01 Kasım 2009 Pazar

Zor günler

22 Ekim: Mim bahane oluyor. Son yazımı yazıyorum bloga. Bir taraftan da heyecan. 25 Ekim kuzucuğun doğumgünü. O gün için kendimce çok duygusal bir yazı yazacağım diye düşünüyorum. Mutlaka yazacağım o yazıyı. Bir de bir hafta önce babası buradayken kendimizce yaptığımız doğumgünü resimlerini koyacağım. Mutlu gülümseyen yüzler ve bir yaşındaki oğlumla beraber. Oysa pişmiş tavuk kıs kıs gülermiş saklandığı yerde haberim yok.



24 Ekim: Bir gece önce babamda ağrılar oluyor. Şiddetli. Neyse o bu derken geçiyor. Bu sabah kahvaltı sonrası tekrar başlıyor ağrılar. Babam dayanamıyor. Hemen acil numarasını arıyoruz. Şiddetli gögüs ve sırt ağrısı sebebiyle. On dakika içinde 5 kişilik bir ekip evimize doluşuyor. İnsan hayatına verilen değere şok oluyoruz ailece. Elektro çekiyorlar. Başka şeyler yapıyorlar. Kalp ile ilgili bir sorun değil ama hastaneye gideceğiz diyorlar. Acilden giriş yapıyoruz. Kan testleri filmler derken bir kere daha tekrarlıyorlar. Çok şükür önemli hayati bir durum yok. Tam hastaneden bizi çıkartacakken babamın ağrıları tekrar başlıyor. Dayanılmaz bir şekilde. Morfin vuruyorlar bu sefer. MR çekilmeye gidiyor. Sonuçlar geliyor. Önemli bir şey yok. Ya hazımsızlık ya da kas ağrısı. Babamı bugüne kadar bir kere bile yatar görmemiş ben için kötü bir deneyim olsa da hastanede yedi saat kaldıktan sonra bize verilen mide ilaçlarını da alıp eve dönüyoruz. Biz hastanedeyken Ahmed ateşlenmiş. 39 küsurlarda gezmiş ateşi. Ateş düşürücü veriyoruz gelince eve. Biraz iniyor ama doğru düzgün düşmüyor.



25 Ekim: Ahmed beylerin doğum günü. Sabah kahvaltı sonrası yine küçük pastalar aldım. Onları yiyiyoruz güle eğlene. Doğa müzesine götürecektim hepsini ama ateş yine yüksek diye yine arıyorum acil numarasını. Bir doktor ismi veriyorlar. Babam dünden yorgun diye annemle gidiyoruz. Doktor bakıyor. Kulakta kırmızılık var. Orta kulak iltihabı diyor. Antibiyotik ve ateş düşürücü veriyor gönderiyor bizi eve. Geliyoruz. Akşam oluyor. Ahmedin ateşi düşmüş sonunda. Seviniyoruz. En son annem birer elma getiriyor hepimize. Onu yedikten sonra babam da tekrar şiddetli ağrılar başlıyor. Arıyorum yine acili. Kalp değil dün gittik deyince aldığımız ilaçlardan bir tane daha alsın düzelmezse bilmem nereyi arayın ama çok yoğunlar ambulans gönderemeyiz diyorlar. İlaç bir işe yaramayınca arıyorum ama numarayı açan yok. Taksi aramaya çıkıyorum. Tek tane taksi yok. Tren istasyonundaki kızlardan yardım istiyorum. Onlar arıyorlar. Bu sefer tamam göndereceğiz diyorlar. 15 dakkika içinde yine bir ambulans geliyor. Babam da hazırlanmış onları beklerken yürüyerek ambulansa gidiyor. Bir önceki gece gittiğimiz hastaneye gidiyoruz. Gece yarısı oluyor.



