seni unutmak mecburiyetindeyim diyor Mazhar Alanson... Ben de blogumu unuttum gitti. Unutmak değil ya vakitsizlik diyelim. Günler hızla ama öyle bir hızla akmaya başladı ki artık. Hafta içi Ahmede ayrılabilen vakit 3 bilemedin 4 saat. Haftasonları tam zaman ama boştaki bütün zamanlar Ahmedin. Onun için saniyesini bile çalasım yok ondan. Zaten bilgisayarı açıp başına oturup yazı yazabilmeyi geçtim iki dakika maillerime bile bakmaya müsade etmiyor evin yeni teftiş memuru. Ondan açmaya yeltenmiyorum bile. Televizyon desen aynı. Eskaza ailece ucundan kenarından seyredilecek bir şey bulmaya görelim. Çat diye düğmesine basıp kapatıyor sayın teftiş memuru. İlgi ondan asla başka bir yere odaklanmayacak. Ondan televizyonu da çıkarttık hayatımızdan.
Yine de tek bir fırsat (bkz. İşyerinde kocayı beklerken) da hemen elim bloga gitti. Biraz not tutmalı yine. Yoksa uçup gidiyorlar aklımdan.
Ahmed hergün yeni bir şey öğrendiğinden hepsini yazmak mümkün değil. Aklımda kalan belli başlılarını yazayım.
* Tuvalet eğitimi alıyor. Yaklaşık iki aydır :) Bol kazalı, gece hala bezli olarak devam ediyoruz. Bazen bir iki gün süper gidiyor her şey. Tamam diyorum oldu. Sonra hoop yine başa sarıyoruz. Geceye hala cesaret edemiyorum. Gündüzü halledemedik ki. (Kıymetli uykumu bölmeye cesaret edemiyorum desem daha doğru olacak ya.) Hiç bir kaynağa bakmadım bu sefer annemin geleneksel yöntemiyle gittik. Üstüne kendimden doğaçlama yaptım. Velakin eğittik mi eğitmedik mi bilmiyorum. Tek bildiğim bez masraflarımızda ciddi düşüş, elektrik, su, deterjan masraflarımızda biraz artış var :P (Bir başarısızlık hikayesi olarak tez elden yazılmalı.)
* Çılgın bir bisiklet sürücüsü oldu. Denge bisikleti konusunda kafam çok karışıktı. Alalım mı almayalım mı derken Fransaya son gidişimde Türkiyedeki fiyatından bile ucuza görünce almıştım. Tüm kış evin içinde gezdi onunla. Bahar geldiğinde artık yollara çıkmaya hazırdı :) Bir de pedalsız olduğundan düşme olayı daha çok olur diye kask almıştık. Forsuna fors kattı.
Hiç düşmedi şimdiye kadar gayet kontrollü ve başarılı gidiyor. Etrafta bisikletin ne güzelmiş diyen biri olursa ann ann diye sesler çıkartarak daha da hızla gitmeye çalışıyor. Bir notu düşmeden olmaz. Baba nefret etmişti bisikletten. İlk fırsatta pedallı bir bisiklet alacaktı. Dışarı denemelerimizde bizimkinin kendi başına oraya buraya gidişini ve hepsinden önemlisi gayet hızlı gidişini gördükçe bisikleti sevdi çok şükür. Ailecek kaplumbağa yürüş hızından kurtulduk. Artık biz karı-koca el ele kol kola gezerken Ahmed beyler rüzgara kafa tutuyor :P
* Tam bak şu konuşana moduna girdi. Ailecek hastasıyız. Konuşma çabaları düz mantık yaklaşımları. Bazen bu dönem hiç bitmese diye garip istekler geçiyor içimden. Bizi ara ara güldüren diyalogları var.
Anne: Yaz gelecek yakında.
Ahmed: Nerden ?
------------------------
(Doktorculuk oynarken)
Anne: Doktor Ahmed
Ahmed: naem (efendimin arapçası)
Anne: Ah doktor bey robotum hastalandı ne verelim
Ahmed: kukute (çikolata)
-----------------------------------------
Anne: Ahmed bak ahtopot, bak uyuyor.
Ahmed: Uyaaaann
Anne: Olur mu annecim. Uyusun dinlensin.
Ahmed: Süttt
Anne: Evet annecim sutunu icmis de uyumus
----------------------------------------
Parktaki kadın: Bezliyor musun hala?
Zeynep Abla(bakıcımız): Evet bezliyorum. (Kendince nazar deymesin diye yalan söylemiş.)
Ahmed:(Kumda oynarken muhabbete kulak kesilen şahıs) Bez yok teyze, bez yok, bez sık. Kulot var.
Zeynep abla renkten renge girmiş sayesinde:)

2 yorum:
Söz uçar yazı kalır diye boşuna dememişler hemen not etmezsek bu veletlerin hızına yetişmek mümkün değil İlknur. Her dakika şaşırtıyorlar"ay unutmamalı" demeye kalmadana hooop başka bir aktivasyon.
Bu arada bez konusu daha doğrusu gece bezi konusu bizdede sıkıntı , bende bir gün bloga uzun uzun yazacağım ya bakalım ne zamana.
Öpüyorum Ahmed Beyleri:)))
süper:)) bez yok teyze bez yok!! ay bunlar adamı rezil eder:)
Yorum Gönder