Daisypath Happy Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers

3 Şubat 2010 Çarşamba

Bu ülkede iyi şeyler de olmuyor değil...

Başlıktan yanlış anlaşılma olmasın. Bu ülke diye kasttettiğim yer Türkiye.

Eski maceraları takip edenler biliyor zaten de. Kısa bir özet geçeyim. Annemle babam Fransaya gelirken yeşil pasaportları olduğu için vize almalarına gerek yoktu. Annemin de ara ara sağlık sorunları olduğu için ne olur ne olmaz seyahat sigortası yaptırmalarını söylemiştim. Vize başvurularında normalde seyahat sigortası zorunlu ve kalacağınız gün kadar yaptırabildiğiniz , seyahatinizde ortaya çıkabilecek acil kaza, yaralanma ve hastalıkları kapsayan bir sigorta. Babam ben az kalacağım zaten diye yaptırmayı düşünmezken son anda kendine de yaptırmaya karar vermiş. Sigorta şirketi bu sigortayı yaparken babama hiç bir soru sormamış. Bir hastalığı olup olmadığına dair bir kayıt yok yani.

Neyse kaderin çilvesi bu ya annemden korkarken hastalık babamı buldu ve kalp krizi geçirdi. Hem de Türkiyeye gelmesine üç gün kala. Olay olur olmaz hemen iletişime geçip durumu anlattım. Haklarını yemeyeyim nazik davrandılar. Hastanede yatış durumunda sigortanın süresi dolsa bile bir haftaya kadar tüm teminatların geçerli olduğunu söylediler. Tüm belgeler hazırlandıktan sonra ise kabalaşmakta bir sıkıntı görmediler. Son konuşmamızda kusura bakmayın ödeme yapamıyoruz dediler. Sebep, babamda şeker hastalığı varmış. Evet bunu zaten herkese ilk önce ben söyledim ki müdahale ederken göz önüne alınsın diye. Doktorları karar vermişmiş. Zaten kolestrol ilacı kullanıyormuş. Şeker hastalığı kalp krizine yol açabilirmiş. Ben ya da telefonda görüştüğüm bayan neden kolestrol ilacı kullanmıyormuş. Çünkü sağlıklı insanların kullanmasına gerek yokmuş. Bana böyle söyledi. Anlatmaya çalıştım. Bunların hepsini biz de biliyoruz. Kolestrol ilacını tedbiren kullandırıyorlar. Fakat babamın yıllardır yapılan kalp kontrollerinde herşey sağlıklıydı. Hiçbir problemi yoktu. EKGleri, efor testleri temiz. Bir kalp rahatsızlığı olsa sizinle iletişime bile geçmezdim dedim. Yapabileceğim bir şey yok dedi. Kan beynime sıçradı. Sokakta yürürken araba çarpsa, e sizde yolda yürüyormuşsunuz araba çarpma riski var diyecekti herhalde. Telefonu bu durumu şikayet edeceğimizi bilmenizi istiyorum diyerek kapattım. Tabi dedi. Tüketici olarak hakkınızı arayabilirsiniz.

Bu ülkelerde sağlık hizmetlerinin ne kadar pahalı olabileceğini de bildiğimden faturayı görene kadar Allah biliyor ya öldüm öldüm dirildim. Bu sürede sağolsun duyan arkadaşlarımız hemen yardım teklif ettiler. Bir derdimiz olduğunda bu kadar desteğimizin olduğunu bilmek o ara o kadar huzur vermişti ki bana. Neyse sonuç olarak ödeme yapıldı. Hastane açısından iş kapandı.

Bilmem hiç duyanınız oldu mu? Bimer diye bir yapılanma var Türkiyede. Alo 150 hattıyla, internet sitesi yoluyla ya da direkt dilekçenizi yazarak şikayetinizi bildirebildiğiniz ve mutlaka ama mutlaka cevap alabildiğiniz bir yer. Siz dilekçenizi yazdıktan sonra dilekçeniz başbakanlık tarafından gerekli bakanlığa yönlendiriliyor ve sorununuz halledilmeye çalışılıyor. Sonuç olarak babamın dilekçeyi göndermesinden bir hafta geçmeden arayıp detaylı bilgi almışlar. Sağlık bakanlığına yönlendirmişler. Sigorta şirketi ile görüşme yapmışlar. Sigorta şirketi nedense onları babamın kalp krizi geçirdiğinde Türkiyede olduğunu ikna etmeye çalışmış. Belgeli, kayıtlı şeyde nasıl bir şans denemeyse. Sonuç olarak, geçen hafta sigorta şirketi tek muhattapları olan beni aradı. Efendim babanızın Türkiye iletişim bilgilerini alabilir miyiz diye. Özellikle de bana tıp dersi vermeye çalışan hanımla görüşemedim. Görüşsem iki çift laf edecektim şeker hastalığı kalp krizi bağlantısı ile ilgili. Dedim hayırdır, babanıza ödeme yapacağız da dedi telefondaki başka kibar bir hanım. Ödemiyoruz demiştiniz şimdi ne oldu ki dedim dilekçenin sonucu bilmediğimden, baştan öyle karar verilmiş ama tekrar gözden geçirdik dedi. Sonuçta bu konuşmadan iki gün sonra babam parasını alabilmiş.

