazım ya.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;5-Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hmm. Yanlış soru. Şu sıralar bana gelip soru soracak insanlara hasretim. Hele Türkçe gelip sorsunlar diye dört gözle bakmaktayım. Eskiden sinirlendiğim sorulara gelince...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ne zaman bitecek doktora? (Bitti çok şükür. Dahası için ekşi sözlüğe gidin :) )&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkiz mi yoksa iri bebek mi? (Karnı burnunda hamileye sorulacak soru mu Allah aşkına...)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçekten mi kendi kendine uyuyor ? (Soranlara selam olsun artık ne kendi kendine uyuyor ne de deliksiz uyku denen şey kaldı)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aa nasıl olacak sen orada o burada? (Oldu oldu da üç ayı bitti bile...)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;6-Aynaya bakınca gördüğün?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ruhu 18inde takılı kalmış baktığı yüzün 30 yaşında olduğuna asla ihtimal veremeyen bir kadın.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;7-Kendini okutan bir blog dediğin? &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bana samimi gelen, kanımın ısındığı her türlü blog. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8-Bu blog sahibiyle karşılaşabileceğin yerler?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu aralar hafta içi tren istasyonlarında ve labında, haftasonları ara sıra Paris sokaklarında.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-349487499025951544?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/349487499025951544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=349487499025951544' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/349487499025951544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/349487499025951544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/10/bloguma-neden-bu-ismi-verdim.html' title='Bloguma neden bu ismi verdim?'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/St-TTeDSAPI/AAAAAAAAAz0/p2OjAim51Vo/s72-c/CAM_0071.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8843707151028598820</id><published>2009-10-13T00:40:00.002+03:00</published><updated>2009-10-13T01:12:07.631+03:00</updated><title type='text'>Hermann`la öğle yemeği</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Anne işte. Bi de üstüne üstlük iş seyehatinde. tam 30 saattir kuzucuğundan uzakta. Çoook uzakta. Tam üç gün iki gece oğlumdan kuzumdan ayrı kalmak çok koydu. Gece gözüme uyku girmedi. Emziriyorum hala süt işi ne olacak diye meraktayım. Dönünce emecek mi beni tekrar? Yaşayıp göreceğiz vat bulursak ta paylaşacağız blog anneleri ile. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fransanın güneyinde Toulouse denen bir şehre geldik. Tüm gün toplantılar yüzünden daha şehri gündüz gözüyle göremedik ama burası nedense bana Paristen daha sevimli geldi. Güneyde oluşundan sebeb havası daha ılıman. Şehir üniversite öğrencisi kaynıyor. Üniversite öğrencisi dediğin gittiği yeri şenlendirir. O yüzden burası da cıvıl cıvıl bir şehir. Sanırım ilk kez Fransız tarzı denen şeye çok çok yaklaştım. Akşam yemeklerimiz her daim bu tarzda ve benim gibi hızlı ye ve hemen kalk insanı için bir yemeğe iki saat ayırmanın azabını yaşasam da onların bu rahat hallerini görmekten hoşlanıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Neyse gelelim Hermanna. Aslında okuyorlarsa Şenizim ve Özlemcim kim olduğunu bir kerede tahmin etmiş ve gülümsüyorlardır. Kısaca şöyle desem olacak bürokratik işlerde çalışan için Obama ile, bilgi teknolojilerinde çalışan için Bill Gates ile karşılıklı öğlen yemeği yedim demek ne demekse Hermann ile karşılıklı yemek yemek o demek benim konumda çalışanlar için. Geldiğimiz gece iş arkadaşlarımın fısırdayarak karşıdan gösterdikleri işte bu o dedikleri, bir barda gördüğü öğrencileri ile konuşurken saatlerce ayakta durup yanlarına oturmaması üzerine asla öğrencilerinin seviyesi inmez geyiklerinin yapıldığı, son on senede okuduğum her üç makaleden ikisinde ismi geçen, tez hocamın deyimiyle Almanlara göre bile çok soğuk bir adam Hermann. Ocak gibi çalıştığım yere gelecek. Beni şimdiden almıştı tasası. O adamla aynı havayı solumaya bile cesaret edemem ben diye... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama noldu....Öğlen yemeğinde yüz kişilik grubun içinde buldu buldu benim karşımı buldu oturacak. Gelirken bardağım olmadığını görüp bir de bardak getirdi bana. Sonra hiç konuşmadı benimle. Yandakilerle beraber Almancaya geçiş yapıp benim yeni gelin gibi süzülmeme sebep oldu. Hıh dedim. İnsan bir laf atar. Demek tez hocam haklıymış dememe kalmadı. Yandakiler masadan meyve almak için kalkınca "özür dilerim" (Bendeki iç tepki: hönkkk. Ne özürü. Eşekliğin büyüğü bende senle tanışacağım aklımın ucundan geçse Almancayı çoktan yalayıp yutmuştum) "Almanca konuşmak daha kolayıma geliyor daha hızlı konuşuyorum" dedi. Sonra standard muhabbet başladı. Nereden geldin ne çalışıyorsun derken iki üç kelam etme şerefini bahşetti bana. Öyle soğuk bir adam da değilmiş kendileri gayet şakacı olabiliyor arzu ettiğinde. Yine önyargı kurbanı olmuşum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bunu yarı şaka yarı ciddi anlattığım iş arkadaşım eee İlknur Hermannla yemek yediniz ne değişti hayatında dedi. Artık iki katı fazla mı makale yazacaksın. Yok dedim. Özgeçmişime koyacağım. Hermannla yemek yedim diye. Hatta benimle üç cümle de konuştu. Hiç ihtiyacım yok artık makale yayınlamaya falan. Bu da kariyer hayatımın dönüm noktası olarak burada yazılı kalsın. Oğlum duy annen Hermannla yemek yedi :))))&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8843707151028598820?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8843707151028598820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8843707151028598820' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8843707151028598820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8843707151028598820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/10/hermannla-ogle-yemegi.html' title='Hermann`la öğle yemeği'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-6076504610012014945</id><published>2009-10-08T16:00:00.000+03:00</published><updated>2009-10-08T16:43:32.212+03:00</updated><title type='text'>Türkiye Malezya olur mu?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen yıl mı tam hatırlamıyorum. Türkiyede çılgın bir tartışma vardı. Malezya mı oluyoruz diye? Daha önce de İran olur mu? Arabistan olur mu? Eyvah Küçük Amerika mı oluyoruz? şeklinde tartıştığımız gibi. Tartışılan da sürekli o ülkenin bizim ülkemizden kötü yönleriydi. Yönetimi yaşamı falan filan derken. Geçen gün işyerine Malezyadan bir profesör geldi ve bilgisayarlı çeviri ile ilgili bir konuşma yaptı ve geliştirdikleri aracı tanıttı. Konuşmasının başında da öyle bir söz etti ki olayın geri kalanını bunu düşünmekten doğru düzgün dinleyemedim desem yeri. Neden bilgisayarlı çeviri için bir araç geliştirdiklerini açıklarken dedi ki "Doğal dilimizi koruma politikamız çerçevesinde tüm İngilizce kitapları Malezya diline çeviriyoruz.". Ben ilk cümlede takıldım kaldım. Beğenmediğimiz Malezyanın bir doğal dili koruma politikası var. Bunun için sağlam bir para ayırmış ve üniversitelerde bu işle çalışan gruplar kurmuşlar. Biz de var mı doğal dili koruma politikası? Sanmıyorum varsa bile kendilerinden başka kimsenin haberi yok ki benden bir iki nesil alttaki gençlik &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gnçtrkcll&lt;/span&gt; gençliği oldu.  Artık nasılsınız demek yok nbr var. Lokanta kelimesi sadece esnaf lokantaları için kullanılıyor geri kalanların hepsi restaurant oldu. Berber mi dedin o ne ki? Artık hepimiz kuaförüz. İndirim yazmak zor geldiğinden dükkanların önüne Sale diye yazı asıyoruz. Geri çevirmek, kabul etmemek o kadar saçma bir kelime ki iki kırık İngilizce bilen "refuse etti" diye konuşuyor. Mahallenin bakkalının bile dükkana nasıl bir İngilizce isim bulsam diye uykuları kaçıyor.  Maşallah Türkçe dediğin yarı Arapça-Farsça yarı İngilizce-Fransızca bir dilmiş haberim yok. Dediğim gibi birilerinin Türkçe için bir koruma politikası varsa  bile kimsenin haberi yok.