Daisypath Happy Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers

13 Ağustos 2009 Perşembe

Yeni ülke, yeni şehir, yeni ev, ve sonuç yeni düzen çabaları

Geleli bir hafta oldu buraya. İlk günler hepimizin yorgunluğu ile geçti. Hem yorgunluk atmak hem de Ahmed beyler ile ilgilenmek biraz zor oldu ama çok şükür ki gelişimizin üçüncü gününde kendine düzene girmeye başladık. Türkiyedeki evimizde Ahmed hala bizimle aynı odada uyuyordu. Buradaki evin ayrı bir çocuk odası olması çok işimize yaradı. Hatta çok kalın perdelerı olduğu için odada gündüz bile gece havası yaratmak mümkün olduğundan hem de bebeğinin odasını ayıran tüm arkadaşların da dediği gibi, bizim odaya girip çıkma gürültümüz bittiğinden Ahmed tüm gece uyur hale geldi. (Kocaman bir MAŞALLAH). Bu hem onun gündüz hallerini hem de bizim gece dinlenikliğimiz ile gündüz ile daha kolay başa çıkabilmemizi sağladı. Gündüz uykuları ise eskisi kadar uzun olamıyor maalesef. Bunda sebep biraz da biziz. Sürekli dışarıda yapılması gereken işler var ve onu da alıp çıktığımız için, bir uykusunu evde alırsa diğerini dışarıda arabasında almak zorunda kalıyor ki bu ikinci uyku biraz kısa oluyor haliyle.

Beslenmesinde işinin de düzene girmesi iki üç günü aldı. Şimdiye kadar Ahmedi olabildiğince hazır gıdalardan uzak tutmaya çalıştım. Bu işlerden pek anlamam ama üzerinde iki yıl sonrasının son kullanma tarihi olan ürünlere nasıl katkı maddesi ya da koruyu madde konmadığına akıl sır erdirebilmiş değilim. Hele devam sütleri reklamlarında anne sütünü referans aldık lafına toptan gıcığım. Hangi annenin hangi günki sütünü referans alıyorsunuz diye sorasım var. Hani bu anne sütü bebeğin ihtiyaçlarına göre gün be gün değişen bir şeydi. Bunun yerine her bebeğin ortak ihtiyaçlarına en uygun ürünü yaptık deseler daha mutlu olacağım belki. Bebeğin ilk yaşına kadar şeker tuz kesinlikle yasak deyip te içinde deli gibi şeker içeren bebe bisküvilerinin doktorlar tarafından önerilmesi de anlamadığım diğer konulardan biri. Bebek firmalarını bu konuda mutlu edebilecek bir anne değilim sonuç olarak.

Dışarıya çıktığımız zamanlarda bile evde yapılanları yanımıza almaya gayret ettim çok uzun süre ama tez yazma sunma dönemleri ve ev toplama dönemlerinde anneannemizin bizden uzak olduğu zamanlarda ben de hazır gıdaları tercih ettim. Tercihim genelde meyve olmasa da (yanımıza alınabilecek en kolay meyve muz olduğundan Ahmed beyler de muz canavarı olduğundan sorun çıkmadı) sebze pürelerini kullandım. Milupa ve Hero Baby nin organik ürünleri hayat kurtarıcı oldular bu konuda.

Yolculuğumuzda da yanıma Ahmedi iki gün idare edecek kadar sebze püresi ve muhallebi tarzı şeyleri hazır bulundurdum. Geldiğimiz iki gün Ahmedi bunlarla idare ettik ve bu arada ben etraftaki marketleri keşfe çıktım. İlk hedefim yine benzer malzemeler bulmaktı ama burada Türkiyedeki kadar çok bebek ürünü çeşidi bulamadım açıkçası. Bunun yerine Türkiyede bulamadığım kadar çok organik ürün buldum. Aklımıza gelebilecek herşeyin organiğini herhangi bir markette bulmak mümkünmüş burada. Organik süt, yumurta hatta yeşil mercimek :) Fiyatları da Türkiyedeki kadar pahalı değil. (Pahalı değil derken diğer ürünlere kıyasla yoksa genel anlamda fiyatlar el yakıyor o ayrı) sonuç olarak başladık yemeklerimizi yapmaya. Gecede tek yemek yapabiliyorum. Yemek Ahmede yapılacakmış gibi yapılıyor biz sonra tuzunu katıp geri kalanını yiyiyoruz.

