Ve bir maceranın daha sonuna geldim. İşimden ve Fransadan ayrılmama sadece üç hafta kaldı. İçim biraz buruk ama çokça mutlu. Yaşadığım onlarca bürokratik aksiliği bir yana bırakırsam çok ama çok güzel bir işim vardı. Kafamda hayallerini kurduğum iş ortamının tüm öğeleri vardı burada. Profesyonellik, akademik imkanlar, çalışma konularında sağlanan esneklik herşey çok iyiydi (Yılda altı hafta izin kullanma kısmına girmeyeceğim hiç). Bununla beraber çokta eğlenceli bir iş ortamıydı. Tek şikayetim dil konusuydu. Çoğunlukla muhabbetlere yabancı kalmak zordu. Her gülün de bir dikeni var elbet.
Gruptan ayrılan herkese yapıldığı gibi bana da (beni hem mutlu eden hem de hüzünlendiren) bir veda partisi düzenlediler. Ben şeklen parti sahibi olarak yapmayı becerebildiğim klasik kekim, bayıldıklarını daha önceden test ettiğim Edirne lokumlarım ve aşurem(Dr Oetker sağolsun) ile katıldım olaya :)
Partinin ortasına doğru ise gerçekten beni utandırlar desem yeri. Genelde sembolik bir hediye alınıyor diye biliyordum. Kursumla çakıştığı için hiç katılmamıştım veda partisine. Çoşmuşlar. Bilmeden ne kadar çok arkadaş edinmişim, sevilmişim inanamadım. Samimi olduğum dört kız arkadaşım bir hafta kafa patlatmışlar, neler yapabiliriz diye.
Bir Fransız yemek kitabı (arayıp ingilizcesini bulmuşlar), güzel bir mutfak önlüğü ve şahane bir duş seti almışlar. Buraya kadar ben sadece bana aldıklara hediyelere utanırken sıradaki hediye ile beraber koptum.
Arkadaşlarımdan biri ki hemen yanda hediyeleri takdim eden güzel insan(en kısa zamanda onun da güzel bir bebeği olacağını umuyoruz hep birlikte) , oğlumu düşünmüş ve ona da hediye almışlar. Görünce inanamadım. Bana hediye neyse bu nasıl bir inceliktir ki Ahmede varana kadar düşünmüşler. Ben daha kutuyu açarken ellerim ve sesim titremeye başladı, gözlerim doldu. Arkasından arkadaşımla sarılışıp ağladık bir güzel zaten. Bunlar yetmemiş bir de elime içinde bir miktar para olan bir zarf tutuşturdular, kendi istediğim bir hediyeyi almak için.
En son verdikleri hediye ise en duygusalıydı. Herkesin düşüncelerini yazdığı bir kitapçık verdiler. Patronumun yazdığını okuyunca bir kere daha ağlayasım geldi. Diyorum ya inanamadım bu kadarına. Çok çok mutlu ettiler beni.
Öbür yandan yüreğim pır pır. Heyecanlıyım hem de korkuyorum. Annelik hissi, oğluma sevgim elbette içimde hiç eksilmedi ama pratiğimi kaybettim galiba, ilk anda beceremeyecekmişim gibi geliyor ya da sadece aptal bir his içimdeki. Gidince artık iki yaşına yaklaşan dünya güzelinin huyunu suyunu sökmeye, onunla kaynaşmaya çalışacağım. Birlikte, kaybettiğimiz bütün zamanı telafi edeceğiz inşallah. Ayrıca bu aralar herşey için oğluma ı-ııı dedirten itirazlar, terrible twonun ayak sesleri ile başa çıkmaya çalışacağız. Bundan sonra Ahmed beylerin fendi İlknuru yendi yazıları okuyabilirsiniz bol bol :)
Gruptan ayrılan herkese yapıldığı gibi bana da (beni hem mutlu eden hem de hüzünlendiren) bir veda partisi düzenlediler. Ben şeklen parti sahibi olarak yapmayı becerebildiğim klasik kekim, bayıldıklarını daha önceden test ettiğim Edirne lokumlarım ve aşurem(Dr Oetker sağolsun) ile katıldım olaya :)
Partinin ortasına doğru ise gerçekten beni utandırlar desem yeri. Genelde sembolik bir hediye alınıyor diye biliyordum. Kursumla çakıştığı için hiç katılmamıştım veda partisine. Çoşmuşlar. Bilmeden ne kadar çok arkadaş edinmişim, sevilmişim inanamadım. Samimi olduğum dört kız arkadaşım bir hafta kafa patlatmışlar, neler yapabiliriz diye.
Tatlıya düşkünlüğümü bildiklerinden Fransız tatlıları almışlar.
Bir Fransız yemek kitabı (arayıp ingilizcesini bulmuşlar), güzel bir mutfak önlüğü ve şahane bir duş seti almışlar. Buraya kadar ben sadece bana aldıklara hediyelere utanırken sıradaki hediye ile beraber koptum.