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiyede bir olumsuzluk havası var. Hep başkalarının kötülerini görüp biz onlardan iyiyiz diye böbürlenip durmak neden? Biz iyiyiz süperiz şahaneyiz. Hiç eksiğimiz yok hatta fazlamız var. Bak bakalım ülkene alıp ta kullanabileceğin hiç mi iyi yanı yok dünyanın onlarca ülkesinde. Al kullan daha iyi ol. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye Malezya olsun. Dilini korusun.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye İran olsun. Sineması dünyaca ünlü olsun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;Türkiye Fransa olsun. Dışarıda sular seller de aksa insanlar parmak arası terliklerini giyip çıkabilsinler. Pazar günü alışveriş merkezleri bile kapalı olsun. O gün herkes dinlensin.&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye Amerika olsun. Özel araştırma merkezleri kurulsun. Araştırma geliştirmeye dünyanın parası yatırılsın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye Rusya olsun. Bir kere de buz patenidir jimnastiktir gibi oyunlara  sporcu yetiştirsin. Olimpiyat oyuncusunu bile ithal etmesin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Türkiye kendi eksiklerini görmeyi bilsin herşeyden önce. Farkındayım eksik görmek zor iş. Göreceksin düşüneceksin çözüm üretip çalışmaya çalışacaksın falan. Diğer türlüsü kolay ama nereye kadar....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-6076504610012014945?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/6076504610012014945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=6076504610012014945' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6076504610012014945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6076504610012014945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/10/turkiye-malezya-olur-mu.html' title='Türkiye Malezya olur mu?'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5359865326497076565</id><published>2009-10-06T02:03:00.002+03:00</published><updated>2009-10-06T02:39:06.477+03:00</updated><title type='text'>Bir dakikada neler yapılabilir?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Annemler geldi şükür çok şükür. Onların gelmesiyle blog aleminden koptum o oldu. Akşam eve gelince konuşacak insan olunca haftasonları da onları gezdirme bahanesiyle dışarı çıkınca vallahi vakit kalmıyor iki satır yazı yazmaya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet beyler komik bir şey oldu çıktı. Çok eğleniyor anneanne ve dedesiyle. Arkamdan ağlayan çocuk artık umursamıyor bile evden çıkıp gitmemi. İnanılmaz bir hareketlenme dönemindeyiz. Saniye yerinde durmuyor. Babam gidince annemin tek başına nasıl başa çıkacağını düşünüp duruyoruz şimdiden.  Bizdeki durumların şimdilik kısa özeti budur.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bunu 10 gün kadar önce çekmiştim. İşte tanıştığım sekiz aylık oğlu olan Hollandalı arkadaşım beni haftasonu parka davet etti. Gel oğlanları tanıştıralım diye. Sosyalleşeceğiz diye pek sevindik fakat iki saatlik gezimizin bir yarısında Ulis diğer yarısında Ahmet beyler uyuduğu için çocuklar pek kaynaşamadı ama biz uzun uzun lafladık. Anne dünyanın her yerinde anneymiş. Bu kadar mı ortak konu ve dert olur şaştım kaldım. Bu sohbeti ben Türkiyede sekiz aylık oğlu olan her arkadaşımla yapabilirdim. En kısa zamanda tekrarlarız diye sözleşip ayrıldık. Bana ilaç gibi geldi. Üstümdeki ölü toprağını attım o gün. Videomuzda sosyalleşmeye giderken tren istasyonunda bekleme esnasında çekildi. Oğlum artık rutine bağladı bunu.  Kışa ne halt edeceğiz diye düşünmeden duramıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-43f9e7601b60fa1" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v18.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D043f9e7601b60fa1%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330206089%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1D7B7938804F76CDBC4D93A25CDB210D37410397.6EC18D5C675692AED5F8B3A48057117D5111D6B%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D43f9e7601b60fa1%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DWovoa3wZygViPPy6rXvNnySRffE&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v18.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D043f9e7601b60fa1%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330206089%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1D7B7938804F76CDBC4D93A25CDB210D37410397.6EC18D5C675692AED5F8B3A48057117D5111D6B%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D43f9e7601b60fa1%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DWovoa3wZygViPPy6rXvNnySRffE&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5359865326497076565?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5359865326497076565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5359865326497076565' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5359865326497076565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5359865326497076565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/10/bir-dakikada-neler-yaplabilir.html' title='Bir dakikada neler yapılabilir?'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-3566794376976882288</id><published>2009-09-29T22:42:00.001+03:00</published><updated>2009-09-29T23:41:31.940+03:00</updated><title type='text'>Hikayenin sonu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kız çok iyi biri demiştim ya. Araya 7si 40ı girer de kız isteme taa iki ay sonraya atılır diye bekledi. Pazar gecesinin geçmesini... Kız Pazartesi gününün gecesi bedenini bu dünyaya bırakıp ruhlar alemine geçti. Çok şükür ağırlaşmasından sonra çok çekmedi. Ölüm onun için bir kurtuluştu kurtuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayınvalide cenazesine misafir gibi geldi. Zaten kız da kesinlikle istemiyordu ıonu cenazesinde ama kimse söyleyemedi. Gelmemesini.. Kızdan rol çalmak istercesine bir gece önce yaptıkları nişanı herkese duyurmaktan çekinmedi. Her cenazedeki bayılma senaryosunu oynadı. Sonra kızın büyüğü 13 küçüğü 9 yaşında iki çocuğu ardında bırakarak aynı misafirlikle oradan ayrıldı. Şimdi bu çocuklara kim bakacak belli değil. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Okuyup ta duasını esirgemeyen bütün herkese de minnettarım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-3566794376976882288?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/3566794376976882288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=3566794376976882288' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3566794376976882288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3566794376976882288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/hikayenin-sonu.html' title='Hikayenin sonu'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8636734053566295322</id><published>2009-09-27T00:13:00.002+03:00</published><updated>2009-09-27T01:16:40.465+03:00</updated><title type='text'>Bir hikaye</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kız zor bir hayat geçirmişti. Ailesinin durumu hiçbir zaman iyi olmadı. Büyük ihtimal ilkokul mezunuydu.  Belki ortaokul. 15-16sında fabrikalarda çalışmaya başlamıştı. 20lerinde bir çocuğu sevdi. Ailesi çocuğu başkasıyla evlendirmek istiyordu. Gizlice evlendiler. İstenmeyen gelindi. Kayınvalide ele güne rezil olmamak için düğün yaptı onlara. Geline istenmediği açıkça bildirilsin diye babasının evinden çıkartmaya sadece kayınvalidenin (İlknurun deyimiyle) bacısının kocası gitti. Hiç kimse bir genç kızın o zaman neler hissedebileceğini düşünmemişti. Kocasıyla kötüsü bol olan bir hayat geçirdi. Önce bir kızları oldu ardından da bir oğulları. Oğullarının adını kocasının vefat etmiş (iyi ki de etmiş te ardından gelen rezillikleri görmemiş) kayınpederinin adını koydular. Çalışmak için şehirler değiştirdiler. Olmadı bir türlü, memleketlerine geri döndüler. Kızın bütün iyiliğine rağmen istenmeyen gelinliği hiç bitmedi. Şükür ki ne şirret bir görümcesi vardı (görümcesi yoktu zaten) ne de eltisi. Hatta eltisiyle çok iyi anlaşırlardı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kızın annesi göğüs kanseriydi. Yıllarca onu hastanelere o getirip götürdü. Sonra bir öğrendi ki o da göğüs kanseri. Tedaviler başladı. Kemoterapi gördü. Saçları döküldü. Peruk aldı kız kendisine saçsız görünmesin diye. Kına gecesine, düğüne katıldı o peruğuyla. Kına gecesinde gelinle traji-komik bir sohbetleri bile oldu. Arkasından yıllarca bol bol gülünen. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Durumları yoktu ya ondan bırak Amerikaya gitmeyi İstanbula bile gidemedi tedavi olmak için. Oldukları şehrin Tıp fakültesiydi bütün umutları. Gögsünü alacağız dediler. Sonra dediler ki kanser temizlenmiş. Rahat bir nefes aldılar belki. Gögsünün alınmasına içerlediyse de sevindi belki de kız bu lanet hastalıktan kurtulduğuna. Aradan zaman geçti biraz. Doktorlar bu sefer pankreasta gördüler o lanet şeyi. Tekrar başladı tedaviler. Bir ara bıraktı kız tedavileri ne olacaksa olsun diye. Çok yorulmuştu belki de. Sonra gene dayanamadı tekrar başladı tedaviler. İki tane çocuğunu düşünüyordu belki de. Bırakacağı kimi vardı ki onları. Zaten çocuk dediğin kime bırakılır ki. Annenin canları ciğerleri. Son ara işler kötüleşmeye başladı. Kan sayımları hep düşük çıktığı için tedaviler yapılamadı. İlaçlar verilemedi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kız herşeye rağmen çok güleryüzlüydü. Bilmediği şeyleri duyduğunda yüzünde muhteşem bir şaşkınlık belirir. "Yaaa öyle mi" derdi. Çok hoş bir konuşması vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavilerin bu noktaya geldiği zamanlarda ömrüm yetmez belki göremem diye oğlunun sünnetini yaptı. Çok eğlendi o gece. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kendisine hastalığı yüzünden gezmeye geleceğini çok geç bildirenlere sakın hazırlanma diyenlere bile bin çeşit yiyecek hazırlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklı fikri kızının okumasındaydı. Kendi gücünün yettiğince çaba gösterdi. Derdi yetmezmiş gibi onun için üzülüp dururdu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kız sonra kendini dine vermeye çalıştı. Kuran öğrenmeye başladı. Dili döndüğünce becebildiğince elinden geleni yaptı. Belki de hastalığının etkisiyle. Bir ara saçlarını bile kapattı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kız bebek mevlütlerine de katıldı. Çakma lohusanın yanında oturdu. Onun bebeğini sevdi, kucakladı uyutmaya çalıştı. Hadi elden ele gezdirelim denen kısmında lohusanın da ricasıyla bu saçmalıktan bebeği korudu. Maddi gücü hiç yoktu ama gene de kendilerine hediyelerin en iyisi götürülmesine rağmen bebeğe bunu layık görmeyen çok akrabanın aksine o gücünün o kadar ötesinde hediyelerle geldi ki  arkasından saatlerce düşündürttü.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir yıl önce kendi hastalığı azmış gibi gelir olsun diye 80 küsurlarında bir teyzenin bakımını aldı üstüne herşeyiyle. Ne yapabilirim üç beş kuruş gelsin diye.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kızın hayatı bir peri masalı değildi belli ki. Kız kötüleşti de kötüleşti. Ramazanda evlerine uğrayan bacının kocası onu hiç iyi görmedi. Hatta bayramda görüşürüz temennisine "inşallah, bakalım enişte" cevabını aldı. Ve kız haklı çıktı. Bayramda kız çok kötüleştiği için hastaneye kaldırdılar. Sarılık siroza dönmüştü artık. Doktorlar hiç ümit vermediler. Su alındı biraz vücudundan. Biraz rahatladı. Hatta bayramın üçünü günü kocasından poaça istedi diye dünyanın dört bir köşesinden sevinenler oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayınvalide bayramın ikinci günü geldi sadece. Kız gelmesini istemiyor aslında. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ondan sonra işler maalesef daha da kötüleşti. Kız gözlerini yumdu açmıyor. Belli ki vücudunda dayanılmaz acılar var. Karnı şişmeye devam ediyor, yüzü soldukça soluyor. Doktorlar kocasına artık hazır mısın? diye soruyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Peki hikayenin başından beri bir daha bahsetmediğimiz kayınvalide ne yapıyor?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;a) Kızın başından hiç ayrılmıyor. Her işine koşuyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;b) Evinde açmış kitabını elinden geldiğince kız için dualar edip yalvarıyor Allaha. Göz yaşı döküyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;c) Pazar akşamı en küçük oğluna kız istemeye hazırlanıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son şıkka bakıp ta aaaaa olur mu demeyin. İnsanlık ölmüş. Cenazesini kaldıran yok da bir kız orada ölüyor kayınvalidenin elinden ne gelir. Hayat devam ediyor. "Show must go on." &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Utanmasam yazacağım ki bu bir hikaye değildir. Gerçek hem de en acısından gerçek bir olaydır. Ama utanıyorum bu kızın benim yengem, kayınvalidenin ise öz be öz teyzem olduğunu yazmaya. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sadece  düşünüyorum. Nasıl olabilir de birinin aklına bu ortamda kız istemek gelir diye.... Ya da orada birinin ölüm döşeğinde yattığını bile bile sizi kız istemeye kabul eden aileden ve kızlarından ne hayır bekliyorsunuz diye.  &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şefika ablamı çok çok iyi tanımam. Büyük olaylarda görüşürdük daha çok. Bir de ben buraya gelmeden önce veda etmek için gitmiştik onlara. Ben o şehirden ve adının yanında akraba sıfatı bulanan insanların çoğundan koptum çok şükür  ama annemlerden bütün haberlerini alıyorum hala. Şefika abla burada onu yazdığımı bilse gene yüzünde o şaşkınlıkla "yaaaa" der ve kocaman gülümserdi muhakkak. Keşke keşke o yattığın ölüm döşeği olmasa. Keşke ben geldiğimde hayatta olsan capcanlı ve ben sana gösterebilsem şu yazıyı. Hiç olmayacak şeyler istiyorum ama seni bu halinde gören kardeşimin halini düşündükçe hatıramda hep iyi halinle kalmanı tercih ediyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Niye bu kadar aile sırrını ortaya döktün derseniz. Bu oğluma bırakmak istediğim birşey değil belki bir süre sonra silerim bile bu yazıyı ama şuanda sadece ve sadece belki birilerinin dua etmesine vesile olurum diye. Onun acılarını dindirmesine belki biraz yardımı dokunabilirse......&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8636734053566295322?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8636734053566295322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8636734053566295322' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8636734053566295322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8636734053566295322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/bir-hikaye.html' title='Bir hikaye'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-2007823036956560648</id><published>2009-09-25T21:02:00.000+03:00</published><updated>2009-09-25T21:59:30.132+03:00</updated><title type='text'>11. Ay biterken</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bugün oğlum 11 ayını da bitirdi. İnanılır gibi değil. Bundan tam 30 gün sonra bir yıl olacak doğduğu. Canımdan koptuğundan beri canıma can kattığı koskoca bir yıl.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Her geçen gün gözlerimin önünde büyümesini seğretmek hem eğlenceli hem hüzünlü. Onun yeni yapabildiği şeylere mutlu olurken zamanın bu kadar hızlı akmasına hüzünleniyorum. Allah ömür verirse yürüdüğünü, koştuğunu, okula başladığını, üniversiteyi bitirdiğini, askere gittiğini, evlendiğini, kendi çocuklarını sevdiğini de göreceğim. O zaman da zaman hızlı akıyor diye üzüleceğim belki de. Onu daha çok öpebilseydim. Daha çok kucaklasaydım bak şimdi hiçbirini yapamıyorum diye hayıflanacağım belki de... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Son bir ayda neler oldu..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Süpermen süpermen oldu :) Acayip çığlıklar atmalar, hızlı hızlı emeklemeler. Bir emekleme hızı var inanılır gibi değil. Hayırı biliyorsa da sallamıyor. Gitme çocuğum mutfağa diyorum bir duruyor gülüyor daha hızlı kaçıyor bu sefer.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P9_8c-rI/AAAAAAAAAzM/duHEu38B9J8/s1600-h/DSC00644.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385478287216409266" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P9_8c-rI/AAAAAAAAAzM/duHEu38B9J8/s320/DSC00644.