Ahmedin yoğurdunu da Türkiyeden maya olması için getirdiğim yoğurt ile mayaladım. Onunla devam ediyoruz. Bir arkadaşım takılmıştı o yoğurdu nasıl içeri sokacaksın merak ediyorum diye kimse bakmadı vallahi :) Tek zorlandığım konu Ahmede yedirmek için peynir konusuydu. Türkiyede lor peyniri kullanıyordum ama buraya gelince bin çeşit peynir içinden bir lor peyniri çıkmadı. Allah razı olsun bir forumdan tanıdığım arkadaşım bebeğine peyniri kendi yaptığını aldığı sütü kaynatıp içine elma sirkesi katarak kestirdiğini ve lor peynirini elde ettiğini yazmıştı. Peynir işine de o şekilde çözüm bulduk.

Aktivite işini aslında rica etsem de babası yazsa o benden daha bilgili bu konuda bu aralar. Ne zamandır almayı ertelediğim iki oyuncak aldık ona, biri üst üste dizilen halkalar diğeri ise şekiller. Bütün bu oyuncaklara ise Ahmedin ilgisi hala çok çok fazla değil. Onu etraftaki ellememesi gereken şeyler daha çok çekiyor. Kablolar, terlikler gibi.

Buraya geldiğimizden beri en çok zorlandığımız iki konu Ahmedin yeni eve alışması ve onu pusetinde tutmak oldu.

Geldiğinden beri evin yabancı bir yer olduğunun farkında. Sürekli inceliyor ve kendini hiç güvende hissetmiyor. Parmak emme yine arttı. Huysuzlanmak için fırsat kolluyordu geçen haftaya kadar. Tanıdık bildik şeylere ihtiyaç duyuyormuş. Evdeyken oturmamak için direttiği mama sandalyesinin aynısını aldık. İnanılmaz mutlu şimdi sandalyesinde. Şimdi bunu da aşmış gibiyiz. Daha multu görünüyor evde. Eski şen kahkahalar geri döndü tamamen.

Pusetinde ise çok çabuk sıkılıyor. Durmak istemiyor hemen ağlamaya başlıyor. Pusetinde otururken ona laf atılması birinin gelip onunla ilgilenmesi (ben ve babasının haricinde) onun hoşuna gidermiş. Buraya gelince oğlum küçük çaplı bir depresyona girdi ;) Kimse bakmıyor gülmüyor ellemiyor diye o insanlara bakıyor, şirinlikler yapıyor, konuşuyor ama yok kimseden tepki gelmiyor. O zaman pusette oturmanın keyfi de kalmıyor. Çok şükür ki geçen bir Türk aileye rastladık ta bunu alıp öptüler sevdiler de bizim ki de depresyonunu az da olsa yendi ;) ama sürekli onunla ilgilenecek birilerini nereden buluruz bilmiyorum.

Biraz kopuk bir yazı oldu sanki. Baştan sona pek bütünlük yok gibi ama posta posta yazınca böyle oldu :) En kısa zamanda hem resim hem de yeni yazılar........
Not: Sonunda Eyfeli gördüm. Velakin ilk tepkim bumuymuş oldu. Koca bir demir yığınını mı görmek için bunca yıl hayaller kurmuşum. Yani öyle pek te matah bir şey deelmiş. İstanbulun güzellikleri yanında lafı edilemez.

