Daisypath Happy Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers
Gazze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gazze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2013 Çarşamba

Refah Sınır Kapısında

 Yolculuğun uçak kısmı yorucu geçti ama görece kolaydı. Sıkıntısız Kahire Havalimanına indik.  Kahire'den Refah Sınır kapısına tam 5 saatlik bir araba yolculuğu yapmamız gerekiyordu. Trafik kuralının k'sinin anılmadığı bir ülkede bu yolculuğu yaptığımızı anlayınca yolculuğun en tehlikeli kısmı ilan ettim ben.  Sabah 7 gibi Kahire'ye indiğimiz için öğlen 12 civarı Refah sınır kapısında olacağımızı, oradan da aksilik çıkmazsa 5 gibi evimize varacağımızı hesapladık.  Evdeki hesap çarşıya uymadı o ayrı. Böyle bir yolculukta genelde özel araçlar kiralıyormuş insanlar. Güvenilir olmaları önemliymiş. Çünkü Mısır'da ciddi bir iş sıkıntısı var ve insanlar fazla talepkar olabiliyorlar. Çok şükür bizim Mısırlı bir arkadaşımız yardımcı oldu, aracımızı kiraladı. Araç bir de klimalı çıkınca yolun uzunluğu, Ahmed'imin yorgunluğu haricinde bir sıkıntımız olmadı. Ahmedim ondan bahsetmezsem olmaz. O kadar metanetli davrandı ki bütün bu yolculuk boyunca. Bir kere bile ağlamadı, yapabileceği en az huysuzluğu yaptı. Bütün uyku ve yeme düzenini bozmamıza rağmen. Heyecanı her şeyi yendi sanıyorum. Herkes birilerine kavuşacaktı da Ahmed dört tane kuzenine kavuşacaktı. Hepsini defalarca kameralar sayesinde gördüğü gerçek oyun arkadaşlarına :)
 
 
 
Sınır kapısına  saat bir civarı geldik. O manzarayı kolay kolay unutamam sanırım. İnanılmaz bir insan kalabalığı, bir taraftan valizlerinizi elinizden kapmaya çalışanlarla kavga edip, diğer taraftan o sıcakta delirmeden sabretmek gerekiyor. Ben kendimce çok eminim. Elimizde Türk Büyükelçiliği aracılığı ile Mısır İçişleri Bakanlığından alınma yazı var. Hemen geçeceğiz. Yok öyle olmadı. Belgelerimiz geçersizmiş. Son olaylar yüzünden bütün sınır kapıları İstihbarat Bakanlığına devredilmiş. Nuh dediler, peygamber demediler. Bir de nasılsa sınır kapısında doğru düzgün telefon çekmez. Koca elinde telefon bir oraya bir buraya koşup çeken yer bulmaya çalışır. Ben yanımda sıkılmış ve yorulmuş bir çocukla dil bilmediğim insanların arasında koca valizler, içinde hediye diye getirdiğim çikolatalar bu sıcakta erir mi derdindeyim!!!
 
 
 
Saat 17:30 olduğunda benim umudum tükenmek üzereydi. Saat 18:00'de kapı kapanacak, ertesi gün arife yani sınır kapısı Ramazan bayramı da dahil kapalı. Ne zaman açılacağı ise belli değil. O saate kadar kocaya sürekli moral vermeye çalıştım. Hayırlısı ise kapıdan geçebilelim diye bildiğim bütün duaları ettim ama artık son yarım saate girdiğimde ne yapalım diye soran kocama beni uçağa bindir Türkiye'ye geri gönder, sen istediğin kadar bu kapı önünde bekle diye isyan ettim. Bu arada etrafta gelin sizi tünellerden geçirelim diyen mi istersin, benim yabancı olduğumu anlayınca sataşmaya kalkan mı? Sinirler tırmandı. Koca bu arada hala ve hala telefonlarda. Sınır kapısının önündeki askerlere rüşvet bile teklif etmiş bir ara. Kabul etmemişler.
 
 



En son kocayla bu gece sınır kapısına yakın bir yerde mi kalalım, Kahire'ye geri mi dönelim diye düşünürken, kayınpeder ne olursa olsun kapıdan ayrılmamamızı söyleyince kalakaldık yine. Saat 17:50. Kapıdaki askerlerden biri kocaya seslenmiş. O vakte kadar nasıl kimsenin aklına gelmemişse Filistin gümrüğünün başı (ünvanları tam bunlar olmayabilir) bizimkilerin akrabasının yakın arkadaşıymış. Araya o girmiş ve bizi içeri almaya karar vermişler. Biz pasaport işlemleri için binaya girdiğimizde içeride hiç kimse kalmamış, Filistin tarafına giden bütün otobüsler de gitmişti. Binada çok geç kaldığımız, işlerimizin zor olduğu laflarıyla hatırı sayılır "çorba parası" verdikten, havaalanlarında olmayan "çıkış vergisini" ödedikten sonra ayrıldık. Ayrılmamızla benim eğlenmeye başlamam bir oldu. Filistin tarafına geçmemiz için yukarıda bahsettiğim gümrükteki sahış makam aracı ile bizi almaya gelmişti. (Makam aracı dediğime bakmayın Hyundai Accent) amma bu aracın valizlerimizi almayacağını düşünmüşler ki almazdı. Bu yüzden bir de sınır kapısının ambulansını getirmişler :) Ve valizlerim bir ambulans ile Gazze'ye giriş yaptı :) Resmini çekemediğim için hem çok pişman hem de üzgünüm ama çıkıntılık yapamadım.
 
