Daisypath Happy Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers

11 Kasım 2008 Salı

Siyah Süt

Baştan iş ilişkisi, ardından öğrencilik ilişkisi derken, çok iyi dost olduğum, ofis arkadaşım, kader ortağım, yol arkadaşım Özlemcim doğum günümde bana Elif Şafak'ın Siyah Süt isimli kitabını hediye etmişti. Kitabı okumadan önce takip ettiğim bir forumda lohusalıkta sıkıntı yaşayan bir arkadaşa bu kitabı okuması tavsiye edildiğinde okuduğunu ve daha kötü olduğunu yazınca kitabı doğum ve lohusalık sonrasına saklamaya karar verdim. İyiki de öyle yapmışım. İlk 10-20 sayfayı doğumun hemen öncesi ve sonrasında okunmasını tavsiye etmiyorum çünkü. Elif Şafak o an içinde olabileceğiniz ruh halini öyle güzel tarif etmiş ki işte diyorsunuz ben birkaç gün önce bu haldeydim.

Doğumdan hemen önce bir kurbanlık koyun ruh hali vardı üzerimde. Kocaman karnımı taşımakta oradaki bebeğin dışarı çıkışını hayal etmekte ruh halimi pamuk ipliğine bağlamıştı. Allahtan annem benimleydi ve onunla çok eğleniyorduk ve eşim elinden geldiğince destek olmaya çalışıyordu da çok düşünmeye fırsatım olmadan geçti günler. Doğumdan sonra ise öncesinin gerginliğini odama çıkar çıkmaz hıçkıra hıçkıra ağlayarak anneme kocama sarılarak attığımı sanmıştım ama o ruh hali beni 1 hafta 10 gün kadar daha bırakmadı. Dokunsalar ağlayacağım denilen haldeydim ve ağladım da zaten. Böyle durumlarda ağlanacak bir omuz bulmak ağlamaktan daha mühim oluğu için eşimin omzunu hiç bırakmadım ben. O da benim niye ağladığımı anlamasa da elinden geldiğince destek oldu sağolsun bana. Ağlamayı her zaman için bedenimin ve ruhumun sibobu diye düşündüğüm için bir eksiklik, zayıflık diye hiç düşünmem. Hatta bazen ağlayınca acayip rahatladığım için kasmam kendimi oturup bir güzel ağlar hayatıma devam ederim.

Neyse gelelim kitaba, lohusalık depresyonu ilk 10 gün içinde başgöstermezse daha başa çıkılabilirmiş o yüzden bebekten fırsat buldukça Siyah Süt'ü okumaya başladım. Hatta bugün bebeğim emzirirken diğer elimde kitapla görünce babamız ne yaptığımı anlayamadı. Kitap okuyorsa Ahmet nerede, Ahmeti emziriyorsa kitabı nasıl okuyor diye düşünüp bir bocalamış. Ee ben süper anne değil miyim? Çocuk ta bakarım entellektüel de takılırım :P

Kitap zaten yazarın kendi yaşadığı lohusalık depresyonunu anlattığı hayali bir hikaye olmadığı için çok daha sardı beni. Ve yanlız değilim değilmişim dedirtti. Mükemmel anne olma isteği, herşeyi yüzüne gözüne bulaştırınca yaşanan hayal kırıklıkları .... Demek hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz.. Bazılarımız ne yaşadığının biraz daha farkında sadece...

Ama yine de ısrarla tekrarlıyorum şimdilik okuduğum 80 sayfanın en can alıcı ve en depresif kısmı ilk 20 sayfası :)
Özlemcim çok teşekkür ederim hem dostluğun hem de beni bu kitapla tanıştırdığın için... Daha Özlemin annesinin oğluma ördüğü yeleği paylaşacağım ama fotoğraflayamadım. Üzerinde bir fotoğrafı olsun istiyorum ama şimdiden ellerine kollarına sağlık diyeyim çok ama çok beğendim..
Yazıyı da Ahmetciğin fotoğrafları ile süsleyeyim.. Maşallah oğlum büyümeye çalışıyor yavaş yavaş .. Boyu uzamış gibi geliyor bana ama bakalım kontrolde ne çıkacak...

