Temmuzun ortasında mezun olduğumu varsayarsam şunun şurasında iki ay geçmişti öğrencilik kariyeme son vereli. Göbek bağımı okula mı gömmüşler ne. Yeniden okullu olduk sınıfları doldurduk. Buraya beni çağırırken gel Fransızca bilmesen de olur diye pazarlayan patronumun iş genelinde pek etkisi olmadığından bütün haberleşme Fransızca yapılıyor. Sunumların bile çoğu öyle. Aslında beni saçma sapan bir sürü şey dinlemekten kurtarsa da haberleşmede ve öğlen yemeklerinde biri acıyıp ta benimle İngilizce konuşmadığı sürece bütün olaylara Fransız kalamıyorum.
Hazır işyerinin kursları da var diye yazıldım. Bugün de başladık derslere. Hiç şakaları yok. İmza alıyorlar her ders. Gelmeyene ne yapıyorlar pek fikrim olmasa da. Bu benim ömrü hayatım boyunca Türkçeyi de sayarsak öğrenmeye niyet ettiğim 5. dil. Hangisini çok iyi konuşuyorsun derseniz hiçbirini diyeceğim fakat niyet önemli değil mi? Standarttan başladık. Ben kimim, nereden geldim, bu kaç para, iyi günler, iyi akşamlar diyebiliyorum artık ki Almanca ve Arapça da bundan öte de gidemedim :)
Buraya geldim geleli bol kahkahalı geçirdiğim ilk gün bugündü. Ne zamandır eğlenmemiştim bu kadar gülmekten gözümden yaşlar aktı. Cem Yılmaz kıvamındaki hocamızdan tutun da sınıfın yarısından çoğunu oluşturan Hintli ve Çinliler herkesi kırdı geçirdi desem yeri. 15 kişilik sınıfın 4ü Hintli (ki pek şakacı tipler çıktılar) 6sı Çinli. Dünya nüfusundaki yerlerine orantılarsak çok ta enteresan bir durum değil tabi. Hocamız olan kızcağızın isimlerimizi hatırlamak için çağrışım yapabilmesi için birşeyler söylememizi rica etmesi üzerine Çindeki sülalesini anlatanlar mı istersin, masaya resimler koyup içinden iki tane seçin ve niye seçtiğinizi bana anlatın demesi üzerine 40ına merdiven dayadığını düşündüğüm Hintli bir adamın çıtır bir Fransız kızın tek başına bankta oturur resmini seçip "benim geleceğimi simgeliyor, o benim gelecekteki eşim, yanlız oturmuş beni bekliyor" demesini mi istersin. Adı Miltos olan bir çocuğun Hiltondan aklınızda tutun demesi üzerine Paris Hilton mu diye soran aynı Hintliyi takdir ettim. Abinin evlenme yaşı gelmiş geçiyor acilinden bir kız bulmak lazım.
Benim çağrışımım hepsinden kolay geldi hocama (ismi Santhana olan bir Hintli oğlanın da Carlos Santhanadan çağrıştırılması hariç) . Kulakları çınlasın ilk İngilizce öğretmenim her "ignore" deyişinde yerimden sıçrardım şimdi bana soru soracak diye. İsmimi de her daim şiveli söylediğinden ikisini ayırabilmem biraz zaman almıştı. Resim niyetine de bir çocukla babasının el ele tutuşmuş bir resmi (Burada geçen gün Esranın tavsiye ettiği Alamanya treni fona girer:P) ile bir kütüphane resmi seçtim. İlk resim oğlumla kocamı simgeliyor ikincisi de bu kurs bittiğinde fransızca bir şeyler okuyabilirim belki diye dedim :P Milletin yaptığı onca geyiğin üstüne pek ciddi kaçtı ama elimin altında onlar vardı ya da bilmem benim elim onlara gitti.
Diğerlerinin dakikalarca kıvranmasına rağmen Fransızcada u diye yazılıp ü diye okunan harfi rahatlıkla çıkarıp hocamdan bir de aferim aldım günün bonusu olarak... Çok eğlenceli bir sınıfa düşmüşüm. Haftada iki gün terapi niyetine. Sonunda biraz da Fransızca öğrenirsem yanıma kar kalacak işte...


5 yorum:
:) çok hoş...
İlknur;
idolümsün. demek fransızca kursuna da başladın. tebrik ediyorum seni, harikasın diyorum ve önünde saygı ile eğiliyorum arkadaşım :)
mücadeleni hayranlıkla izliyoruz canım
kolay gelsin
Yeliz di mi:))
Tekir guldurdun beni :) Fransizca kursu sadece bir deneme. Cok ogrenebilecegimden emin degilim ama bakalim :)
Hulyacim tesekkur ederim. Gittikce daha kolay gelmeye basladi. Yani galiba :)
Fransızca kolay öğrenirsin ama daha kolay unutursun. Sadece hocaların "nasıl anlamazsın dişi erkek olduğunu" diye azarlamaları sıkıcı oluyor. Neden ayrımcılık yapıyorsunuz kelimelere canım.
Yorum Gönder