26 Ekim: Babamın yine çok çok acılı ağrıları başlıyor. Yine gelip EKG çekiyorlar. Bir iki üç defa. Babam midesinden şüpheli. Aynen annenin de böyle başlamıştı diyor. Dayanamıyor ben bir şey yapamıyorum. Benden yardım istiyor. Morfin vursunlar söyle diyor. Çıkıyorum dışarı doktora söylemek için. Doktor biraz da sessizce kalp diyor. Dün diyorum buradaydık. Bir şey çıkmadı. Bu sefer diyor kalp..... Yanına dönüyorum babamın. Herşey iyi olacak geçecek diyorum. Diyemiyorum ki baba kalp krizi geçiriyorsun. Apar topar götürüyorlar babamı. Kalp konusuda uzman bir hastaneymiş. Doktor tamam bir sorun yok. Gerekli müdahale yapılacak. Evine git güzel bir uyku çek diyor. Dalga geçer gibi. Bir buçuk saat daha döneşiyorum orada. Ne yapacağımı bilemeden. Kocamı uyandırıyorum Türkiyeden gecenin bir yarısı. Bana akıl versin diye. Anneme ne söyleyeceğim nasıl gideceğim eve diyorum. Sakinleştirmeye çalışıyor beni. İlk uçakla geleceğim diyor. Sana ihtiyaçları var kendini salma diyor. Salmıyorum kendimi. Taksi çağırıyorum eve gidiyorum. Annem kim o diye seslenince ben dememle yanlış bir şeyler olduğunu anlıyor. Baban nerede diye sormaya başlıyor. Yalan söylemenin bir faydası yok. Herşeyi olduğu gibi anlatıyorum. İnanmıyor. Ağlıyor ağlıyor. Babana bir şey oldu da söylemiyor musun diyor. Anne dinlen sabaha gideceğiz bak yanına diyorum. Yatmıyor. Oturuyor ağlıyor. Neden babana söylemedin. Bilmeden mi gitti. Babanı niye oralarda yanlız bıraktın dil bilmiyor diyor başka bir şey demiyor. Taksi arıyorum yine hemen götüreyim de gözüyle görsün diye. Ben de bilmiyorum ne bulacağımızı ama umut ediyorum. Yok yok taksi yok şu lanet olası ülkede. Sabah 6 trenine biniyoruz. Ahmedi de yanımıza alarak mecburen. Gidiyoruz. Yoğun bakımdaymış babam ama görmemize izin veriyorlar. Sırayla giriyoruz yanına. Çocukları sokmadıkları için. Çok şükür iyi. Stent takmışlar damarına ama hala bilmiyor. İlknur bunlar hala kalbimden şüpheleniyorlar yok benim kalbimde bir sorun diyor. Doktoru saat ikide göreceğiz deyince. Desenize saat ikiye kadar buradayız daha diyor. Öğlenden sonra söylüyorum sonunda. Baba kalp krizi geçirdin deyince çok morali bozuluyor. Geceden beri biliyormuydun diye defalarca soruyor. Akşam üstü tekrar görüyorum bu sefer biraz kabullenmiş gibi.

27-28 Ekim: Babamı görmeye gidiyoruz. Tren istasyonlarındaki merdivenlere küfür ede ede. Annem de ben de çok yorgun düşüyoruz o kadar şeyi indirip bindirmekten. Babma iyi çok şükür. Çok ciddi bir şey atlatmış diyor doktorlar. Türkiyeye gidince hemen bir kardiyoloji uzmanı görmesi gerek. Ahmedin ateşi düşmüş. Lekelenmeler var vücudunda. Anlıyoruz ki 6. hastalıkmış. Kesiyoruz antibiyotiği hemen. Yasser gelemiyor. Burada oturma izni başvurusu var diye. Acil vize vermiyorlar. Ne desek boş. Lanet etmekten kendimi geri alamasam da. Hiçbir şey bilmeyen kardeşimle babamı konuşturuyoruz. Bir şeyden şüphelenmesin diye.

29-30 Ekim:
Yoğun bakımdan çıkartıyorlar babamı. Normal odaya alıyorlar ama hala salmak istemiyorlar. Hastaneden çıktıktan bir hafta sonra Türkiyeye dönebilir diyorlar. Alıyoruz hemen biletlerini. Annemle beraber dönecekler. Olayların başından beri. Yok midesi ağrıyor, yok markette, yok orada burada şurada dediğimiz babam için artık şüphelenmesin diye gerçeği söylüyoruz. Şok geçiriyor. Ekranın öbür tarafında. Sakinleştirene kadar canımız çıkıyor.