 
İlk yola çıkarken sağ salim evime dönmekten başka hiçbir isteğim yoktu. Çok ama çok beklentisiz ve önyargılı çıkmışım yola. Sınırın Filistin tarafına geçince daha hayretler içinde kaldım. Mısır tarafı ne kadar kirli, bakımsız ve kabaysa, Filistin tarafı o kadar temiz, yepyeni ve saygılı çalışanların olduğu bir yer çıktı. Rüşvetin R'si bile anılmadı. Ben ne böyle güzel bir bina bekliyordum, ne de bu kadar güler yüzlü personel. Gayet rahatlıkla, işlemlerimizi halledip ayrıldık oradan. Atladık bir taksiye, yine bir saatlik bir yolculuktan sonra vardık kayınpederlerin eve. Tam 18 saatlik bir yolculuk sonrası Gazze'ye varmıştık. Bu kısmını biraz kısa keseyim, çünkü iki kardeşin yıllar sonra kavuşmasını tasvir edecek kelime yok. Hele bir adamın 4 küçük yeğenini ilk defa görmesinin, bir halanın yeğeni ile kucaklaşması o anlar zor anlatılacak anlardı. Hadi onlar birbirine kavuştu, hasret falan derken bana ne oluyorsa ben de koyuverdim kendimi. Bol ağlamalı bir karşılaşma oldu. Komik olan Ahmed'in bu olanlara anlam verememesi, hatta biraz da korkması.
 
"Anne halam neden ağlıyor?"
"Seni gördüğü için çok mutlu oldu ondan canım."
"mutlu olunca ağlanmaz ki gülünür !!!"
"E sen de haklısın :)"
 

Gazze'ye yolculuk

Eh artık her aralıklı yazdığım yazıda adet edindim, bu sefer de vakitsizliğim ile başlıyayım. Vakit yok, bende heves yok derken bir yıla yakın zamanı hadi yarın, yok yok ertesi gün diye diye geçirdim. Belki bu yazıdan sonra yine epey bir süre yazmam ama bunu yazmam lazım, unutmamak için elimden geleni yapıyorum ama insan zihni hele de ömrün ortasına gelmişse çabuk unutuyor. 
 
En son Nisan'da yazmışım bir şeyler. O zamandan beri leyleği havada görmüşçesine sürekli bir yollarda durumu vardı bende. Kah tek başıma, kah iş arkadaşlarımla, kah kocamla. Son 10 aya 5 yolculuk sığdırmışım amma içlerinde en özeli, yaz tatilimiz, aile ziyaretimiz olan Gazze seyahati.  
 
Olayın belki biraz da geçmişini anlatmak gerek. Koca tam 14 yıldır ablasını yüz yüze göremiyor. O giremiyor, ablası çıkamıyor Gazze'den. Hep gönlündeydi Gazze'ye gitmek. Bu yıl kayınvalidemler de Gazze'ye taşınınca bir gitme sebebi daha çıktı. Tabi gitme işi bir tek bizim isteğimizle olsa bu kadar uzamazdı ama eski Mısır hükümeti maalesef ziyaret maksatlı bile olsa girişlere izin vermiyordu. Yeni hükümetin Filistinlilere daha yakın duruşu bizi cesaretlendirdi. Mısır'daki Türk büyükelçiliği ile irtibata geçip izinlerimizi aldık. Aldık almasına da tam biz yolculuk hazırlıklarına başlayacakken Mısır'ın bir başka sınır kapısında olan olaylar yüzünden bizim giriş yapacağımız Refah sınır kapısı da kapatıldı. Bu arada elçilikten de kapı ile ilgili sıkıntılar olduğu ve kendimizi riske atmamamız konusunda mail aldık. Arkasından kapının bizim içinde olduğumuz gün de dahil olmak üzere sadece üç gün açık olacağı, Ramazan bayramı arifesinde kapatılacağı ve ondan sonra ne zaman açılacağının belli olmadığı da basın açıklamalarına çıktı.
 
Baştan beri gönlüm hep gitmek istese de can kıymetli, inanılmaz korkuyordum açıkçası. Hatta gitmemek için kocamı ikna etmeye bile çok çalıştım. İkna etmek bir yana kırılmasına sebep oldum. Korkum kendime birse Ahmed'e on kattı. Sonuç olarak yola çıkmamızdan hepi topu bir-iki hafta önce olan olayları bir işaret saydım, ama kocam işin peşini bırakmadı, bırakamadı. Yıllardır görmediği ablası, ülkesi vardı işin ucunda ve en sonunda kendinin gidip deneyeceğini, beni zorlamayacağını kararın benim olduğunu söyledi söylemesine ama işte bırakamadım. Üç hafta boyunca aklım onda olup, aldığım nefesten bile keyif almamaktansa Gazze'de başımıza ne gelirse gelsin dedim ve kocanın peşinde Gazze yollarına düştük. Her şey ama her şey son dakikada hazır oldu. Sadece 14 saat önce uçak biletimizi aldık. Yolculuktan 10 saat önce valizimizi hazırladık sadece iki saatte. Tüm gece üçümüzde hiç uyumadan havalimanında sabahladık. Ve yolculuğun ilk ayağı Mısır'a vardık.