Gazze'ye yıllar sonra geliyorsanız, hele bu gelişiniz bayram ve kayınvalidelerin yeni eve taşınması ile birleşiyorsa Gazze'de bayram demek kocam okursa kızacak ama zebil gibi misafir demek :) Ben böyle kalabalık sülale ne gördüm, ne duydum. Bir günde bir evde 50 misafir ağırlanır mı ağırladık. İlk misafirlerimiz arife gecesi gelen kocanın teyzelerinden biriydi. (İlk gece gelen amcaları saymıyorum çünkü sızıp kaldığımdan göremedim kendilerini) Dedi ki teyzemler geliyor. Ben de yaşını başını almış iki insan bekliyorum. Yok öyle değilmiş.
Gazze'de adettenmiş (belki başka arap ülkelerinde de) herkes bir arazi alır evini yaparmış, sonra olan her erkek çocuk için bir kat çıkarlarmış. Teyzeler de böyle bir yapıda yaşıyorlar. Kendileri 6 çocukları, gelinleri, gelinlerin görece küçük çocukları derken o gece toplam 12-14 yetişkin, minimum 5-6 da çocuk misafirimiz oldu. Buna evin nüfusu (6 yetişkin, 5 çocuk), havanın sıcaklığı, bir de günün neredeyse 12 saati kesik elektirikler yüzünden çalışmayan vantilatörler eklenince çekirdek aile, çekirdek sülale ekolünden gelen ben neye uğradığımı şaşırdım. Şaşkınlığım bir kaç güne geçti hatta bir evde aynı anda 20-25 kişi olma fikrine alıştım bile.
Ertesi gün bayram oldu. Erkekler bayram namazına gittiler. Yine Gazze'de (bilmiyorum ama belki başka arap ülkelerinde) bayram namazı camilerde değil büyük geniş alanlarda kılınırmış hava müsait oldukça. Gazze'de bunun yeri de kayınvalidelerin evin çaprazındaki stadyum (ki son olaylarda orası da yerle bir edilmiş.) Tüm yorgunlukların üzerine sabah uykumdan mikrofondan konuşan bir adamın sesiyle uyanabildim ancak. İsmail Haniye'ymiş. O da bayram namazı için oradaymış.
Gazze'de bayramlaşma şu şekilde, ilk gün ailenin erkekleri toplanıyorlar, kadınlar evlerde. Erkekler tüm sülalenin kadınlarını ziyaret edip bayramlaşıyorlar. Böylece falancaya gittik bulamadık derdi yok :) O günün gecesi ve devamındaki bayram günlerinde ise ailece ya da sadece erkek/kadın grupları halinde bayramlaşma devam ediyor. Bayram ikramları salonda aşağıdaki resimde olduğu gibi ortaya konuyor ve misafirlere ikram ediliyor. İkramlar genelde, çikolata, bizim kuru baklava dediğimiz buraların baklavası ve ismi mamoul olan benim hurmalı kurabiye isimlendirdiğim tatlı, kuruyemiş ve arap kahvesi. Bizim evde evin starı bendim. Genellikle akraba evliliği yapılan bir sülalede değil başka soyadından, başka bir milletten bir gelin. Hatta on yıllık evliliğe rağmen Arapça öğrenememiş gelin!!! İngilizce bilenler çoktu da çevirmenler vasıtasıyla bol bol muhabbet ettik yine de. Her konuşmanın sonu bir dahaki gelişinde Arapça öğren gel şeklinde bittiği için bir daha Gazze'ye ne zaman gidebilirim meçhul :P
Gazze'nin bayram adetlerinden bir diğeri de erkekler eşlerine, kızlarına, kızkardeşlerine bayram hediyesi veriyorlar. Bu genellikle kendi zevklerine göre alsınlar diye para oluyor. Aslında ben bu işin dışında kalmama rağmen kayınpederim bana da bayram hediyesi verince hem çok sevindim, hem de duygulandım. Bunu gören, Türkiye adetlerine uymuş kocam da babamdan aşağı mı kalacağım gazıyla o da kesenin ağzını açtı. Havadan gelen para kadar güzeli var mı? Sonra evin kadınları olarak bu harçlıkları elbise, gömlek, ve ben kayınpederimden hatıra kalsın diye bir fincan takımı olarak değerlendirdik hemen :)