Arkadaşlarımdan biri ki hemen yanda hediyeleri takdim eden güzel insan(en kısa zamanda onun da güzel bir bebeği olacağını umuyoruz hep birlikte) , oğlumu düşünmüş ve ona da hediye almışlar. Görünce inanamadım. Bana hediye neyse bu nasıl bir inceliktir ki Ahmede varana kadar düşünmüşler. Ben daha kutuyu açarken ellerim ve sesim titremeye başladı, gözlerim doldu. Arkasından arkadaşımla sarılışıp ağladık bir güzel zaten. Bunlar yetmemiş bir de elime içinde bir miktar para olan bir zarf tutuşturdular, kendi istediğim bir hediyeyi almak için.
En son verdikleri hediye ise en duygusalıydı. Herkesin düşüncelerini yazdığı bir kitapçık verdiler. Patronumun yazdığını okuyunca bir kere daha ağlayasım geldi. Diyorum ya inanamadım bu kadarına. Çok çok mutlu ettiler beni.
Öbür yandan yüreğim pır pır. Heyecanlıyım hem de korkuyorum. Annelik hissi, oğluma sevgim elbette içimde hiç eksilmedi ama pratiğimi kaybettim galiba, ilk anda beceremeyecekmişim gibi geliyor ya da sadece aptal bir his içimdeki. Gidince artık iki yaşına yaklaşan dünya güzelinin huyunu suyunu sökmeye, onunla kaynaşmaya çalışacağım. Birlikte, kaybettiğimiz bütün zamanı telafi edeceğiz inşallah. Ayrıca bu aralar herşey için oğluma ı-ııı dedirten itirazlar, terrible twonun ayak sesleri ile başa çıkmaya çalışacağız. Bundan sonra Ahmed beylerin fendi İlknuru yendi yazıları okuyabilirsiniz bol bol :)


9 yorum:
Senin adina cok sevindim :) Ne guzeldir gurbetten silaya hele hele de evladin yanina donmek :) Yolun acik olsun. Insallah Turkiye'de de cok guzel sartlarda bir isin, hem de annen-baban, esin ve evladin yaninda olur :)
Harika!
Geri dönüyor ve oğluna kavuşuyor olmana çok sevindim.Aramızada dönersin değil mi?:)
ahhh canım benim bende yazının sonlarına dogru agladım.ne güzel böyle insanlarla tanışmak di mi?
bundan sonra hayatın daha kolay olmasını diliyorum senin için
bana noluyorsa gözlerim dolarak okudum. insanın sevilmesi sevmesi ne kadar güzel değil mi?
ayrıca ben avrupalıları biraz eli sıkı bilirdim. utandım şahsen:) onbeş öğretmenin birleşip, arkadaşları evlenirken bir küçük altın aldıklarını da gören biri olarak aslında ne haddime dedim:)))
Hediyeler gerçekten sevgiyi ve muhabbeti artırıyor. verirken de alırken de.
artık bol bol kavuşma yazıları bekliyoruz. yeni bir macera başlıyor desene. senin adına çok çok sevindim oğlunla kavuşacağın için. sevgiler
ne güzel zor zamanların sonuna gelindi, helal olsun diyorum ilknur sana:)
Ah ilknur senin nöbet bitti benimki baslıyor , bu carsamba bende 7 haftalıgına ayrılıyorum TR den. hadi allah kavustursun ahmedciğe. Öperim çok
Anne ve Bebisi hem de nasil guzel, yuregim pir pir. Guzel temennilerin icin de cok tesekkur ederim.
Birbencim insallah donunce ilk is gruba geri donmek :)
Ilknurcum saol arkadasim guzel temennilerin icin. Hepimizin hayati daha kolay olsun.
hilal ben de boyle bilmezdim ama gercekten cok ince insanlar olduklarini boylelikle ogrenmis oldum. insallah kavusur kavusmaz yazarim. O zaman belki yazmaya olan isteksizligim de gececek.
Serracim cok sukur bitmek uzere. Insallah zaman su gibi aksin.
Hayatcim daha evvel de biraz konusmustuk icinde oldugun ruh halini en cok ben anlarim herhalde. Bak ben 8 ayi devirdim sen 7 haftayi goz acip kapayana kadar bitireceksin insallah. Hic gozun arkada kalmasin. Bebegin cok iyi bakilacak cok cok sevgi gorecek. Sen de ileride onun gurur duyacagi bir is yapmis olacaksin.
yavruna kavuşacağına çok sevidim. Ona kavuşmana sarıp sarmalamana az kalmıi ne güzel.
Hiç endişelenme bazı şeyler bisiklete binmek gibidir. unuttuğunu sanırsın ama bi bakmışsın ki hiçbirşeyi unutmamışsın. Eminim Ahmedlede öyle olacak ve çok güzel günler sizi bekliyor
İlknurcum, Türkiye'ye döndüğüne dair haberlerini de heyecanla bekliyoruz. Annelik öğrenilen bir şey olmadığı için unutulamaz da. Eminim evladına kavuşunca tüm çektiğin sıkıntılar geride kalacaktır. Sevgiler.
Yorum Gönder