31 Ekim:
Babamı çok şükür salıyorlar. Gider gitmez bir doktora görünmesi şartıyla. Yasser kardeşimin yanına gidiyor. Ne olur ne olmaz diye yanlız bırakmamak için.
Ne zormuş ama çok şükür atlatmaya çalışıyoruz. Başkalarının başına gelince üzülüp te insan kendine uğramaz sanıyor böyle şeyleri. Oysa ne kadar yakın bize her türlü dert.
Şimdi şükür hepimiz iyiyiz yani inşallah.

23 yorum:

havvanur dedi ki...

çok geçmiş olsun çok kötü oldum okurken fransada ne biçim bi ülke taksi bile yok allah acil şifalar versin sen çok güçlüsün bunuda aşıcaksınız inşallah güzel postlara inş..

KUZEY TAN dedi ki...

çok geçmişler olsun.gerçekten zor günler atlanmışsın.
Seni çok taktir ediyorum. Gerçekten çok güçlü bir insansın. hiç başka derdiniz olmasın.

BirBen dedi ki...

Geçmiş olsun İlknur,okurken tüylerim diken diken oldu.Ama baban iyi ya önemli olan o.Başka bir ülkede olmanız sizi zorlamış ama iyiki yanındaymışsınız,tek başına da krize girebilirdi ve müdehale edilememiş olabilirdi.Allah korusun,sizi ona, onu size bağışlasın!

MELEK KOKUSU dedi ki...

Ilknurcum okuyunca gözlerime inanamadim, cok büyük gecmis olsun...

Babanin sindi daha iyi olmasina gercekten cok sevindim, ve tüm bu zorluklari yabanci bir ülkede yasamak zorunda olmaniza ise bir o kadar üzüldüm...

Minik Ahmedin de gecmis dogum günü kutlu olsun, saglikli uzun bir ömrü olsun canim.Sevgiler

saricizmeli dedi ki...

Çok geçmişler olsun.
Çok zor günler geçirmişsiniz, neyse ki sonu iyi gelmiş.

kuzunun annesi dedi ki...

Of off , film segereder gibi okudum valla olanları İlknurcum . Cok gecmiş olsun , yaban ellerde bir sürü badire atlatmıssınız. Umarım baban kısa sürede saglıgına kavusur. Ahmedinde atlatmıs oldugunu sanıyorum , bugün eloşta hiçbirsey yok çünkü. Çok öperim..

Z.EROĞLU dedi ki...

canım çok zor günler geçirmişsiniz gerçekten.çok üzüldüm.bedn diyorum neden yazmıyor bu aralar meğer nelerle uğraşıyormuşsunuz.allah şifasını versin canım.ahmed ede çok geçmiş olsun.

kirazsevdasi dedi ki...

İlknur,
cok kotu oldum ya,
baba ne demek, ne kadar buyuk, onemli.
zaten moralim bozuktu, yazının ortalarinda koyverdim kendimi gittim artik,
cok cok gecmis olsun, allah bir daha yasatmasin.
Ahmedimin dogum gununu de kutluyrum, insallah bir daha hic boyle bir dogum gunu yasamaz, hep saglik olur.
Sevgiyle

Hatice (Nisanur'un annesi) dedi ki...

çok geçmiş olsun blogunuzu yeni takip etmeye başlamıdım,ama gözlerim ıslanmış bir şekilde yazıyorum yorumumu Allah sabır vermiş atlatmışsınız,o günler birdaha hiç ugramasın size,Ahmedin dogum gününüde kutlarım.

Anne ve Bebisi dedi ki...

Cok gecmis olsun ya :( Bu kadar zaman sizden ses cikmayinca merak etmistim :(( Allah beterinden saklasin.

emir iskefiyeli dedi ki...

Geçmiş olsun İlknurcum, hem baban hem de evladın için. Allah sağlık afiyet versin uzun yıllar başımızdan ayırmasın onları. Sana da büyük sabırlıklar diliyorum. Fransa'da tüm bu yaşadıklarını görünce sana hayran kalmamak, azmini ve direncini takdir etmemek mümkün değil. Selamlar, acil şifalar.