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Dişler iki de kaldı. Alttan da üstten de kabarmışlar ama daha piyasa da yoklar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Hiç huyu olmayan şeyler başladı. Milletin çocuğu ek gıdaya ilk başladığında yapar benimki sonradan sonraya yiyecekleri diliyle dışarı çıkartmaya başladı. Karnı doyduğundan değil oyun olsun diye yapıyor. Baştan bağırdım bir iki kez. Kesti. Sonralarda ise ona bağırıyorum diye ağlamaya başladı. Ben de artık diliyle ilk dışarı ittiğinde kesiyorum vermeyi. Umuyorum ki vazgeçecek bu huyundan.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Altını almak işkencenin yeni adı. Pehlivanların en büyük güreş mekanı olan bir memleketten geldiğini belli ediyor kendileri. O sırt yere gelmeyecek. Çığlık çığlığa ağlayıp hop yüzüstü dönüyor emeklemeye başlıyor. Etraf rezil olacak diye aklım çıkıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Bilgisayar ekranından da olsa babasını, dedesini, teyzesini, anneannesini tanıyor. Hele dedesinin yaptıklarına kıkır kıkır gülüyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P9XkeQ0I/AAAAAAAAAzE/NTzfpUz0Pc4/s1600-h/CAM_0002.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385478276378411842" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P9XkeQ0I/AAAAAAAAAzE/NTzfpUz0Pc4/s320/CAM_0002.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Tutma hastalığı var. Herşeyi tutacak. Banyo yaparken malum yerini, diğer zamanlarda da oyuncakları haricinde herşeyi. Karar verdim kendi istemeye başlayana kadar almayacağım oyuncak. Çocuk masrafsız şeyleri seviyor. Boş ya da dolu su şişesi, cips kutusu, peynir kutusu, terlik, ıslak mendiller, mutfakta bulgur paketi, süt kutuları gibi şeylerle oynasın başka da bir şeyi gözü görmesin. Oyuncaklar dekor niyetine evde. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Sallanmaya bayılıyor. Burada onun ayına en yakın park oyuncağı öne arkaya doğru sallanan şeyler. Ben biraz sallıyorum durunca kendi kendini sallamaya başlıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P-Fh6WVI/AAAAAAAAAzU/L3XUfAyjw98/s1600-h/DSC00643.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385478288715700562" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P-Fh6WVI/AAAAAAAAAzU/L3XUfAyjw98/s320/DSC00643.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;* Diş fırçası aldım. Sapını sokuyor ağzına. Diğer yönünü çeviriyorum hadi tekrar arkasını alıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Ekmek bu aralar favorisi ver eline kemirsin dursun.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;* Mutfak favori mekan. Kaçıp kaçıp oraya gidiyor. Kapısı kapalıysa yere yatıp kilimini çekmeye çalışıyor. Bu da anamdan hayır yok bu akşam yemeği ben yapacağım modu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P-ouXO1I/AAAAAAAAAzc/wRYzVrQNp5Y/s1600-h/CAM_0007+(2).JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385478298163166034" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P-ouXO1I/AAAAAAAAAzc/wRYzVrQNp5Y/s320/CAM_0007+(2).JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;* Kucakta oturmayı hiç sevmiyor. Bazen gel azıcık oturalım diyorum. Yok illa yere inecek emekliyecek. İyi hoş tabi de. Eskiden yürümeye merakı vardı. Hep ellerini kaldırıp ayağa kalkmak istediğini belirtirdi. Şimdi ben kaldırıyorum hop yere çöküyor hemen. Emeklemek kolayına geliyor galiba. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;* Bakıcısına sorarsan baba dedi anne dedi diyor. İyi de bizim dilde mama anne demek değil ki demedim :) babababa da hep söylediği şey. Babasını yolcularken yüzüne bakıp baba demişti de kocamın ayakları onu zor bindirdi trene. Ondan beri hep söylüyor ama bilinçli mi bilinçsiz mi ben çok karar veremedim.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;Şimdilik aklıma gelenler bu kadar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-2007823036956560648?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/2007823036956560648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=2007823036956560648' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2007823036956560648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2007823036956560648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/11-ay-biterken.html' title='11. Ay biterken'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sr0P9_8c-rI/AAAAAAAAAzM/duHEu38B9J8/s72-c/DSC00644.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-2013735079769557037</id><published>2009-09-25T01:26:00.000+03:00</published><updated>2009-09-25T02:24:36.729+03:00</updated><title type='text'>Önyargılar-1</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Efendim dünkü Fransızca kursumuzun konusu önyargılardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Fransaya gelmeden önce ne gibi önyargılarımız vardı, bunlar var mıymış gerçekten?&lt;br /&gt;2) Fransızların bizim ülkemiz ile ilgili önyargıları nelermiş ve bunlar doğru mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye sordu örtmenimiz. Anlattık biz de. Tabi ingilizce olarak. Ben bu kursttan kıllanmaya başladım bu arada. Size fransızca öğreteceğiz ayağına bizi bilmediğimiz bir psikoloji deneyine soktular da üstümüzde deneme mi yapıyorlar diye düşünmeye başladım. Önümüzdeki haftaki vaziyete göre kararımı vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ilginç şeyler çıktı. Sınıftakilerin Fransa ile ilgili önyargıları üç aşağı beş yukarı şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kızlar: Sınıfımızın erkek nüfusu çok mutsuz bu konudan. Hayal kırıklığına uğramışlar. Tahmin edin bakalım bunu söyleyenlerden biri kimdi? Hintli arkadaşım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kadınların Tarzı: Valla sınıfta en söz sırası bana geldiği ve o saate kadar aklıma gelenlerin çoğu söylendiği için bunu ben söyledim. Paris modanın başkenti deyince, bir de Fransız kadınlarını kafamda pek aristokrat kurduğumdan etraf 90-60-90 mümkünse 1.80 boyunda döpiyes takım giyen kadınlardan geçilmez sanıyordum. Haklarını yemeyeyim Amerikalılardan çok daha düzgün giyiniyorlar. Hatta yaşlı Fransız teyzeler benim hayalimdekine gayet yakın giyiniyorlar ama yaşıtlarımın hali içler acısı. Birincisi beni mutlu edecek kadar çok kilolu kadın var etrafta. İkincisi giyim tarzları için söyleyebileceğim tek şey sabah gözleri kapalı olarak dolaptan eşyaları şeçip giyiyorlar. Bu kadar alakasız giyinmek başarı ister yoksa... Zaten kırk milletten insan var. Kim Fransız ayırabilene aşk olsun. Onun da etkisi var sanırım bu enteresan giyim kuşam stilinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İngilizce : Fransızlar bu konuda nasıl bir nam salmışlarsa sınıfın yarısı bunu söyledi. Fransızlar kendi dillerinden başka dillerde konuşmazlar. Dillerini yere göğe koyamazlar. Bilseler bile İngilizce konuşmazlar. Bunu geldiğimde de yazmıştım. Baştan aşağı yanlış. Bir çoğu İngilizce biliyor. Türkiyede arasan bu kadar çok konuşan bulamazsın. Ve her konuda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Anlıyor ama konuşamıyor mu o zaman işaret diliyle anlatıyorlar. Örtmenimiz "bu önemli bir konu. Ben aynı zamanda Fransızlara da İngilizce öğretiyorum. Dillerini çok önemsediklerinden değil de bir kelimeyi yanlış teleffuz etme konusunda çok büyük kompleksleri var. Hata yapmaktansa susmayı tercih ediyorlar" dedi. Bana gayet makul bir açıklama gibi geldi çünkü kendimden biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yemek: Sınıfın çoğu etlerin pişmeden servis edildiğinden şikayet etti. Umduklarını bulamamışlar. Ben bir şey ummadığımdan bulduğuma da çok bozulmadım. Geldiğimden beri burada hiç kırmızı et yemedim dışarıda ama yemekhanede gördüğüm evet etin dışı pişmiş içi resmen kırmızı duruyor. Hem bundan hem de daha ne eti diye soracak Fransızcam olmadığından hayatta en nefret ettiğim yiyecek olan balığın müptelası oldum. (Balıkların o insanın içini acıtan bakışları yok mu? Ondan yiyemiyorum ben bu mereti) Kocam iyi tarafından bak saçların cildin çok çok sağlıklı olacak diye moral vermeye çalışıyor ama nafile. İçim kalka kalka yiyiyorum onu da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ise başıma öyle bir iş geldi ki. Sanırım bir kaç gün yemekhanenin önünden geçmem mümkün olmayacak. Her zamanki gibi balıkların olduğu yerden gayet balığa benzeyen yemeğimi aldım. Masaya oturduk. Ben bir yudum aldım yemeğimden ama bana bakan o gözleri gördükçe yaw dur bi sorayım dedim. Masadakilere bu balığın çeşidi ne olaki diye sordum. Japon bir kız bir şeyler dedi ama anlamadım sandım. Konduramamışım oysa. Yengeçmiş yediğim :( Allahım neydi günahım şeklinde geri kalan şeylerden tat almaya çalıştım ama yok zehir oldu öğle yemeği. Piti piti kumsalda yürüyen yengeçler düşünmekten yiyemedim hiçbir şey. Neden koyun, kuzu, tavuk ta değil de deniz ürünlerinde ben böyleyim of offf.