Daisypath Happy Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers

15 Mart 2010 Pazartesi

Yazmayalı bir ayı geçmiş. Yazmaya yazmaya canım daha da istemez olmuş. Ne kadar çok şeyi kayıt altına almayı ihmal etmişim. Aslında ihmal de değil de kendi çocuğunun gelişimini mişli geçmiş zaman kullanarak yazmayı kendime yediremediğimden yazmadım. Ne kadar çok değişiklik oldu oysa şu son üç ayda. Geçen haftayı kısa da olsa mutlu ve en önemlisi beraber geçirdik. Biraz da onun verdiği mutlulukla yazasım var şimdi. Çok ama çok yogun bir haftanın sonunda patronumun da defalarca tekrarlaması üzerine sonuna kadar hakettiğim bir haftalık tatilimi alıp kuşlar gibi uçtum evime, aileme.

Son hafta neredeyse doğru düzgün uyku uyumadım, yola çıkacağım cumartesi günü bile çalıştım. Hatta en son işlerimi son dakikaya kadar yapıp bilgisayarımı kapatacak kadar bile vakit bulamayıp öyle yetiştim uçağa. Babası kuzumu anneanne evinden alıp havalimanına gelmişti. Görünce inanamadım. Kendi evladımın yüzünü unutmuşum. Yok ne resimlerde göründüğü gibi ne de Skypedan gördüğüm gibi değildi. Kocaman kocaman bir oğlan çocuğu oluvermiş benim küçük bebeğim. Sarıldım, ağladım ağladım. Haftalardır gözümün içinde biriken bütün yaşları döktüm herhalde. Kocam durdurmasa daha da devam ederdim ama Ahmed korkacak diye toparladım kendimi.

Bana çok seviyeli davrandı sürekli. Baba delisi olmuş onu daha sık gördüğü için. Bir aralar benim yaşadığım tuvalete bile gidememe durumu şimdi babasında. Gözünün önünden ayrılmasını istemiyor. Bana yabancı gibi davranmadıysa da anne anne diye peşimden de koşmadı açıkcası. Eh onu kim suçlayabilir ki. Belki ileride onu bırakmamak adına çabaladığımı ama başaramadığımı anlatırsam belki onunla bir daha ayrılmamacasına uzun bir süre geçirirsem belki tekrar eski günlerimize döneriz. Döneceğiz inşallah...

- Hasta oldu kuzucuğum. Daha doğrusu ben gelmeden az az öksürmeye başlamış. Doktora götürmüşler. Ben gelince daha da arttı. Tekrar doktora götürdük. Azıların hepsi birden gelmeye kalkınca bağışıklığı düşmüş tabi. Boğazlarda kötü olmuş deyince antibiyotik başladık. İki gece çok ateşlendi. Uyuyamadı kuzucuk. Hastalanmasına üzülsem de annesi olarak ilacını ben verdim, anne-baba beraberce olması gerektiği gibi baktık ona diye, işe yaradığım, anneliğimi hissettiğim için sevindim bir taraftan da.

- Ahmed beyler ben bıraktığımda emeklerdi. Yürür koşar olmuş. Atom karınca derdim kendisine lafımı geri alıyorum. Süperman olmuş. Durdurabilene aşk olsun. Tam bir tehlike mıknatısı olmuş. Bir odada on tane zararsız şey olsun, o gidip bir tane zararlısını bulup çıkarıyor maşallah.


- Konuşmayı bilmez ama telefon kullanmasına engel olamamış. En sevdiği telefonun hoparlör sesine basıp sesi duymak. Çok seviyor diye oyuncak bir telefon almışlar. Suratına bakmamış. Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz siz dercesine :)

- Konuşma demişken, gelişiminden aklımda kalanları da yazayım hatırlamak için. Beş-on kelimemiz var sözlükte genellikle tekrar hecelerinden oluşan şeyler "baba (kısa günde onbin defa), dede, nene (anneanne), mama, bu(yazdığım kelimeler haricindeki herşey için), bebi (kendi küçüklük resimlerine-çok büyüdü ya), giy, bbbbu(su- diğerinden farklı olarak bler fazla çıkıyor), dada, dıgı(at), hov(köpek), anne(ben hiç duymadım ara ara söydiğini söylüyorlar)"

- İki dilde de bütün organlarını gösteriyor.

- Anneyi ne kadar seviyorsun sorusuna ellerini havaya kaldırarak çokluk gösteriyor.

- Anneanne nasıl yemek yapmış sorusuna güzel anlamında parmaklarını birleştirip elini sallıyor.

- Babanın sevgilisi kim sorusuna tek el havaya kalkıyor. Bunun türkçesini söyleyince anlamıyor tabi.