Babamın Bimere başvurup olumlu cevap aldığı ilk olay bu değil. Bunun için aslında güvenilirliklerine ikna oldum. Daha önce de Almanyadan emekli olmuş, Türkiyeden de emekli olmak için uğraşan, ne hikmetse bir yılda Edirneden Ankaraya gitmeyi beceremeyen bir kağıt parçası bu sayede kısa zamanda Ankara gitmekle kalmayıp babamın arkadaşının emekli olabilmesine de sebep oldu.

Benzer şekilde bankadaki küçük bir mevduatının kendi bilgisi dışında farklı fonlara yatırılması sonucunda anaparadan uğradığı zararıda almayı başardı. Dikkatimi çekense ne zaman Bimere başvursa, daha önce arıza çıkaran, konuşmalarında kabalaşmakta hiçbir sakınca görmeyenlerin birden nezaket abideleri kesilmeleri.

Neyse yazıdan iki sonuç:

* Yurtdışına giderken iki güne üç güne gidiyorum bana bir şey olmaz deyip seyahat sigortanızı yaptırmayı ihmal etmeyin.

* Çok şükür bu ülkede de artık hakkını aramana yardım eden, ve bence düzgün çalışan bir merci var. Onun için size yapılan haksızlığı sineye çekmeden hakkınızı arayın.

5 yorum:

SERRA dedi ki...

ne güzel , haberdar ettiğin için teşekkür ederim,cidden bir şeylerin peşine düşmek ve hakkını aramak gerekli yoksa damla denize karışır gider...

İlknur dedi ki...

Aslinda biraz arastirma yapinca cokta bilinen bir sey olmadigini fark ettim. Eger birilerine faydasi olacaksa ne mutlu bana. Haksizliga ugratildiginda hakkimizi aramak en dogal hakkimiz ama Turkiyede bir ara kimi kime sikayet ediyorsun donemi vardi. Cok sukur ki kapanmis bu donem.

Adsız dedi ki...

Bu konuda yazdığınız çok iyi olmuş. Ben de açıkçası hastane deneyiminiz yazınızda nedense bu ayrıntıyı merak etmiştim. Bizim de yazın bir Paris seyahatimiz olacak. En iyisi biz de yaptıralım seyahat sigortası. Diğer konuda (yani Bimer), ben de kamuda çalışıyorum ve bize de kendi görev alanımıza giren konularda sorular geliyor. Ben şahsen o yazıları, bekleyenlerin sabırsızlığını düşünerek hemen cevaplandırıyorum. Kaldı ki bize gelen sorular, dolar ne olacak, faiz niye yüksek türünden sorular. Sizin durumunuzda yardımcı olunduğunu hiç bilmiyordum. Çok sevindim öğrendiğime ve sizin de işinizin hallolduğuna.

İlknur dedi ki...

Vuslat acikcasi sonuclanmadan yazmak istemedim.

Eger yurtdisina vize alarak gelecekseniz konsolosluk bunu mecburi kiliyor ama vizeye gerek yoksa da bence kesinlikle yapilmali. Olmaz dememek lazim. Kader bu karsimiza neyin ne zaman cikacagi belli olmuyor.

Bimere cok ilginc basvurular da geliyormus diye duydum ben de. Mesela benim super bir fikrim var devletten yardim istiyorum seklinde. Bimerin bence en guzel tarafi sadece kamu ile sinirli kalmamasi. Insan haklari ihlali cercesinde ozel ya da kamu her turlu sikayetinizi iletebiliyorusunuz.

Hülya Cinsçiçekçi dedi ki...

Demek ki Bimer'de enazından birkaç memur maaşının hakkını veriyor. brav onlara