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Molalar: Biz Fransızları çalışır bilirdik. Çok mola veriliyor işlerde günün yarısı molayla geçiyor diye şikayet etti Hintliler. Hangi akla hizmet şikayet ettiklerini anlamadım. Valla bu konuda pek hak vereceğim onlara. Bir öğlen yemeği dediğin 1.5 saat sürer mi kardeş. Sabah ve öğlen kahve molalarını saymıyorum bile. Sabah işe gitme saatimi yazarsam Türkiyeden Fransaya beyin göçü başlayacak ondan korkarım. Molalarda kalkıp gitsem gruptan ayrı durduğumu sanacaklar diye bir yere de kaçamıyorum. Bazen çok keyifli sohbetler oluyor ama bazen de 1.5 saat Fransızca dinle dur. Arada laf atan olursa ne ala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İdari İşler: Çok ağır ilerliyor diye duymuştum dedi biri. Örtmenimiz de dahil bunun bir önyargı değil gayet gerçek bir tespit olduğuna dair mutabık olduk sonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Futbol: Hintli bir oğlan dedi ki ben Fransanın futbolunu meşhur bilirim. Zidanı dünya tanır ama gel gelelim bizim ofiste tek Fransız yok futbola ilgi duyan. Ne oynuyorlar ne seyrediyorlar dedi. Hiç uzmanlık alanım değildir. Çok şükür koca tarafından da kültürlenmiyoruz bu konuda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gelişmişlik: Çinli bir kız ben Fransayı çok daha modern, gelişmiş bir ülke sanıyordum. E bizden bir farkınız yok dedi. O da benim gibi kafasında ne kurduysa. Birincisi her şehri aynı mıdır bilemem de. Pariste kural çok uygulayan yok. Kaldırıma, bebek arabalarını kaldırımdan indirmek için özel olarak eğimli yapılmış yaya geçitlerine araba park etmek pek moda burada. Ceza keseni de yok demek ki insanlar bu kadar rahatlar. Ahmedi bakıcısına götürürken acayip sıkıntı yaşıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sık aralıklarla metal kutular var. Köpeğini dışarı çıkartan çekip oradan bir poşet alsın da hayvanın pisliğini içine koysun temiz olsun etraf diyerekten. O kadar çok köpek sahibi var daha bir tanesini görmedim o poşetlerden alırken. Asla temizlemiyorlar. Sokaklar hayvan pisliği dolu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Demişlerdi inanmamıştım. Arabalar park etmek için gerçekten öndeki ve arkadaki arabaya çarpa çarpa girip çıkıyorlar park edecekleri yere. Daha bunun gibi bir sürü şey var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransizlarin bizlerin ülkeleri ilgili onyargilarina gelince onu da yarın yazarım artık... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-2013735079769557037?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/2013735079769557037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=2013735079769557037' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2013735079769557037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/2013735079769557037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/onyarglar-1.html' title='Önyargılar-1'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-394614650003431021</id><published>2009-09-22T23:41:00.003+03:00</published><updated>2009-09-23T00:22:22.655+03:00</updated><title type='text'>Je m`appelle Ilknur</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Temmuzun ortasında mezun olduğumu varsayarsam şunun şurasında iki ay geçmişti öğrencilik kariyeme son vereli. Göbek bağımı okula mı gömmüşler ne. Yeniden okullu olduk sınıfları doldurduk. Buraya beni çağırırken gel Fransızca bilmesen de olur diye pazarlayan patronumun iş genelinde pek etkisi olmadığından bütün haberleşme Fransızca yapılıyor. Sunumların bile çoğu öyle. Aslında beni saçma sapan bir sürü şey dinlemekten kurtarsa da haberleşmede ve öğlen yemeklerinde biri acıyıp ta benimle İngilizce konuşmadığı sürece bütün olaylara Fransız kalamıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hazır işyerinin kursları da var diye yazıldım. Bugün de başladık derslere. Hiç şakaları yok. İmza alıyorlar her ders. Gelmeyene ne yapıyorlar pek fikrim olmasa da. Bu benim ömrü hayatım boyunca Türkçeyi de sayarsak öğrenmeye niyet ettiğim 5. dil. Hangisini çok iyi konuşuyorsun derseniz hiçbirini diyeceğim fakat niyet önemli değil mi? Standarttan başladık. Ben kimim, nereden geldim, bu kaç para, iyi günler, iyi akşamlar diyebiliyorum artık ki Almanca ve Arapça da bundan öte de gidemedim :) &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Buraya geldim geleli bol kahkahalı geçirdiğim ilk gün bugündü. Ne zamandır eğlenmemiştim bu kadar gülmekten gözümden yaşlar aktı. Cem Yılmaz kıvamındaki hocamızdan tutun da sınıfın yarısından çoğunu oluşturan Hintli ve Çinliler herkesi kırdı geçirdi desem yeri. 15 kişilik sınıfın 4ü Hintli (ki pek şakacı tipler çıktılar) 6sı Çinli. Dünya nüfusundaki yerlerine orantılarsak çok ta enteresan bir durum değil tabi. Hocamız olan kızcağızın isimlerimizi hatırlamak için çağrışım yapabilmesi için birşeyler söylememizi rica etmesi üzerine Çindeki sülalesini anlatanlar mı istersin, masaya resimler koyup içinden iki tane seçin ve niye seçtiğinizi bana anlatın demesi üzerine 40ına merdiven dayadığını düşündüğüm Hintli bir adamın çıtır bir Fransız kızın tek başına bankta oturur resmini seçip "benim geleceğimi simgeliyor, o benim gelecekteki eşim, yanlız oturmuş beni bekliyor" demesini mi istersin. Adı Miltos olan bir çocuğun Hiltondan aklınızda tutun demesi üzerine Paris Hilton mu diye soran aynı Hintliyi takdir ettim. Abinin evlenme yaşı gelmiş geçiyor acilinden bir kız bulmak lazım.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Benim çağrışımım hepsinden kolay geldi hocama (ismi Santhana olan bir Hintli oğlanın da Carlos Santhanadan çağrıştırılması hariç) . Kulakları çınlasın ilk İngilizce öğretmenim her "ignore" deyişinde yerimden sıçrardım şimdi bana soru soracak diye. İsmimi de her daim şiveli söylediğinden ikisini ayırabilmem biraz zaman almıştı. Resim niyetine de bir çocukla babasının el ele tutuşmuş bir resmi (Burada geçen gün Esranın tavsiye ettiği Alamanya treni fona girer:P) ile bir kütüphane resmi seçtim. İlk resim oğlumla kocamı simgeliyor ikincisi de bu kurs bittiğinde fransızca bir şeyler okuyabilirim belki diye dedim :P Milletin yaptığı onca geyiğin üstüne pek ciddi kaçtı ama elimin altında onlar vardı ya da bilmem benim elim onlara gitti. &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Diğerlerinin dakikalarca kıvranmasına rağmen Fransızcada u diye yazılıp ü diye okunan harfi rahatlıkla çıkarıp hocamdan bir de aferim aldım günün bonusu olarak... Çok eğlenceli bir sınıfa düşmüşüm. Haftada iki gün terapi niyetine. Sonunda biraz da Fransızca öğrenirsem yanıma kar kalacak işte...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-394614650003431021?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/394614650003431021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=394614650003431021' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/394614650003431021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/394614650003431021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/je-mappelle-ilknur.html' title='Je m`appelle Ilknur'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8049070504919143234</id><published>2009-09-21T20:52:00.004+03:00</published><updated>2009-09-21T21:58:19.604+03:00</updated><title type='text'>Bayram Şekeri...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt; Bu aralar sokaktaki vaziyetimiz budur. Hergün itinayla ben çorabını ayakkabısını giydiriyorum. Bakıcısına gidene kadar o aynı itinayla çıkartıyor. Sonra aynı itinayla sokağa atmaya çalışıyor. Kadın da üstü mont giydirilmiş çocuğu neden çıplak ayakla getirdiğimi merak eder gözlerle bakıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfIoz9KrdI/AAAAAAAAAyc/KRCKCSwieOU/s1600-h/DSC00636.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383992483011800530" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfIoz9KrdI/AAAAAAAAAyc/KRCKCSwieOU/s320/DSC00636.