- İnsan hiç yabancılamıyor. İyi mi kötü mü bilmiyorum. Bir taraftan hani insanlardan korkmuyor iyi ama kim elinden tutarsa onunla gidiyor kısmı biraz beni ürkütüyor. Her kime merhaba de dersek hemen elini uzatıp tokalaşmaya çalışıyor.

- En son masa sandalye kelimelerini öğrendi. Babası arapça sorunca kısa devre yapıyor herşeye kafasını göstermeye başlıyor. Öyle anlarda o kadar sevimli oluyor ki.

- Dadaya çok meraklı. Babasının beresini eline tutuşturup kapıyı gösterip evden dışarı çıkmaya çalışıyor. Sökmezse ayakkabılıktan ayakkabıları salona taşımaya çalışıyor.

- Süpürgelerden acayip korkardı. O yüzden babası onu evden çıkarmadan ya da uzak bir odaya götürmeden asla ev süpüremezdim. Maşallah yokluğumda işi ilerletmiş. Dip köşe temizliğe başlamış. Annemler şimdi süpürge sopasını nereye saklayalım diye düşünüyorlar :) Hele doğumdan sonra yaşadığım bel ağrıları yüzünden ben pek sevindim. İyi bir eğitimle seneye süpürge işinden yırtarım gibi duruyor :)



- Artık lunaparkı 50 metre öteden tanıyor. Eğlence mekanı kafaya kazınmış. Sabah kahvaltı için çıktık evden ne mümkün dükkana sokmak. Arkada lunaparkı gördü diye dakikalarca mızırdandı. Eliyle göremediği lunaparkı işaret etti etti durdu.

- Bir büfeden su almaya girdik. Satışı yapan ablası bunu sevdi diye şeker hediye etti. Şimdiye kadar hiç böyle bir yemişliği yok dedik ama olsun ben vereyim dedi. Hadi onun kısmetidir diye hem de ne yapacak diye meraktan biraz verelim dedik. Yalamak nedir bilmediğinden ilk birkaç ısırma denemesinde başarısız olunca yalayarak tat alabildiğini fark etti pek mutlu oldu. Hepsini yalatmaya ne çocuk beslenme kuralları ne bizdeki sabır yetmediğinden bir süre sonra aldık elinden. Çok çok beğenmemiş olacak ki hiç ses çıkartmadı.

- Babanın tablet bilgisayarı Ahmed beylere ayak dinlendirme yeri oldu. Hatta üstüne bile basmaya çalıştı. Baba sayesinde refleks geliştirdi.




- En fecisini sona sakladım. Çok terliyor diye saçlarını kısaltmışlardı. Yine çare olmamış. Annemle kocam konuşmuş. Ben istemiyorum kesilmesini diye ben gidince keseceklermiş. Madem illa keseceksin ben göreyim bari dedim. Sıfıra vurmaya kalktı. Sıkı pazarlıklarla üç numarada anlaştık. Sonradan öğrendim ki annem şimdi değil yaza doğru keseriz demiş. Kocamın oyununa geldim sonuç olarak :( Gitti canım cocuğumun saçları... Kendisi kuzgunun yavrusu olduğundan böyle de pek bi yakışıklı ama ben o saçlarını pek seviyordum. Neyse kökü onda değil mi çıkar yine diye kendimi avutuyorum. Ben yokken uzasın bari...

- Gözümüzün kenarı da nazarlık oldu. O kadar harekete az bile yarası var. Nasıl becermişse sandalyeye çarpmış babası gözetimindeyken.



- Oyuncakla arası yoktu bu gidişle hiç olmayacak galiba. Bunu Fransadan alıp götürdüm pek bi sevdi. Ikeada da aynısından var sanıyorum. Fakat bizim kuzu sökme takma meraklısı olduğundan çekici attı bir kenara canını dişine takıp onları elleriyle yerinden söküp takmayı vazife etti kendine. Neyse oyuncakla oynasın da nasıl oynarsa oynasın demek düşüyor bana :) Aynı şey legoların başına da geldi. Babasının binbir emekle yaptığı robotları elinin bir hamlesiyle yıkıp herşeyi sökmek legodan anladığımız şey şimdilik.


- Gelmeme iki gün kala toplandık yine evimizden anneanne evine geri döndük. Kendi mama sandalyesini kendi topladı. Babasına yardım olsun diye.

