Bir önceki yazıya yazdım az biraz ama burada detaylı gireyim diyorum şu ek gıda meselesine. Kaç ay boyunca kuzuyu memeye dayayıp hem sakinleştirmeye hem de doyurmaya alışmış bünye için ek gıda hazırlamak başlı başına bir mesele. Psikopat annelik genleri burada da hortluyor. Herşeyin tazesi olsun, katkısızı olsun, organiği olsun, kıl olsun tüy olsun derken kafaya takılacak yeni bir mesele daha çıktı.
Doktorlar kilo alımı iyi olan bebeklere ek gıdayı 6. aydan sonra öneriyorlar aslında. Velakin bizim geleneksel tayfa, beni o saatten sonra o kadar sıvı beslenmeye alışan bebeğin katılarda arıza çıkaracağına ikna etti ki biz 4.5 aylıkken denemelere başladık. Dediklerine göre bebeğe 40 günlükten sonra başlayacakmışsın tattırmaya herşeyden ki erkenden tat bilsin. 40 gün olayı abartı olmakla beraber herşeyi tattırma olayına beni ikna ettiler. Mantıklı geldi açıkçası, bir de parmak ucuyla verdiğin kırıntıdan fayda görmesen bile zarar da görmezsin elbet.
Biz neler yaptık peki. İlk önce elma suyu ile başladık. 2-3 çay kaşığı ile. Sonra miktarı azar azar arttırdık. 3-4 gün sonra armuda geçtik, onu da aynı şekilde verdik. toplamda bir hafta on günün sonunda artık pürelere geçmeye başladık. Yarım elma ya da armut püresi bizim şimdiki ölçümüz. Maşallah bütün kitaplar neler ile başlanıp ne yapılacağını yazmışlar ama sonunda ulaşılması gereken ölçüt çoğunda yok. Yani yarım elma püresi bizim kuzunun bir porsiyon meyve ihtiyacını karşılıyor mu bilmiyorum? Gidince doktora soracağım. Elma ve armudu dönüşümlü veriyorum. Bazı günler de ona çeyrek elma çeyrek armut karışımı veriyorum. Bazen anne sütüyle yumuşatılmış muz veriyorum ama üç ince dilim. Zaten kakasını seyrek yapmaktan sabıkalı. Bir kaç defadır da babasının getirdiği hurmalardan veriyorum. Tepkileri çok farklı oluyor. Kimi gün çok güzel daha kaşığı görür görmez ağzını açmalar, kimi zaman ise kira ister gibi o küçücük ağzı bir milim açıp benim kaşığı oradan sokmamı beklemeler. Sıkılınca kaşığa kaseye saldırmalar.
5. ayının başında ise yoğurt vermeye başladık. Günlük sütten mayalıyorum. Ona da az miktar ile başladık, ben en son tepeleme 3 tatlı kaşığına çıkardım ama Ahmet beyler çıkamadılar. Ne yaparsam yapayım yoğurdu reddediyor. Çok acıkmasını bekliyorum yine de sevmedi. İlk 2-3 kaşıkta mesele yok ama 4.yü verirken ıkınma sıkınma hareketleri, 5.de mızırdanmalar, 6. ise ağlama başlıyor. Kafa sağa sola atılıyor ve o noktada kesiyorum. Israr etmenin ona yeni teknikler öğretmekten başka bir işe yaramayacağını bildiğimden. En sonunda çözümü bir çay kaşığı pekmez eklemek te buldum. Yoğurda o kadar direnen çocuk bu ilginç karışımı yalana yalana yedi. Sayesinde babasıyla ben afiyetle ev yoğurdu yiyiyoruz. Ne zamandır bu kadar lezzetli yoğurt yememişim ben, bize yarıyor bu ek gıdalar.
5.5 aylık olduğunda ise çorbalara başladım. Tamemen kitaplardan gidiyorum. İlk iki gün havuç patates suyuna irmik katılarak pişirilen çorbamsının suyu. Daha sonra bu sebzelerin püresi. İlk haftadan sonra irmiği kırık pirince çevirdim. Ve yeni sebzeler ekledim. Önce kabak ekledim, iki gün sonra da brokoli. Çorba da yoğurt ile aynı tepkiyi alıyor maalesef. 4. kaşıktan sonra istemem ben hareketleri başlıyor. İçine bir tatlı kaşığı zeytin yağı koyuyordum onu kestim biraz yer gibi oldu ama çok küçük bir kaseyi bile bitirmiyor. O kadar uğraş çaba sonuç sıfır, onu da akşamına soğan kavurup içine salça katıp babasıyla biz yiyiyoruz atılmasın diye. Çorbanın içine de pekmez katacak halim yok ya!! Yine de bir çözümü olmalı. Anne sütü mü karıştırsam çok az.