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt; Daha kaç gün önce Kuzey Tana akıl verme şu blog bebelerine demiştim. Geç kalmışım. Benimki almış tiyoyu çoktan. Burada damacana da olmadığından rahatlıkla evirip çevirebiliyor. Hatta üstünden atlamaya bile niyetleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfIoCgvZzI/AAAAAAAAAyU/NHNYpXHg724/s1600-h/CAM_0003.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383992469739235122" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfIoCgvZzI/AAAAAAAAAyU/NHNYpXHg724/s320/CAM_0003.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt; Bu da bayram şekeri...  Ramazanın başında almıştım bayramlıklarını. Kötü bir bayram günü geçirdik. O huysuz ben mutsuzduk. Baktım ev bastı bizi. Hadi dedim yürü parka gidiyoruz. Velakin buranın parkları pek çocuklara göre değil. Mesela şu zımbırtı bile 18 ay üstü için. Salıncak zaten yok. kaydıraklarda üç yaş üstü için. Mecbur bununla eğlendik azıcık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfInzr44HI/AAAAAAAAAyM/1tr_T780PsE/s1600-h/DSC00639.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 240px; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383992465759461490" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfInzr44HI/AAAAAAAAAyM/1tr_T780PsE/s320/DSC00639.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfIpRwWjmI/AAAAAAAAAyk/HBWBqppZMd8/s1600-h/DSC00638.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383992491011116642" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfIpRwWjmI/AAAAAAAAAyk/HBWBqppZMd8/s320/DSC00638.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu da babasını Skypeda gören Ahmet bey.... Nedense çekmediğim zamanlarda daha çok malzeme veriyor. Ben kamerayı açar açmaz formdan düşüyor. Ayrıca hem yönetmen hem baş rol oyuncusu olma heveslisi sanatçılara da helal olsun diyorum. Pek zormuş iki işi becermeye çalışmak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-c5cae9bcb2ad121e" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v6.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dc5cae9bcb2ad121e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330206089%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D226E3A4D4017FA12B762BAD37C2E90B4C6AE45A8.13BBF15EBE9A62FDC310B76B14771E8EBC3BEEE%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dc5cae9bcb2ad121e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DLWM_3PImpvxwk65tmcQ9wvCaigg&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v6.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dc5cae9bcb2ad121e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330206089%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D226E3A4D4017FA12B762BAD37C2E90B4C6AE45A8.13BBF15EBE9A62FDC310B76B14771E8EBC3BEEE%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dc5cae9bcb2ad121e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DLWM_3PImpvxwk65tmcQ9wvCaigg&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Not: Gelemedi....Olmadı kısmet değilmiş demekten başka çarem yok. Elinde değildi ama ben o kadar hazırlamışım ki kendimi. İnanılmaz bir hayal kırıklığı yaşadım. İyi düşün iyisi olsun felsefesini kötüyü düşün iyi olursa sevinirsin felsefesi ile değiştiriyorum artık.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8049070504919143234?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8049070504919143234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8049070504919143234' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8049070504919143234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8049070504919143234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/bayram-sekeri.html' title='Bayram Şekeri...'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/SrfIoz9KrdI/AAAAAAAAAyc/KRCKCSwieOU/s72-c/DSC00636.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-3086610465925726663</id><published>2009-09-18T21:06:00.000+03:00</published><updated>2009-09-18T22:15:54.202+03:00</updated><title type='text'>Bana kaderimin bir oyunu mu aldı sevdiğimi verdi zulumu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hazır olun işte bendenizden bir depresif yazı daha. Amma velakin bu sefer çok eğlenerek yazıyorum bu yazıyı :) Deliliğe vurdum işi. Ben akıllı olup kırk deliyle uğraşacağıma deli olayım da akıllılar benlen uğraşsın diyerek.&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Nedir garp çephesinden son haberler.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Kocamın bayram için gelip gelemeyeceği gelirse ne zaman geleceği hala belli değil. Bayramda gelemezse daha ileri bir tarihte annemi o getirecek. Buraya geldiğinde uygun iş bulabilecek mi?&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Bana söyledikleri ama Ahmed hastalandığı için Cuma günü arayamadığım iki ev de kiralanmış ve şuanda ellerinde başka da ev yok. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Oturma izninden hala haber yok. İştekilere arayın sorun bir kere daha bir buçuk ay oldu ses seda yok dedim. Çok yoğun olduklarına ve lütfen biraz daha sabırlı olmam gerektiğine dair bir cevap aldım. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Neredeyse iki aydır çalıştığım işyerim hala bana yemekhane kartı çıkartmadığı için yemekleri herkesten daha pahalıya alıyorum. Ne zaman çıkacak Allah kerim. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Bugün işte öğrendim ki Ekimde iş seyahati varmış. Üç gün. Ben gelmesem dedim. Yok illa gelmen lazım. Projedekilerle tanışacaksın hatta üstüne bi de sunum yapabilirsin dediler. E bu oğlan emiyor hala beni diyemedim. Zaten kardeşim döneceği için annem katiyen yalnız kalamaz. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Son konuşmalarda annemle kardeşim geliyorlardı beraber eğer kocacım bayramda gelirse. Bir baktık o işte yattı. Kardeşimin işleri karıştı ve onun yerine babam gelecek. Geliş tarihleri biraz ileriye atılabilir. Madde bire bağlı olarak. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Bakıcımıza ay sonunda bırakacağız dedik. O da öyle bildirmiş. Şimdi ay sonunda herhangi bir gün biri kontrole gelecekmiş. Bebek nasıl diye ama hangi gün geleceği meçhul. Ziyareti öne de çekemiyormuşlar. Ahmedi ay sonuna kadar getirebilir misin diyor. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Her gece saat yedi yedi buçukta uyuyan oğlum dün gece ağlayarak on ikiye kadar uyumadı. Ateşi yok çok şükür ama kabarık diş te yok. Neden huysuzlanıyor anlamadım. Diş mi geliyor başka bir şey mi?&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Kurban bayramında Türkiye'ye gelmek istiyorum. Annemin dönüş biletini de buna göre alacağım. İş yerinde bir yoğunluktur gidiyor. Bir türlü soramadım cesaret edip. İzin verecekler mi vermeyecekler mi?&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bir çırpıda aklıma gelenler bunlar. Ben belirsizliklerden nefret ederim ama iki yıldır bunlarla yaşıyorum. Hamile miyim? Doğum nasıl olacak? Bu çocuk ne zaman doğacak? Doktora ne zaman bitecek? Vize ne zaman çıkacak? Ahmedin dişleri ne zaman çıkacak? derken rahat ederim sanmıştım. Yok ben nefret ettikçe belirsiz durumlardan gelip beni buluyorlar. Sadece sadece bir hafta sonrasını görmek istiyorum. Yapacak bir şey yok, madem kaçamıyorum arabeske bağladım işi. Başlıktaki şarkıyla başladım. Ardından Batsın bu dünya ile devam edeceğim sonrasında sanırım Neden saçların beyazlamış arkadaş gelecek :) İşin komik tarafı bu kadar karmaşanın içinde bana bir mutluluk geldi. Herkese gülücükler saçıyorum. Kulakları çınlasın üniversitede bir oda arkadaşım vardı. Platonik durumlardan dertlenir gider içer sonra da böyle koca bir gülümseme ile odaya gelirdi. Bir sürü de veciz söz ederdi tabi o çakır keyiflikle. "Ah ah içene değil içirtene bakacaksın." "Bu kafayla su bile içsen çarpar adamı" şeklinde. Ben de yazana değil yazdırtana bak diyorum ve suyu açıp denemelere başlıyorum:P&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yok yok bir iki güne kalmaz Ahmed beylerin şahane bir videosuyla dönüş yapacağım :) Olaki videoyu koymamış olursam bu demektir ki kocam geldi geziyoss tozuyoss adios olaylarına girdik. Eşe dosta "Allah sizi inandırsın bir bayram Paristeyiz ay şöyle de bir şey olmuştu canımm" şeklinde hava atacağımız günler için anı biriktiriyoruzdur :P&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Herkesin Ramazan bayramı kutlu olsun ayrıca. Ramazan bayramına Şeker bayramı denmesinden nefret ediyorum. Nasıl çıkmış hiçbir bilgim yok. Çocukların şeker toplamasından falan geliyorsa onu kurban bayramında da yapıyorlar. Yılbaşında alternatif olsun diye Mekkenin fethini kutlayanlar ne kadar abes kaçıyorsa önünde Ramazan ayı olması sebebiyle kutlanan bir bayrama da Şeker bayramı demek o kadar abes geliyor bana. Bir rahatsızlığın varsa bayramın adından kutlama gitsin koy tepkini, ben işe gidiyorum kardeşim desene ama külli tatilci bir millet olduğumuzdan kaçırmayız hiçbir tatil fırsatını. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nereden geldim ki ben buraya yıllardır içimde uktedir çünkü şimdi elime fırsat geçti yazayım bari. Öyle biri vardı çocukluğumda, hiç unutmam. Ramazan yetmez Kurban bayramında da hayvanların kurban edilmesini canilik (ki bahsettiği şu televizyonlara çıkan rezillikler de değildi) olarak bulurdu (kendi vejeteryan falan değil et yemeği gayet severdi) ve bunu bize üşenmeden her bayram ona kurban götürdüğümüzde yapardı. Anneme kaç defa demişimdir onlara gene vermeyelim diye ama komşu diye zorla gönderirdi o da. Büyüğümüz diye sesimizi çıkartamazdık ama içten içe bitse de gitsek ve bir dahaki bayrama kadar görüşmesek diye beklerdik. Bu caniliği desteklemeyen şahış bayramda ne yapacağının planını herkesten önce yapardı. Ta oralardan geldim buraya işte. Yüzüne söyleyemedim. Arkasından yazıyorum :) Ha şimdi ki aklım olsa söylermişim hepsini yüzüne. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yine de bayramınız şeker gibi geçsin hatta benim için de iki baklava dilimi götürün. Bir daha ne zaman yerim annemin canım ev baklavalarını kısmet bakalım?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-3086610465925726663?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/3086610465925726663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=3086610465925726663' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3086610465925726663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/3086610465925726663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/bana-kaderimin-bir-oyunu-mu-ald.html' title='Bana kaderimin bir oyunu mu aldı sevdiğimi verdi zulumu'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8991883694075298029</id><published>2009-09-15T23:02:00.003+03:00</published><updated>2009-09-16T11:52:33.410+03:00</updated><title type='text'>Empati</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ne zamandır yazmak istediğim ama araya çılgın ev sahibim ve Ahmet beylerin hastalığı girdiği için yazamadığım bir şey var. Kafamı delicesine kurcalayan. Yalnızlığın bana bir faydası olduysa o da bol bol düşünmeye fırsat bulmuş olmam. Yalnız kaldığımdan beri ise damdan düşeni ancak damdan düşer anlar misali kafamda hep yalnız anneler var. Daha önce hiç bu kadar düşünmemiştim. Aynen hamile kalmadan hamileleri, doğurmadan önce de yeni doğum yapmış kadınları görmediğim gibi yalnız anneleri de hiç görememişim. Şimdi ise aklımdan çıkmıyorlar. Ben yine de ne yaparsam yapayım kendimi tam olarak onların yerine koyamam ama elden geldiğince anlamaya çalışıyorum. Ben belki de yalnız anneler için de en şanslısıyım. Buraya gelmeye zorlanmadım, düşündüm taşındım ve doğru olduğuna karar verdiğim şeyin peşinden geldim. Kocam yanımda olmasa da umudum var bir araya gelebilmek için. Haftasonu gelme ihtimali var ve beni şimdiden uyku tutmuyor onu görebilme ihtimalinin heyecanından. Bana onun gibi eli çabuk, iş bitiren, canı burnunda bir kadın olmadığım için çok kızsa da benim için düzenini evini bozup gelecek olan bir annem var. Hem bana hem de torununa yardım etmek için. Gelince nasıl da güzel olacak diye şimdiden hayaller kurduğum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi benim kocaman bir umudum var. İyi şeylere dair. Peki bu umudu bile elinden alınmış, yalnız olmak zorunda olan anneler ne yapıyorlar? Kocalarından boşanmış, kocaları vefat etmiş kadınlar. Kimi öyle boşanmalar yaşıyor ki yeni kurmaya çalıştıkları hayatlarında da peşlerini bırakmayan acılarla ayrılıyorlar kocalarından. Ya hiçbir canlı ya da cansız varlığın haketmediği şiddete maruz kalanlar, ya karşısındakini aldattığını sanarken aslında kendi deli gibi aldanan kocalarını farkedenler, ya bütün bunların üstüne ailelerinden zerre kadar destek göremeyenler, ya canı gibi sevdikleri kocalarını bir şekilde serseri bir kurşuna, bir kansıza, bir canavarın dikkatsiz bir anına teslim edenler. Bu kadınlar ne yapıyor yeni kurmaya çalıştıkları hayatlarında? Gece yastığa başlarını koyduklarında akıllarından neler geçiyor? İyi güzel anılar? Kötü karanlık sonlar? Ve bu annelerin çocukları. Onlar neler yapıyor dünyaya hangi gözlerle bakıyorlar? Düşünmeye çalışıyorum. Büyük ihtimalle bu kadınların çoğu evlilik hayatlarında evlerini de tercih etseler başlarına böyle bir şey geldikten sonra bir gelir sahibi olmak için çalışmak durumundalar. Küçükse çocuklarını çok ta ince eleyip sık dokuma şanslarının olmadığı insanlara bırakmak belki de kazandıklarının büyük çoğunu bunun için harcamak zorundalar. Kendilerine ne kadar zaman ayırır? çocuklarına ne verirler? Küçük çocuk bakımı belki daha kolay, çok soru sormuyorlar ama büyüklere ne cevap veriyor bu anneler, yeni hayatları ile ilgili? Yaşadıkları yetmezmiş gibi toplumun bir kısmında da dışlanıyor kimi zaman itilip kakılıyor bu kadınlar bu yalnızlıkları yüzünden, bir kısmı daha da iğrencine maruz kalıp kolay lokma olarak görülüyor. Yeni hayatı kurmaya çalışmak bir veya daha fazla çocuğa bakmak, onlarını geçimini sağlamak derken bir de toplumun yargılarıyla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Ve bir çoğumuz da bu kadınlar yokmuş gibi davranıyoruz aynen benim şu geçen ayın başına kadar davrandığım gibi. Hayat bazı kadınlar için çok ama çok zor. İnsanlar nasıl depresyona giriyorlar anlayabiliyorum artık. O kadar kırılgan o kadar naif oluyor ki insan herşey yolunda gitsin istiyor. Sorunlar üst üste gelince de beyin kendini zorlamaya başlıyor ve bir noktadan sonra bu yükü çekemez hale geliyor. Ben bunu düşünüyorum günlerdir. Trende giderken yolda yürürken hiç aklımdan çıkmıyorlar. Gözleri yılgın kadınlar ve mahsun çocuklar.....&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-8991883694075298029?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/8991883694075298029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=8991883694075298029' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8991883694075298029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/8991883694075298029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/empati.html' title='Empati'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-5395496078718388551</id><published>2009-09-14T00:53:00.002+03:00</published><updated>2009-09-14T01:00:23.627+03:00</updated><title type='text'>Son haberler</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;O geceki ıslak bez ile soğutma uğraşlarım sonucu ateşini 37.7 de tutabildim ve ikimizde az biraz uyku çektikten sonra sabah daha iyiydi. Bir ara tekrar 38.5 i görsem de kendiliğinden düştü ve bir daha çıkmadı. Şimdi sadece burun akıntısı kaldı o da temizlenirse tamamen kurtulmuş olacağız hastalıktan. Cuma günü doktor dolu olduğu için götüremedim. Cumartesi ise o iyi olduğu için vazgeçtim gitmekten. Kendisiylen üç gün doya doya tatil yapmış olduk böylece. Bana da ona da çok iyi geldi. Yemesi çok şükür çok azalmadı ama emerken biraz sıkıntı yaşadık. Burun tıkanıklığı emmesine engel olsa da sık sık emzirdim. Anne sütünün gücüne olan inancımdan. Bütün bu süreçte beni en çok zorlayan ise serum fizyolojik meselesi oldu. Elimi eliyle itip durduğu ve kafasını sürekli sağa sola çevirdiği için bir türlü ne serum fizyoloji sıkabildim ne de ardından temizleyebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz inşallah atlattık hastalığımızı şimdi bütün dualarımız küçük kuzu Asım Alpin de bir an önce iyileşmesi ve tekrar güleç yüzünü görebilmemiz için. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-5395496078718388551?