Hep yazmak isteyip atladığım konulardan biridir bu emzirme reformu. Elbette gerekli emzirme reformu. Hiç bir annenin elinden emzirme hakkı, hiçbir bebeğin elinden emme hakkı keyfen alınmamalı. Anne sütünün önemi herkese ama özellikle işyeri sahiplerine ve devletin gerekli kurumlarına anlatılmalı ki, çalışan anneler de bebeklerini özgürce emzirebilsinler.
Yeliz sağolsun (sen de olmasan mim yüzü görmez bu blog :) ) emzirme reformu mimi için sobelemiş beni. İlk okuduğumda ilknuru neden üstüme alınmamışsam hatırlatması icap etti :)
Şimdi sorulara geçeyim.
(1) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*)Büyük çoğunluk emziriyordur derdim açıkçası eğer sorunun kenarındaki yıldızı görüp yazının sonuna kadar takip etmesem. Çok ama çok üzücü bir oran ile karşılaştım. Bazı annelerin sütü gelmez, sağlık problemleri olur, sütü kesilir bunları anlarım ama 98.7 sayısını anlamam mümkün değil maalesef. Bu ülkedeki anneler emzirmeleri konusunda desteklenmiyorlar demektir bu.
(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?İlk 5.5 ayı sadece anne sütü olmak kaydıyla 14 ay emzirdim. 14 ayın sonunda sütümün de azalmasını bahane edip ayrıca ayrı kalacağımız için kesmek zorunda kaldım. Hala da içimdeki en büyük yaralardan biri maalesef. 2-3 aylık arası kilo alımı düşünce (bakınız bir sonraki mim :) ) o kadar uğraşmış (aslında sorunun psikolojik olduğunu bulmam uzun vaktimi almıştı) öyle bir gayret göstermiştim ki sütümü tekrar arttırabilmek için kesmek çok koymuştu bana. Ayrılacağımız son güne kadar emzirmiş o gün aniden kesivermiştim. Çok şükür Ahmed ne memeye çok düşkün bir çocuktu ne de benim çok sütüm vardı. Ayrıldıktan sonra o süte kolay adapte olmuş, bende de hiçbir rahatsızlık olmadı. Hemen inek sütüne geçtik. Mama sadece bir kere o da cahilliğimden vermiştim. İlk ve son olmuştu.
(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?Hiç :) Ben Ahmed doğduğunda doktora yapıyordum. Hiçbir sözleşmemiz yoktu. Çünkü teknik olarak doktora öğrencisi olarak geçiyorduk. (Derin bir yazı konusu Türkiyede özel üniversitelerdeki doktora öğrencilerinin hali ) Doktora yaptığım üniversitede aynı zamanda araştırma/ders asistanıydım. Hamileliğim son seneme denk geldiğinden bu yüklerimden okula belirli bir miktar ödeyerek kurtuldum ve hamileliğimin son kısmını ve doğumdan sonraki kısmını evde böylelikle geçirebildim.
(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?Yoktu ki kullanayım. Ülkemin yasaları eğer öğrenci görünüyorsan 30 yaşında da olsan yasal doğum iznin, süt iznin olmaz diyor ama yukarıda da yazdığım gibi benim emzirme ve izin konusunda bir problemim olmadı. Tek sorun bu sürecin bir kısmında çalışanlar ücret alabiliyorken ben cebimden para ödemek zorunda kaldım.
(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?Hayır.
(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?Hiçbir zaman. 2 yaşındaki çocuğuma karnı acıktığında gidip bir restoranda çorba/yemek alıp yedirmek ne kadar doğalsa emzirmek de o kadar hatta daha ötesi doğaldı benim için. Bir iki defa biraz tehlikeli bile olsa giden arabanın içinde dahi emzirdim. Genelde AVMlerde emzirme odaları oluyordu ev oturmalarında ise çoğunlukla sakin bir oda rica ettim. Hem benim hem Ahmed için sakin ortam daha iyi oluyordu. Anne ile bebeğin başbaşa kaldığı, bağların kuvvetlendiği anlardan biriydi benim için emzirme saatleri.
(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?Desteğe her yeni anne gibi ben de ihtiyaç duydum. Yeni olduğunuz her konuda yardıma ihtiyaç duymazmıyız zaten. Anneliğin sadece içgüdüsel olduğuna inanmıyorum ben. Öğrenilebilir bir şey. Tecrübelerle, kitaplardan okuyarak anneliğinizi geliştirebilirsiniz. Emzirme konusu da istisna değil. Bebeği nasıl tutmam gerektiğini, memeye en az tahrişi yapacak şekilde emzirmeyi sadece kitaplardan öğrenebildim ben. Maalesef ne hastanede bebek hemşirelerinin bir yardımı oldu (hatta o gün unutmuyorum çok fazla doğum olduğu için yardım için çağırdığımda on defa anlatamayız bile dediler bebek dostu hastanenin bebek düşmanı bebek hemşireleri) ne de lohusalık sürecinde yanımda olanlardan bu konuda bilgisi olan vardı.