10 Kasım 2008 Pazartesi

hastane valizi üzerine

Hastane valizimi doğumdan çok önce hazırlamıştım. İnternetten yararlanmıştım listemi oluştururken ama bir taraftan da aklımda ne kadarı gerekli nesi eksik diye düşünüp duruyordum ve doğum sonrası bununla ilgili bir şeyler yazmayı düşünmüştüm. Şimdi küçük oğlum uyurken yazmaya çalışayım.
Yorumlarım bir gece hastanede kalacak olanlar için. Sezeryanınız olacak ise benim kaldığımdan daha çok hastanede kalacak ve büyük ihtimalle daha çok şeye ihtiyacınız olacaktır.
Çantamdakiler:
Bebek için:
penye battaniye
(bebeği sarmak için bunu gayet verimli bir şekilde kullandık.)
2 tane alt üst takım (şapka ve eldivenleri ile birlikte)
2 tane tulum (şapka ve eldivenleri ile birlikte)
4 tane body
3 tane çorap
10-15 tane bebek bezi
(yukarıdakilerden sadece bir hastane çıkışının body ve ikili takımını ve 1 çift çorap giydirdik. Küçük kuzu doğru düzgün ememediği için kusmadı da altını da kirletmedi. Çıkmamıza yarım saat kala ilk kakasını yaptığı içinde sadece 3 tane bez kullandık.)
pişik kremi
(kesin gerekli)
alt açma
(biz ne olur ne olmaz diye kullandık ama bazı hastanelerde hemşireler gelip kendileri bebeğin altını değiştiriyorlarmış)
uni baby yenidoğan ıslak pamuk mendil
(bence kesin gerekli çünkü en doğalı bu ama normal pamuğu kaynamış soğumuş suda ıslatıp da yapılabilir. Yine de hastanede böyle şeylerle uğraşmamak için en az bir paket)
Biberon
(kullanmadım, zaten yenidoğan bebek az emip hemen yorulup uyuyup kalıyor)
Ağız bezi
(kusmadığı için lazım olmadı ama eve çokça lazım, sonradan kusmalar başlıyor. Hemencecik kirleniyorlar.)
saç fırcası
burun aspilatörü
(ikisine de hiç ihtiyaç olmadı)
Oto koltuğu
Kalın battaniye
(hastaneden çıkartamak için oto koltuğunu kullandık. Çıkartırken yüzüne örtmek için bir tülbent te olsun. En ufak hava değişiminden etkileniyorlar. Battaniyeyi de penya battaniyenin üstüne attık. Oto koltuğunda kafalarını tutmakta biraz problem çekiyorlar ama onun çözümü nasıl bulunur bilmiyorum. Elde çıkartmak bence daha zor.)
Benim için:
iki gecelik (biri doğum öncesi giymek için gündelik,diğeri doğum sonrası giymek için anneciğimin hediyesi )
(doğum öncesi hastane kendi kıyafetini giydirdiği için öncesinde kıyafete ihtiyaç yokmuş. Cici geceliğimi de kullanamadım. Sürekli terlediğim için hastanede ziyan etmedim, evde giydim)
bir pijama
(ilk gün kullandım gecelikten daha akıllıca.)
bir sabahlık
(doğum öncesi yürüdüm hastane koridorlarında bol bol o zaman kullandım)
5 iç çamaşırı
(tek kullanımlık çamaşırları aldığım için hiç kullanmadım. )
2 atlet
banyo havlusu
bir yelek
2 tane çorap
(üsttelilerin hiç birini kullanmadım. Doğum sonrası ödem terleme ile atıldığı için ve kadın doğum bölümü küçük bebekler için hamamdan beter ısıtdığı için ne yelek gördü gözüm ne atlet ne de çorap. Bir günde çıkınca duşa girmek te aklıma gelmedi :) )
hijyenik ped
sabun
ıslak/kuru mendil
(ıslak mendil illaki lazım bir de misafirlere alınan kolonya terlemeye karşı. Sabun hastanede bol bol vardı zaten.)
diş fırçası ve macunu
göğüs pedi
(süt doğru düzgün gelmediği için hiç ihtiyaç olmadı)
göğüs pompası
silikon göğüs ucu
emzirme sütyenleri
pamuk
(hiç birine ihtiyaç olmadı ama evde hepsi lazım.)
kırmızı kurdela
(taktım çok eğlenceliydi :) babacık çok güzel göründüğümü bile söyledi kırmızı kurdela ile :) )
makyaj malzemeleri
(hiç görmedi gözüm)
saç fırçası, toka
(bana çok faydalı oldular.)
hasta bezi
(ilk gün için gerekli)
terlik
tüm tahlil sonuçlarının bulunduğu dosya
lansolin krem
(özellikle krem mutlaka ama mutlaka lazım.)
tek kullanımlık çamaşır
(mothercarede var. Ben çok faydasını gördüm yanlız kendi bedeninizden bir büyüğünü almak gerekiyor. Bedenler biraz küçük eh bir de hamilelikten yeni çıkma olayı var)
Hastane ve Misafirler için:
fotoğraf makinası
telefonlar için şarj aletleri
kolonya
bebek şekeri/çikolata
şeker sepeti
kapı süsleri
(hepsini kullandık tabi babamız şarjını unuttuğu için bir arkadaşımızdan aldık :))