- Sonuç olarak sayılı gün bitti. Döndüm geldim yine sefil hayatıma. Onu buraya getirme konusunu tamamen kapattık. Babası gelemediği için, önümüzdeki aylarda birkaç seyahatim olduğundan gece onu bırakacağım kimseyi tanımadığım için düzenini bozup burada tekrar kurmamak için düşünüp taşındık ve vazgeçtik. Verilebilecek en kötü karardı ama çaresizliğimi anlatacak kelime yok. Ayrılış çok hüzünlü oldu. O uyuyordu ben evden çıkarken, sevdim sevdim öptüm ayrılmadan. O hallerime evde kimsecikler dayanamamış. Kendimi ne kadar gizlemeye çalışsam da olmadı. Bir kere daha gitmeye çalışacağım sonrası zaten Temmuz sonu inşallah tamamen kavuşacağız. Bu olaydan büyük dersler çıkartarak kapatacağız bu konuyu. Belki yazarım belki yine gücüm tükenir yazamam. Bir tarafım içini hüznünü dök diyor diğer yanım yazma izi kalmasın hiçbir yerde. Bakalım neler getirecek zaman.

12 yorum:

Ozguranne dedi ki...

Sizi merak ediyordum çok. Bugün aklımdan geçtiniz. İyi olun... Geçecek...

kuzunun annesi dedi ki...

Sabah sabah agladım ya..
Ahmedin keltoş halide yakışmıs , boncuk boncuk gözleri daha bir ortaya çıkmış , nasıl büyümüş canım benim.

SERRA dedi ki...

neden yazmıyorsun diye merak ediyordum ilknur, zaten başka bir sebepten doluydum ağlattın beni..yaz bence...ahmet okur ve sana hak verir büyüyünce,inşl. temmuzdan sonra ayrılmak yok mu? çok sevindim

Z.EROĞLU dedi ki...

canım hüzünle okudum yazını.çok zor bişeyi yapıyorsun.senin bu işn zaten vadesi temmuz sonumuydu yoksa hasrete dayanamayıp mı bırakıyorsun temmuzda işi.yani giderken temmuz 2010 da döneceğin belli miydi zaten?

İlknur dedi ki...

Ozgurcum insallah iyi olacagiz bir sey kalmadi artik.

Hayat aglama canim ya. Iste bundan yazmiyorum biraz da. Saclari hic sorma. Kel oglan oldu iyice. Uzayinca yine kivircik cikarlar diye uumut ediyorum ben hala.

Serra aslinda uzak olunca yazacak cok sey de olmuyor. Bir ara burada gezip gordugumu yazayim dedim tek basima olunca gezmenin bile keyfi yok onu da yapamadim. Temmuzdan sonra insallah bir daha ayrilmak yok ama simdi ayrilacagimizi bile bilememistim ki ben. Planlar neydi ne oldu. Insallah Allah bir daha ayirmasin bizi. Daha dogrusu hic bir anneyi evladindan ayirmasin.

Zehra evet sozlesme Temmuzda bitiyor. Hasretine dayanamasam da sozlesmemi iptal etme gibi bir sansim yoktu.

K.T dedi ki...

Eh ilknur meraklardaydık neler yaptın neler yaptı Ahmet diye.
Yazın çok duygusaldı. Ağlatın benide. Çok kolay gelsin.
Bu arada Ahmette çok tatlı olmuş. Saçları kesilince daha da tatlı olmuş bence.
Uzakta olsan yazmalısın. Bu Ahmete Hatıra kalacak.

İlknur dedi ki...

Kuzey Tan annelik boyle bir sey degil mi? Baskasinin hasreti bile insanin canini yakiyor.

Saclari itiraf edeyim sonradan ben de isindim ama bastan hic gonlum razi gelmedi. Cok seviyordum o karisik hallerini..

rnt dedi ki...

Canim ya. Az kaldi kavusacaksiniz cok yakinda. Allah bir daha ayirmasin insallah.

anneyazar dedi ki...

Cancanım az kaldı az daha sık dişini sonra Ahmet'le bizimkini bir oynatacağız unutacaksın hepsini :)

Birben dedi ki...

Of hem ağlıyorum hem okumaya çalışıyorum seni.Çok az kaldı arkadaşım, üzülme artık yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin.Dualarım seninle..

Ahmet Beyler bu haliyle çok karizmatik, biz de mi kestirsek ne yapsak.?

İlknur dedi ki...

Rabiacim amin insallah. Hic kimseyi sevdiklerinden ayrimasin Allah.

Anneyazar insallah vallahi simdiden hayaller kuruyorum Ahmedin potansiyel arkadaslari ile ilgili..
Beraber oynayacak buyuyecekler diye :)

Birbencim aglama arkadasim. Kalmadi kalmadi bir sey sayili gun degil mi insallah bitecek elbet.

Saclari kestirseniz de simdi kestirmeyin. Baharda kuzucugun kafasi sacsiz kalmasin :) Usutecek basini diye korkuyorum simdi ben.

Adsız dedi ki...

Hay Allah...Gözlerim dolarak okudum. Sonra da oturdum, ağladım. Oğluşuna en kısa sürede kavuşman dileğiyle..
Not: Kısa saçlarıyla tam boncuk gözlü olmuş.