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/5395496078718388551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=5395496078718388551' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5395496078718388551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/5395496078718388551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/son-haberler.html' title='Son haberler'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-6108297001415062096</id><published>2009-09-11T04:00:00.002+03:00</published><updated>2009-09-11T04:08:51.303+03:00</updated><title type='text'>Ekleme</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Az önce kocacıkla konuştum. O da babası ile konuşmuş. Bu parasetamol ve iburofen açık durduğu sürece etkilerini kaybederlermiş. Hele dışarıda hiç şansı yokmuş. E bizim Calpol Ahmedle yaşıt. Doktor doğar doğmaz lazım olur diye yazmıştı. Ibufen desen doktorun sünnet hediyesi. Nereden baksan dört aylık. Yani ateşi düşmüyorsa sebebi bu olabilirmiş. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu konular biraz çetrefilli. On doktor varsa bir de sonradan okuyup okuyup kendini benim gibi doktor-yarısı ilan etmişleri de katarsan onbir de görüş var. Bunlar tamamen kayınpederin görüşleri. Biz onun fikirlerinin peşinden gidiyoruz ama tek konuda anlaşmazlığımız var o da antibiyotik. O da antibiyotiklere çok soğuk bakmayanlardan. Her şeye verin demiyor ama doktor verdi ise kullanın diyor. Belki de Türkiyedeki doktorların herşeye antibiyotik yazdığını bilmeden söylüyor ama durum buyken bu. Bu da bizden bilgi olsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-6108297001415062096?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/6108297001415062096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=6108297001415062096' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6108297001415062096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/6108297001415062096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/ekleme.html' title='Ekleme'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-1198033250372344946</id><published>2009-09-11T01:44:00.002+03:00</published><updated>2009-09-11T03:35:33.264+03:00</updated><title type='text'>Annenin ateşle imtihanı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kızların uyku imtihanından sonra benim de ateşle imtihanım başladı. Ahmet 10.5 aylık olmasına rağmen hiç ateşlenmemişti şimdiye kadar. 24 günlükken bir hastalanmıştı ama onda da ateş olmamıştı. Ben de gururlanıp duruyordum bünyesi güçlü diye.  En çok kollamaya çalıştığın zamanda tak diye karşına çıkıyor işte. Havalar çok garipleşti burada. Bir bakıyorsun acayip sıcak sonra bir yağmur ve soğuk hava. Kalın giydirsen olmuyor, ince giydirsen hiç olmuyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sanırım bu blog bebelerinin nazar olayına ciddi ciddi inanacağım. Aldım bisküvilerimi Sarıçizmelinin tavsiyesiyle okuyup üfleyip sepeceğim Eyfelin tepesinden de oraya ne zaman yolum düşer Allah bilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet sonunda şu ateşle biz de tanıştık. Dün burun akıntısı başlamıştı. Bugün bakıcısına teslim ederken üstüne basa basa bugün Ahmedi dışarı çıkartmayın dedim. Burnu akıyor toparlasın kendini. Anlamış göründü tamam dedi. Fakat akşam almaya gittiğimde onları yine dışarda buldum. İletişememişiz. Ağladı falan ama ateşi olmadı dedi. Eve geldik. Bizimki çok keyifsiz. Yedirdim biraz birşeyler ama çok ta yemeğe meraklı değil. Yatırmaya yakın biraz sıcak buldum onu ve biraz da inliyordu. Ağrısı vardır deyip az Calpol verdim. Rahat uyusun diye ama saat yediden ona kadar hep uyanıp durdu. Son almaya gidişimde her zamankinden daha sıcak buldum. Ölçtüm ki 38.6. Beni bir panik sardı. Oysa ateş düşürücü vermiştim. Bu sefer Ibufen verdim. Yine ölçüsünden biraz az verdim ki ağır gelmesin. Normalde yarım saat kırkbeş dakika içinde etki etmesi gerekirken bir saat sonra ölçtüğümde 38.3tü. Fakat enteresan bir durum var ki sol koltuk altından ölçüyorum 38.3 sağdan ölçüyorum 37.3. Hangisine inanayım şaşırdım. Ortalamasını alsam korkulacak bir durum yok ama burun akıp duruyor diğer taraftan.  Serum fizyolojik yapmaya çalıştım fakat ne mümkün eliyle itip duruyor ağlıyor. Bir türlü temizleyemedim burnunu. Şimdilik beklemedeyim. Açtım blogları okuyorum. Yelize de kocaman bir teşekkür ediyorum ki iyi ki blogunu kapamamış ta ateşle ilgili yazısını yorumlarını okudum. Biraz içime su serpildi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Babasını aradım o da çocuk doktoru olan kendi babasını. Kayınpederim 6 saatte bir 5 ml versin Ibufeni demiş. Başına koltuk altlarına bez koysun. Su soğuk olmasın. Normal çeşmeden alsın ve gögsüne sakın koymasın demiş. Ateşi 39 un üstüne çıkmadığı için bir taraftan panik yapmamaya çalışıyorum. Diğer taraftan annelik paranoyam ya bu derece eksik ölçüyorsa diyor. Sabırla beklemye çalışıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çok hafif ara ara olan bir öksürüğü var. Şiddetli değil diye onu da çok kafaya takmamaya çalışıyorum. Yani diyeyim ki yarım saatte bir ya da saatte bir bir öhö sesi geliyor. Onu da burnundan boğazına kaçanlara yoruyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yarına kadar ateşi 38in altına indiremezsem işten izin aldım doktora götüreceğim. Bakalım buranın doktorları nasıl çıkacak. Panik yok deyip eve mi gönderecek yoksa antibiyotiği dayayacak mı? İçimden bir ses ilk şık olacak gibi geliyor ama.. Sabaha kadar anneye uyku yok şimdi. Aslında çok daha farklı şeyler yazmaya niyetim vardı. Artık daha sonra yazayım.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yarın Yasser arayacak bakıcımızı bir de o anlatmaya çalışacak ikinci bir emre kadar dışarı çıkışların yasak olduğunu. Umuyorum bu sefer anlaşma sağlanacak.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;********************&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu yazıyı yazıp ta yayınlayamadan Ahmed yine uyandı ve ateşini tekrar ölçtüm 38.9. Artık hareket zamanı deyip suyu aldım. Bacaklarına, koltuk altlarına ve başına koydum. Her koyuşumda dirençle karşılaşsam da yılmadım. Soğuk geliyor diye istemiyor. Şarkı türkü bir de teyzesinin hediyesi köpeğimiz var onunla havlaya havlaya yarım saat bunu yapınca 36.8 i gördüm. İçim rahatladı derken, giydirdim altını değiştirdim. Emzirdim. Yine ölçtüm bu sefer 37.7. Borsayı geçti oğlanın ateşi.  Şimdi yine beklemeye başladım. Bakalım ne olacak yarım saat sonraki sonuç. Yoksa yine bir posta bez koyacağım. Böylece sabahı edeceğiz ve inşallah ateşimiz düşecek yarına sapasağlam bir Ahmed bey ile karşılaşacağım. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4050480984531877106-1198033250372344946?l=ilknurd.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilknurd.blogspot.com/feeds/1198033250372344946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4050480984531877106&amp;postID=1198033250372344946' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1198033250372344946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4050480984531877106/posts/default/1198033250372344946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilknurd.blogspot.com/2009/09/annenin-atesle-imtihan.html' title='Annenin ateşle imtihanı'/><author><name>İlknur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06608317274049173415</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AM48576FCKQ/Sej8ugSDoQI/AAAAAAAAAno/B5J3M2umwoY/S220/P4114145.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4050480984531877106.post-8669508556713338679</id><published>2009-09-10T00:24:00.004+03:00</published><updated>2009-09-10T01:29:29.113+03:00</updated><title type='text'>Ilknurun fendi evsahibini yendi</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Günlerdir benim bile içimi karartan yazılarımı okumaktan bayılan sevgili ve saygılı takipçilere duyurulur :) Bana bu evi Fransaya gelen sadece bilimadam-kadınlarına kolaylık sağlamak için evdir oturma iznidir gibi şeylerle ilgilenen bir kurum buldu. (İlginç bir şekilde bütün çalışanları da kadın. Nedendir bilmem bir Amazon durumu var iş yerinde.) Yani kendince bir emlakçıdan çok daha sağlam bir yer. Zaten benim evsahibine bütün efelenmemde evi onlar sayesinde bulmuş olmam. Bir sorun olduğunda gidip başlarına ekşiyebileceğim g