9 Kasım 2008 Pazar

3 Neslihan 1 Ahmet

Doğum hikayemizi en kısa zamanda paylaşmam lazım. Günler geçtikçe çekilen acılar unutuluyor çünkü. Hele tamamen toparlandığım şu günlerde sanki iki hafta önce o sancıları ben çekmemiş gibiyim. Hatırlayabildiğim kadarıyla yazmaya başlayayım da gerisi gelir nasıl olsa.

Doğum öncesi haftadan özet: Salı günki doktor muayenesinde çatı kontrolü yapılmış 1-2 cm açılma olduğu söylenmiş. Doktorumuz muayene sonrası olabilecek bazı durumlardan bahsetmiş bizi göndermişti. Doktorumuzun lekelenme dediği kanamaya dönünce hemen gece acile koşup normal cevabını alıp geri evimize gelmiştik.

Bu arada hep doktorumuz falan diye şifreli gidiyordum artık isimleri paylaşmanın vakti geldi. Böylece başlığımın manası da ortaya çıkacak. Doğum yapabileceğim evimize yakın normal doğum için gidilebilecek mesafede bir hastane seçmemiz gerekiyordu. Benden 5 ay önce doğum yapan arkadaşım hastaneden memnun kalınca bizde aynı hastaneyi hatta onun doktorunu tercih edecektik. Gittiğimiz gün onun doktoru olmadığı için aslında hastanenin en çok hastası olan, bu yüzden de çok yoğun olan, doktoru Neslihan Şeker'le 25. gebelik haftamızda tanışmış olduk. Kendisi hakkında internette biraz araştırma yapmaya çalıştım ama çok bilgi yoktu. Başta biraz şüphe duyarak gitmiştim açıkçası ama Neslihan Hanımı görünce insanda şüphe falan kalmıyor. Soyadı gibi şeker ötesi bir insan kendisi. Gayet güler yüzlü ve çok ilgili bir doktordu. İlk görüşmemizde normal doğum istediğimi söyleyince bir daha sezeryanı doğru düzgün ağzına bile almadı. Tüm motivasyonu hep normal doğum üstüne kurduk. Kendisine her muayenede elimde küçük post-itler ile giderdim. Üzerindeki notlarda ise birer kelime yazardı. Neslihan Hanım o kağıda bakıp tek kelimeden sorumu anlar cevabını çok tatlı ve açıklayıcı bir şekilde verirdi. Kendisine herşey için çok teşekkür ederim bir kere daha buradan.