(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?3. cümle hariç çoook duydum. Duymayan var mı meraktayım. Doktorlara varana kadar bütün çocuklara mama verdirmeye baş koymuş bir grup insan var. Ahmedi büyütürken annemlere gitmediğimiz sürece hep yalnızdım. O dönemde lohusalık harici çok gelen de olmadığından kendi evim de pek duymadım ama annemlere her gittiğimizde illa Ahmedi görmeye gelenler oluyordu ve sıkça ağlıyor emzir sütün mü yetmiyor yoksa sözünü duydum. Bir dönem sütüm gerçekten azaldı ve bunu annem ve eşim hariç hiç kimse ile paylaşmadım. Biliyordum ki bir kişi de çıkıp sakın emzirmenin peşini bırakma asıl demeyecekti. Faydalarından çok zararı olacağı için gizli operasyonlarla süt arttırma çabalarına girdim.
(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?Evet biliyorum. Duydum. Blogcu Anne Elifi de düzenli takip ediyorum. Yazının başına da yazdım. Hiçbir annenin elinden emzirme hiçbir bebeğin elinden emme hakkı alınmamalı. Her açıdan kıymetli hangi birini yazayım ki. Bir anne sütü büyük bir mucize. İçeriğinin bebeğe faydası kimbilir kaç bilimsel makaleye konu oldu ki şu an bile kansere bile bir umut olur mu diye çalışmalar var. Diğer yandan düşünün bir canlı getiriyorsunu dünyaya veeee yiyeceği gıda daha başından hazır. Ne yedirsem içirsem derdi yok. Falanca gıda sağlıklı mı hormonlu mu gaz yapar mı kabız yapar mı yeni doğana uygun mu derdi yok. Cokur cokur ver gitsin. Annenin lohusalığı bir nebze kolay bile atlatmasına bile yarıyor olabilir çünkü lohusalığımda en mutlu olduğum anlar Ahmedle emzirme anlarıydı (ki yeni doğanda bu neredeyse günün yarısı demek :) )
Türkiyede hatta birçok ülkede anne-bebek ilişkisi, anne-bebek sağlığı maalesef hala hafife alınıyor. Oysa bugünün bebekleri yarının geleceği. Doktorlar bir yandan 6 ay sadece anne sütü derken devlet en çok 4 ay ücretsiz izin diyor. Tamam diyorsunuz. İş yerinize dönünce süt izninden bahsediyorsunuz atılmakla tehdit ediliyorsunuz. O bitince sütünüz var bebeğinizi gittiği yere kadar emzirmeye niyetlisiniz, sağayım da ertesi gün benim yokluğumda onu içirsinler diyorsunuz bütün gözler size dikiliyor. Yok az süre kaldı çok süre kaldı işten kaytarıyor diye. Kadınlar anne olmasalar bile iş yerlerinde çoğu zaman çifte standarda maruz kalıyorken annelikleri ile beraber iyice ayyuka çıkıyor. Çoğu zaman kötü tepkiyi hemcinsinden alıyorsunuz falan filan. Emzirme Reformu gerekli ve olabildiğince devlet tarafından desteklenmeli ve kanunlar çerçevesinde annelerin haklarını almaları sağlanmalı.
(10) Emzirme Reformu’nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için www.emzirmereformu.com adresindeki formu doldurmanız yeterliBen tembelin önde gideni olduğumdan, gönülden desteklesem de sitesinden desteklememiştim. Yazımı yayınlamadan önce hemen formu doldurdum ve artık resmen ben de Emzirme reformunu destekliyorum.
Yelizcim bir kere daha teşekkürler. Yazmak isteyip de ihmal ettiğim bir konuda yazmaya fırsat oldu.
Yukarıdaki soruları yanıtladıktan sonra, veri takibi yapabilmek açısından yazınızın linkini bilgi@emzirmereformu.com adresine gönderiniz.
(*) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı yüzde 1,3. (Kaynak UNICEF Türkiye). Annelerin yüzde 98′i doğumdan sonra emzirmeye başlıyor, fakat ilk iki aydan sonra genel emzirme sorunları veya işe başladıklarında yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle emzirmeyi ve anne sütüyle beslemeyi sonlandırabiliyorlar.