31+2 olduk maşallah. Küçük kurbağam büyüyor büyümesine de beni de yormaya başladı. Aslında psikolojik olarak hazır olduğumu sanıyordum zorlu günlere ama öyle değilmiş. İnsan başına gelmeden anlamıyor. Yeni favorim mide yanmaları, ya da halk arasındaki tabirle oğlumun saçlanması. Bizimkisi sırma saçlı olacak herhalde iki gündür hayat burnumdan geldi. Daha önceleri kurtarıcım olan soda hiçbir işe yaramıyor. Antireflü ilacı Renie ise 2 saat ya etki ediyor ya da etmiyor. Hiç yemek yememek bir çözüm olabilir. Yarın bunu deneyeceğim :P
Oğlumun normal doğum için aşağıya inmesine daha en az 5 hafta olduğunu düşünürsek bir arkadaşımın söylediği gibi Renie yi kafama dikerek içmeye başlayacağım sanırım. Bugün bir yerde okudum yeşil mercimek kavurup yemek işe yarıyormuş diye. Artık işim kocakarı ilaçlarına kaldı ve ben denize düştüm yılana sarılmak çok şaşılacak bir durum değil. Ne duyarsam yapacağım bundan sonra. Tavsiyesi olanlardan da her türlü fikre açığım...
Dün gecenin yeni şenliği ise uykuyla ilgili. Sağ sol kesmedi ne yaptıysam olmadı uyku pozisyonu bulamadım, oysa hamilelik öncesinden bile çok uykum var bu aralar, ama bunun çözümü mide meselesinden daha kolay oldu, oturarak uyumak. Hiç kimse günün birinde oturarak uyuyacağıma beni inandıramazdı ama dün gece uykumun yarısını salonumuzda oturarak tamamladım :) Gündüz gayet dinlenik uyandığımı göz önüne alınca çok verimli bir uyuma şekli imiş.
Şikayetleri bırakalım ve başlığımızın konusuna geri dönelim. Oğlum daha doğmadan arkadaşlarımız bizi düşünmüşler ve hediyelerini almışlar çok saolsunlar. Şenizim bizi taaa Amerikalardan unutmamış çok çok teşekkür ederim. İki gündür telefonla ulaşma çabalarım sonuç vermedi buraya yazayım bari ve ilerleyen günlerde yeniden deneyeyim ulaşmayı sana Şenizcim. Oğlumu düşündüğün için çok teşekkürler bayıldım hediyene. Sarıya da bayılırım bu arada çok hoşuma gitti. İnşallah doğunca sana bebeğimin üstünde de göstermek kısmet olur bu kıyafetleri.
Şenizi anınca eski günlere gittim. Şeniz ile tanışmamız 2006 Ağustos'ta İspanya'nın bir sahil kasabasında oldu. (Viva Malaga) Aslında çok çabuk arkadaşlık kurabilen bir insan değilimdir ama Şeniz ile enerjimiz o kadar birbirine uydu ki. Orada tanışmış gibi değil de yılların arkadaşıyla beraber gitmişim gibi bir zaman dilimi geçirdik. Aslında daha gitmeden Özlem Şenizle ilgili bir çok şey anlatmış olsa da Şenizi gözle görüp tanımak lazım. Anlatılmaz yaşanır denir cinsten :) Eğer hala "dolor" kelimesi aklımda ise bu senin sayende arkadaşım. Tabi bir de Malagadaki tüm Zara ve Mangoları talan etme çabamızı, yelpazelerimizi unutmamak lazım. Bir tane de fotoğraf eklemeden geçemeyeceğim. Kapanışı yaptığımız Malaga festivali Enrique Iglesias konserinden. Bize yaz okulunun bir bonusu diyelim :)
Bu son bölüm kardeşçiğe itaf olunur. Benim son halimi merak edip duruyordu. Aslında bu bloga yazma sebeblerimden birisi de kardeşim. Evin ilk hamilesi olunca yakından izlemek istiyordu beni ama farklı şehirlerde oturduğumuzdan çok az görüşmek kısmet oluyor, ben de oğluma hatıra bırakmanın yanı sıra hem o, hem annemler hem de Yasser'in ailesine görsel bir şeyler sunup onları da olabildiğince hamileliğime katmak istedim. Yukarıdaki ile karşılaştırınca ne kadar da zayıf görünüyorum. Bu aralar bir de bu başladı, çok çirkinleştim sendromu... ama fiziksel sıkıntılarımı aşamadığım için psikolojik olanlara sıra gelmiyor :)


1 yorum:
Aman efendim mahcup ediyorsunuz beni - bebisin resmini gormekle yetinmeyip kesin donus yapinca ziyaretinize de gelecegim - gorusebilmek umidi ile diyelim ve de sonuna uc nokta ilistirelim...
not: ispanya her ne kadar bir dis kaybettirdiyse de beraberinde bir de arkadas kazandirdi bana (ozlem zaten cepteydi :)
Yorum Gönder