Neyse dönelim doğum hikayesine. Kanama durunca rahatlamıştım ama Perşembe ve Cuma günleri kendimi çok zor taşımaya başlamıştım. Bebek ne kadar ağırlaştı diye düşünüp duruyordum ama aklıma aşağıya indiği hiç gelmedi. Cuma günü bir mülakat bile yaptım, telefondaydı ama olsun oğlum bunu da yaşadı anne karnında :) Akşam hafif lekelenme şeklinde tekrar başladı ve cuma gecesi 1 gibi tekrar kanamaya dönünce yine önemli bir şey değildir ama gidelim dedim şimdinin taze babasına. Gece 2 de hastaneye gittiğimizde açılma 3-4 cm., doğum başlamış yatırıyoruz dediler. Bu arada bende doğumla ilgili herhangi bir belirti yok, ne ağrı ne sızı ne sancı ne kasılma var. Nöbetçi doktor biraz enteresan çıktı ve eş öndeymiş, kanama da var sezeryan yapacağız dedi. Bu bilgiyi bana 13. haftada konan tanıdan aldı ve ultrason ile kontrol etme gereği bile duymadı. Adını yazmaya niyetim yok ama onu çoktan Allaha havale ettim ben. Normal doğumda birşey olursa riski kim alacak çok kan kaybedersin dedi. Açıkçası tavrını da hiç beğenmediğimden doktorumun normal doğum yapabileceğimi söylediğini ama kanama yüzünden ciddi risk varsa sezeryan olabileceğini aksi halde istemediğimi çok açık belirttim. Ben biraz bilmiş konuşunca sabahı bekle deyip gitti. Bizde kocacık ve annemle beraber kocacığımın ettiği dualar okuduğu Kuranlarla beraber sabahı beklemeye başladık. Hemşirelerimiz gelip uyumamı sabaha çok enerjiye ihtiyacım olacağını söylediler ama heyecandan uyumak ne mümkün. Karnımda oğlum yanımda kocacım ile teoride 3 pratikte 2 kişi olarak son gecemizi geçirdik. Canımcımla el ele göz göze...

Sabah gelen doktor şimdiye kadar neden niye tanışmadım dediğim, o sabahıma güneş niyetine doğan Dr. Neslihan Alan. Çok güler yüzlü, bir o kadar ilgili hem çok samimi hem de çok profesyonel. 9:30 da beni muayeneye aldı. Açılma 5-6 cm., bugün bir şekilde bu bebek doğacak ama madem normal doğum diye başladık öyle devam edeceğiz dedi. Bu arada bende hala sancı kasılma yok. Fotoğrafta da görüldüğü üzere bir saat sonra başıma geleceklerden habersiz sırıtıp duran ben :)




Plesanda önde değil biraz aşağıdaymış rahim açıldıkça o da azar azar kanıyormuş. Suni sancı ile doğumu hızlandırmaya karar verdiler. 11:00 gibi ben sancı hissetmeye başladım sonunda :) 12:00 gibi doktorum Neslihan Alan güler yüzü ile gelip doğumun çok yaklaştığını haber verdi ve hayatımın en ilginç ve o an için en zor bir saatini geçirdim. Sancı zordu ama çekilmez değildi doktor ve tüm hemşireler beni o kadar motive ettiler eşim o kadar üzerime düştü ki zor biraz da olsa kolaylaştı. Bir elim anneciğimde diğeri eşimde, bir saat kadar okuduğum tüm sancı ile başa çıkma tekniklerini denemeye çalışarak geçti. Son ara ben normal doğumdan vazgeçmek üzere iken oksien verdiler. O oksijen bende uyuşturucu etkisi yaptı :) Sonunda çok şükür 13:10 da doğumhaneye indirildim. 13:35 te küçük kurbağam dünyaya gelmişti. Aradan geçen 20 dakika nasıl geçti hiçbir fikrim yok. O kadar hızlı oldu ki herşey, öyle güzel bir telaş vardı ki. Doktorumun gelişi ve ona yardım etmem için bana komutlar verişi, benim her söyleneni yapmaya çalışmam. Ona edeceğim teşekkürün ise haddi hesabı yok. Eğer onun çabaları ve yönlendirmesi olmasa, ebe hemşirelerimin güler yüzleri olmasa ben bu doğumu kesinlikle bu kadar güzel atlatamazdım. Hepsine ömrümün sonuna kadar duacı olacağım.

