Eh ne yoğun kadınmışım. Hiçbir şeyi zamanında yapamadığım gibi yazılarımı da geç yazar oldum. Ben yazıyı yazdığımda işin mana ve önemi kaçıvermiş oluyor ama olsun ne diyoruz geç olsun güç olmasın...5 temmuz kocacıkla benim evlilik yıldönümümüzdü.
Yine bu sene olduğu gibi yağmurlu bir gecede evlenmiştik seninle. Temmuzda ne yağmuru diyeceğim ama Allah büyük o gece fırtına çıktı :) Düğün salonu konusunda çıkan binbir badireye inat o gece o kadar çok eğlenmiştik ki ben dahil tüm arkadaşlarım gecenin sonunda o topukluların üstünde zar zor yürüyordu. Senin boyuna azıcık ta olsun yetişebileyim diye en yüksek topuklu ayakkabıları almıştım çünkü. Gelinlik için konuştuğum bir terzi bana ideal gelin boyu damadın omuzlarında olmalı demişti çünkü. Hayatımda topuklu ayakkabı kaç defa giymiştim o güne kadar bilmiyorum. Hiç sevmedim topuklu ayakkabıları, spor ayakkabılarım hep favorimdi. O sıcaklarda bir hafta ayağımda ince çoraplar ve o ayakkabılar ile yürüdüm evin içinde o gece rezil olmayayım diye. Evde şarkılar çalıp kendi kendime dans ettim saatlerce acaba nasıl olur diye, diğer yandan da tez yazmaya çalışırken. Saçımı tepemde topuz yaptırdım boyum uzun görünsün diye. Kısacık saçlarımı tepede toplamak için insan üstü bir çaba harcadı kuaförüm. Yine de omzuna yetişemedim. O gece seninle dans ederken ceketinin düğmelerini görmeyeyim diye sana bakmaya çalışmaktan boynum ağrıdı. Zaten dans etme isteğimde o geceden sonra bitti :)
O günden bugüne tam 6 yıl geçti. Kah iyi, kah kötü günlerimiz oldu, üzüldük, sevindik, bazen oturup beraber ağladık bazen kahkahalarımızı durduramadık. Hayat adına zorlu bir sınav verdik. Onu da beraber atlattık. Sanki bizi birbirimize daha da bağladı yaşananlar.
Sonra sen bana bense sana küçük bir melek hediye ettik. Allah bize dünyanın en güzel mucizesini verdi. Bundan ötesi var mı bilmiyorum. Bebeğin kötü giden bir evliliği kurtaracağına asla inanmam. İyi giden evlilikleri ise kuvvetlendirirmiş bunu gördüm. Bebeğimiz bizi birbirimize bin kat daha bağladı sanki.
Biliyorum blog jargonunda kocadan sevgili diye bahsetmek lazım ama ben bu kelimeyi kullanmayı çok sevmiyorum. Sevgilimsin sevdiğimsin ama ondan bir adım ötesi var bunun. Cem Yılmazın bir geyiği vardı. "Sevgilimisiniz? Yok biz evliyiz." Genel kanıda kocanın tanımı zamanındaki romantik adamın gidip, kendini her konuda salmış adam demek sanırım (daha fazla romantizm olsa şikayetim olmaz elbet ama ben zaten öyle çok ağır romantik şeylere de gelemem ki içimi bayar). Oysa koca olmak sevgili olmayı, aşık olmayı barındırdığı gibi yanında çok daha sorumluluk ta isteyen şeyleri taşıdığı için, bence sevgililikten daha çok emek istediği için sana böyle söylemek benim tercihim.
Çok çekişiyoruz seninle. Geçinemeyen iki kardeş gibi. Fikirlerimiz çok konuda ayrı ama prensipte anlaşıyoruz :) Sen hayat konusunda daha kuralcı daha bir her eve lazım denen türdensin. Benim aykırı fikirlerime, örneklerime "ne alakası var İlknur, şimdi bu aynı şey mi İlknurrrr" demelerini seviyorum. Sinirlerime hakim olamadığında beni durdurmanı, herşeyin pozitif yönüne bakmanı, beni dengelemeni seviyorum. Mutfağa girmeni, her şeye karışmanı (tamam bazen çok yoruyor beni), televizyon karşısında uyumalarını, bana bin türlü sataşmalarını, sana sataşmayı hepsini çok seviyorum. Herşey bir tarafa, ben en çok senin dostluğunu sevdim. Sen olduğun sürece etrafta hiç kimseyi aramadım ben. Seninle konuşmak, tartışmak zaman zaman kahkahadan kırılmak yeterde artar çok zaman. Oğlumuzun eğitiminde bana güvendiğin sonuna kadar destek olduğun için ise minnettarım.
Bu sene ayrı kutladık evlilik yıldönümümüzü. Hatta sen o kadar yoğunsun ki belki de ilk defa bir özel günümüzü unuttun adetin olmadığı halde. Ben oğlumu teyzelerine götürdüm sen ise evde tez yazdın. Hatta ben onlara gidebileyim diye bin türlü zahmete katlandın. Bu sene böyle oldu. Canımı hiç sıkmadım. Daha önümüzde geçirilecek koca bir ömür varken bir kutlamaya, hediyeye neden takılayım (ama bir sonrakine kadar şakayla karışık başının etini yiyeceğimi garanti ederim:) ). Bu sene zaten hiçbir hediyenin manası yok, evdeki küçük yaramaz hediyemize bakıp bakıp bundan büyük hediye olur mu diyorum hep. Allah bize sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ömür geçirmeyi kısmet etsin.


7 yorum:
canım süper bir yazı olmuş.. Nice nice senelere inşallah, mutluluğunuz hiç bozulmasın minik meleğinizle birlikte:))
Yeşim çok teşekkür ederim canım, Güzel temmennilerin için. Hepimizin mutluluğudaim olsun.
Nicelerine canım. Sizi gidi çekirdek aile sizi:)
Zor dimi akademik olmak , ne tezi ne yayını biter , neyse bugünlerde gecer . Minik ogluşun ve sevgilinle:) beraber daha nice güzel senelere ulaşman dilegiyle
Ozgurcum yine bu bizim kalabalık halimiz :) İleride yazacağım sebeblerden ötürü iyice çekirdek kalacağız ki içler acısı.
kuzunun annesi gerçekten kendi çapında bir zorluğu var. Tezi yayını bi tarafa bi de seyehati çıkar yol bekler durursun :)
Allah bir ömür ayırmasın sizi İlknur.Oğlunuz ve gelecek diğer bebelerinizle mutlu sağlıklı bir ömür diliyorum size:)
İlknurcum seni ve eşini tebrik ediyorum. Minik yavru(larınız)nuz ile birlikte nice güzel seneler diliyorum.
Yorum Gönder