8 yorum:

Adsız dedi ki...

evinize yerlesmenize, islerin yavas yavas yoluna girmesine cok sevindim.
aynen ben de anlamiyorum mamalardaki mantigi, 3 aylık bebekle 6 aylık bebek aynı icerikteki mamayi iciyor, ama elim mahkum ben mama veriyorum malesef, o yuzden cok dusunmemeye calisiyorum.
sevgiler, kolayliklar.

Ozguranne dedi ki...

Ay çok sevindim. Zor bebekle yeni düzen. Yeni ülke. Ama çok güzel başa çıkıyorsunuz maşallah size yahu... ilgiyle okuyorum maceralarınızı. Ahmet'i öpüyorum çok. Peynir olayına da dumur oldum şahsen hiç duymamıştım...

sevgiler.

Birben dedi ki...

çok sevindim bu kadar çabuk toparlanmanıza.Aman maşallah diyelim.Sen işe başlayınca biraz zorlanırsınız ir de onu da atlattıktan sonra herşey yoluna girer.
bak İlknur şimdi eyfele meyfele burun kıvıyorsun da,oranın düzenli temiz sokaklarına,marketlerine alışınca buraları beğenmezsen hiç şaşırmam heee:)))

İlknur dedi ki...

Kirazcim bence hic maalesef deme. Senin emzirme cabalarini hep takip ettim. Bence teknolojinin bu kadar ilerlemesine sukur bile etmek gerek. Annelere alternatifler sunduklari icin. Eskiden olsa anne sutu alamayan bebege yapilan en iyi sey pirinc unundan mama. Ki ben boyle buyutulmus bir insanim. Bizim bebeklerimiz bizden cok daha sanslilar bu konuda.

Ozgurcum ben de ilk duydugumda nasil yani demistim ve Turkiyedeyken tembellikten hic denememistim, hep hazir aliyordum. Buraya gelince el mahkum yaptik. Pek te kolay birseymis. Bir kilo sut iki yemek kasigi sirkeye bakarmis :)

Tarkanın Annesi dedi ki...

Zorluklar bi şekilde aşılıyor okuduğum kadarıyla genede gerçekten tebrik etmek lazım seni biz alıştığımız düzende hiçbişeyi halledemezken senin azmin taktire şayan. Umarım Bebişte yavaş yavaş alışır ee kolay değil onu da anlamak lazım

havvanur dedi ki...

hayatınızın düzene grmesi güzel adınıza sevindim ilknurcum yogurt işide süpermiş eyfeli begenmedim dedigine göre tr özledin şimdiden yeni gittin eyfeli begen lütfen:)şaka bi tarafada herşey yolunda olsun allah kolaylıklar versin hoşçakalın parisliler

Unknown dedi ki...

Taktirle, merakla ve heyecanla izliyorum sizi. Allah yardımcınız olsun.

Bir süre sonra eminim çok daha fazla market, Türk yiyecekleri bulabileceğiniz kaliteli dükkan, pazar bulacaksınız. O zaman yeme-içme konusunda çok daha rahatlayacağınızı düşünüyorum.

Fakat laf aramızda ben de İngiltere'de alıştığımız yoğurt ve lor yapma olayına Türkiye'de zaman zaman devam ediyorum. Aslında güzel alışkanlıklar, özellikle bebekler için.

Tekir dedi ki...

İyi ki yazdın, ufak ufak meraklanmaya başlamıştım neler oluyor diye, düzenin oturmaya başlıyor desene, harikasınız :) Süper macera ailecek yaşadıklarınız, yaşayacaklarınız. Takdir ediyorum valla, ben iş değiştirmeye bile çekinen insan, değil ülke değiştirmek.

Peynir yapmak basit demek ki, ilk kez duydum ve şaşırdım, gerçi ben yoğurdu da zor bir şey sanıyordum, yapınca gördüm ki çok basitmiş :)

Öpüyoruz.