Bebeğimi gördüğüm anı anlatmamın mümkünü yok o yüzden uğraşmayacağım. Hiçbir zaman güzel mi çirkin mi olduğunu bilemeyeceğim biri var artık hayatımda. Onu gördüğüm andan beri dünyanın en güzel bebeği benim bebeğim. Babamın da dediği gibi kuzguna yavrusunun şahin görünmesi bu demekmiş... Ağlaması doktorumuzun söyledikleri herşey hayal ile gerçek arasında bir yerde. Oğlum 4 kilo 51 cm olarak dünyaya gözlerini açtı maşallah. Kordonu uzunmuş boynuna dolanmış ama kordon kaygan bir şey olduğundan zarar vermezmiş.


Doğum sonrası genel anestezi verdiler öyle iyi geldiki o yorgunluğun üzerine sanki üç gün uyumuşum gibi. Sanırım 2 gibi de ben odama çıktım. Kapıda zamanında özene bezene aldığım süslerimiz karşıladı beni.. Ahmedimi getirdiler emzirme provaları yaptık. O da bende yorgun ama mutlu bakıştık durduk birbirimize.

Sonra hastanede tek gece kalacağımız için misafirlerimiz geldi. Saolun arkadaşlarımız bizi yanlız bırakmadılar. Bu arada özene bezene hazırladığımız şekerlerimizi misafirlerimizin bir kısmına vermeyi bile unuttuk :) O telaş ve heyecan ile ne şeker ne kolonya kaldı aklımızda :( Çok özür diliyoruz... Oysa babamız şekerlerimize Arapça bile yazı yazmıştı, yabancı arkadaşlarımız için :(







Normal doğum hiç ama hiç korkutulduğumuz kadar değilmiş. Bir kadının bu duyguları yaşamaktan mahrum edilmesi o kadar kötü ki. Zamanında ameliyatta geçirmiş biri olarak bir ameliyat iyileşme sürecini yaşamaktansa 3 tane normal doğumu tercih ederim çok net bir şekilde.

Allah bu güzel duyguları bana yaşattığı gibi isteyen herkese yaşatsın inşallah.

Yazının başlığındaki 3. Neslihan nerede? Onunla da doğumdan sonra 4. gün yapılan ilk muayenede tanıştık. Çocuk doktorumuz Dr. Neslihan Çiçek Deniz. Bu doktorumuz da bebeğimiz ile ilgili her soruya çok ilgili cevap verdiği için kendisini de çok sevdik. Oğlumuzu çok güzel inceledi. Bize çok güzel açıklamalar yaptı. Şimdi ilk ay kontrolümüzde
tekrar onunla buluşmayı bekliyoruz bakalım...
Geçen bir arkadaşım bunları anlatınca takıldı senin oğlan sonunda Neslihan isimli biriyle evlenirmiş diye.. Neslihan ismi bize çok uğurlu ve hayırlı geldi.

8 Kasım 2008 Cumartesi

Maceralar Serisi- 1

Kuzu bugün itibarı ile tam iki haftalık oldu. Bana iki ay gibi geldi o ayrı. İlk günler gece uykusuzluğuna alışmak çok zor oldu. Zamanında bir yazı okumuştum çocuk sahibi olmaya ne kadar hazırsınız diye. Orada bir madde "Bir poşete 5kg doldurun. Gece iki saatte bir kalkıp bu poşetle evi turlayın." diyordu. Ben buna ekleme yapayım. Poşete mutlaka ağlayan oyuncak bir bebek koyun da bunu panik halinde yapmaya çalışın :) Bakalım siz ne kadar hazırsınız ?