Hamarat hanım dedi ki...

Gerçekten çok zormuş günlerin. Allah beterinden saklasın. Geçmiş olsun. Ahmed'in doğrum günü kutlu olsun...

rabia dedi ki...

Cok gecmis olsun Ilknur'cum. Ben de diyordum Ilknur niye kutlamadi oglusunun dogum gununu daha.

Allah'tan babana acil sifalar, Ahmet'e de hayirli saglikli uzun omurler dilerim canim.

cavidan dedi ki...

uzun zamandır bloğunu keyifle okuyorum. yorum yazmak bugüne imiş.
çok çok geçmiş olsun ve allah kolaylıklar versin. gerçekten metanetli güçlü kalmışsınız. umarım herşey düzelir.
ahmetinde doğum gününü kutlarım.
sevgiler.

Tarkanın Annesi dedi ki...

İlknurcum gerçekten yazdıklarını okuyupta üzülmemek imkansız hani üzülme geçiyor herşey deniyor ama bunları yaşadığın dakikalarda insan hiçbirşeyi düşünemiyor zaten.
Neyseki Allah'tan zamanında müdahale etmişler. Benim babamda 4 yıl önce kalple ilgili başka bir nedenden ameliyat oldu o anki duygularını o yüzden çok iyi anlayabiliyorum ama neyseki özellikle senin güclü duruyuş sayesinde bi yandandan Ahmet'in hastalığı bir yandan babanın durumuyla başa çıkabilmişiniz. Gerçekten seni kutlamak istiyorum belki ben olsam çoktan yıkılırdım ama her karanlığın bir aydınlığı varmışki son yazdıklarında iyiyim demen buna işaret. Senin iyi olmanda inan tanımasak bile birbirimizi beni mutlu etti. Bu arada minik Ahmet'in doğumgünü hafif kaynasada olsun sağlık olsunda gerisi boş bizde şimdi kutlarız Ahmet iyiki doğdun küçük prens.

yagmurveannesi dedi ki...

canim ya gecmis olsun neler gelmis basiniza böyle allahim birdaha yasatmasin insallah

yeşim dedi ki...

canım ya çok çok geçmiş olsun, Ahmedciğime de çok geçmiş olsun...İyi ki doğmuş Ahmed:)))

anne yazar dedi ki...

Acil şifalar İlknur'cum. İki gün annenler geldi diye rahat edecekken şu yaşadıklarına bak:(Neyseki zamanında müdahale edilebilmiş. Allah hepinize uzun ömür versin. Ahmet'e de nice yaşlar ve acil şifalar dilerim.

Tekir dedi ki...

İlknurcum, canım, çok çok geçmiş olsun. Babacığın daha iyidir umarım. Sen de lütfen kendini suçlama, belki de orada olması bir tesadüf değildir.

Zor günler geçecek, hatta geçti bile bak gör.

Babana ve tüm aileye sağlık diliyorum.

Sevgiler.

gulderya dedi ki...

cok cok gecmis olsun acil sifalar babana sana guc kuvvet diliyorum

Adsız dedi ki...

cok gecmiş olsun güçlü kadın sen bununda üstesinden geleceksin Allah yardımcın olsu nacil şifalar diliyorum

Kamer

Yasemin Aktuğ dedi ki...

kaç gündür yazacağım üzüntümü dile getireceğim internet problem çıkarttı. kalbim sıkışarak okudum yazını. çok ama çok geçmiş olsun. bazen bu dr ları anlayamıyorum. Nasıl başta anlayamazlar diye sormadan edemiyorum. Çok şanslıymışsınız ki diğer günlerde anlamışlar da tedaviye başlamışlar.
sağlıklı günler diliyorum

Adsız dedi ki...

ablam çok güçlü ablam.soğuk kanlı ablam.şuan sadece şükredebiliyorum.keşke yanında olupta sana destek olabilseydim.
Sınanıyoruz ve sınanacağız ve Allahın izniyle hepsinden alnımızın akıyla çıkacacağız.
Sense hepsinden önce çıkacaksın inan bana sizi çok seviyorum.

Kardeşin(Ahmedimin de teyzesii:) )