Miktarlar çok az tabi şimdilik 50-60 cc falan yedikleri arttırmak lazım ama nasıl? Yedikten sonra hemen anne sütü takviyesi yapıyoruz. Yoğurt ve çorbanın ardından. Meyve ise ara öğün tadında iki emzirmenin arasında.
Ve dünün bombası muhallebi. Dün anne bazı işleri halletmek için Taksime kadar uzandı. Bu arada kuzuya babacığı baktı ve 10 puan verdim kendine :) Babası beslesin diye bir iki gündür azar azar süt sağıp biriktiriyordum. Tabi ben Ahmet Beylerden süt çaldığım için gece uyanmalarını arttırdım ama mecburdum :( Ben yokken biberondan içmeyi reddetmiş, 40 cc bir şey zorla içirmiş babası, Çaresiz, içmiyor bu ama diye dertlenip aradı. Aç değil demekki ısrar etme deyince benim sütler kaldı. Tekrar donduramayacağım için ne yapayım diye aldı beni bir düşünce. Muhallebi hazır mama ile hazırlandığı için yapmıyordum. Gıda mühendisi teyze hazır herşeyden uzak tutmaya çalışıyor bizi. İnek sütü de yasak. Neyse cin fikir geldi dedi anne sütünden yap madem muhallebiyi... Okudum ettim tarifleri ama ikna olmayınca kendi yolumu buldum, 100 ml süte 1.5 tatlı kaşığı pirinç ununu karıştırdım. Boza kıvamında olmalı diyor kitaplar ama benimki daha sulu oldu. Fakat acayip bir koku var. Daha önce okumuştum Pratik Anne'den hemen aklıma geldi. Anne sütü ısıtılınca kötü bir koku veriyor maalesef. Neyse onun da içine karıştırdık bir çay kaşığı pekmez. Yoğurdunun yerine muhallebi vermiş oldum böylece. Sonuç onu da öyle bir iştahla yedi ki maşallah kuzuya..
Sonra bugün araştırdım biraz, internette bir doktoru okudum anne sütünün pişirilmemesi gerektiğini ama su ve pirinç unu ile hazırlanan muhallebiye sonradan katılabileceğini yazmış. Bundan sonra olur da süt falan kalırsa yine benim uzakta olduğum bir zamandan, bu sefer öyle yapacağım. Kokuyu engellemiş olurum pekmeze de gerek kalmaz. Bu anne sütüyle inek sütü ne farklı şeylermiş. Dışarıdan bakınca hepsi süt işte diyorsun ama bak inek sütünü kaynatsak ta bir şey olmuyor.
Sırada kahvaltılar var. 6. ayı bitirsin onlara da başlayacağım yavaştan. Bakalım o zaman ne maceralar yaşayacağız.
Not: Bu yazıyı da tam bir haftada yazmışım. Kendi rekoruma koşuyorum :)


5 yorum:
Hayırlı olsun, büyük aşama kaydetmişsiniz. Bizim doktora bu gidişte sordum "No, dostum noo" dediği için biz tadlarla tanıştırmıyoruz. Artık sütün tadından geçtiği kadarıyla idare edecek minik. Gıdalara geçerken tekrar uğrayacağım bu posta:)
Sevgiler size.
merhabalar,
bebişiniz çok tatlı...aman sakın anne sütünü ateşin üstüne koyup ısıtmayın,beenmari yöntemiyle ısıtabilirsiniz. eğer derin dondurucudan çıkarttığınızda da buzdolabının normal yerinde çözdürüp,benmari ile ısıtın. aksi halde sütün moleküler yapısını bozarsınız...küçük bir tavsiye...belki zaten bunları biliyorsunuzdur. sevgiler...
Özgür vallahi iyi mi yaptık kötü mü bilmiyorum. Nazlana nazlana yiyiyor şimdiden. İnşallah erken başlamamızın bir faydasını görürüz.
Esra bilmiyordum gerçekten ve maalesef ateşin üstünde bir güzel kaynattım. İşin kötü tarafı da herşeye mızıldanan oğlum bunu yalana yalana yedi. Sonradan okudum ettim ama iş işten geçmişti. Bir daha yapmam asla..
Ben okula giderken süt bırakıyordum, o zaman daha pek küçüktü biberona alışmasın diye koşa koşa geliyordum sütü içmesine fırsat kalmadan. Tabi içmediği sütler de boşa gidiyordu hep içim yanmıştır.
İlknur yazın güzel olmuş. Bizde Bu cumartesi 6. ay kontrolümüzde artık yoğurt veya çorbaya geçeriz diyorum. Çok heycanlıyım.
4. aydan itibaren doktor senin de yaptığın gibi elma sonra armut ile tanıştır dedi.Damak tatı için. 10 tatlı kaşığı ver dedi. sonra havuç ver dedi ama oğlum onu reddedti. suanda elma veya armutun içine 1 dilim portakal rendedisi ile içiyorum.
Önümüzdeki hafta doktorumun önerilerini yazacağım bende.
Yorum Gönder