Günlerimiz böyle geçiyor şimdilik 2 saatlik dilimler ile bebek emzirip altını almakla geçiyor, bebiş daha çok küçük olduğu için yaptıklarımızın karşılığı bir gülücük mükafatımız bile yok. Ama onu her kollarıma alışımda yüzünü görmek bile hediyenin en büyüğü.

6. günde göbeğimiz düştü 8. gün yıkadık oğlumu. Suya bayıldı hiç ağlamadan yıkayabildik. Sonrasında ise göbeğinde kan pıhtıları görmeye başlayınca bugün doktora götürdük. Batikon ile temizlememiz gerekiyormuş ve k-vitamini aşısı tekrarlanmalıymış. Ağla ağla içi çıktı bugün aşı sonrası ama inşallah faydası olacak.


Oğlum beni anlamasa da onunla sürekli konuşuyorum. Ben onun bana göre süper annesi evdekilere göre ise süt annesi İlknurum. Evde de herhangi bir şey olduğunda süper annen geldi oğlum diye yanına gittiğim için evdekilere eğlence olmuştum ki süper anne bebişle yanlız kaldığı ilk gecede tam bir fiyasko yaşadı :) İlk iki üç gece annemde benimle nöbetteydi, her ağlayışına koşup geliyordu. Baktık ki annem bu tempo ile sonunda yorgunluktan bayılacak, süper anne olarak gece nöbetini ben devralmaya karar verdim. Babamız da çalıştığı için neredeyse yanlız başıma gece oğluma ben bakacaktım. Genelde top patlasa uyanmayan ben kuzumun sesine çok şükür duyarlı çıktım hemencecik uyanıverdim. İlk emzirme seansını başarı ile atlattıktan sonra sıra alt açmaya geldi. Süper anne olarak ben ilk defa kendi başıma bebeğin altını alacağım diye de çok heyecanlıyım. Ertesi gün herkese ay ben bu işi kıvırdım diyeceğim. Neyse açtım altını tam temizlerken hoooop oğlum açık beze kakasını yapmaya başladı. Beni de bir güzel kirleterek. Tamam panik yapacak bir şey yok, hemen üstümü temizleyip geleyim de devam edeyim diye iki dakika başından ayrılmıştım ki döndüğümde oğlumu açık beze ya da her yere çişini yaparken yakaladım. Elim ayağıma dolaştığı için kıyafetlerini ıslatmasına mani olamadım. Bu durumda tüm kıyafetlerini değişirmek te gerekecekti ama bunu bebeği üşütmeden ışık hızında yapmam bu arada da canını acıtmamam gerekiyordu. Veee ben hayatımda hiç aceleye gelebilen bir insan olmadım. Panik havasında herşeyi birbirine karıştırırım zaten. Zar zor üstünü değiştirdikten sonra o kadar debelediğim için bir de kusmaya başlayınca kuzu ben kontrolü kaybetmişim zaten...... Böylece yarım saatte bitecek iş iki saat sürdü bu arada kuzu acıktığı için tekrar emzirmek tekrar gaz çıkarmaya çalışmak gerekti. Sonunda sabah altıda beni bulduklarında uykusuzluktan ve sinirden ağlıyordum. İlk gece süper anneye hiç ama hiç yaramadı özetle :)


Ha bu olay bize neyi öğretti. Erkek bebeğiniz varsa dikkat iki katına çıkmalı çişini yaptığında ıstlattığı yer her zaman bezi olmuyor. Ve mutlaka kuru bir mendil koyun ki önüne oraya buraya yapmasın siz bezini değiştiriken :) Allah razı olsun takip ettiğim bir forumda bir ablam bebeğin altını açınca ayaklarını yukarı kaldırıyorsan rahatlayıp yapıyordur dedi. İki oldu açmadan ayaklarını hareket ettrip öyle deniyorum çok şükür şimdilik bir yaramazlık yok ama artık çok daha dikkatliyim bende.

1 Kasım 2008 Cumartesi